18 Kasım 2017 Cumartesi

Kadınların Nesi Var?

Kitap Adı: Kadınların Nesi Var?
Özgün Adı: The Trouble with Women
Kitap Yazarı: Jacky Fleming
Çeviren: Mavisu Kahya

Yayınevi: Desen
Sayfa Sayısı: 117
Baskı Yılı: 2017

Kadınların Nesi Var, bol illüstrasyonlu az yazılı bir kitap olmasına rağmen beğenimi fazlasıyla kazandı. Okurken gerçekten çok keyif aldım, çok beğendim. Bazı yerlerde kahkaha attım. Bu anlamda kazandığı Artémisia Mizah Ödülü'nü fazlasıyla hak ettiğini söyleyebilirim.

Jacky Fleming, bu kitabında kadının toplumdaki yeri, kadına bakış açısı gibi konulara hızlı bir tarihsel bakış sunuyor. Tarih boyunca erkekler ve erkek ergemen toplumlar kadınlar hakkında pek çok şey söyledi. Kadınların çalışmak için, bilim üretmek için ve hatta "düşünmek" için bile fazla narin ve zayıf olduğu söylendi. Hatta kadın beyninin erkek beyninden daha küçük olduğu bile iddia edildi. 

Darwin, kadınların biyolojik olarak ikinci sınıf yaratıklar olduğunu söyledi. Tarihte hiç kadın dahi olmaması da buna bağlandı. Kadınların ancak dikiş nakış işleriyle uğraşması gerektiği, çocukluktan itibaren bastırılarak kocasını tatmin edebilecek uysallığa getirmenin şart olduğunu söylendi. 



Bu kitap, bu ve bunun gibi birçok saçmasapan fikri eleştiriyor. Ama bunu o kadar güzel bir sivri dille yapıyor, laflarını zekice ve inceden inceden sokuyor ki okurken büyük bir keyif alıyorsunuz :D Zekice yapılan hiciv gerçekten farklı bir tada sahip oluyor. Bu kitap bana fazlasıyla bu tadı verdi. 

Kadınlar hakkındaki bu abuk subuk fikirlerin sahipleri bildiğimiz insanlar aslında. Jean-Jacques Rousseau, Charles Darwin, Arthur Schopenhauer gibi isimler eleştiriliyor kitapta. Özellikle Schopenhauer'in akıldışı söylemleri beni fazlasıyla şaşkına uğrattı. Tabii ki hepsi içinde bulunduğu döneme ve topluma göre değerlendirilmeli ama bugünün gözüyle baktığımızda söyledikleri kocaman birer saçmalık :D

Bu kitap tüm bunları eleştirirken bir yandan da erkek beynine karşı gelmiş başarılı kadınları gösteriyordu. Jane Austen'ın ya da Marrie Currie'nin başarılarına değiniyordu ufacık. Ya da tarihteki ilk kadın doktorlar sayılan dört kadının adını zikrediyordu. 

Dediğim gibi, kitabın zeki ve sivri dili çok hoşuma gitti. Okumanızı gerçekten tavsiye ederim.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok beğendim. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
1 saat bile sürmez bitirmeniz :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 1/5
Bu pek olmamış :D

Güzel kapak (%5): 4/5
Kapak ilgi çekici bence. 

Final puanı: 4,55

16 Kasım 2017 Perşembe

Peter Pan

Kitap Adı: Peter Pan
Özgün Adı: Peter Pan
Kitap Yazarı: J. M. Barrie
Çeviren: Betül Avunç

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 192
Baskı Yılı: 2001

Salı günü Novella Dinamik'ten yeni çıkmış olan Düşler Ülkesi'ni okumaya başlamıştım. Kitaba başladım ama neler olduğunu pek çözemedim. Kitabın ana karakterleri periydi, sonra bir yerde Peter Pan adı geçti. Daha sonra bakınca karakterlerin çoğunun -belki de hepsinin- Peter Pan dünyasına ait olduğunu fark ettim. Tabii ben Peter Pan hikayesini daha önce okumadığım için hakkında hiçbir şey bilmiyordum. O yüzden Düşler Ülkesi'ni avel avel okuyormuşum :D Neyse ki 30-40 sayfa içinde olayı çözdüm :D

Sonra da Düşler Ülkesi'ni bırakıp önce Peter Pan'i okumaya karar verdim ve İthaki Yayınları'ndan çıkmış olan bu baskısının e-kitap versiyonuna ulaştım. Ve böylece Peter Pan ile ilgili adından başka hiçbir şey bilmiyor olma şeklinde zuhur eden cahilliğim bir son buldu :D



Kitabın biraz sıradışı ve eğlenceli bir kurgusu var. Burada konusunu anlatmayacağım, dünya üzerinde benden başka bilmeyen insan olduğunu zannetmiyorum :D Açıkçası bir çocuk kitabı için bir miktar absürt geldi bana ama yine de sevdim, okurken keyif aldım. 

İşte görüyorsunuz, kitaplar nelere kadir :D Koskoca çocukluğumda okuyup öğrenemediğim Peter Pan hikayesini bu yaşta okutmuş oldu bana :D Bir filmi falan da varmış sanırım, belki onu da izlerim yakın zamanda. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Değişikti :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Zaten bir çocuk kitabı, akıcı olması çok doğal :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Aslında 15-16 yıllık bir çeviri ama rahatsız eden bir şey olmadı beni. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Peter Pan zaten :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Eh yani kapağın pek bir olayı yok :D

Final puanı: 4,1

15 Kasım 2017 Çarşamba

Feminist Felsefeye Giriş

Kitap Adı: Feminist Felsefeye Giriş
Özgün Adı: An Introduction to Feminist Philosophy
Kitap Yazarı: Alison Stone
Çeviren: Yonca Cingöz & Bilge Tanrısever

Yayınevi: Otonom Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 329
Baskı Yılı: 2016

Hem kişisel bir yaşam görüşü olarak hem de mesleki anlamda feminizmi benimsemeye çalışan biri olarak uzun zamandır bir şeyler okumam gerektiğini düşünüyordum. Sonra bu alanda yükseklisans yapan bir arkadaşımın önerisiyle birkaç kitap alarak artık bu dünyaya adım attım :D

Feminist Felsefeye Giriş, temel seviyede bir ders kitabı olarak düşünülebilir aslında. Kitabın içinde cinsiyet, toplumsal cinsiyet, cinsellik, cinsel fark, özcülük, doğum ve feminizm konularının incelendiği başlıklar var. Tüm bu başlıklar içinde bu kavramlara ilişkin tanımlar yapılıyor, bölüm sonlarında bu tanımlar geliştiriliyor, farklı fikirler ve bakış açıları gösterilip çeşitli yönleriyle eleştiriliyor. 

Kitabın başında, "Bu kitap nasıl kullanılır?" bölümünde de kitabın maksimum fayda sağlayacak şekilde nasıl okunmasına dair tavsiyeler de vardı. Örneğin, kitap boyunca ilk kez tanımlanan kavramlar koyu şekilde yazılıyordu. Böylece ilerledikçe kavramı yeniden gördüğünüzde ya da geliştirilerek yeniden tanımlandığında kolayca ilk haline gidebiliyordunuz. 



Dediğim gibi, kitap aslında üniversitelerde belki bir dönem belki bir yıl boyunca işlenebilecek kapasiteye sahip akademik bir kitap. Birçok şey öğrendim ama okurken de çok zorlandım tabii ki. Bunda benim kurgu olmayan kitap okuyamama durumumun da etkisi vardır tabii ki :D 

Feminizme ve aslında temelindeki felsefeye bir giriş yapmış oldum. Tabii ki üzerinde daha onlarca şey okumam gerekiyor ama bu alanda çok temel olarak görülen ve tartışılan kavramlarla ilgili fikir sahibi olmuş oldum. Bu konular ilginizi çekiyorsa iyi bir giriş kitabı olarak tavsiye edebilirim.


Benim her zaman kullandığım puan sistemine bu kitabı oturtacağımı bilemediğim için bu kitabı kullanmayacağım sanırım. Ama çevirinin çok hoşuma gitmediğini söylemeliyim. Kitabı okurken sanki on beş yirmi yıl önce çevrilmiş hissi uyanıyor ama öyle değil. Mevcut literatüre uyum sağlamaya mı çalışmışlar bilemiyorum ama kitap boyunca sıkça gördüğümüz "tahakküm"den daha yeni bir kelime bulmak çok zor değil bence :D 

14 Kasım 2017 Salı

Yabancılık Oyunu

Kitap Adı: Yabancılık Oyunu
Özgün Adı: The Stranger Game
Kitap Yazarı: Cylin Busby
Çeviren: Özden Umut Akbaş

Yayınevi: Misis Kitap
Sayfa Sayısı: 282
Baskı Yılı: 2017

Yabancılık Oyunu, Misis'in en yeni kitabı. Konusu ilgimi çekince çok bekletmek istemedim ve okudum. 

Nico adlı bir genç kızın ablası bir gün evden çıkıyor ve kayboluyor. Uzun süren arama çalışmaları, gelen onlarca ihbar sonuçsuz kalıyor. Ancak sonra, dört yılın ardından ablası Sarah bir anda bulunuyor. Doktorlar Sarah'ın bir tür hafıza kaybı yaşadığını söylüyor ama Nico daha fazlasından şüpheleniyor. Çünkü ablası pek çok şeyi hatırlamamakla birlikte eskisinden çok farklı da davranıyor. 
Kaybolduğu gün ablasının neler yaşadığıyla ilgili de bir şeyler biliyor Nico ayrıca.

Kitap gerçekten güzeldi. Bir anda başka bir şeye dönüşmüş olmasını da sevdim. Yazar önce ufak ufak şeyler gösterdi. "Bir dakika ya, ne oluyor şimdi?" demeye başladım. Ve sona ulaştığımda başladığımız yerden çok farklı bir yere ulaşmıştık.


Bir de kitabın sonundaki teşekkür kısmında bu kitabın kurgusunun gerçek bir olaydan esinlendiği söyleniyordu. Olaya biraz baktığımda gerçekten çok şaşırdım. Kitaptan daha çok bu bilgi beni şaşkına uğrattı diyebilirim sanırım :D

Doğrusu kitap bitince kafamda birkaç soru işareti kalmıştı. Onları kitabın editörüne sordum hatta :D Ve o kısımları kafamda oturtunca, kitabın içinde yazarın bize gösterdiği şeylerle bağlayınca kitap daha da güzel oldu benim için. "Vay be!" dedim :D Kitabın konusu ilginizi çektiyse okumanızı tavsiye ederim. Sonunda sizi karşılayacak sürprize de hazır olun :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi, beni şaşırttı.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Çok rahat okunabiliyor.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Eh :D

Final puanı: 4,1

6 Kasım 2017 Pazartesi

Kırmızı Piyano

Kitap Adı: Kırmızı Piyano
Özgün Adı: Black Mad Wheel
Kitap Yazarı: Kırmızı Piyano
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 351
Baskı Yılı: 2017

Josh Malerman'ı çok severim, dolayısıyla yepyeni kitabı Kırmızı Piyano için de çok heyecanlıydım. Kitabın tanıtımında Malerman için "sınır bilmeyen bir türde sınır tanımadan yazan" şeklinde bir ifade var. Josh Malerman'ı ancak bu kadar iyi tanımlayabiliriz herhalde :D

Philip Tonka askerliğini bando olarak yapmış bir müzisyen. Amerikan ordusunun Afrika'da keşfettiği ve büyük bir silah olduğunu düşündüğü gizemli bir sesi tespit etmek üzere müzik grubu Danes ile birlikte bir göreve davet ediliyorlar. Amaçları çöle gidip sesin kaynağını bulmak ve sesi tanımlamak.

"Ne tür bir ses insanı tehlikeye atabilir ki?"


Bu olaya paralel olarak bir de Amerika'da gizli kapaklı bir hastaneyi okuyoruz. Philip akıl almaz bir şekilde yaralanmış. Vücudundaki bütün kemikler kırılmış. Vücudu garip bir şekilde "yassılaşmış". Uyanmasına imkansız gözle bakılan Philip'in tedavisinde rol alan Ellen isimli bir hemşireyi görüyoruz bu kısımda da. Mucizevi bir hızla iyileşen hastasının gizemini çözmeye çalışıyor.

Malerman'ın çok enteresan bir kafası ve inanılmaz geniş bir hayalgücü var bence. Yani, kitapta neler olduğunu anlamakta zorlandım gerçekten. Hatta çevirmeni olan Aslı Dağlı'ya falan da sordum. Sesin kaynağı olarak düşündüğü şey... Çok enteresan. Farklı. Yüz yıl düşünsem aklıma gelmez :D Böyle bir ses düşünsem daha farklı bir şey düşünürdüm ben gerçi. Daha gürültülü, çok ağır metallerin birbirine sürtünmesi falan gibi bir şey olabilirdi :D

Gerçekten güzel bir kitaptı. Şimdi düşününce Kafes'i daha çok sevdiğime karar verdim ama bunun sebebi bu kitabın sonunda beynimin yanması olabilir :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Sıradışıydı. Farklıydı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Meraktan hızlı hızlı okuyorsunuz resmen :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Aslı Dağlı çevirisi der susarım :D Bir kelime için saatlerce düşündüğüne şahit oldum. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Black Mad Wheel imiş :D

Güzel kapak (%5): 4/5
Şömizden ziyade içine bayıldım ben :D

Final puanı: 4

2 Kasım 2017 Perşembe

Cadılar Bayramı Ağacı

Kitap Adı: Cadılar Bayramı Ağacı
Özgün Adı: The Halloween Tree
Kitap Yazarı: Ray Bradbury
Çeviren: Ümit Kayalıoğlu

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 131
Baskı Yılı: 2017

Cadılar Bayramı Ağacı, İthaki'nin Cadılar Bayramı arefesinde çıkardığı tematik kitaplardan biri. Bradbury'yi siz de benim gibi Fahrenheit 451'den tanıyorsunuz büyük ihtimalle. Ben öykü kitapları olduğunu bilmiyordum. Bunun dışında birçok başka öyküleri de varmış üstelik. Bu öykü de çoook eskiymiş aslında ama şimdi yeni baskısı yapılmış.

Sekiz erkek çocuk Cadılar Bayramı'nda kostümleriyle bir evde toplanıyor. Ancak bu sırada arkadaşları Balbağı'nın kaybolduğunu öğreniyorlar. Onu aramaya başlarken de gizemli bir adamla karşılaşıyorlar. Adam hem onlara yardımcı oluyor hem de Cadılar Bayramı'nın tarihine ilişkin ürkütücü hikayeler anlatıyor.



"Cadılar Bayramı nedir? Neden başlamıştır? Nerede? Niçin? Büyücüler, kediler, mumya tozları, hayaletler. Hepsi orada, kimsenin dönmediği o diyarda. Karanlık okyanusa dalacak mısınız, çocuklar? Karanlık gökyüzünde uçacak mısınız?"

Cadılar Bayramı Ağacı tam bir kış kitabı bence. Boş bir gününüzde, sıcacık yorganın altında birkaç saatte bitirmelik kitaplardan. Arka kapağındaki "tekinsiz bir macera" ifadesine de katılıyorum. Gotik havası ekstra bir okuma keyfi sağlıyor.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Öykü olduğu için çok hızlı okunabiliyor. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Trick or treat'in çevirisini çok anlamsız buldum. Orijinalini bilmeyen biri ne diyor bu falan diye bakar yani :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Halloween Tree!

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapak aşırı tatlı ya :D

Final puanı: 4,1

27 Ekim 2017 Cuma

Hayvanlara Niçin Bakarız?

Kitap Adı: Hayvanlara Niçin Bakarız?
Özgün Adı: Why Look At Animals?
Kitap Yazarı: John Berger
Çeviren: Cevat Çapan

Yayınevi: Delidolu
Sayfa Sayısı: 136
Baskı Yılı: 2017

Bir süre önce kaybettiğimiz, Görme Biçimleri kitabının da yazarı olan John Berger'in hayvanlara ilişkin sorgulamalarını içeriyor bu kitap. Valla ben mi yanlış anladım bilemiyorum ama ben çok ama çok farklı bir şey bekliyordum. Kitabın adı "Hayvanlara Niçin Bakarız?" olunca ben doğal olarak tarig boyunca insanların hayvanları neden evcilleştirdiğini, bunun sebeplerini, süreçleri falan okuyacağımı düşünmüştüm.

Ama alakası bile yok. Bu aslında John Berger'in odak noktasında bir şekilde hayvanların bulunduğu çeşitli denemelerini, kısa yazılarını -artık her ne derseniz- içeren bir kitap. Bu yazılardan birinin adı da kitaba ismini vermiş. Sanırım benim yanılgım bundan kaynaklıyor. Bu başlıklı yazı bile benim sorduğum sorular için tatmin edici değilken diğer yazılar tamamen alakasızdı.

Dediğim gibi ben, ilkel insanların avlanma için köpeği, ne bileyim seyahat için atı evcilleştirmeye çalışmalarını ve bunların altında yatan sebepleri falan okumayı bekliyordum. Doğrusu burada biraz çeviri kurbanı da olmuş olabilirim. Kitabın Türkçe adındaki "bakmak" kelimesini ben "ilgilenmek, göz kulak olmak" falan şeklinde anlamıştım ama aslında gerçek anlamıyla bakmak, görmek olarak  kullanılmış. Türkçe bazen yetersiz kalabiliyor gerçekten :D



Kitaba çok anlam veremeyince biraz internetteki yorumları da karıştırdım. Onlardan birinde Berger'in "Hayvanlara baktığımızda ne görürüz?" ve "Onlar bize baktığında ne görür?" şeklinde sorgulamalar yaptığından bahsediyordu. 

Sonuç olarak bambaşka bir niyetle alıp bambaşka bir kitap okumuş oldum :D Boyutları oldukça küçük bir kitap, o yüzden Berger okumayı seviyorsanız ya da bu hali ilginizi çektiyse alıp okuyabilirsiniz. Büyük ihtimalle bir saat gibi bir sürede bitirmiş olursunuz.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Kitap kurgu olmadığı için konusu itibariyle veriyorum puanımı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Eh diyelim :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
İlk yazıda zaman ekleriyle ilgili ciddi bir problem vardı, bir anda değişiyordu falan. Ama onun dışında güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Bunu nasıl puanlasam bilemedim. Çeviri doğru ama ben yanlış anlamışım :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel olmuş. 

Final puanı: 3,2

26 Ekim 2017 Perşembe

İyi Adam

Kitap Adı: İyi Adam
Özgün Adı: La última salida
Kitap Yazarı: Federico Axat
Çeviren: Mehmet Gürsel

Yayınevi: Domingo
Sayfa Sayısı: 377
Baskı Yılı: 2017

Bazen, kendinden başka güvenebileceğin kimse kalmaz. Bazen, o bile olmaz. 

İyi Adam, Domingo'nun en yeni kitaplarından biri. Aslı bir canlı yayınında bu kitabı çok beğendiğini söyleyince ben de okumak istedim. Kitabın tanıtımlarında falan yazan şeyler de beklentilerimi arttırdı. Ama yine de bu kadar efsane bir şey beklemiyordum :D

Ted Mckay'in her şeyi var. Evli, iki kız çocuğu babası, iyi bir işte de çalışıyor. Ancak yine de intihar etmenin eşiğinde. Tam da edecekken birden kapısı çalıyor. Ted kapıdaki adamı tanımasa da adam onunla ilgili birçok şey biliyor ve ona bir teklif yapıyor. Ailesinin bu intihar haberinin sonuçlarıyla uğraşmaması için biz zincire katılmasını istiyor Ted'den. Ted, intihar etmek isteyen başka birini öldürecek, sonra kendi sırasını bekleyecek. Zincirden başka biri de gelip Ted'i öldürünce cinayete kurban gitmiş kahraman baba falan imajlarlıyla ailesine karşı bir nebze olsun içi rahat olacak.


Şu hali bile karışık ama olay hiç bundan ibaret değil. Bu anlattıklarım kitabın yüzde biri falan belki :D O kadar komplike ve yoğun bir kitap ki anlatamam! Ted'in gerçekliği o kadar çarpılmış ki neler olduğunu anlamaya çalışırken başınıza ağrılar giriyor. Olayların hangisi gerçek hangisi Ted'in sanrıları anlayamıyorsunuz. Olayları bir kenara bırakın, kişileri bile ayırt edemiyorsunuz. Karakterlerden hangisi gerçekten var, hangisi Ted'in hayal ürünü diye sorgulamaya başlıyorsunuz bir yerden sonra.

Kitabı gerçekten çok beğendim. Olaylar çözülüyor dedikçe başka bir şeyler olmaya devam etti. Hatta o kadar ki, son sayfada yine bir şey oldu ve kitap öyle bitti. Yazarın orada ne anlatmak istediğini de pek anlayamadım doğrusu. O detay oraya neden konmuştu, hala kafamı kurcalıyor :D 

Ben kendi adıma İyi Adam'ı psikolojik gerilim türünde çok çok üst sıralara yerleştirdim. Bu türü okumayı seviyorsanız mutlaka okumalısınız. Ama olayları çözmeye çalışırken delirmeye de hazır olun :D 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Her şey çok karışınca bazen yavaşlama ihtiyacı hissediyorsunuz ama merakınız buna izin vermiyor :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
"Herkes gider Mersin'e, ben giderim tersine." çevirisi dışında güzeldi :D

Orijinal isim (%10): 0/5
Ultima salida son çıkış demekmiş :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel ve ilgi çekici bence. 

Final puanı: 3,95

20 Ekim 2017 Cuma

Gökyüzüne Tutunurken

Kitap Adı: Gökyüzüne Tutunurken
Özgün Adı: Skyscraping
Kitap Yazarı: Cordelia Jensen
Çeviren: Pınar Polat

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2017

Gökyüzüne Tutunurken geldiği günden beri çok ilgimi çekiyordu çünkü alışık olduğumuz tarzın biraz dışında yazılmış. Yazar kitabını nazım olarak kaleme almış. Yani bildiğimiz düzyazı değil, dizeler halinde ilerliyor yazılanlar.

Belki şiir gibi de diyebiliriz ama okuduğumuz şeyler şiir değil aslında. Dizeler arasında uyak falan da söz konusu değil. Yazar dağınık yazmış sadece :D Hatta bazen kelimeleri yıldız oluşturacak şekilde falan bile düzenlemiş, çok hoşuma gitti bu.

Ancak kitap için pek de bunu söyleyemeyeceğim. Yüreğimi Dağlayan Kitaplar serisine yeni bir üye daha eklenmiş oldu. Bunu bize niye yapıyorsunuz sevgili yazarlar? Git çiçekleri böcekleri falan yaz. Neden yani böyle kalbimin üstünden geçen kitaplar yazıyorsunuz? :D


Liseden mezun olmaya hazırlanan Mira, babasını annesini aldatırken yakalıyor. Bunu kitabın tanıtım yazısından aldım ancak olay tam olarak böyle değil. Başka şeyler var işin içinde. Bu tanık olduğu olay karşısında fazlasıyla sarsılıyor, akıl hocası olarak gördüğü babasını artık tanıyamadığını falan düşünüyor. Yavaş yavaş da kendisini bütün ailesinden ve okul hayatından soyutlamaya başlıyor. Şimdi düşününce, "Yazar, Mira'nın dağılmış iç dünyasını anlatmak için böyle yazdı belki de." dedim. Daha sonra başka şeyler de oluyor ve Mira çok geç olmadan her şeyi yoluna koymaya çalışıyor. 

Kitap takıldığım bir nokta oldu, o da olayların 1993 yılında geçmesi. Yazarın neden bunu yaptığını merak edip durdum. Hatta kitaptaki bazı olaylara karşı bundan 20 yıl önce toplum daha hassas, daha bilinçsiz falandı diye düşündüm. Hala emin değilim ama sanırım sebep, yazarın kendisi. Yazar da 1993-94 yıllarında Mira ile aynı olayı yaşamış, teşekkür kısmında bahsediyor.

Hem tarz hem de içerik olarak kitabı sevdim ben. Ama dediğim gibi çok içiniz burkuluyor okurken. Hüngür hüngür ağlamayı kabul ediyorsanız okuyabilirsiniz :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Dize dize ilerlediği için çok hızlı okunuyor.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Bir iki kelime gördüm galiba yanlış yazılmış. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Orijinal adı Gökdelen'miş :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Fena değil :D

Final puanı: 3,55

18 Ekim 2017 Çarşamba

Daralan

Kitap Adı: Daralan
Kitap Yazarı: Mine Soysal
Yayınevi: Günışığı Kitaplığı

Sayfa Sayısı: 215
Baskı Yılı: 2017

Bu kitabı okurken gerçekten böyle bir beklentim yoktu. Ama kitabı fazlasıyla beğendim :D Daralan benim Mine Soysal'dan okuduğum ilk kitap. Kendisi ayrıca Günışığı Kitaplığı'nın genel yayın yönetmenliğini de yapıyormuş.

Daralan, liseye başlamak üzere olan Mete'in hikayesini anlatıyor bize. Kıt kanaat geçinmeye çalışan bir aileye sahip. Ablasının da fiziksel bir engeli var, yürüyemiyor. Babası bir yerlerde iş çıktıkça, inşaatlarda falan çalışıyor. Mete de biraz depresyon sınırlarında dolaşıyor.

Tüm bunların üstüne bir de yeni komuşlarının bitmek bilmeyen kavgaları ekleniyor. Psikopat bir baba ve büyük oğul evin annesini ile kız ve erkek kardeşi dövüp duruyor. Kendi yaşıtı olan Ömer'in yakasına yapışmasıyla karşı evin olayları kendi evlerine de dahil oluyor. Böylece Mete ve ailesinin hayatı biraz hareketleniyor.



Biraz yürek burkan bir hikaye var ama kitap çok hoşuma gitti gerçekten. Mete'yi aşırı sevdim, ilk sayfalardan itibaren hemen içim ısınıverdi. Psikolog teyzenin işin içine girmesiyle de bu kendi halindeki ailenin hayatının bir nebze güzelleşmesini okumak da mutlu olmanızı sağlıyor.

Günışığı Kitaplığı, her gün giderek büyüyen çok güzel bir çocuk kitapları arşivine sahip. Biri bir çocuk kitabı önerisi falan istediğinde aklıma başka bir yayınevi gelemiyor artık. Yoğun zamanlarda, başka bir şeyler okuyamıyorken bir çocuk kitabından daha güzel bir alternatif göremiyorum :D



Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Gayet güzeldi.

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Hemencecik okunuyordu :D

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Güzel kapak (%5): 4/5
Kapak tatlı :D

Final puanı: 4,55

16 Ekim 2017 Pazartesi

Hayalperest

Kitap Adı: Hayalperest
Özgün Adı: The Dreamer
Kitap Yazarı: Pam Muñoz Ryan & Peter S
ís
Çeviren: Özlem Sığırtmaç

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 371
Baskı Yılı: 2017

Hayalperest aşırı tatlı kapağı ve ilginç içeriğiyle ilgimi çekiyordu. O yüzden bu kocaman puntolu ve illüstrasyonlu çocuk kitabını okuyuverdim. Tek günde bile bitirebilirsiniz, o kıvamda bir kitap.

9-10 yaşlarında, dünya tatlısı Neftali isimli bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Her şeye meraklı, yolda yürürken bile durup otları yaprakları inceliyor Neftali. Bol bol hayal kuruyor ve en önemlisi de kitap okumayı çok seviyor. İlk satırlardan itibaren bir sıcaklık hissediyorsunuz Neftali'ye karşı.

Zayıf, cılız bir çocuk olduğu için diğer çocukların arasına pek karışamıyor. Kendisiyle alay ettikleri için yalnız başına vakit geçirmeyi daha çok seviyor. Bir de sürekli güçlen, erkek ol, boş şeylerle uğraşma falan diye başının etini yiyen bir babası var.



Böyle tatlı tatlı kitabı okurken, bir anda bu kitabın aslında bir biyografi olduğunu öğreniyoruz. Kitabın tanıtımlarında kim olduğu söylenmemiş, o yüzden ben de söylemeyeceğim. Kendiniz okuyarak keşfederseniz daha keyifli olur. Böyle kısıtlı imkanlarda, böyle bir çocukluk geçirip Nobel Edebiyat Ödüllü bir şaire dönüşmek takdire şayan gerçekten. 

Yirminci yüzyılın en önemli şairlerinden biri olarak anılan bu ismin hikayesini okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Umut dolu, cesaret verici ve etkileyici bir hayat öyküsü. Neftali'yi kurgusal bir karakter olarak da çok sevmiştim zaten, aslında kim olduğunu öğrenince de saygı duydum. 

Bu kitap sanırım daha önceleri İthaki'deymiş ama Yabancı Yayınları yakın zaman önce yeni bir baskı yaptı. Çok tatlı çizimleri de var, her yaştan insanın keyifle okuyabileceği bir kitap olmuş.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
En fazla iki-üç saate biter :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Birkaç yazım hatası takıldı gözüme. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yani, olmuş :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak aşırı tatlı yaa :D

Final puanı: 4,6