Koridor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Koridor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2019 Perşembe

Fırtınada Yanacaksın (Dave Gurney, #6)

Kitap Adı: Fırtınada Yanacaksın
Özgün Adı: White River Burning
Kitap Yazarı: John Verdon
Çeviren: Ender Nail
Yayınevi: Koridor Yayınları
Sayfa Sayısı: 528
Baskı Yılı: 2018


Dave Gurney serisinin ilk kitabı Aklından Bir Sayı Tut dünyada en sevdiğim kitaplardan biri falan sanırım. O yüzden bu seriyi de çok seviyorum. Ama kitaplar giderek kötüleşiyor benim için. Özellikle bu kitap, bu seride okuduğum ennn sıkıcı, en az sürükleyici kitaptı. Bu kadar uzamasaydı keşke bu seri. İlk 3 kitapla kalsa harika olurdu.


Bir kere konu olarak hiç ilgimi çekemedi çünkü siyah beyaz çatışması falan çok uzak konular bizim için yani. Ayrıca gerçekten kitapta bir gram bile sürükleyicilik yok. Beş yüz küsür sayfalık kitabın bir saniyesinde bile katil kim, neler dönüyor falan diye merak etmedim. Biraz benim de kötü zamanıma denk geldi, belki o yüzden bu kadar aşırı sıkıldım. Ama kitap da güzel değil yani üzgünüm :D

Kitabı hiç sevmeyince yazacak pek bir şey de bulamıyorum. Bu kadar çok sevdiğim bir seride böylesine sıkıldığım bir kitap okumak üzdü beni kısacası. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Üzgünüm ama hiç iyi değildi.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Sıkıntıdan Ö L D Ü M :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim.

Orijinal isim (%10): 0/5
Hiç olmamış :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapaklar düz beyaz, bir olayı yok :D

Final puanı: 2

30 Haziran 2018 Cumartesi

Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler (The Art of Hearing Heartbeats, #1)

Kitap Adı: Her Kalp Kendi Şarkısını Söyler
Özgün Adı: Das Herzenhören
Kitap Yazarı: Jan-Philipp Sendker
Çeviren: Elif Özkaya

Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 312
Baskı Yılı: 2013

Her Kalp Kendi Şarkısı Söyler, 500 yıldır falan kitaplığımda duruyordu. Çeşitli zamanlarda takipçilerimin harika bir kitap falan diye önerdiğini de hatırlıyorum. Geçenlerde bir anda elime aldım ve okumaya başladım :D

Yine asla beklediğim gibi bir şey çıkmadı. Ben niye kitapların konularından bu kadar bihaberim ya :D Polisiye falan diye düşünüyordum Koridor olduğu için ama bambaşka bir şey okudum. Julia'nın babası çok başarılı, ünlü bir avukat. Ama bir anda ortadan kayboluyor. 

Bu kayboluştan birkaç yıl sonra da Julia'nın annesi babası tarafından Mi Mi adında bir kadına yazılmış ama hiç gönderilmemiş bir mektup buluyor. Julia da yüzlerce kilometre yol kat edip mektubun üzerinde yazan adrese gitmeye karar veriyor. Böylece bahsi geçen kadını bulmayı, babasına neler olduğunu öğrenmeyi falan hedefliyor. 



Kitabın anlatımını çok sevdim aslında. Okurken böyle sanki bir masalın içinde kayboluyormuşum gibi hissettirdi bana. Neler olduğunu da cidden merak ettim. Ama sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Neler olduğunu anladığımda tadım kaçtı, birden kitap vasat bir şeye dönüştü gözümde. Belki de bu masalsı anlatımdan dolayı daha sıradışı bir şeyler mi beklemiştim bilmiyorum ama bu son hiç tatmin etmedi beni.

Kitap Goodreads'de bir seriye ait gözüküyor bu arada. İkinci kitap falan da varmış ama niye devam etmiş ne anlatmış devamında yazar hiçbir fikrim yok. Hiç merakım da yok :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ehhh. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Fena değildi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Bizimkiler böyle romantik bir isim yapmaya çalışmış galiba :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ehh :D

Final puanı: 2,8

27 Mart 2018 Salı

Issız Ev

Kitap Adı: Issız Ev
Özgün Adı: Too Close to Home
Kitap Yazarı: Linwood Barclay
Çeviren: Belgin Selen Haktanır

Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 440
Baskı Yılı: 2018

Issız Ev'i elime aldığım anda aynen şöyle düşünmüştüm: "Ben galiba artık Koridor kitaplarından çok keyif alamıyorum.". Ama bu kitap beni adeta sarsıp "kendine gel!" dedi. Çünkü beklediğimden çok daha fazla sevdim kitabı.

Jim ve Ellen çiftinin yan komşuları bir gün vahşice öldürülüyor. Bunun şoku henüz geçmemişken bir de oğullarının cinayet sırasında o evde olduğunu öğreniyorlar. Bunun üzerine bir polis sorgulaması başlıyor tabii.



Kitap böyle başlıyor ama ilerledikçe katman katman açıldığını, hikayenin genişlediğini hissediyorsunuz. Kitabı yok artık, daha neler, başka ne olabilir ki falan diyerek okudum. Gerçekten beni çok şaşırtan şeyler olup durdu. 

Dediğim gibi kitap beklentilerimin üstünde çıktı ve düşündüğümden daha fazla sevdim kitabı. O yüzden size de tavsiye edebilirim. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Beğendim. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı, sonlara doğru epey merak ettim. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Too Close to Home? :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Eh :D

Final puanı: 3,6

31 Ocak 2018 Çarşamba

Aura

Kitap Adı: Aura
Özgün Adı: Desperate
Kitap Yazarı: Daniel Palmer
Çeviren: Belgin Selen Haktanır

Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 408
Baskı Yılı: 2017

Okumaya yeni başladığım zamanlarda deli gibi Koridor okuduğum bir dönem olmuştu. Çünkü ben psikolojik gerilim okumayı çok seviyorum ve yayınevi de bunun onlarca örneğini sunuyordu bana. Sonra sonra okumaz oldum artık. Fakat geçenlerde kitaplığıma bakınırken çok uzun zamandır okumadığımı fark ettim ve Aura'yı aldım elime. 

Bu kitabın inişli çıkışlı bir kitap olduğunu söyleyebilirim benim için. Aslında güzel başladı. Çocuk sahibi olamayan bir çift, Gage ve Anna. Evlat edinmek için bir internet sitesine kaydoluyorlar. Sonra garip tesadüfler ile hayatlarına genç bir kadın giriyor, bebeğini onlara evlatlık verecek. Fakat bu kadında garip bir şeyler var. Sanki Gage'i deli etmek için özellikle bir şeyler yapıp duruyor. 

Bu kısmı kitabın giriş bölümü olarak düşünebiliriz. Gelişme bölümünde heyecanlı şeyler oldu aslında ama benim hoşuma gitmedi. Kitap çok... Kurtlar Vadisi havası diyeceğim ama olmayacak :D Yani bir mafyalar, uyuşturucu ticaretleri, kaçakçılık falan şeyleri okumak beni açmadı. Yeter sıkılıyorum artık demeye başladım :D



Fakat sonra, sonuç bölümüne girerken kendini bir toparladı ve ilgimi yeniden çekmeye başladı. Ama şunu da söylemeliyim ki hiç alakasız görünen insanın altından bir bit yeniği çıkacağı ÇOK belliydi. Tam olarak ne olduğunu bilemesem de bir şeyleri tahmin ettim. Bunu kitabın zayıflığı olarak düşünebiliriz çünkü ben böyle şeyleri tahmin etme konusunda berbat biriyim :D

Özetle, ortalama bir kitap oldu Aura benim için. Okuduğum için memnun muyum? Evet kesinlikle. Dediğim gibi uzun zamandır okumuyordum ve Koridor'un bu gerilimlerini okumayı özlemişim. Ama kitabı kendi kulvarında ilk ona falan sokar mıyım? Sanmıyorum. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ortalama. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Merak uyandırdığını söyleyebilirim. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Koridor asla orijinal isim kullanmıyor sanırım :D

Güzel kapak (%5): 3/5
İçerikle alakasız fakat ilgi çekici :D

Final puanı: 3,25

30 Ekim 2016 Pazar

Kurt Gölü (Dave Gurney, #5)

Kitap Adı: Kurt Gölü
Özgün Adı: Wolf Lake
Kitap Yazarı: John Verdon
Çeviren: Ender Nail
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 470
Baskı Yılı: 2016


Kurt Gölü, Aklından Bir Sayı Tut ile başlayan Dave Gurney serisinin yepyeni 5. kitabı. Daha çıkalı 2 hafta bile olmadı sanırım. Serinin diğer kitaplarını da severim ama Aklında Bir Sayı Tut'un yeri ayrıdır bende, tam bir efsaneydi!

Bu kitap da oldukça ilgi çekici bir konuya sahip. Çıkacağı duyurusu yapıldığından beri çok merak ediyordum. Çünkü John Verdon yani! Gelir gelmez de hemencecik okudum zaten.

Konusu şöyle: Ülkenin farklı yerlerinde dört farklı kişi ölmeden önce birilerine (terapistine, masörüne, bir din adamına falan) bir rüya anlatıyor ve kısa süre sonra da bileklerini keserek intihar etmiş bir şekilde bulunuyor. Garip olan şu, 4 kişinin de anlattığı rüya tamamen aynı ve dört ölünün de yanında kurt başlı bir bıçak var. Gördükleri rüyada da zaten kurtlardan falan bahsediyorlar.



Ölen dört kişinin bir ortak yönü daha var. Hepsi de Kurt Gölü denen bir yerde çalışan bir psikiyatristin yaptığı sigarayı bıraktırma seansına katılıyorlar. Bu seanslardan sonra korkunç rüya şikayetleri başlıyor ve sonra da ölü bulunuyorlar. E tabii, böylece gözler direkt psikiyatirste çevriliyor ve insanları hipnoz yaparak intihara sürükleme ile suçlanıyor. 

Konuyu anlatması bile zor ve karmaşıkken aslında olayların arkasında dönenler on yüz kat daha karmaşık :D Kitabın başlarında biraz içine giremediğimi hissettim aslında. Ama polisiye kitaplarda bu hep olabilir sanırım. Hani şu olayların daha başlamadığı, kan dökülmeyen ilk 100 sayfa falan var ya, işte orada bir miktar sıkıldım :D

Kitabı beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. John Verdon zaten çok sevdiğim yazarlardan biri. Bu kitabına bir psikiyatristi dahil etmesi ekstra hoşuma gitti. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Olaylar biraz başladıktan sonra akıcı oldu bence :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Ooo, Wolf Lake! :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Bu serinin kapaklarının formu hep aynı oluyor, ortalama bence :D

Final puanı: 4,1

1 Eylül 2016 Perşembe

5 (Beatrice Kaspary, #1)

Kitap Adı: 5
Özgün Adı: Fünf
Kitap Yazarı: Ursula Poznanski
Çeviren: Belgin Selen Haktanır
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2016


Ben, Ursula Poznanski ile Erebos kitabında tanışmış ve bayılmıştım. O kitap gerçekten çok güzeldi. 5 de sanırım CNR zamanı yeni çıkmıştı, o yüzden Poznanski diye gözüm kapalı aldım kitabı.

Konusunu anlatmak için klasik Koridor kitabı demek yeterli bence. Koridor'un tarzını az çok bilenler ne demek istediğimi rahatlıkla anlayacaktır. Gerilim, polisiye yani :D

Yurtdışında popüler oyunlardan biri sanırım Define Avı ama ben bizde hiç karşılaşmadım. Başka oyuncuların sakladığı kutuları GPS ile aradığınız, dağ, bayır, orman falan dolaştığınız bir oyunmuş. Kitabın temelinde aslında bu oyun var. Katilimiz polise çeşitli bilmeceler ile koordinatlar bırakıyor ve bir sonraki aşamaya geçip sıradaki kurbanı bulmalarını sağlıyor.



Katilin kim olduğunu tabii ki tahmin edemedim :D Ama bundan öte bu oyunu neden oynadığının sebebi çok daha şaşırtıcı ve ilginçti. Kitap güzeldi, yaklaşık 400 sayfaydı ama 3 günde bitirdim. Ama yine o hissi bulamadım, favorilerime giremedi yani :D Bu aralar bende böyle bir hissizlik var herhalde.

Yine üstteki ifadeyi kullanacağım ama "Koridor Tarzı" okumayı siz de benim gibi seviyorsanız, bu kitabı da rahatlıkla okur ve seversiniz. Ayrıca kitabın Erebos'un yazarından olduğunu öğrenmek de büyük bir motivasyon bence.

Aryıca bu bir seriymiş. Pek çok polisiye romanında olduğu gibi olayı soruşturan polisin sabit kalıp olayların değiştiği serilerden. Ama 5 bile 2012'de yazıldığı halde yeni çevrilmiş o yüzden serinin devamı gelir mi gelirse ne zaman gelir hiç bilemiyorum.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Oldukça akıcıydı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Neyse ki Almanca'da sayıları biliyorum :D

Güzel kapak (%5): 2/5 
Kapağının bir olayı yok :D 

Final puanı: 4,5

10 Şubat 2016 Çarşamba

Soğuk El

Kitap Adı: Soğuk El
Özgün Adı: Iron House
Kitap Yazarı: John Hart
Çeviren: Gizem Yanbolluoğlu
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 525
Baskı Yılı: 2016


Soğuk El'i ilk çıktığında görüp kısa süre içerisinde sipariş etmiştim. Çünkü Koridor ve ben Koridor kitaplarını çok seviyorum. Ama o kadar da beğenmedim açıkçası.

Bir kere kitap çok uzun. Çok boşluk bırakmadan falan da yazılmış. O yüzden iyice gözünüzde büyüyor kitap. Kitabı okurken birkaç kere bırakmayı düşündüm ama "bu kadar okudum bitireyim bari" psikolojisi engel oldu :D

Kitap çok karışık başlıyor zaten. Olayın tamamı da karışık. Mafyalar, senatörler, geçmişe dayanan karanlık hikayeler, onlarca karakter. Kitabın tam olarak içine girdiğimi hissedemedim. Ama yine de bir şekilde kendini okutuyor kitap, öyle çok kötü de değil yani. 



Biraz olayı anlatayım. Michael diye bir adam var, mafya tetikçisi gibi bir şey. Ama bir kadına aşık olduktan sonra tüm bu mafya olaylarından ayrılmak istiyor. Mafyanın başındaki adam Michael'i çok sevdiği için izin veriyor ama ölmek üzere ve bu durumdan rahatsız olan diğer adamlar sadece onun ölmesini bekliyor. Yaşlı adam öldüğü anda Michael'i da temizleyecekler, çünkü mafyadan ayrılma diye bir şey mümkün değil onlar için. 

Bunlar okurken biraz da Michael'ın geçmişine dönüyoruz. Kardeşi Julian ile birlikte berbat bir yetimhanede büyümüşler, sonra Julian evlat edinilmiş. Olay sonra onu evlat edinen aileye falan da bağlanıyor. Gerçekten yoğun ve karmaşık bir hikaye yani. 

Sonuna doğru her şey yılan hikayesi oluyor ve açığa çıkan şeyler gerçekten şaşırtıcı. Ama dediğim gibi kitap çok uzun ve sanırım bu biraz okuma keyfimi azalttı benim. Koridor'dan çok çok daha güzel şeyler okudum ben. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ne çok iyi ne de çok kötüydü. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Akıcılığı kötü değildi.  

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Çeviriyle ilgili büyük bir sorunum var. Argolar sansürlenmeye çalışılmıştı, s.ktir gibi. İlk kez bir kitapta böyle bir şey görüyorum ve bence çok komik duruyordu. İnanılmaz gereksiz olmuş :D

Orijinal isim (%10): 0/5
Kitabın adı Demir Ev ve inanın bütün hikaye Demir Ev ile alakalı :D  Soğuk El nereden çıktı, kitapla ne alakası var hiçbir fikrim yok. 

Güzel kapak (%5): 3/5 
Uydurma isim için bir kapak ayarlamaya çalışmışlar :D

Final puanı: 2,7

24 Ocak 2016 Pazar

Zaman Çarkı

Kitap Adı: Zaman Çarkı
Özgün Adı: Elise
Kitap Yazarı: Ken Grimwood
Çeviren: Ender Nail
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 298
Baskı Yılı: 2012


Zaman Çarkı hiç yaşlanmayan bir kadının hayatını anlatıyor. Kitap bize 1980 Boston'ı ve 1682 Versailles'ini anlatıyor. Bu kadının Fransa'da doğumunu, o dönemlerde gençliğini falan okuyoruz, sonra da işte 1980'lerdeki hayatını da biraz görüyoruz.

Kitapta biraz biyoloji var. İşte DNA'lar, kan değerleri falan. Kitabın bu yönünü sevdim. Daha sonra bu "yaşlanamama" olayı da biyolojik olarak açıklanıyor, ki bu da güzel.


Ama ne bileyim kitap hiç heyecanlandırmıyor. 300 sayfa boyunca yaklaşık 300 yıllık hayatı okuyoruz işte. Dümdüz gidiyor kitap. Başlangıçta iki ayrı kadınmış gibi anlatmayı hedeflediyse yazar onu da başaramamış zaten :D

Böyle işte yani, kitapla ilgili söyleyecek pek bir şey yok. Dediğim gibi kitap çok düz :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Daha önce de böyle şeyler okudum, çok özgün olduğunu söyleyemem. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Fena değildi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Sanki birkaç yazım hatası vardı ama emin değilim :D Baskı güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Kitabın adı Elise çünkü bütün kitap boyunca Elise'in hayatını okuyoruz. Başka hiçbir şey yok. Başka isim uydurmak niye?

Güzel kapak (%5): 2/5 
Uydurma isme uygun anlamsız kapak :D

Final puanı: 3,2

9 Aralık 2015 Çarşamba

Eşekarısı Fabrikası

Kitap Adı: Eşekarısı Fabrikası
Özgün Adı: The Wasp Factory
Kitap Yazarı: Iain Banks
Çeviren: Zübeyde Abat
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 254
Baskı Yılı: 2015


"Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.

Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönem geldi ve geçti."


Kitap garip bir kitaptı. Frank daha 16 yaşında. Ama 3 kişiyi öldürmüş. Bunlardan biri öz kardeşi. İnsanları plan yaparak soğukkanlılıkla öldüren, hayvanları yakmaktan, öldürmekten zevk alan, çeşitli hayvan kafatasları biriktiren ağır sosyopat bir çocuk. 

Kitap boyunca Frank'in hayvanları öldürmesini, biriktirdiği kafataslarıyla garip ayin gibi bir şeyler yapmasını okuyoruz. Bir keresinde bir koyun kendisine saldırdı diye onlarca koyunu yakarak öldürdü. Öldürdüğü üç insanı da uzun uzun planlayarak gözünü bile kırpmadan öldürüyor.




Kendisine çöpte bulduğu saat kadranından oldukça komplike bir düzenek yapıp eşekarılarını da öyle öldürüyor. Zaten kitabın adı da bu yüzden Eşekarısı Fabrikası. Bu düzeneğin içine bıraktığı arılar yanarak, bıçaklarla parçalanarak, zehirli reçele bulanarak falan ölüyor. 

Çok şaşırtıcı da bir sonu vardı. Bir anda ne oluyor falan diyemeden bir şok oluverdim :D Ama bir çocuğun bu kadar saf vahşetle dolu olmasını okumak biraz rahatsız edici. Yazar kitabın sonuna eklediği notta şöyle diyor:

"Çocuklara özgü masumiyetin, çoğu insanın hayal ettiği gibi olmadığı -ne şimdi ne de öncesinde- konusuna dikkat çekmeye çalıştım. Çocuklar da muhtemelen yetişkinler kadar şiddet düşüncesine yatkınlar; sadece bunları koyabilecekleri sofistike bir ahlaki çerçeveleri yok o kadar."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Rahatsız edici ama özgün :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Böyle delikli kapak falan, güzel. 

Final puanı: 4,2



30 Ekim 2015 Cuma

Cinayet Terapisi (Teodor Szacki, #1)

Kitap Adı: Cinayet Terapisi
Özgün Adı: Uwikłanie
Kitap Yazarı: Zygmunt Miłoszewski
Çeviren: Seda Köycü
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 378
Baskı Yılı: 2015


Öncelikle kitap için Koridor Yayınları'na tekrar teşekkür ederim. Kitap yeni çıktı, ben de sıcak sıcak okuma fırsatını yakaladım :D

Kitap Hellinger'in Aile Dizimi'ni temel alarak yazılmış. Bu kuramın adını derste duyduğumu hatırlıyorum ama hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyorum. O yüzden epey ilgimi çekti, hakkında bir şeyler okumak istiyorum. Kitaptan anladığımız kadarıyla bu, kişinin aile üyelerini konumlandırarak onlarla ilgili düşüncelerini, duygularını falan açıkladığı bir terapi yöntemi.

İşte böyle bir terapi seansının ardından Henry Telak, terapi seansının yapıldığı binada ölü bulunuyor. Sonra da polis olaya karışarak Telak'ın katilini arıyor. Biz de bunu okuyoruz. Kitabı okurken terapiyle ilgili daha çok şey görmek isterdim açıkçası. Ama kitap boyunca yalnızca birkaç sahnede görebildik. Daha çok soruşturma kısmına ağırlık verilmişti.



Kitapla ilgili çok takıldığım bir sorun var. Kitap boyunca yüzlerce dipnot yapılmış :D Tamam olay Polonya'da geçtiği için bilmediğimiz bir sürü isim, mekan, kavram falan var ama hepsinin de tek tek açıklanması insanın dikkatini dağıtıyor. İki sayfada bir aşağıda dipnotlar görüyorsunuz. Bunların olmamasını tercih ederdim.

Böyle işte. Aslında Koridor kitapları beni daha çok heyecanlandırır, çok daha fazla beğenirim. Ama bu tam olarak öyle olmadı. Kitap boyunca bomba bir şeyler olmadı, sönük bir sonu vardı falan. Ama yine de psikolojik gerilim yani :D


Ayrıca şu an fark ediyorum ki bu bir seriymiş. Umarım kısa zamanda diğer iki kitap da çevrilir. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Daha önce bu terapi yöntemiyle ilgili hiçbir şey okumamıştım. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Güzeldi.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çok fazla dipnot için buradan not kırmak istiyorum :D

Orijinal isim (%10): 0/5
Kitabın gerçek adı dolaşıklık, karmaşıklık gibi bir şeymiş. Koridor gerçek isimleri kullanmıyor ama pazarlamanın da dibini yapıyor. İsim inanılmaz ilgi çekici :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Labirent falan, fena değil.

Final puanı: 3,55

3 Eylül 2015 Perşembe

Kayboluş

Kitap Adı: Kayboluş
Özgün Adı: Breakthrough
Kitap Yazarı: Ken Grimwood
Çeviren: Elif Özkaya & Seçil Ersek
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 333
Baskı Yılı: 1976

Grimwood'dan Sil Baştan'ı okuyup beğenince bu yazarın tüm kitaplarını okumalıyım dedim. Bir süreden beri Kayboluş elimde bekliyordu ben de artık okumaya karar verdim.

Kitap bir epilepsi hastasını anlatıyor. Elizabeth'in önce biraz ergenlik dönemimi okuyorsunuz sonra tamamen yetişkinliğe geçiyor hikaye. Epilepsi tek bir ilaçla değil bir ilaç kombinasyonuyla tedavi edilebiliyor. Sabit bir karışım olmadığı için de her hasta için deneme yanılma yoluyla doğru ilaçlar bulunabiliyor. Elizabeth için de uzun bir süre denenmesine rağmen uygun ilaç tedavisi bulunamıyor.

Sonra doktoru henüz teoride olan ve birtakım riskleri olan alternatif bir tedavi öneriyor. Elizabeth de kabul edince beynine epilepsinin getirdiği elektriksel dengesizliği nörtleyecek bir elektrot yerleştiriliyor. Bu elektrot gerçekten işe yarıyor ve epilepsi nöbetleri son bulunuyor. 

Ama Elizabeth bu tedavinin yanında doktorun yürüttüğü araştırmaya da katılmaya gönüllü oluyor. Doktor beyinde karanlık alan dedikleri yerlere de çok sayıda elektrot yerleştiriyor. Bu elektrotlara elektrik sinyalleri göndererek beynin daha önce keşfedilmemiş bölümlerinde bir şeyler yakalamayı hedefliyorlar. 12. elektrot uyarıldığında Elizabeth bir anı parçası görüyor. Ama bu kendi anısı değil. Böylece Elizabeth, bu elektrot sayesinde başka birinin zihnine girebildiğini keşfediyor.


Nasıl ama, çok heyecanlı değil mi? :D Başkasının zihnine girme, onun gözlerinden dünyayı görebilme konusu oldukça ilgimi çekti. Biraz Göçebe'yi hatırladım ve özledim :D Göçebe'yi de tekrar okumam lazım. Neyse, Elizabeth diğer kadının zihnindeyken ona bir tür epilepsi krizi yaşatıyor. Böylece yazar da müthiş bir sorgulama yapmış: Ya her epilepsi hastasında durum böyleyse? Hastalaeın zihinlerinde başka biri dolaştığı için elektriksel bozulmalar oluyorsa? Bayılıyorum şöyle teorilere :D 

Kitabı okumak oldukça keyifliydi. Hele bir son yaptı ki "böyle kitap mı bitirilir!" diye isyan ettirdi :D Sanki bir serinin ilk kitabıymış gibi bitti. Aslında bitmedi, her şey yeni başladı. Ama maalesef okuyabilecek bir devam kitabımız yok :D

Son olarak çok hoşuma giden bir alıntı yapmak istiyorum:

"Tavşanlar tehlikeyle karşılaştıklarında 'donup' kalarak kendilerini görünmez hatta ölmüş gibi göstermeye çalışır, biz de aynı nedenden ötürü bayılıyor olabiliriz. Belki biz de kendi kanımızı akarken görünce bayıldığımızda kan basıncının aniden düşmesi kanamanın azalmasına yardımcı bile olabilir."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Hem epilepsiyi hem de bu farklı zihinde olma olayını okumak çok güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok akıcı bir kitaptı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çevrilmeyen Fransızca diyaloglar vardı bir bölümde. Neden çevrilmemiş anlamadım. Daha sonra gelen İspanyolca konuşmalar parantez içinde çevrilmişti halbuki. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Koridor'dan ümidimi kestim ben artık :D 

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ortalama bir kapak.  

Final puanı: 4.35




6 Temmuz 2015 Pazartesi

Travma

Kitap Adı: Travma
Özgün Adı: The Lock Artist
Kitap Yazarı: Steve Hamilton
Çeviren: Ender Nail
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2011


Selaam,
Vloglu kitap yorumu gelmeyeli baya olmuştu. Zaten bir süre kitap incelemelerine buradan devam ediyor olacağım. İyi seyirler!

Özgün konu ve kurgu (%35): 5/5
Kilit olayları çok iyiydi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5 
Kitap çok heyecanlı değildi, öyle sayfaları hızla çevirtmedi ama oldukça sürükleyiciydi.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu, güzeldi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Üzgünüm.

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak çok güzel değil ama kötü de değil.

Final puanı: 3.95