16 Temmuz 2018 Pazartesi

Nefret Oyunu

Kitap Adı: Nefret Oyunu
Özgün Adı: The Hating Game
Kitap Yazarı: Sally Thorne
Çeviren: Onur Kınacı Birler

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2018

Nefret Oyunu, ilk gördüğüm andan beri okumak için sabırsızlandığım bir kitap oldu. Konusunu falan asla bilmiyordum ama bazı kitaplar böyle hemen kendine çekiyor beni :D

İki yayınevinin birleşmesi sonucu aynı odada çalışmak zorunda kalan ve birbirlerinden ölesiye nefret eden Lucy ve Joshua'yı okuyoruz. Birbirlerinin hatalarını kaydediyorlar, sürekli insan kaynaklarına falan şikayet ediyorlar. İnanılmaz gıcık oluyorlar yani birbirlerine :D Ya da biz öyle sanıyoruz.

Çünkü kitap ilerledikçe aralarında bir çekim doğmaya başladığını görüyoruz. Neden bilmiyorum ama bu çekim inanılmaz hoşuma gitti. İkisinin arasında olan şey o kadar tatlı ki sürekli sırıtarak okumaya başlıyorsunuz kitabı :D Ayrıca hem Lucy'yi hem de Joshua'yı çok sevdim. Hatta Lucy bana fazlasıyla Senden Önce Ben'deki Lou'yu anımsattı. O yüzden de sevdim :D


Bir arkadaşım kitabın türünün yetişkin olduğunu bilmediğini ve bundan dolayı içeriğine şaşırdığını falan söylemişti. Doğrusu o söyleyene kadar ben de türü üzerine hiç düşünmemiştim. Sonra Goodreads'den baktım. Ama kitap bence ne chick lit olacak kadar pembe dizi tadındaydı ne de yetişkin olacak kadar fazla erotikti. Bu arada Goodreads'de ikisi de etiketlenmiş tür olarak :D Bana göre yeni yetişkin falan olmalı türü ama ben cinsel içerik konusunda normalden daha esneğim sanırım :D

Kitaplarla ilgili böyle etiketlerden hiç hoşlanmıyorum ama okumak istiyorsanız yine de aklınızda bulunsun. Karakterler bolca sevişiyor :D Ama bu bile o kadar şeydi ki, birbirlerini deli gibi istiyorlar ama tam olarak da yakınlaşamıyorlar falan. Bana kalırsa hiç rahatsız edici bir yönü yoktu yani :D

Sonuç olarak, kitabı epey sevdim. Bence tam bir yaz kitabı. Hele ki tatildeyseniz şezlonga uzanıp üç dört saatte bile bitebilme potansiyeli var bence kitabın :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok sevdim :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Bu aralar her kitabı sürüne sürüne okunuyorum ama sorun tamamen bende :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Kitaba tam puan vermemek için hiçbir sebep yok :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Sanırım bu kitaba beni bu kadar çok çeken şeylerden biri kapaktı :D
Final puanı: 5

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Altın Çocuk

Kitap Adı: Altın Çocuk
Özgün Adı: Best Boy
Kitap Yazarı: Eli Gottlieb
Çeviren: Sema Karagül Avcıl

Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 232
Baskı Yılı: 2018

New York Times Editör Seçkisi, People Magazine Haftanın Kitabı, Washington Post 2015 Onur Ödülü, Library Journal 2015'in En İyi On Kitabı Seçkisi, Bookpage 2015'in En iyi Beş Kitabı Seçkisi... Bunlar kitabın aldığı ödüller, kitap seçkileri falan. Bunu paylaşıyorum çünkü, kitapla ilgili yorumumu okurken bunları göz önünde bulundurmanızı isteyeceğim :D

Kitapta ellili yaşlarda bir adam var, Todd. Kendisi otizmli. 11 yaşından beri Payton Yaşam Merkezi'nde kalıyor. Oranın en deneyimlisi olması, kurallara hep uyması falan gibi sebeplerle Altın Çocuk olarak da anılıyor. Todd yeni gelen bakıcıyla bazı sorunlar yaşıyor, yeni gelen bir hastayla yakınlaşıyor falan. Biz de bunu okuyoruz.



Normalde bu tür hikayaler bana çok dokunur ama bu kitaptan hiç etkilenemedim. Aşırı dümdüz okudum yani kitabı :D Bunda biraz öncesinde okuduğum kitabın çok uzaması ve canımı sıkması da etken oldu sanırım. Ama başka bir zaman da okusaydım yine çok sevmezdim gibi geliyor bana. 

Özetle, hakkında hiçbir şey hissedemediğim ve öylece okuyup geçtiğim bir kitap oldu maalesef Altın Çocuk. Ama yazının başında da belirttiğim gibi ödülleri var. En iyi beş kitap falan seçilmiş. Dolayısıyla ön yargıyla yaklaşmanızı istemem, bir şans verebilirsiniz :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Yaaaaaaani :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Okurken sıkıldım ama çok uzun olmadığı için çabuk da okunuyordu :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Üzgünüm :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak da aşırı ortalama değil mi ya :D

Final puanı: 2,65

8 Temmuz 2018 Pazar

Paranoya (Gölge, #1)

Kitap Adı: Paranoya
Kitap Yazarı: Tuba Arık
Yayınevi: Fantastik Kitap

Sayfa Sayısı: 520
Baskı Yılı: 2018

Evet, kitabı bitirdim ve yorumunu giriyorum! :D Aslında kitabı serviste unutmuştum ama sonra e-kitap olarak bulup okumaya devam ettim.  Bu kadar zamanımı harcadım okudum, bu saatten sonra yarım bırakmak olmaz okuyup bitirmeliyim bu kitabı diye hissettim :D Sosyal psikolojide buna bir şey deniyordu ama asla bulamadım o kavramı.

İlk olarak, ben kitabın psikolojik gerilim çıkmasını falan bekliyordum. İlk golü buradan yedim zaten, bambaşka bir şey çıktı. Çıkan şeyi sevsem neyse ama tam bir hayal kırıklığı oldu bu kitap benim için. Neresinden tutacağımı hiç bilmiyorum. Okurken çok sıkıldım, bazı yerler o kadar saçmaydı ki göz devirmekten bir hal oldum :D Gerçekten sadece bu kadar vaktimi harcadım, az kaldı okuyayım da bitsin diye zorladım kendimi.

Kitabı benim için bu kadar kötü yapan şey kesinlikle karakterler. Fegel, ah Fegel. Ben hayatımda senin kadar beynini kullanmaktan uzak, senin kadar tutarsız bir karakter okumamıştım :D Zaten çok klişe karakterler yazılmış. Salak bir kadın karakter, kendisini kaçıran adama hayran falan oluyor. Erkek zaten, ya benimsin ya kara toprağın triplerinde. Gerçekten sıkılmadık mı artık bunlardan? GERÇEKTEN.

Ama Fegel bu klişeliğin çok daha ötesinde, çok sinir bozucuydu. Gerçekten beyni yok :D Kendisini kaçıran adama bağırıyor, bırak beni falan diye kavga ediyor. Ama iki sayfa sonra şey diyor, buradaki yaşantım masalları bile kıskandırır, bana çok iyi davranıyor. SALAK MISIN KIZIM SEN :D


Fegel'i kaçıran Petra da bir yerde şey diyor, sana dokunma hakkını kendimde görmüyorum. Kızı kaçırmış ama dokunma hakkı görmüyormuş. Mendilim nerede benim, ağlayacağım şimdi ne kadar romantiiiiiiik :D

Bir yerde de şey diyordu. İki erkek arasında kalma klişesi var tabii ki, olmazsa olmaz zaten. Çok sevgili Fegel'imiz şey triplerinde. Petra'ya aşık falan değilim, ben Marlo'yu seviyorum. Ama Petra'yla kalmayı seçiyorum, neden beni anlamıyorsunuz falan. Tabii ki anlamıyoruz çünkü bizim BEYNİMİZ VAR. Başkasını seviyorum derken seni kaçıran adamla kalmayı seçmenin nesini anlamamız gerekiyor tam olarak? :D

Bunun dışında da kitabın bir olayını göremedim ben. Gereksiz felsefeler, araya sıkıştırılmış "bak bu kitap için çok araştırma yaptım" tadında hayat dersleri, özlü sözler falan. Üstüne bir de yazım ve imla hataları. Birileri çıkıp kesin şey diyecek yine, hayır bir kere bu kitabın çok derin bir anlamı var sen anlamamışsın tamam mııııı :D Ya da hayır Petra öyle biri değil tamam Fegel'i kaçırdı, kimsenin bulamayacağı bir yere hapsetti, ölene kadar benimsin dedi ama o çok hassas biriiiii :D 

Şu tür kitapların anlamsız hayran kitleleri çok komik geliyor bana :D Canları pahasına kitabı savunuyorlar, bunun için kavga kıyamet birbirlerine küfür falan ediyorlar :D Kitap kötü işte, neyi zorluyosun :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 1/5
Kötü, saçma :D 

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 1/5
Bitsin diye bileklerimi kesecektim :D Bu kadar zayıf bir kurgu 500 küsür sayfaya nasıl uzatılır anlamış değilim :D

Baskı kalitesi (%5): 3/5
Yazım ve imla hataları vardı. 

Güzel kapak (%5): 3/5
Kapak fena değil :D

Final puanı: 1,2

1 Temmuz 2018 Pazar

Uykulu Kuytu Söylencesi

Kitap Adı: Uykulu Kuytu Söylencesi
Özgün Adı: Legend of Sleepy Hallow and Selected Stories
Kitap Yazarı: Washington Irving
Çeviren: Nagihan Çakır

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 120
Baskı Yılı: 2018

İthaki Yayınları, bir süre önce Karanlık Kitaplık adında bir kitap dizi çıkarmaya başladı. Ben de görür görmez hayran oldum ve bu diziyi takip etmeye başladım. Uykulu Kuytu Söylencesi de bu dizinin ikinci kitabı sanırım. 

Geçenlerde hızlıca okuyabileceğim bir şey ararken elime aldım kitabı. Yazarla da yeni tanışıyorum, daha önce adını bile duymamıştım doğrusu :D Kitap, kendisine adını veren Uykulu Kuytu Söylencesi'ne ek olarak 6 öykü daha barındırıyor. Ama gelin görün ki 7 öykünün hiçbirinden en ufak bir keyif bile alamadım. Okurken inanılmaz sıkıldım, kitabın vermesi gereken o gerginliği, o gotik havayı falan asla hissedemedim. Öykülerin hiçbiri kılımı bile kıpırdatamadı.



120 sayfalık kısacık bir öykü kitabı, o yüzden söyleyecek daha fazla bir şey bulamıyorum. Ama Karanlık Kitap dizisini inanılmaz bir merakla takip etmeye devam edeceğim. Şu an elimde olmayan bir kitap daha var. Biraz daha çoğaldığında toplu almayı düşünüyorum :D Hem bu kitaba hem de genel olarak seriye bakmanızı tavsiye ederim. Gotik edebiyat seviyorsanız bu kitabı da benden daha fazla sevebilirsiniz belki :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Yazar gotik edebiyatın önemli isimlerinden biri olarak geçiyor, kurgusunu değerlendirmek haddime değil ama okurken hissettiklerime göre puan veriyorum :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 1/5
Sıkıntıdan öldüğüm için düşük vereceğim, üzgünüm :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Selected Stories'den puan kıracak kadar takıntılıyım bu konuda :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak güzel, dizi olarak da harika duracaklar bir arada :D

Final puanı: 2,05