26 Mayıs 2017 Cuma

Doktor Moreau'nun Adası

Kitap Adı: Doktor Moreau'nun Adası
Özgün Adı: The Island of Doctor Moreau
Kitap Yazarı: H.G. Wells
Çeviren: Ali Kaftan

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 197
Baskı Yılı: 2016

Yine 100 yıl önce okuyup da yorumunu giremediğim bir kitap (21 gün) :D Doktor Moreau'nun Adası, İthaki'nin hayran olduğum "Bilimkurgu Klasikleri" serisinin altıncı kitabı. 

Edward Prendick isimli bir adamın başından geçen olayları anlatıyor kitap. Bir gemide yolculuk yaparken gemi kaza yapıyor ve kendisi kazadan sağ çıkan tek isim oluyor. Daha sonra başka bir gemi tarafından kurtarılıyor ve bir adaya getiriliyor. Burada Doktor Moreau ile tanışıyor. Bu doktorun canlı hayvanlar ile çeşitli deneyler yaptığını görüyor. Ama bu deneyler öyle çok etik şeyler değil. Bu adada geçirdiği günleri ve neler döndüğünü keşfetmesini okuyoruz biz de.



İthaki çok güzel bir baskı yapmış yine kitap için. Bilimkurgu serisi gerçekten çok güzel, hepsini almak istiyorum! :D Bu kitaba da Margaret Atwood'un sunuş yazısını eklemişler. 

Kitabı daha çok beğenmek isterdim ama bilmiyorum, okurken sıkıldım. Çok kalın da değil aslında ama yine de sıkıldım :D Wells baba bilimkurgu yazarlarındandır, o yüzden sorun bende biliyorum :D Ama durum bu yani :D 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Yani idare ederdi benim için :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Dediğim gibi, sıkıldım :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviri ve baskıya lafım yok, harika!

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 4/5 
Enteresan bir kapak :D

Final puanı: 3,35

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Yıldızlara Sarılı Kraliçe (The Star-Touched Queen, #1)

Kitap Adı: Yıldızlara Sarılı Kraliçe
Özgün Adı: The Star-Touched Queen
Kitap Yazarı: Roshani Chokshi
Çeviren: Boran Evren

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 382
Baskı Yılı: 2017

Bu kitabı 100 yıl önce falan okudum herhalde (16 gün önce) ama bir türlü fotoğrafını çekemediğim için yorumu giremiyordum :D Sonunda başarabildim! Bu seri zaten çok merakla bekleniyordu, Yabancı da yine nefis bir iş çıkarmış. Cildi, şömizi, tasarımı, ayracı falan her şeyi çok güzel olmuş! 

Kitabın o kadar geniş bir kurgusu var ki nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Kitabı okuduğum süre boyunca uzun soluklu bir film izliyormuşum gibi hissettim. Çok geniş bir dünya, işin içinde mitoloji var, doğu kültürlerinden esintiler var, fantastik ögeler var, reenkarnasyon var, her şey var. Zamansal olarak da geniş bir yelpazede ilerliyor. O yüzden gerçekten garip bir his bırakıyor bitirdiğinizde. Sanki aylardır, yıllardır bu kitabın içindeymişsiniz gibi.



Kitapta Maya adında genç bir kadın var. Yaşadığı yerde herkesin yıldızlar aracılığıyla okunan bir kaderi olduğuna inanılıyor. Maya'nın kaderi ise adeta bir lanet! Kehanetlerde gittiği her yere ölüm götüreceği söyleniyor. Daha sonra bir şeyler oluyor ve Maya yaşadığı yerden kaçmak durumunda kalıyor. Akaran denen yere gidiyor, oranın kralıyla tanışıyor ve o uçsuz bucaksız serüven başlıyor aslında. 

Kitaba kesinlikle bir göz atmanızı ve hatta alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Daha önce benzer bir şeyler okumadığınızı fark edeceksiniz bence. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Çok akıcı bir şekilde okunabiliyor.  

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çevirinin başlarında hoşuma gitmeyen yerler olmuştu ama sonra düzeldi :D

Orijinal isim (%10): 4/5
Yani en iyi böyle olabilirdi herhalde :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı çok beğendim.

Final puanı: 4,05

22 Mayıs 2017 Pazartesi

3:01 (Tina Boyd, #2)

Kitap Adı: 3:01
Özgün Adı: Relentless
Kitap Yazarı: Simon Kernick
Çeviren: Özlem
  Menemencioğlu
Yayınevi: Olimpos
Sayfa Sayısı: 344
Baskı Yılı: 2016


Cumartesi, öğleden sonra… Telefon çaldığında, çocuklarla bahçedesiniz. Arayan okuldaki en iyi arkadaşınız. Birkaç yıldır görmediğiniz biri. Bu, eski zamanları yâd edeceğiniz dostça bir arama olmalı. Ama değil. Aramasının sebebi farklı. İşkence altındaymış gibi, kesik kesik, hızlı hızlı soluyor. Birileri ona korkunç bir acı çektiriyor. Çığlık atıyor ve sonra hayatınızı tamamen değiştirecek altı kelime mırıldanıyor: Adresinizin ilk iki satırını... 

Bu tanıtım yazısını okuduktan sonra "vay be!" demiştim. Arka kapakta "Simon Kernick'i yıldız yapan kitap." diyor ama öyle yıldızlık bir tarafı yok kitabın :D Üstte gördüğünüz telefon ile başlıyor kitap. Bu telefonun üzerine Tom kendini bir anda olayların ortasında biliyor. İnsanlar onu yakalamaya ve öldürmeye çalışıyor. Ama neden, belli değil.

Çok daha iyi gerilimler, polisiyeler okuduğum için bu kitap sönük kaldı bende. Yine de fena değildi ama kitapta çok daha büyük bir sorun var aslında: ÇEVİRİ. Çevirinin her tarafından amatörlük akıyor. Okurken defalarca şok oldum, çok da dalga geçtim aslında :D



Çevirmen bir yerde şöyle demiş: "Lanet olası bunu yapma!" Ne demek bu? Bir saat falan uğraştım, kitabın orijinalini aradım. E-book olarak bulamadım ama sesli kitap versiyonunu buldum. Onda da epey uğraştım ve bu cümlenin geçtiği yeri buldum. "Don't fucking do it!" diyor. Google Translate kafasıyla çevrilince de ortaya üstteki aşırı anlamsız cümle çıkmış tabii.

İngilizcede fiilin önüne ya da arkasına fuck kelimesinin getirilmesi çok yaygındır. Ama siz bir metni çevirirken her gördüğünüz fuck'ı lanet olsun diye çevirirseniz berbat bir şey çıkar ortaya. Kitabı okurken yeter kusacağım artık dedim zaten :D 

Çeviri tamamen şeye benziyor, hani şu televizyonlardaki filmlere yapılan beşinci sınıf kalite iğrenç dublajlar var ya, işte o! Lanet olası sorunun ne senin adamım? :D

Çeviriye zaten takmışım, sonlara doğru neyle karşılaşayım? Çeviride rezaletin son noktası oldu :D Cümle aynen şu:

İçimi sevinçle dolduran üç kelime söyledi. "Hallettim."

ÜÇ KELİME. Çok büyük ihtimalle "I got it." diyor, bunu arayıp bulmaya üşendim artık :D Şunu üç kelime olacak şekilde çevirmek için Kraliçe Elizabeth falan olmak gerekmiyor. Hadi onu da beceremedin, üç yerine bir yazmak da mı zor yani? :D Editör bu çeviriyi okumuş nasıl onaylamış, bu kitap baskıya gitmeden önce hiç mi okunmuyor, düzeltilmiyor? Kafamda deli sorular :D

Bu arada kitap bir serinin ikinci kitabıymış, ben böyle bodoslama girmiş oldum :D Ama polisiyelerde sıklıkla gördüğümüz ortak karakterli ama farkı kurgulu serilerden. O yüzden bir problem olacağını sanmıyorum :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Yani ortalamaydı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Bu da ortalamaydı. 


Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 0/5
Çeviri felaket ya, gerçekten :D

Orijinal isim (%10): 0/5
Çeviri böyleyken orijinal isim beklenemezdi zaten :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Eh :D

Final puanı: 2,55

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Üst Kattaki Deli Kadın

Kitap Adı: Üst Kattaki Deli Kadın
Özgün Adı: The Madwoman Upstairs
Kitap Yazarı: Catherine Lowell
Çeviren: Çağla Önsal

Yayınevi: Arkadya
Sayfa Sayısı: 403
Baskı Yılı: 2017

Üst Kattaki Deli Kadın'ı çıktığı günden beri inanılmaz merak ediyordum. Kitabın Brontë kardeşlerle alakalı olduğunu öğrenince daha da merak ettim. Son zamanlarda klasikleri böyle modern kurgulara yedirmek popüler olmaya başladı :D

Kitabı Samantha Whipple anlatıyor bize. Samantha'nın babası, Brontë kardeşlerin babası olan Patrick Brontë'nin yaşayan tek akrabası. Doğal olarak, bütün çocukluğu Brontë kardeşlerle geçiyor Samantha'nın. Babası da onların kitaplarını defalarca okuyor, gerçek amaçlarını, mesajlarını anlamaya çalışıyor. Samantha da defalarca okumuş kitapları. Uğultulu Tepeler, Jane Eyre, Agnes Grey...

Bir edebiyat öğrencisi olarak Oxford Üniversitesi'ne başlıyor. Böylece olaylar da başlıyor aslında. Bir kaç yıl önce babasının kütüphanesi yanmış ve bütün Brontë kitapları da yanmış. Babasını da kısa zaman önce kaybetmiş. Ancak kapısına babasının kütüphanesinde olan ve yandığını düşündüğü Brontë kitaplarından bırakılıyor. Samantha da bu olayların peşinden ve babasının kendisine bıraktığı mirasın peşinden gitmeye başlıyor.


Kitap benim çok yanlış bir zamanıma denk geldi. Bitirmem 6 gün falan sürdü sanırım. Ama kitap gerçekten güzel. Brontëleri seviyorsanız ayrıca beğeneceğinizi düşünüyorum. Kitapta kardeşlerin geçmişleri ve kitaplarından pasajlar var. Kitabın adının Jane Eyre'deki "çatıdaki deli kadın" olayına atıfta bulunularak seçildiğini düşünüyorum ayrıca :D O yüzden her ne kadar benim elimde sürünse de tavsiye ediyorum bu kitabı :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Benim kişisel sebeplerimden daha uzun sürdü ama akıcıydı yani :D


Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yey! :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak çok iyi de değil çok kötü de değil :D

Final puanı: 4,1

7 Mayıs 2017 Pazar

Bir Noel Şarkısı

Kitap Adı: Bir Noel Şarkısı
Özgün Adı: A Christmas Carol
Kitap Yazarı: Charles Dickens
Çeviren: Başak Bekişli

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 152
Baskı Yılı: 2016

"Mutlu Noeller sizin neyinize? Noel vakti sizin için beş kuruş yokken fatura ödeme vakti, bir yıl daha yaşlandığını ama bir gıdım zenginleşmediğini görme vakti, bilanço çıkarıp da her bir maddenin on iki ay sonunda açık verdiğini hesaplama vakti değil de nedir ki?"

Bir Noel Şarkısı belki de yıllardır merak ettiğim bir kitaptı ama bir türlü alamamıştım. Yakın zaman önce İthaki'nin bu güzel baskısını almıştım. Böylece de okudum :D

Kitap Noel'den nefret eden, asla kutlamayan ketum yaşlı bir adamı anlatıyor. Bir gün Ebenezer Scrooge'a yıllar önce kaybettiği iş ortağının hayaleti geliyor ve üç hayaletin kendisine geleceğini falan söylüyor. Daha sonra hayaletler, bu adamın geçmişte geçirdiği noelleri, bugün ve gelecekte geçireceklerini gösteriyor.



Ve böylece Scrooge noel ruhunu yeniden kazanıyor, çok iyi bir insan oluyor, etrafındaki insanlara iyilik yapıyor falan. Çok ultra bir kurgusu yok yani aslında :D Zaten masal kitabı falan da sayabiliriz bence. 

Kitabın bu baskısı gayet güzel olmuş bence. Okurken arada illüstrasyonlar görmek daha keyifli oluyor. Şömizi, cildi falan da çok tatlı olmuş. İthaki yine çok güzel bir iş çıkarmış ortaya :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Yani güzeldi, fena değildi. 


Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Kısa bir kitap zaten, çok kolay okunuyor. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı yoktu. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Carol ilahi falan demek aslında ama neyse :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı sevdim ya, kırmızı falan çok güzel :D

Final puanı: 3,7

5 Mayıs 2017 Cuma

Süperpoze

Kitap Adı: Süperpoze
Özgün Adı: Superposition
Kitap Yazarı: David Walton
Çeviren: Kıvanç Güney

Yayınevi: April
Sayfa Sayısı: 318
Baskı Yılı: 2016

Süperpoze'yi ne zaman aldığımı falan hiç hatırlamıyorum ama geçenlerde ne okuyacağımı seçemezken elime aldım ve okumaya başladım. Kitabın arka kapağında şöyle efsane bir tanıtım var: 

"Mutlu bir aile hayatına, güzel çocuklara sahipsiniz. Geceyarısı kapınıza dayanan eski bir arkadaşınız, size kuantum dünyanın kapılarını araladığından bahsediyor ve sabah ölü bulunuyor.

Öldürüldüğü odada sizin parmak izleriniz, DNA'nız.  Ayakkabınızda arkadaşınızın kanı.
Tek şüpheli sizsiniz. Oysa siz, masum olduğunuza eminsiniz.
Emin misiniz?"


Şu yazıy görüp de kitabı okumamam mümkün değil! :D Yazar bütün kitabı kuantum fiziği üzerine kurmuş. Süperpoze, "aynı anda birden fazla yerde ya da durumda olmak" demekmiş. Anladığım kadarıyla kuantumun temeli de bu zaten. Kararsız bir elektron, iki bariyer arasında hareket ettiğinde, aslında o sınırlar arasındaki her yerde aynı anda bulunur. Ancak biz baktığımızda, tam o an, bir karar verir ve biz onu o bulunduğu yerde görürüz. Fizik bilgim yine yıkılıyor :D


Fizikle ilgili bilgilerim ilkokul düzeyinden öteye geçemese de kuantum fiziği her zaman çok ilgimi çekmiştir. İlgimi çeken alan da fiziğin anlaması en zor, en teorik alanlarından biri herhalde :D O yüzden böyle bir konunun kuantum ile birleştirilmesi gerçekten çok hoşuma gitti. Kitaba ayrı bir heyecan katmıştı bence.

Eminim şu arka kapak yazısı herkesin ilgisini çekmiştir. Bir de böyle fizik falan seviyorsanız bu kitap sizin için tadından yenmez :D O yüzden bir göz atmanızı tavsiye ediyorum. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Kurguyu çok beğendim. 


Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı yoktu. 

Orijinal isim (%10): 3/5
Süperpozisyon daha iyi sanki :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapağında çok bir olay yok, ortalama :D

Final puanı: 4,25

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Bakir İntiharlar

Kitap Adı: Bakir İntiharlar
Özgün Adı: Virgin Suicides
Kitap Yazarı: Jeffrey Eugenides
Çeviren: Solmaz Kâmuran

Yayınevi: Domingo
Sayfa Sayısı: 251
Baskı Yılı: 2016

Kitabın eski baskısının tanıtımında "Dünya, özellikle Amerika, 70’li yılların liberal akımların etkisi altında, bir kuşağa damgasını vuracak müzik ve diğer pek çok yeniliğin etkisiyle büyük bir değişimin eşiğindeyken, birbirinden güzel beş kız kardeşin peş peşe intiharı, belki de dönemin ısrarlı muhafazakâr eğilimlerinin, özgürlükler ülkesi Amerika’daki trajik bir sonucudur. Öğretmen bir babayla, dindar ev hanımı bir annenin orta sınıfın güvenli rahatlığında yetiştirdiği beş kızının, arkalarında neden intihar ettiklerine dair hiçbir açıklama bırakmadan yaşama karşı ölümü seçmeleri, o yılın intiharlar yılı olarak anılmasına sebep olur." yazıyor. 

Ben bunu okuyunca kitabın gerçek bir olaya falan dayandırıldığını düşünüyorum ama internette buna dair hiçbir şey göremedim. Ben mi bir şeyleri yanlış anlıyorum? :D

Kitapta Lisbon ailesinin beş kızını anlatıyor: Cecilia, Therese, Bonnie, Lux ve Mary. Bir yıl içinde beşi de intihar ediyor. Önce Cecilia bir girişimde bulunuyor, bileklerini kesiyor. Ama hastaneye kaldırılıp kurtarılıyor. Daha sonra, ailesinin kendisi için verdiği bir partide, kendini camdan atıyor. Ardından da bir yıl içinde diğer kardeşleri geliyor. Hepsi, kendini öldürüyor. 



Neden intihar ediyorlar, bilmiyoruz. Anlatıcı da bilmiyor. Zaten kitabın anlatıcısı da enteresan. Bu kızlarla aynı mahallede yaşayan "erkek çocuklar" anlatıyor hikayeyi, 20 yıl sonra. Kitap boyunca kendilerinden "biz" diye bahsediyorlar. İsim yok. Olayın üzerinden yirmi yıl geçmiş, birileriyle konuşmuşlar, fotoğraflar falan toplamışlar. Ama kızlar neden intihar etti, hala bilmiyorlar.

Yani çok dindar ve bundan kaynaklı aşırı katı kurallı bir anne var. Kızların erkeklerle görüşmeleri yasak, eve erkek girmesi zaten yasak. Dışarı da çok kısıtlı olarak çıkıyorlar. Ama tek neden bu olamaz. Kızlar neden bu kadar depresyondaydı, bilmiyoruz.

Böyle, oldukça sıradışı bir kitaptı. Tek günde bitirdim zaten. Ama ne düşüneceğimi bilemiyorum. Beğenmedim diyemem. Ama favorilerime falan da girmedi. Sadece, farklıydı diyebiliyorum.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5

Enteresandı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı yoktu. 

Orijinal isim (%10): 3/5
Kitap baştan sona 5 kızın intiharını anlatıyorken neden "bakir"? :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağını sevdim. Zaten kapak ilgimi çektiği için almıştım.    

Final puanı: 3,65

2 Mayıs 2017 Salı

Gün Işığı Kızın Hayaleti (The Haunting of Sunshine Girl, #1)

Kitap Adı: Gün Işığı Kızın Hayaleti
Özgün Adı: The Haunting of Sunshine Girl
Kitap Yazarı: Paige McKenzie
Çeviren: Boran Evren

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 302
Baskı Yılı: 2017

Bu kitabın The Haunting of Sunshine Girl Network isimli bir Youtube kanalından uyarlama olduğunu biliyor muydunuz? Yazar, bu kanalda korku videoları çekiyor, ruhlar hayaletler falan :D Kitabın kanaldaki videolarla ne ölçüde bağlantısı var bilemiyorum ama böyle bir uyarlama yapmış yani.

Kitapla ilgili sevmediğim tek şey adındaki Sunshine kelimesinin çevrilmesi oldu. Çünkü bu baş karakterin adı. Dolayısıyla, bir özel ismi çevirmeye neden ihtiyaç duymuşlar anlayamadım :D

Sunshine, annesiyle birlikte yaşayan 16 yaşında bir kız. Annesi bir iş teklifi alınca Texas'tan Washington'a taşınıyorlar. Taşındıkları ev de eski, ürkütücü bir ev ve ilk günden itibaren garip şeyler olmaya başlıyor. Sunshine sürekli bir soğukluk hissediyor, ağlayan küçük bir kız duyuyor, odasındaki eşyaların yer değiştirdiğini falan görüyor.



Hikaye böyle başlıyor ve sonra çok daha olaylı bir yere doğru gidiyor. Sunshine kendisiyle ilgili bir şeyler keşfediyor. Kendisini bekleyen hayati bir sınavdan geçmeye hazırlanıyor.

Kitap gerçekten güzeldi. Bizde çok yeni ama aslında iki ve üçüncü kitapları da çoktan basılmış. Uzun zamandır böyle güzel bir korku romanı okumamıştım, o yüzden iyi geldi bu kitap :D Ayrıca, kapağı, tasarımı falan yine harika olmuş tabii ki!


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Sürükleyici bir kurgusu vardı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı yoktu. 

Orijinal isim (%10): 0/5
İsim gerçekten felaket durumda ya! Şimdi tekrar baktım da yok yani :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak çok iyi.    

Final puanı: 3,7

25 Nisan 2017 Salı

Alice Harikalar Diyarında (Alice's Adventures in Wonderland, #1)

Kitap Adı: Alice Harikalar Diyarında
Özgün Adı: Alice's Adventures in Wonderland
Kitap Yazarı: Lewis Carroll
Çeviren: Nurten Hatırnaz

Yayınevi: Arkadya
Sayfa Sayısı: 150
Baskı Yılı: 2017

Bir masal kitabına böyle bir yorum gireceğim için ben de şaşkınım. Fakat bunun sorumlusu Okuyan Muallime'den Nihal'dir :D Çünkü kendisi kitabı okuduğunda bana "Alice şizofren olabilir mi?" diye sormuştu. Ben de kitabı tamamen bu gözle okudum.

Hatta o kadar ki, o şişelerden içtiği sıvıların içinde LSD olabilir mi falan diye düşündüm.(LSD'yi yabancı dizilerden falan tanıyor olmalısınız :D) Çünkü boyunun uzaması, kısalması, kollarının bacaklarının çok uzaması falan, hepsi bana uyarıcı madde altında görülen sanrıları hatırlattı. Ve LSD'nin bu tarz etkileri olduğunu biliyoruz.

Sonra, yazıya başlamadan önce biraz interneti karıştırayım dedim ve gördüklerim karşısında iyice şok oldum. "Alice in Wonderland Syndrome" diye bir tanı varmış gerçekten. 1955 yılında bir psikiyatrist tarafından beden algısındaki gerçekliği kaybetme, işitsel ve görsel illüzyonlar ve migren gibi belirtiler ile tanımlanmış. Beyin tümörü ya da bir virüsten kaynaklandığı düşünülüyormuş. İngilizce olarak arattığınızda makaleler falan çıkıyor karşınıza, o derece yani :D Yazarda da sendromun tanı kriterleri arasında geçen migrenden olduğu söyleniyormuş ayrıca. Resmen olaylar olaylar :D



Kitabın konusunu anlatmayacağım, herkes biliyordur zaten. Ama tekrar okumaya karar verirseniz bir de bu gözle okuyun, aydınlanma yaşayacaksınız bence :D Son olarak, kitapla ilgili söylemek istediğim en önemli şey şu: Bu kitap anadilinden okunmalı. Diğer çeviriler nasıl bilmiyorum ama bu çeviride birçok şarkı Türkçeye adapte edilmeye çalışılmış ama bence olmamış. Çok yapay duruyordu çeviri. Değiştirilen her şeyin orijinalinde nasıl olduğunu merak edip durdum. O yüzden bir de İngilizcesini okuyacağım bir ara :D 

Bir de alıntım vardı: 

"Ama ben delilerin arasına düşmek istemiyorum ki!" dedi Alice.
"Başka şansın yok," dedi Kedi, "burada hepimiz deliyiz. Ben deliyim. Sen delisin."
"Benim deli olduğumu nereden çıkardınız?"
"Öyle olman gerek," dedi Kedi, "yoksa burada olmazdın." 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Yani, çocuk kitabı işte :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı, incecik zaten. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Dediğim gibi, çeviri ile ilgili sıkıntılarım vardı. Ama bu, bu versiyona has değil. Bence bu kitap asla tam olarak çevrilemez :D

Orijinal isim (%10): 4/5
Adventures diyor orijinal isminde :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Güzel olmuş.   

Final puanı: 3,9

23 Nisan 2017 Pazar

Kan ve Gül

Kitap Adı: Kan ve Gül
Kitap Yazarı: Alper Canıgüz
Yayınevi: April

Sayfa Sayısı: 212
Baskı Yılı: 2017

Alper Canıgüz en sevdiğim Türk yazarlardan biridir. O yüzden yeni kitabının çıktığını görünce çok heyecanlanmıştım, çok da bekletmeden alıp okudum. Yine güzel bir şey çıkarmış ortaya. Açıkçası Alper Kamu'dan bir şeyler okumayı daha çok isterdim tabii ama bu da güzeldi :D

Eşinden ayrılmış, uyduruk bir yayınevinde uyduruk aşk romanları çevirerek geçinmeye çalışan Aziz'i okuyoruz bu kitapta. Bir yangında kalıyor ve ölmek üzereyken bir anda kendini yirmi yıl öncesine gitmiş halde buluyor. Üniversite yıllarına geri gidiyor. Boğaziçi Üniversitesi'nde okumuş Aziz. Onun zamanındaki kampüse falan geri dönüyor.

Bu zaman yolculuğuna karışmadan kısa bir süre önce de, ünivesitedeki tiyatro kulübünden birinin yıllar önce öldürüldüğünü öğreniyor. Hazır geçmiş de dönmüşken, bu olayın peşine düşüyor. Katili bulmaya çalışıyor, bir yandan da gençliğini yeniden yaşıyor. Şu an ayrı olduğu eşiyle birlikte vakit geçiriyor. 



Kitabın ortalarında olaylar bir yere gidiyor gibi oldu, "öyle olursa oha derim" dedim :D Sonra başka yere gitti, sonuçlanırken tekrar oha dedim. Kitap biterken bir oha daha dedim :D Gerçekten güzel bir kurgu çıkarmış ortaya Alper Canıgüz :D

Ayrıca dilini de çok seviyorum yazarın. Hafif alaycı, bir yerlere laf değdiren bir havası var. Bu da kitaplarını eğlenceli yapıyor bence. 90'lı yıllara geri döndüğü için, bu kitapta da oldukça güzel dokundurmalar yapıyor :D

Birkaç alıntı da bırakayım şuraya:

"Memleketimizdeki yükseköğrenim kurumlarından birine yolu düşen herkes, devletimizin bu ilim ve irfan yuvalarının üstüne nasıl titrediğini, kapıya yığdığı özel güvenlik, polis gücü, çevik kuvvet ve hatta jandarmalara bakarak kolayca anlayabilir. Serbest düşüncenin kalesi üniversite, ülkemize kelimenin tam anlamıyla kale gibi korunmaktadır yani."

"Batı'nın ahlakını almıyor ama antibiyotiğini alıyoruz galiba?"

"Soyguna uğramış bir insan, kendisinden ne çalındığını bilmediği sürece, soyulmamış demekti."

"Sağlık dediğin Türkiye gibi bir şey, doğuya giden gemide batıya doğru koşmak."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Tek günde bile bitirilebilir aslında. 

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir problem yoktu.

Güzel kapak (%5): 3/5
Eh :D
Final puanı: 4,5

21 Nisan 2017 Cuma

Behind Closed Doors

Kitap Adı: Behind Closed Doors
Kitap Yazarı: B. A. Paris
Yayınevi: Martin's Press

Sayfa Sayısı: 351
Baskı Yılı: 2016


Bu kitabı bir takipçim beğeneceğimi düşünerek önermişti uzun bir zaman önce. Daha sonra bu ay İngilizce olarak hangi kitabı okusam diye düşünürken tekrar söyledi ve ben de dedim ki daha fazla bekletmeyeyim artık :D


Kitabın türü gerilim olarak geçiyor. YAŞASIN GERİLİM KİTAPLARI! :D Ama şöyle bir durum var. Kitabın kapağına "The perfect mariage? Or the perfect lie?" yazmışlar. Bunu muhtemelen ilgi çıksın "uuuu" falan diyelim diye yapmışlar. Ben de dedim :D Ama bu tam olarak iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi kara veremedim.


Çünkü, kitaba başladığınız andan itibaren "perfect lie" için ipuçları aramaya başlıyorsunuz. Çok mutlu görünen bir çift var ama bit yeniği nerede falan diye düşünüyorsunuz. Ve ben, ilk kelimelerden itibaren çiftin arasındaki gerilimi hissettim. Hani şey gibi, "sevgilim" diyor ama alttaki mesaj sanki "lanet olsun sana" falan gibi yani. Bu gerilimi hissediyorsunuz :D


Zaten çok kısa süre içinde de işin iç yüzünü öğreniyor ve kitabı böyle okumaya devam ediyorsunuz. Ben şöyle bir kurgu tercih ederdim: Başta bize gerçekten bir kusursuz evlilik verseydi. Kitabın yarısına kadar falan. Sonra o evlilik yavaş yavaş çatırdasaydı, biz ufak tefek ipuçları yakalasaydık. Ve sonra her şey açığa çıksaydı. Kitabı böyle çok çok daha fazla severdim.




Kitabın bu halini okurken sıkılmaya başladım çünkü. Okuyorum, devam ediyorum ama bir yandan da bir şey olsun diye bekliyorum. "BİR ŞEY YAPMAYACAK MISIN BE KADIN?" diye söylenip durdum :D Neyse ki kitap sonlara doğru biraz hareketlendi. Güzel bir sonla bittiğini söyleyebilirim. 


Kitabı okursanız ne demek istediğimi anlarsınız, son sayfalarda Esther ve Grace'in yaptığı konuşma çok hoşuma gitti. Sanki hiçbir şey konuşmuyorlar ama aslında her şeyi konuşuyorlar gibi :D 


Özetle kitap güzeldi ama ortalama güzeldi. Çok daha iyi gerilim kitapları okudum. Dediğim gibi, bu kitabı ben yazmış olsaydım yukarıda anlattığım şekilde yazardım. Biliyorsunuz, her şey seyrinde giderken bir anda patlayan bomba gelişmeleri falan çok severim :D


Bu arada kitabın henüz Türkçesi yok. Çevrilir mi, kim alır ne zaman çevirir falan hiçbir fikrim de yok :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 3/5
Ortalamaydı. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 3/5
Sıkılır gibi oldum okurken. 

Baskı kalitesi (%5): 5/5
E-book olarak okudum ama edisyonunda falan bir problem yoktu. 

Güzel kapak (%5): 1/5
Kapakta yaratıcılık sıfır. Behind Closed Doors, o zaman aralık bir kapı koyalım :D


Final puanı: 3

16 Nisan 2017 Pazar

Oasis

Kitap Adı: Oasis
Özgün Adı: Oasis
Kitap Yazarı: Eilis Barrett
Çeviren: Cumhur Mısırlıoğlu

Yayınevi: Genç Timaş
Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2017

Oasis çok yakın zaman önce çıkan kitaplardan. Ben de zaten merak ediyordum, o yüzden hiç bekletmeden okudum. 

Yüzyıllar önce dünyada bir virüs yayılmış ve insanlık neredeyse yok olmaya yaklaşmış. Kalanlar, eski dünyanın en büyük şehirlerinden birinin etrafına otuz metre yüksekliğinde çelik ve taştan bir çember duvar örmüşler: Umut duvarı. Bu duvar, Safkanları, yani virüsten etkilenmemişleri virüs yok olana kadar korumuş. Böylece Oasis, Dış Mıntıka, İç Mıntıka ve Selyan olarak katman katman bölünmüş. 

Oasis'in doğumundan yüz yıl sonra bilim adamları bu virüsü tetikleyen bir gen keşfetmişler: X geni. Tüm yurttaşlar test edilmiş ve yarısında X geni pozitif çıkmış. "Bu da nüfüsun yarısından fazlasının, işleyen ve patlamayı bekleyen, patladığında da herkesi öldürecek birer saatli bomba olduğunu anlamına geliyor."



Bu sebepten dolayı da Oasis yönetimi, tedavi bulunana kadar X geni pozitif olanları tecrit etmiş. Bu vatandaşlar Dış Mıntıka'ya gönderilerek kamp gibi yerlerde, kötü şartlarda yaşamaya devam ediyor. Biz de Quincy'nin etrafından okuyoruz olayları. Kendisi de X geni pozitif olanlardan ve Dış Mıntıka'da yaşıyor.

"Virüs insanlara bulaşmıyordu; virüs insanların kendisiydi. Virüs bendim; ben Virüs'tüm."

Kitapla ilgili en önemli problemim X geni meselesi. Alfabede başka harf mi kalmadı yani? Neden X? :D Başta cinsiyet geniyle bir alakası olduğunu düşündüm ama buna dair hiçbir şey söylenmiyor. Öyle değilse neden X yani? :D İkincisi kitapta pek çok yazım yanlışı var. Bence kitabın yeni baskıdan önce tekrar okunması gerekiyor. 

Güzel bir kitap, konu güzel, dünyayı sevdim ama çok da kuvvetli değil. Kötü değil ama kesinlikle okuyun da değil bence. Ayrıca kitabın bilgilerinde herhangi bir seriye ait olduğu gözükmüyor ama tam bir seri gibi bitti :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ortalamaydı.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Bu da ortalamaydı :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Yazım yanlışları çoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Eh zaten yani :D 

Güzel kapak (%5): 3/5 
Fena değil kapak.  

Final puanı: 3,2