14 Temmuz 2019 Pazar

Bana Üç Şey Söyle

Kitap Adı: Bana Üç Şey Söyle
Özgün Adı: Tell Me Three Things
Kitap Yazarı: Julie Buxbaum
Çeviren: Burcu Karatepe
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 312
Baskı Yılı: 2019


Bana Üç Şey Söyle, Yabancı'nın en yeni kitaplarından biri. Bu aralar üst üste dünya tatlısı kitaplar çıkarıp duruyorlar, siz de fark ettiniz mi? Bu kapağa sahip bir kitabın güzel olmaması mümkün mü mesela? :D

Jessie'nin babası annesi öldükten sonra yeni biriyle evleniyor. Bu yüzden de yeni zengin üvey annenin yanına taşınıyorlar ve Jessie de çok pahalı bir özel okula başlıyor. Tabii ki bu yeni hayatında her şey eskisinden çok farklı. Okulun ilk günü Biri Hiçbiri isimli bir kullanıcıdan bir mail alıyor. Okula uyum sağlaması için kendisine yardım etmekten bahsediyor mail. Böylece Jessie ve BH neredeyse her gün konuşmaya başlıyorlar. Birbirlerini tanımak için sürekli kendileri hakkında üç şey söyledikleri bir sohbet ilerletiyorlar. BH, Jessie'nin kim olduğunu biliyor haliyle ama Jessie'nin konuştuğu kişinin kim olduğuna dair hiçbir fikri yok.


Ben de gerçekten en başından beri BH'nin kim olduğunu merak ederek okudum. Hatta bir ara o kadar merak ettim ki sonuna falan mı baksam diye düşündüm. Ama sonra bir yerlerde ufak bir ipucu verdi ve kim olduğunu anladım. Böyle Sherlock Holmes triplerine girmeyeceğim çünkü ben anladığımda kitabın bitmesine 30 sayfa falan vardı zaten :D

Gerçekten her şeyiyle çok tatlı, içinizi ısıtan bir kitaptı. Bu aralar çok yoğun ve sıkıntılı bir dönemden geçtiğim için böyle kitaplar okumak bana çok iyi geliyor, dinlendiriyor beni. Yaz için de birebir bence, alın bu kitabı gidin uzanın bir yere birkaç saat sonra nasıl bittiğini anlamazsınız bile. Sonuç olarak, Bana Üç Şey Söyle'yi dünyanın en tatlı kitapları ödülüne aday gösteriyorum ve size de şiddetle tavsiye ediyorum :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok tatlıydııııı :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Tek oturuş kitabı bence :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride hiç sorun görmedim, çok güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak çok T A T L I :D
Final puanı: 5

7 Temmuz 2019 Pazar

Tüm Sistemler Çöktü (The Murderbot Diaries, #1)

Kitap Adı: Tüm Sistemler Çöktü
Özgün Adı: All Systems Red
Kitap Yazarı: Martha Wells
Çeviren: Cihan Karamancı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 128
Baskı Yılı: 2019


Tüm Sistemler Çöktü konusu ve kapağıyla çok ilgimi çekmişti ve çok merak etmiştim. Böyle anlatıcının insan olmadığı kitapları okumaya bayılıyorum. Bu kitap aslında bir androidin tuttuğu bir günlük. Uzak bir gezegende, bir görev için bilim adamlarına eşlik eden android, başlarına gelen olayları anlatıyor. Bu arada kendi idari modülünü hacklediği için bilinç kazanmış, indirdiği komedi dizilerini falan izliyor :D


Kitabı gerçekten çok sevdim. Robotlarla ilgili bir şeyler okumayı çok seviyorum ve bu kitaptaki androidi de çok sevdim. Ayrıca o kadar doğru bir zamanda okumuşum ki birkaç gün içinde ikinci kitap geliyormuş. En kısa zamanda onu da okumak istiyorum. Bu türü okumayı seviyorsanız kesinlikle size de tavsiye ederim.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Zaten kısa bir kitap, gayet sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride hiç sorun görmedim, çok güzeldi.

Orijinal isim (%10): 4/5
Yaaaani :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak ilgi çekici. 


Final puanı: 4,85

Cam Kılıç (Red Queen, #2)

Kitap Adı: Cam Kılıç
Özgün Adı: Glass Sword
Kitap Yazarı: Victoria Aveyard
Çeviren: Onur Kınacı Birler
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 456
Baskı Yılı: 2016


Uzun zamandır çok severek doya doya güzel bir distopya serisi okuyamıyorum diye Kızıl Kraliçe serisine yeniden bir şans vermiştim. İlk kitabı okuyup gayet sevdiğim için Cam Kılıç'ı da pek bekletmeden okudum. Hatta üçüncü ve dördüncü kitapları da internetten sipariş verdim. Ama gelin görün ki bana yine hüsran, bana yine hayal kırıklığı :D

Cam Kılıç dünyanın en sıkıcı kitabı olabilir. Serilerin ara kitaplarında, o devrimin gelişmesi süreci sıkıcı oluyor zaten farkındayım ama bu kadar da sıkıcı olmasın be kardeşim :D Bu kitapta Mare'den de uzaklaştım. Çarpık düzene, insanların kanlarına göre ayrılmasına falan isyan ediyorlar ama Mare sanki bu amaçtan uzaklaştı ve kişisel hırsları yüzüden terör saldırıları falan düzenleyen birine dönüştü. İnat ettim kitabı bitirdim ama gerçekten seriye karşı en ufak bir ilgim kalmadı. Zaten aldığım üçüncü ve dördüncü kitapları da hiç dokunmadan iade ettim :D 


Doğruya doğru, kitabı bitirdiğimde her şeyin nasıl sonuçlacağını merak ettim. Ama bunu öğrenebilmek için 1000 sayfadan fazla daha okumaya asla tahammülü yok :D Sağolsun bir takipçim diğer iki kitapta neler olduğunu anlattı. Gerçekten de okumaya devam etmeye değmezmiş bence :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Ehhh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 1/5
Kafamı duvarlara vurdum okurken :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Şaşkınım :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ehh fena değil :D

Final puanı: 2,05

5 Temmuz 2019 Cuma

Sen, Ben ve Yıldızlar

Kitap Adı: Sen, Ben ve Yıldızlar
Özgün Adı: Hold Back the Stars
Kitap Yazarı: Katie Khan
Çeviren: Aslı Tümerkan
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 304
Baskı Yılı: 2019


Sen, Ben ve Yıldızlar'ın ön okuması gelmişti geçen günlerde. İlk 20 sayfasını falan okuduğumda çok ilgimi çekti, devamını çok merak ettim. Kapağı zaten aşırı güzel. Ben de kitap elime ulaşınca hiç bekletmeden hemen okudum :D

Max ve Carys uzaydalar. Ancak bir sorun olmuş, uzay aracıyla bağlantıları kesilmiş ve giderek uzaklaşıyorlar. Ve işin kötüsü sadece 90 dakikalık oksijenleri var. Biz de bazı bölümlerde tanışmalarına kadar geri dönerek son dakikalarını okuyoruz kitap boyunca. Bununla birlikte arka planda çok güzel bir dünya da var. Ütopya denen yeni düzende arkadaş yok, çocuk yok, sevgili yok, bir yere temelli yerleşme yok. Herhangi bir ulusa ya da dine bağlı olmak da yok. Herkes tamamen bireysel ve rotasyon denen uygulama sayesinde 3 yılda bir yeni bir yere taşınmak zorunlu. Sevgili kuralı sebebiyle 35 yaşından önce de birine bağlanıp uzun süreli ilişkiyle yerleşik hayata geçmek yasak. 


Kitapla ilgili tek eleştirim bu kadar güzel kurgulanmış bir dünyayı pek fazla görememek olabilir. Yeni dünyayla ilgili arada sırada bilgiler veriliyor ama hep ufak ufak sahneler. Sanki bir perdenin arkasından bakıyor gibi hissettim. Gerçekten doya doya okumak isterdim. Onun dışında çok güzel kitap gerçekten. Çok keyifli, çok kolay okunabilen bir kitaptı. 

Hele ki kitabın sonu! Bugüne kadar okuduğum en özgün sonlardan biriydi gerçekten. Çok dokunaklıydı, kalbimi çok kırdı o ayrı mesele :D Hem de bir kere değil, iki kere değil, tam üç kere kırdı kalbimi :D Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum size de. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Bir oturuşta biter çok rahat :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.  

Orijinal isim (%10): 1/5
Ehhhh :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak çok tatlııııı :D


Final puanı: 4.6

24 Haziran 2019 Pazartesi

Endgame: Oyun Kuralları (Endgame, #3)

Kitap Adı: Endgame: Oyun Kuralları
Özgün Adı: Endgame: Rules of the Game
Kitap Yazarı: James Frey & Nils Johnson Shelton
Çeviren: Uğur Mehter
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 383
Baskı Yılı: 2017


Endgame serisini de sonunda bitirmiş oldum. Kitap elimde çok uzadı, bir türlü okuyamadım falan derken bu sabah bitiriverdim. İlk kitabı okurken yaşadığım o büyük heyecanı ve herkese ballandıra ballandıra anlatma isteğimi kaybettiğim için üzgünüm biraz. Okumaktan çok keyif aldığım o çizgisinden saptı seri benim için.

Ayrıca bu kitabı okurken de epey şaşırdım, çünkü yazar çatır çatır herkesi öldürdü :D Kazanmasını beklediğim oyuncu pat diye iki saniyede öldü, bir süre anlayamadım ne olduğunu tekrar okudum falan :D Galiba ilk kitabın yorumunda söylemiştim, ben kurgularda koşuşturmacayı çok sevmiyorum. Özellikle serilerin ikinci kitaplarında olur bu, olaylar iyice kızışmıştır ve karakterler sürekli bir yerden bir yere gider, kaçar kovalanır, sürekli birileriyle çatışır. Bu gidişat benim hoşuma gitmiyor, okurken çok sıkılıyorum. 


Bu seride de maalesef öyle oldu. Hadi ikinci kitap öyle gitti tamam ama üçüncü kitap da o kadar yoğundu, o kadar fazla şey oldu ki şaştım kaldım. Kitabın son sahnesinde falan olmasını beklediğim olaylar kitabın ortasında oldu, bir garip ilerledi her şey. 

Ama yine de özellikle ilk kitabı ÇOK FAZLA sevdiğim için size de önerebileceğim bir seri Endgame. Benim sevmeme sebeplerim de çok kişisel görebileceğiniz üzere, yoksa kitaplar kötü diyemem asla. Böyle temposu asla düşmeyen, bol olaylı yüksek tempolu kurgular okumayı seviyorsanız ideal bir öneri olabilir bu kitaplar. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ehh işte :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Sıkıldığımı kabul etmeliyim :D Birinci kitabın akıcılığı asla devam kitaplarında yoktu. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.  

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 3/5 
Sarı ve kırmızı kapaktan sonra siyah pek olmamış bence :D

Final puanı: 3.3

20 Haziran 2019 Perşembe

Kızıl Kraliçe (Red Queen, #1)

Kitap Adı: Kızıl Kraliçe
Özgün Adı: Red Queen
Kitap Yazarı: Victoria Aveyard
Çeviren: Onur Kınacı Birler
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 392
Baskı Yılı: 2015


Ben Kızıl Kraliçe'yi 2015'te okumuştum aslında ama o zaman devam kitabı elimde yoktu, belki çıkmamıştı emin değilim, o yüzden kalmıştı öyle. Uzun zamandır da şöyle saray entrikası da olan güzel bir distopya serisi okumak istiyordum. O yüzden tekrar başlamaya karar verdim. Gerçi şu an da sadece ikinci kitap var elimde :D

İnsanların kan renklerine göre ayrıldığı bir dünya: Gümüşler ve Kızıllar. Gümüşler refah içinde yaşıyor, üstelik bir de elektriği, suyu, havayı, ateşi kontrol edebilme gibi çeşitli doğaüstü güçleri var. Kızıllar ise sefalet içinde, bazen yemek bile bulamadan Gümüşler'e hizmet etmek için yaşıyorlar. 


Mare de bir kızıl. Bir gün sarayda bir tören sırasında birden gücü açığa çıkıyor. Ama normal şartlarda bunun mümkün olmaması gerekiyor, bir Kızıl'ın yeteneği olduğu görülmemiş şey. Kraliyet ailesi de bu olayın hızlıca üstünü örtmek için Mare'in aslında kaybolmuş bir Gümüş olduğu hikayesini uydurup prenslerden biriyle nişanlıyor. Mare böylece saray entrikasının göbeğinde buluyor bir anda kendini. Tabii bu arada Kızıllar cephesinde de bir isyan doğmaya başlıyor. Terör saldırıları gerçekleştiriyorlar, pamuklar içindeki Gümüşler'i, özellikle kraliyeti rahatsız etmeye başlıyorlar. 

Kitabı ilk okuduğumda da sevmiştim, şimdi tekrar okuyunca da sevdim. Okumayı çok sevdiğim bir temposu var kitabın. Umarım devam kitaplarında beni üzmez. Seriler özellikle ikinci kitapta bir düşer, sadece oradan oraya koşuşturmayla geçer ve ben okurken çok sıkılırım :D Henüz yolun başında sayılırım, sadece ilk kitabı okudum ama hala okumadıysanız size tavsiye edebilirim bu seriyi. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Kan rengi ve yetenekler konusu gerçekten güzel. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride hiç sorun görmedim, çok güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Pegasus'ta bunu her zaman göremeyiz :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Çok güzel. 

Final puanı: 4,2

18 Haziran 2019 Salı

Endgame: Gök Anahtarı (Endgame, #2)

Kitap Adı: Endgame: Gök Anahtarı
Özgün Adı: Endgame: Sky Key
Kitap Yazarı: James Frey & Nils Johnson Shelton
Çeviren: Uğur Mehter
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 545
Baskı Yılı: 2015


Endgame serisinin ilk kitabını çok beğenmiştim biliyorsunuz. O yüzden hiç ara vermeden ikinci kitap olan Gök Anahtarı'na başladım. 

Ara kitap olduğu için konusuyla ilgili pek bir şey anlatmayacağım. İlk kitapta Dünya Anahtarı bulunmuş ve "Büyük Karşılaşma" tetiklenmişti. Gök İnsanları devasa bir göktaşını Dünya'ya yönlendirdiler. Oyunda son 90 gün. Sonra göktaşı Dünya'ya çarpacak ve oyunun kazananı ile onun soyundakiler hariç bütün insanlar ölecek. Oyunun ikinci aşamasını kazanabilmek için tüm oyuncular Gök Anahtarı'nı arıyor.



İtiraf etmek gerekirse bu kitabı okurken biraz sıkıldım. Ama ilk kitabı tatilde okumuştum ve çok bölünmeden hızlıca bitirebilmiştim. Bu kitabı işe gidip gelirken falan azar azar okuyabildiğim için çok uzadı ve bu yüzden sıkıldım bence. Yoksa kitap yine gümbür gümbür, aksiyon bir saniye bile azalmıyor. Bu sıkılmayı ortadan kaldırır belki diye de son kitaba geçmeden önce araya başka bir kitap aldım. O bitince son kitabı da okuyarak Endgame serisini sonlandıracağım. Bu seriyi hala okumadıysanız size de şiddetle tavsiye ediyorum. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Biraz sıkıldım evet. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.  

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel :D

Final puanı: 4.15

10 Haziran 2019 Pazartesi

Endgame: Çağrı (Endgame, #1)

Kitap Adı: Endgame: Çağrı
Özgün Adı: Endgame: The Calling
Kitap Yazarı: James Frey & Nils Johnson Shelton
Çeviren: Uğur Mehter
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa Sayısı: 552
Baskı Yılı: 2016

Endgame hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biri. Bu kitabı 2016'da ilk çıktığı zamanlarda okumuştum aslında ama sonra seriye devam edemedim ve kaldı öyle. Şimdi tüm kitaplar elimde ve yeniden okumaya başladım. Ve inanılmaz keyif alıyorum, çünkü kurgu tek kelimeyle MUAZZAM!

İnsanlık tarihiyle ilgili bildiğimiz her şey yalan. Annunakiler, Gök İnsanları, pek çok isimleri var. Bize her şeyi onlar öğretti. Bütün teknolojik gelişimler, tarihte yaşadığımız her şey, hepsi onların eseri. Onların kölesiyiz, kuklasıyız. Onlar ne isterse onu yapıyoruz. Kitapta deniyor ki "Bizi onlar insan yaptı. Bir hayvanın gözünün içine bakıp bize algı verdiler."

Şimdi de Endgame'i başlatmaya karar verdiler. 12 kadim soy, binlerce yıldır bu oyuna hazırlanıyor. 20 yaşına gelen oyuncu hakkını kaybediyor ve bir sonraki oyuncu eğitilmeye başlanıyor. Silahlar, uydu telefonları, bilgisayarlar, akıl almaz paralar. Soylar bütün kaynaklarını oyuncuları için harcıyor. "Kazanan sadece bir kişi olacak. Endgame gerçek. Endgame başladı."


Oyun dünyanın farklı yerlerine düşen göktaşlarıyla başlıyor. Bu göktaşları oyuncular için birer çağrı ve bir tanesi de Türkiye'de yaşayan Giritli oyuncu için Fenerbahçe Manisaspor maçı esnasında stadyuma düşüyor, 36 bin insan ölüyor. Türkiye'nin bahsinin bol bol geçmesi de aşırı keyifli kılıyor okumayı bizim için :D Oyunun amacı Annunakiler tarafından Dünya'ya saklanmış üç anahtarı bulmak. Kazanan kendi soyunu ölmekten kurtaracak. Onlar dışında bütün insanlık yok olacak ve Dünya yepyeni bir arınma çağına girecek. 

Bu arada kitapta gerçekten şifreler vardı ve şifreleri çözen için 500.000 dolarlık büyük ödül vaat ediyorlardı. Ama ne oldu, çözüldü mü bilmiyorum hiç takip etmedim. Sonuç olarak, Endgame tüm zamanlar içinde ennnnn çok sevdiğim kitaplardan biri. Şu an ikinci kitabı okuyorum ve o da en az ilki kadar güzel ilerliyor. Şiddetle ama ŞİDDETLE okumanızı tavsiye ediyorum :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok seviyorum bu kitabı ya, tarifi mümkün değil :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Gerçekten bu dünyada okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri. 500 küsür sayfa ama bir günde bitmesi işten bile değil :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.  

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağın rengi çok güzel :D 

Final puanı: 5

7 Haziran 2019 Cuma

Kimse Bilmemeli

Kitap Adı: Kimse Bilmemeli
Özgün Adı: Disclaimer
Kitap Yazarı: Renée Knight
Çeviren: Mehmet Gürsel

Yayınevi: Epsilon Yayınları
Sayfa Sayısı: 288
Baskı Yılı: 2019


Kimse Bilmemeli Epsilon'un en yeni kitaplarından biri ve ben aşırı merak ediyordum. Çünkü arka kapak yazısı AŞIRI ilgi çekici! Okuduğunuz korku dolu romanın, aslında kendi hayatınız hakkında olduğunu fark etseniz ne yapardınız?

Catherine'in eline Tamamen Yabancı isimli bir kitap geçiyor. Kitabı kendisi satın almamış ama yakın zaman önce taşındıkları için her yer her yerde. O yüzden bir yerlerden çıkmıştır diye düşünüp kitabı okumaya başlıyor. Biraz okuduktan sonra dehşet verici bir şey fark ediyor. Kitapta okuduğu karakter kendisi ve kitap yıllardır kocasından bile sakladığı büyük sırrını en ufak detayına kadar bir bir anlatıyor. 


Çok iyi değil mi? :D Gerçekten etkileyici bir hikaye var kitapta. Geçmişe dönüp Catherine'in yaşadıklarını okudukça bir garip hissediyorsunuz. Kitabın övgüleri arasında muhteşem bir psikolojik gerilim falan deniyor ama benim anladığım psikolojik gerilim bu değil. Ben bu kitabı okurken gerilmedim, üzüldüm. Çünkü kitapta büyük bir dram var bence. Türü konusunda farklı şeyler düşünüyor olsam da gayet güzel bir kitaptı. Okumanızı tavsiye ederim sonuç olarak :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Garip bir şekilde yavaş okunuyordu, neden anlamadım :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 0/5
Maalesef :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak ilgi çekici. 

Final puanı: 3.2

3 Haziran 2019 Pazartesi

13. Gerçeklik (The 13. Reality, #1)

Kitap Adı: 13. Gerçeklik
Özgün Adı: The 13. Reality
Kitap Yazarı: James Dashner
Çeviren: Gizem Yeşildal

Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2018


13. Gerçeklik'i gözümün döndüğü Pegasus alışverişlerimden birinde almıştım :D Ne okusam diye bakınırken gözüme takıldı birden ve okumuş oldum :D Kitap gerçekten güzel, inanılmaz akıcı ve merak uyandırıcı. Ama kitapla ilgili takıldığım bir nokta var. Bu kitabın türü middle grade, yani bildiğiniz çocuk kitabı. Ana karakter bile 13 yaşında. Ama bunun çocuk kitabı olduğunu tahmin eder miydiniz? Bu kapak falan ne alaka yani, hiç olmamış bence. Bunu bilmeyerek okumaya başladım ve bir anda şok oldum çocuk kitabı çıkınca :D Yurtdışındaki kapakları çok daha güzel ve kitabın türüne çok daha uygun bence.

Kitapta on üç yaşındaki Atticus'u, namı diğer Tick'i okuyoruz. Bir gün posta kutularında kendi adına Alaska'dan gelmiş bir mektup buluyor. Bu mektupta pek çok insanın hayatını kurtarmak için büyük bir maceraya atılacak kadar cesur olup olmadığıyla ilgili bir şeyler yazıyor. Bu mektubu yakarsa her şeyi unutup hayatına devam edebilir ama Tick merakına yenik düşüyor ve ipuçlarını takip ederek neler olduğunu çözmeye çalışıyor.



Dediğim gibi çok akıcı ve sürükleyici bir kitaptı, merakla okudum. Evde tembellik etmek istediğiniz boş bir gününüz varsa çok rahatlıkla tek oturuşta bitebilecek bir kitap. Serinin devam kitapları muhtemelen çevrilmez gibi duruyor. Çünkü bu kitabı benden başka okuyan, aldığını söyleyen, paylaşan falan hiçkimseyi görmedim. Ama ben bulabilirsem İngilizceleri ile devam etmeyi düşünüyorum. Kitabı bu kadar sevmemdeki temel sebep zaman yolculuğu, paralel evrenler, kuantum fiziği gibi bayıla bayıla okuduğum konular barındırıyor olmasıydı. Bunu da söylemeden geçmeyeyim :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Tek lokmalık kitap :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 1/5 
Kapak gerçekten çok anlamsız :D

Final puanı: 4.8

31 Mayıs 2019 Cuma

Yalan Oyunu

Kitap Adı: Yalan Oyunu
Özgün Adı: The Lying Game
Kitap Yazarı: Ruth Ware
Çeviren: Aslıhan Kuzucan

Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 432
Baskı Yılı: 2019


Böyle entrikalı kitaplar okumayı çok seviyorum biliyorsunuz. Kapağındaki "Eğer biri ölüyorsa buna oyun denmez." cümlesiyle beni hemen yakalamıştı Yalan Oyunu.

Olaylar dört kadının etrafında dönüyor: Kate, Fatima, Thea ve Isa. Biz Isa'nın bakış açısıyla okuyoruz kitabı. Üniversite yıllarında çok sıkı yakın dört arkadaş. Kendi aralarında bir oyun geliştiriyorlar. Birbirleri dışında herkese yalan söyleyerek insanları bu yalanlara inandırmaya çalışıyorlar. Ve hatta bu yalanlarına puanlar verip bir deftere kaydediyorlar. Ancak bir şeyler oluyor ve Kate hariç hepsi okuldan ve kasabadan ayrılıyor.



Yıllar sonra Kate'den gelen "Size ihtiyacım var." mesajı ile hepsi işini gücünü bırakıp Kate'in yanına geri dönüyor. Biz de ara ara geçmiş giderek yıllar önce ne yaşandı ve o zaman olan olaylar bugün başlarına nasıl bir iş açacak diye öğrenmeye başlıyoruz.

Fena bir kitap değildi aslında ama sonu beni pek tatmin etmedi. Hep tetikte okudum ve bir ters köşe bekledim. Gerçekten kurgu buna çok müsaitti ama olmadı. Şu an yazacaklarımın kitabın sonuyla uzaktan yakından alakası olmadığı için rahatlıkla okuyabilirsiniz. Bu kitap şöyle bitseydi, Isa da geçmişte yaşadığı büyük bir travmadan ötürü çoklu kişilik bozukluğ olsaydı ve diğer üç kadın aslında Isa'nın birer kişiliği olsaydı, ve hatta Isa'nın sürekli yanında gezdirdiği bebeği bile gerçek olmasaydı... İşte o zaman hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biri olarak yerini alabilirdi Yalan Oyunu. Ama bu sonla bana çok kuru geldi :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcı sayılır. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak fena değil. 

Final puanı: 3.75

26 Mayıs 2019 Pazar

Teftiş

Kitap Adı: Teftiş
Özgün Adı: Inspection
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
Baskı Yılı: 2019


Teftiş, Malerman'ın sessiz sedasız çıkan yeni kitabı :D Bu aralar ilham geldi herhalde, üst üste kitapları çıkıyor :D Bu kitapta yine bambaşka bir şey yazmış Malerman, çok ilginç bir deneyi okuyoruz.

Evli bir çift, Richard ve Marlyn zihinleri hiçbir şeyle bulanmamış, olağanüstü zeki ve yetenekli bilim insanları yetiştirmek için bir deney yapıyor. Erkek ve kız çocukları birbirlerinden habersiz olarak yetiştiriyorlar. On ikişer çocuk ormanın içinde iki ayrı kulede bebekliklerinden itibaren büyütülüyor. Yani erkek çocuklar kadın diye bir şeyin varlığından tamamen habersiz. Kızlar da aynı şekilde erkek diye bir kelime bile duymamışlar hayatları boyunca. Deneyi yapanlar karşı cinsin dikkat dağıttığını söylüyor ve bu karşı cinsin varlığı bilinmezse çocukların zihinsel potansiyellerini tam olarak açığa çıkarabileceklerine inanıyor. 


Ancak çocuklar 11-12 yaşına gelmeye başladıklarında ergenlik yavaş yavaş baş gösterdiği için bu döneme "Hassas Yıllar" diyorlar ve bu dönem için endişeliler. Çünkü hormonların da etkisiyle çocukların isyan edebileceklerini düşünüyorlar. Biz de bu süreçte olanları okuyoruz.

Kitabı çok uzun bir sürede okudum, bir anlamda reading slumpa girdim ama bunun kitapla hiç alakası yok. Çünkü gerçekten güzel bir kitaptı. Yazar Carol Gömülmeden ile kaybettiği imajını yeniden toparladı bu kitapla benim için :D Okurken gerçekten merak ettim, acaba bu deney gerçekten yapılabilse nasıl olur diye. Size de okumanızı tavsiye ederim kesinlikle.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcı denilebilir. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak da güzel. 

Final puanı: 4.5

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Sekizinci Gece

Kitap Adı: Sekizinci Gece
Özgün Adı: Acht Nacht
Kitap Yazarı: Sebastian Fitzek
Çeviren: Anıl Alacaoğlu

Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 376
Baskı Yılı: 2019


 Hiçbir ceza almadan birini öldürebileceğinizi düşünün. Kimi cezalandırırsınız, kim bunu hak ediyor?

Sekizinci Gece Sebastian Fitzek'in en yeni kitabı. Pek bir sessiz sedasız çıktı kitap, ben de tesadüfen gördüm ve hemen aldım :D Geçenlerde internette kontrolsüzce yayılan linç kampanyalarından bahsetmiştim, bu kitap tam da bunu konu alıyor.

İnternette Sekizinci Gece adıyla yayılmaya başlayan bir şey var. Hükümet bile onaylıyor bunu. Sadece 10 avro ödeyerek bir av listesine istediğiniz kişinin adını yazdırıyorsunuz. Sekizinci ayın sekizinde, saat 20:08'de bu listeden birinin adı çekiliyor. Ve bu insanı avlamak üzere yüzbinlerce insan harekete geçiyor. Bu insan 12 saat boyunca korumasız kalıyor. Cinayet dahil tüm suçlar bu kişiye yöneltildiğinde cezai yaptırımı olmuyor. Bu av sırasında işlenen tüm suçların affedileceği açıklanıyor. Ve bu kişiyi öldürene 10 milyon avro ödül verilecek!


İlk kuradan da 24 yaşında bir psikoloji öğrencisi çıkıyor. Ama bu ilk av olduğu için bir de yedek isim seçiliyor. Biz de yedek olarak seçilen Ben'in hayatta kalmaya çalışmasını ve bu Sekizinci Gece olayının nereden çıktığını okuyoruz. 

Kitap gerçekten güzeldi. Ama nedendir bilmiyorum, Fitzek'in diğer kitaplarında yaşadığım o büyük şoku yaşamadım bu kitapta. Biraz dikkatim dağınık bir halde okudum kitabı belki de ondandır. Ama sonuç olarak Fitzek'e laf yok, alışveriş listesi yazsa koşarak alır okurum :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak da güzel

Final puanı: 4.15

5 Mayıs 2019 Pazar

Bakire

Kitap Adı: Bakire
Özgün Adı: The Virgin of Small Plains: A Novel of Suspense
Kitap Yazarı: Nancy Pickard
Çeviren: Ekrem Köksal

Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 312
Baskı Yılı: 2012


Bakire Sena'nın en çok sevdiği kitaplardan biri, sürekli önerip duruyor. Benim de belki 3-4 yıldır kitaplığımda bekliyordu. Öyle ne okusam diye düşünürken aklıma geldi, alıp okuyayım dedim. Ama okuyacağımı paylaştığımda Sena uyarmıştı, sen bu türü çok okuduğun için pek beğenmeyebilirsin diye :D

Small Plains adlı bir kasabada 17 yıl önce ölü bir genç kadın bulunuyor, tecavüze uğramış. Bu genç kadının kimliği tespit edilemiyor ve isimsiz bir mezar taşıyla gömülüyor. Yıllar boyunca da bir efsaneye dönüşüyor, hastaları iyileştirdiği falan gibi mucize söylentileri yayılıyor. 17 yıl sonra da o olay yaşanırken ergen olan Abby, bu genç kadının akıbetini ortaya çıkarmak, ona bir isim verebilmek için olayı tekrar araştırmaya başlıyor. Biz de 17 yıllık iki zaman arasında gidip gelerek neler olduğunu okuyoruz. 


Sena uyarısında haklıymış gerçekten. Aşırı vasat bir kitaptı benim için :D Çok hızlı okudum, iki günde falan bitirdim. Gerçekten çok akıcıydı. Ama okuyup bitirdikten sonra "eee?" dedim. Okumasaydım da olurdu yani :D Bu türe yeni başlayanlar için belki daha ilgi çekici olabilir ama ben o kadar iyi polisiyler, gizemli kurgular okudum ki bu kitap pek yakalayamadı beni :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Ehhh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcılığına lafım yok :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 2/5
Çok eksik ama doğru çeviri :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak fena değil. 

Final puanı: 3.1