15 Ocak 2018 Pazartesi

İstasyon On Bir

Kitap Adı: İstasyon On Bir
Özgün Adı: Station Eleven
Kitap Yazarı: Emily St. John Mandel
Çeviren: Ferhan Ertürk

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 365
Baskı Yılı: 2017

İstasyon On Bir'i görünce çok heyecanlanmıştım ve merak etmiştim. Çünkü tanıtımlarda falan gördüğüm kadarıyla konusunu çok beğenmiştim. Hala da beğeniyorum aslında. Bir grip virüsü inanılmaz bir hızla yayılıyor ve yakalanan insanlar 3-4 gün içinde ölüyor. Hal böyle olunca da çok kısa bir sürede dünya nüfüsunun %99'u ölmüş oluyor. İnsanlar öldükçe medeniyet de yok oluyor. Elektrik gidiyor, şehirler birer birer yıkılıyor. 

Konu gerçekten çok güzel ama kurguyu hiç ama hiç beğenmedim. Bu kadar güzel bir konuya yazık olmuş diye düşündüm açıkçası. Yani ben böyle bir durumda insan ırkının yok olma tehlikesiyle ilgili bir şeyler okumak isterdim. Ya da kalan bu bir avuç insanın daha vahşi olmasını, bir hayatta kalma mücadelesi vermesini beklemez misiniz siz de? Buradaki insanlar gayet medeni, müze falan kuruyorlar, seyyar tiyatroyla oradan oraya dolaşıp Shakespeare oyunları falan oynuyorlar. GERÇEKTEN Mİ? Hani bütün dünya yıkılmış falan? :D Arada çıkıntı yapan birkaç kişi var tabii ama hiç tatmin edici değil :D



Bunların üstüne bir de çok dağınık da geldi bana kurgu. Yani farklı karakterlere geçiyor. Zamanda bir ileri bir geri gidiyor falan. Kurguyla ilgili gerçekten çok sıkıntım var. Sanırım hiçbir şeyi beğenmedim :D Dolayısıyla da okurken ölümüne sıkıldım. Ama son zamanlarda kitapları yarım bırakamama gibi bir huy geliştirdim. O yüzden bunu da ite kaka da olsa bitirdim :D

Böyle kitapların yorumunu yaparken biraz çekiniyorum çünkü kendisinin bolca ödülü var :D Kitabın Arthur C. Clarke Ödülü -ki bu hiç de hafife alınacak bir ödül değil bence :D- de dahil olmak üzere 3 farklı ödülü, madalyası ve başka ödüllerde finalistliği var. O yüzden benim hiç sevmememi değerlendirirken bunları da gözünüzün önünde tutabilirsiniz :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Konu güzel, kurgu değil :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 1/5
Sıkıntıdan ölmeye beş kala :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.  

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 3/5
Ehh :D

Final puanı: 2,05

11 Ocak 2018 Perşembe

Kocamın Karısı

Kitap Adı: Kocamın Karısı
Özgün Adı: My Husband's Wife
Kitap Yazarı: Jane Corry
Çeviren: Begüm Kovulmaz

Yayınevi: Beyaz Baykuş
Sayfa Sayısı: 418
Baskı Yılı: 2017

Kocamın Karısı benim çok önceleri orijinalini görüp de aşırı merak ettiğim bir kitaptı. Çünkü isim yani. Bu isimde bir kitabı merak etmemem gerçek anlamda imkansız. Belli, bir entrika var işin içinde :D

Ama kitabın beklentilerimi karşılayabildiğini pek söyleyemeyeceğim. Ben çok daha hareketli, merakın beynimi kemirdiği ve ters köşe bir kitap olmasını isterdim. Ama öyle olmadı. Kitabın bitmesine 50-60 sayfa kala olay gerçekleşmişti bile. Bir de kitap çok uzun bir zamana yayılıyor, neredeyse 20 yıllık bir arkaplanı olan olayları okuyoruz aslında.



Avukat olan Lily ve kocası Ed'in etrafında dönüyor diyebiliriz olaylar. Evliliklerin başlarında dokuz yaşındaki komşu kızı Carla ile tanışıyorlar. Zaman zaman annesinin işi olduğunda Carla ile birlikte vakit falan geçiriyorlar. Carla, 16 yıl sonra tekrar bu çiftin hayatına giriyor ve olaylar da o zaman başlıyor.

Yani, dediğim gibi istediğim keyfi alamadım ben çok bu kitaptan. Üzüldüm de çünkü beklentim epey yüksekti. Ama ortalama bir kitap olarak kalacak hafızamda sanırım :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Meh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Fena değildi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.  

Orijinal isim (%10): 5/5
İsme bayılıyorum :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Franklin'den yapılmış alıntı çok iddialı olmuş kapakta ama keşke kitap da öyle olsaydı :D

Final puanı: 3,3

5 Ocak 2018 Cuma

Roanoke Kızları

Kitap Adı: Roanoke Kızları
Özgün Adı: The Roanoke Girls
Kitap Yazarı: Amy Engel
Çeviren: Pınar Polat

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 328
Baskı Yılı: 2017

Roanoke Kızları 2018 yılının ilk kitabı oldu benim için. Hakkında "okurken sizi rahatsız ediyor" falan şeklinde birkaç yorum görmüştüm, merak ettiğim için daha fazla bekletmek istemedim.

Kitap boyunca Lane'in geçmişi ve bugününü okuyoruz. 15 yaşında annesi intihar edince büyükanne ve büyükbabasıyla yaşamak üzere onların malikanesine taşınıyor. Orada kuzeni Allegra da var. Ergenliği onlarla birlikte geçiyor fakat sonra bir şeyler oluyor ve oradan ayrılıyor. 11 yıl sonra, Allegra'nın kayıp olduğu haberini alınca bu malikaneye geri dönüyor. Ve burada geçmişiyle, geçmişinde yaşanan olaylarla yüzleşmek zorunda kalıyor bir anlamda. 



Evet, biraz ağır bir içerik olduğunu söyleyebilirim. Yani aslında nasıl anlatacağımı da bilmiyorum. Çok durgun bir kitaptı. Yazarın neden böyle bir kitap yazdığına anlam veremedim bir türlü. Orada işlediği konuya dikkat çekmek için mi? Bazı kitaplar bana bunu hissettiriyor, bu kitap da kesinlikle onlardan biriydi. Neden yazılmış bu kitap? Bilmiyorum. :D

Pek hoşuma gitmedi kitap genel olarak. Dediğim gibi, durgundu. Kıza ne olduğunu bile merak etmedim çünkü bu konu biraz arka plandaydı. Bu kitap bir polisiye mi yani, bence kesinlikle değildi.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Beğenmemekten ziyade anlam veremedim :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Fena değildi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.  

Orijinal isim (%10): 5/5
Roanoke Girls zaten :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Kapak fena değil, ilgi çekici. 

Final puanı: 2,95

1 Ocak 2018 Pazartesi

Travma

Kitap Adı: Travma
Özgün Adı: Die Kinder
Kitap Yazarı: Wulf Dorn
Çeviren: Regaip Minareci

Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 328
Baskı Yılı: 2017

Travma Wulf Dorn'un en son çıkan kitabı. Yaptığımız ankette en çok oy alan kitap olduğu için 2017'nin en son kitabı olarak okudum ben de.

Bu kitap Wulf Dorn'un diğer kitaplarından farklı bir yerde bence. Yani tam olarak açıklayamıyorum ama bu kitaba yüzde yüz psikolojik gerilim demiyorum ben. Değişik bir şeyler denemiş bence Dorn. Yine de tam bir Wulf Dorn kitabı. Su gibi kitap ya, akıyor yani. Gerçekten bu ifade çok iyi tanımlıyor yazarın kitaplarını. Adam ne yazarsa yazsın, ilk sayfadan sizi içine çekiyor, meraktan deli oluyorsunuz ve sayfaları deli gibi çevirirken "ne zaman okudum ben bu kadar sayfayı?" falan diye düşünüyorsunuz :D



Laura Schrader isimli bir kadın, bir dağ yolunda kaza yapmış olarak bulunuyor. Arabanın bagajında da bir çocuğun kafatası var. Hakkında başlatılan soruşturma kapsamında da bir psikolog ile görüşüyor Laura. Biz de aslında Laura'nın başından geçenleri anlattığı birkaç saatlik zaman dilimini okuyoruz. 

Ben yine oldukça beğendim kitabı :D Wulf Dorn'un burada denediği şeyi sevdim, kurguda çocuklarla ilgili ortaya koyduğu o şeyi sevdim. Buna getirdiği açıklamayı da sevdim :D Sevdim yani, zaten Wulf Dorn sevmeyen taş olur :D

Kitabı önerdiğimi söylememe gerek yok herhalde. Belki siz de benim gibi öncekilere kıyasla biraz farklıymış hissi yaşayabilirsiniz ama seveceğinizi düşünüyorum :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Su gibi :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.  

Orijinal isim (%10): 0/5
Kitabın bütün olayı "Çocuklar" iken orijinal adı kullanmamak neden yani? :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Meh :D

Final puanı: 4,05