April Yayınclık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
April Yayınclık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2018 Perşembe

Olasılıksız

Kitap Adı: Olasılıksız
Özgün Adı: Improbable
Kitap Yazarı: Adam Fawer
Çeviren: Ayşe Şirin Okyayuz Yener
Yayınevi: April
Sayfa Sayısı: 470
Baskı Yılı: 2006

Bu aralar böyle eskiden okuyup da çok sevdiğim kitapları okumaya başladım. Önce Göçebe şimdi de Olasılıksız. 10 yıl önce falan okumuştum sanırım bu kitabı ve tek kelimeyle büyülenmiştim! Şimdi de aynı keyifle aynı heyecanla bir kez daha okumuş oldum.

Olasılıksız size şans diye bir şeyin olmadığını söylüyor aslında. Her şeyin bir sebebi olduğundan, olayların birbirlerini etkileyerek tesadüf gibi görünen bir şeyi bile planlı bir hareketle ortaya çıkardığından bahsediyor. Kitabın bir yerinde karakterin anlattığı para örneğine bayıldım şahsen. Diyor ki, yazı tura attığımızda eğer tüm faktörleri bilirsek yazı mı tura mı geleceğini kesin bir doğrulukla hesaplayabiliriz. Yani kolumuzun açısını, paraya uyguladığımız kuvveti, paranın alaşımındaki maddelerin oranlarını, rüzgarın etkisini, yerçekim kuvvetini... Her şeyi bildiğimizde sonucu hesaplamak çocuk oyuncağı. 


Fakat, basit bir yazı tura meselesinde bile etki eden binlerce faktör olabilecekken her şeyi hesaplayabilmemiz olasılıksız. Ama tabii, kitaba göre hiçbir şey olasılıksız değildir :D Bir anda her şeyi görebildiğinizi düşünün. Zihniniz saniyeler içinde bütün olasılıkları hesaplayabiliyor. Yoldan karşıya geçmeniz için bile olası bütün ihtimalleri görüyor ve ona göre adım atıyorsunuz. Bu halde yalnızca şimdi değil, gelecek de önünüze serilir. Bütün olasılıkları bilirseniz gelecekte neler olacağını da öğrenmiş olursunuz zaten.

Bunları yazarken heyecanımı görebilseydiniz keşke. Çünkü bu kitabı ÇOK SEVİYORUM. Çok çok çok çok çok seviyorum. Hala okumamış olmanız pek OLASI değil ama yine de ilk kez bu kitapla karşılaşıyorsanız hemen okumanızı ŞİDDETLE tavsiye ediyorum :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Okurken çok keyif aldım!

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Tam puan vermemek için hiçbir sebep yok :D

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapak harika değil ama bu kadar da vicdansız olmayacağım :D

Final puanı: 5

5 Mayıs 2017 Cuma

Süperpoze

Kitap Adı: Süperpoze
Özgün Adı: Superposition
Kitap Yazarı: David Walton
Çeviren: Kıvanç Güney

Yayınevi: April
Sayfa Sayısı: 318
Baskı Yılı: 2016

Süperpoze'yi ne zaman aldığımı falan hiç hatırlamıyorum ama geçenlerde ne okuyacağımı seçemezken elime aldım ve okumaya başladım. Kitabın arka kapağında şöyle efsane bir tanıtım var: 

"Mutlu bir aile hayatına, güzel çocuklara sahipsiniz. Geceyarısı kapınıza dayanan eski bir arkadaşınız, size kuantum dünyanın kapılarını araladığından bahsediyor ve sabah ölü bulunuyor.

Öldürüldüğü odada sizin parmak izleriniz, DNA'nız.  Ayakkabınızda arkadaşınızın kanı.
Tek şüpheli sizsiniz. Oysa siz, masum olduğunuza eminsiniz.
Emin misiniz?"


Şu yazıy görüp de kitabı okumamam mümkün değil! :D Yazar bütün kitabı kuantum fiziği üzerine kurmuş. Süperpoze, "aynı anda birden fazla yerde ya da durumda olmak" demekmiş. Anladığım kadarıyla kuantumun temeli de bu zaten. Kararsız bir elektron, iki bariyer arasında hareket ettiğinde, aslında o sınırlar arasındaki her yerde aynı anda bulunur. Ancak biz baktığımızda, tam o an, bir karar verir ve biz onu o bulunduğu yerde görürüz. Fizik bilgim yine yıkılıyor :D


Fizikle ilgili bilgilerim ilkokul düzeyinden öteye geçemese de kuantum fiziği her zaman çok ilgimi çekmiştir. İlgimi çeken alan da fiziğin anlaması en zor, en teorik alanlarından biri herhalde :D O yüzden böyle bir konunun kuantum ile birleştirilmesi gerçekten çok hoşuma gitti. Kitaba ayrı bir heyecan katmıştı bence.

Eminim şu arka kapak yazısı herkesin ilgisini çekmiştir. Bir de böyle fizik falan seviyorsanız bu kitap sizin için tadından yenmez :D O yüzden bir göz atmanızı tavsiye ediyorum. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Kurguyu çok beğendim. 


Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı yoktu. 

Orijinal isim (%10): 3/5
Süperpozisyon daha iyi sanki :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapağında çok bir olay yok, ortalama :D

Final puanı: 4,25

23 Nisan 2017 Pazar

Kan ve Gül

Kitap Adı: Kan ve Gül
Kitap Yazarı: Alper Canıgüz
Yayınevi: April

Sayfa Sayısı: 212
Baskı Yılı: 2017

Alper Canıgüz en sevdiğim Türk yazarlardan biridir. O yüzden yeni kitabının çıktığını görünce çok heyecanlanmıştım, çok da bekletmeden alıp okudum. Yine güzel bir şey çıkarmış ortaya. Açıkçası Alper Kamu'dan bir şeyler okumayı daha çok isterdim tabii ama bu da güzeldi :D

Eşinden ayrılmış, uyduruk bir yayınevinde uyduruk aşk romanları çevirerek geçinmeye çalışan Aziz'i okuyoruz bu kitapta. Bir yangında kalıyor ve ölmek üzereyken bir anda kendini yirmi yıl öncesine gitmiş halde buluyor. Üniversite yıllarına geri gidiyor. Boğaziçi Üniversitesi'nde okumuş Aziz. Onun zamanındaki kampüse falan geri dönüyor.

Bu zaman yolculuğuna karışmadan kısa bir süre önce de, ünivesitedeki tiyatro kulübünden birinin yıllar önce öldürüldüğünü öğreniyor. Hazır geçmiş de dönmüşken, bu olayın peşine düşüyor. Katili bulmaya çalışıyor, bir yandan da gençliğini yeniden yaşıyor. Şu an ayrı olduğu eşiyle birlikte vakit geçiriyor. 



Kitabın ortalarında olaylar bir yere gidiyor gibi oldu, "öyle olursa oha derim" dedim :D Sonra başka yere gitti, sonuçlanırken tekrar oha dedim. Kitap biterken bir oha daha dedim :D Gerçekten güzel bir kurgu çıkarmış ortaya Alper Canıgüz :D

Ayrıca dilini de çok seviyorum yazarın. Hafif alaycı, bir yerlere laf değdiren bir havası var. Bu da kitaplarını eğlenceli yapıyor bence. 90'lı yıllara geri döndüğü için, bu kitapta da oldukça güzel dokundurmalar yapıyor :D

Birkaç alıntı da bırakayım şuraya:

"Memleketimizdeki yükseköğrenim kurumlarından birine yolu düşen herkes, devletimizin bu ilim ve irfan yuvalarının üstüne nasıl titrediğini, kapıya yığdığı özel güvenlik, polis gücü, çevik kuvvet ve hatta jandarmalara bakarak kolayca anlayabilir. Serbest düşüncenin kalesi üniversite, ülkemize kelimenin tam anlamıyla kale gibi korunmaktadır yani."

"Batı'nın ahlakını almıyor ama antibiyotiğini alıyoruz galiba?"

"Soyguna uğramış bir insan, kendisinden ne çalındığını bilmediği sürece, soyulmamış demekti."

"Sağlık dediğin Türkiye gibi bir şey, doğuya giden gemide batıya doğru koşmak."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Tek günde bile bitirilebilir aslında. 

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir problem yoktu.

Güzel kapak (%5): 3/5
Eh :D
Final puanı: 4,5

25 Ocak 2017 Çarşamba

Vejetaryen

Kitap Adı: Vejetaryen
Özgün Adı: The Vegetarian
Kitap Yazarı: Han Kang
Çeviren: Göksel Türközü
Yayınevi: April
Sayfa Sayısı: 158
Baskı Yılı: 2017


Ben Vejetaryen'i Goodreads'de dolanırken, tamamen tesadüfen keşfemiş ve görür görmez listeme eklemiştim. Hatta daha sonra e-book olarak tabletime de indirmiştim. Ama nedense İngilizce okumaya pek cesaret edemedim, öyle duruyordu. Daha sonra yine tesadüfen, kitabın çevrildiğini ve satışa çıktığını görünce çok bekletmeden aldım.

Doğrusunu söylemek gerekirse kitabı tam olarak anlayamadığımı düşünüyorum. Yazarın mutlaka bir alt metni var ama bunu anlamadım bence. Neden ödül almış mesela onu da anlayamadım :D Man Booker öyle uyduruk ödüllerden de değil, bildiğiniz baba gibi ödül yani :D

Kitap üç bölümden oluşuyor: Vejetaryen, Moğol Lekesi ve Alev Ağacı. Yazar 1997'de "Kadının Meyvesi" isimli bir öykü yazmış. Daha sonra bu öyküden hareketle 2002 ile 2005 arasında üç öykü daha yazmış. Bu üç öykü, kitaptaki üç bölüm işte. Sanırım daha sonra öyküleri biraz modifiye ederek birbirine bağlamış. Zaten kitabın sonunda da "tek tek okunduğunda her biri farklı hikayeler gibi görünse de birleştirildiğinde tamamen farklı, gerçekten anlatmak istediğim hikayeyi oluşturan bir roman" diyor.

Kitapta gayet sıradan bir kadını, memur kocasıyla tekdüze bir hayatı olan Yonğhe'yi anlatıyor. Yonğhe, gördüğü bir rüyadan sonra vejetaryen olmaya karar veriyor ve evdeki her türlü hayvansal gıdayı poşetlere doldurup çöpe atıyor. Gıdalarla da kalmıyor, kocasının deri ayakkabılarını falan da atıyor.


Ancak işler bununla da sınırlı kalmıyor. O rüyadan sonra Yoğnhe'nin kişiliği de değişiyor. İnsanlarla konuşmuyor, cevap vermiyor, saatlerce hareketsiz olarak duruyor, neredeyse hiç uyumuyor. 

İlk hikaye böyle Yonğhe'yi merkeze alarak ilerlerken ikincisinde ablasının kocası, üçüncüsünde ise ablası var merkezde. Hikayeler arasında birkaç yıllık zaman atlamaları da oluyor. Bu arada tabii Yonğhe'nin durumu giderek kötüleşiyor. Sonlara doğru yalnızca eti değil, tamamen yemeyi reddediyor.

İlginç bir kitap olduğunu kesinlikle söylemeliyim. Son bölümde Yoğnhe'de şizofreni belirtileri falan da görüldüğünü düşünüyorum, olaylar farklı bir boyut da kazandı. Ama gerçekten anlaması kolay bir kitap değil bence.

Kitabı okurken Yoğhne için gözümde hep Sense8'te Sun'ı oynayan Bae Doona canlandı. Nedendir bilmem ama bu role çok yakıştırdım kendisini. 

Dediğim gibi, alt metinde neler var, yazarın amacı neydi, bana ne vermeye çalıştı gibi konuları aydınlatmada çok başarılı olamadım kendi adıma. Biraz internette de bakındım ama kafa karışıklığımı giderici bir şeyler bulamadım :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Kitabı bitirdiğimde ortalama hissettiğim için ortalama puanlar vereceğim :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
İnce bir kitap olmasına rağmen canım tek oturuşta bitirmek istemedi.  

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Çok da zor değil zaten :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ben orijinal kapağı daha çok sevmiştim. 

Final puanı: 3,3

14 Temmuz 2016 Perşembe

OZ

Kitap Adı: Oz
Özgün Adı: Oz: Dorothy of Kansas
Kitap Yazarı: Adam Fawer
Çeviren: Algan Sezgintüredi
Yayınevi: April Yayıncılık
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2016


Oz'u ilk gördüğüm günden beri takip ediyordum ve çok heyecanlıydım. Çünkü Adam Fawer yani! O yüzden elime geçtiği gün de kitaba başladım. 

Ama okumaya başlayınca beni şaşırttı. Çünkü bu kitap bildiğimiz Oz Büyücüsü'nün yeniden yazımı gibi bir şey. Aslında sizin bildiğiniz, çünkü ben Oz Büyücüsü'nü okumamıştım daha önce :D 

Kitabın ilginç bir yönü daha var, kitap bize ithaf edilmiş :D Önsözde yazar "Türkiye halkı olmasaydı bu kitabı yazamazdım." diyerek başlıyor ve kitaplarının Amerika'da beklenen sayıda satmadığını, Türkiye'de çok popüler olduğunu falan anlatıyor. Buradaki editörüne falan övgüler diziyor. 

Fawer büyük oranda orijinal hikayeye sadık kalmış ama kendinden ögeler de eklemiş tabii ki. Biraz daha günümüze uyarlamış, teknolojik detaylar falan katmış. 



Ben kitabı bitirince hemen Oz Büyücüsü'nü de okudum. Hem orijinal hikayeyi göreyim de hem de bir karşılaştırma yapayım diye. Ben Fawer'ın yazdığı karakterleri çok çok daha fazla sevdim. Özellikle Korkuluk'u. Adam Fawer versiyonunda inanılmaz tatlı ve komikti :D

Ama şunu söylemeliyim. Eğer Empati ve Olasılıksız gibi bir şey bekliyorsanız bu kitap çok zayıf ve sönük gelecek size. Bir kere tür olarak çok farklı. Ve zaten yazar yeni bir şey yazmamış. O yüzden o kadar da büyük beklentiniz olmasın bence. Empati gibi, Olasılıksız gibi müthiş yeni bir kurgu okumayı ben de çok isterdim. Yazar neden böyle yapmış bilmiyorum. Ama önsözdeki teşekkürden anladığım kadarıyla Fawer yazmakla ilgili biraz sıkıntı yaşıyor. O yüzden nedense yeni bir şeyler üretemediğini düşündürttü bana :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Dediğim gibi, yeniden yazım. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Oz işte :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapakta bir şey yok :D

Final puanı: 3,75