Altın Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altın Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2017 Pazar

Başlangıç (Robert Langdon, #5)

Kitap Adı: Başlangıç
Özgün Adı: Origin
Kitap Yazarı: Dan Brown
Çeviren: Petek Demir İncek

Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 534
Baskı Yılı: 2017

Kim olursan ol, 
Neye inanırsan inan,
Çok yakında her şey değişecek...

Dan Brown'ın yeni kitabı Başlangıç... Aylardır büyük bir merakla bekliyordum. Çıkacağı için o kadar heyecanlıydım ki kargosunu falan beklememek için gidip direkt mağazadan satın aldım 3 Ekim sabahı. Fakat beni ne kadar tatmin ettiği tartışılır :D Ancak bu sıralar kitap okumayla ilgili garip bir durum yaşıyorum. Bu yorumu bu döneme denk gelmesi itibariyle de değerlendirebilirsiniz :D

Simgebilim profesörü Robert Langdon'ın yıllar önce öğrencisi olmuş olan Edmond Kirsch tüm dünyayı derinden sarsacak bir keşif yapmıştır. İnsanoğlunun tarih boyunca sorduğu iki temel soru olan "Nereden geldik?" ve "Nereye gidiyoruz?" sorularına tüm dinlerin yaratılış ve insanlığın sonuyla ilgili öğretilerinin tamamen yanlış olduğunu ispat edecek cevaplar bulduğunu iddia etmektedir. Langdon da Kirsch'ün tüm dünyaya canlı yayın yaparak buluşunu ilan edeceği toplantıya davet edilir. Ve sonra bazı şeyler olur ve Langdon'ı yine koşuşturmacalı ve şifre çözmeli bir maceranın içinde buluruz.

Daha önce kitaplarını okumuş insanlar fark etmiştir, Dan Brown kitaplarında lafını pek esirgemez. Söyleyeceği şeylerin kimi rahatsız ettiğine aldırmadan pat pat her şeyi söyler. Birçok kitabında da Hristiyanlık tarihiyle ilgili gerçekleri çarpıttığı iddiasını ortaya attığı için Vatikan'la dalaşıp durmuştur :D


Ancak, Başlangıç'ın kesinlikle en cüretkar kitabı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bu kitapta tüm dinleri hedef tahtasına oturtuyor. Dünyadaki milyarlarca inananın inandığı şeyleri sorguluyor. Büyük dinlerin anlattığı yaratılış hikayelerine değiniyor. Gerçekten bir Tanrının olup olmadığını soruyor. Ve kitap boyunca Kirsch'ün bunların aksini ispatlayacak bir şeyler bulup bulmadığı konusunda bizi merakta bırakıyor.

Bu kadar hassas bir konu üzerinde ilerliyorken bir de kitabın son kısımlarında İspanya'nın koskoca kralıyla ilgili eklediği ufak detay beni epey güldürdü. Çok cesur adam gerçekten :D

Öncelikle şunu söylemeliyim, kitap boyunca öğrenmek için deli olduğum şu sansasyonel buluş beni pek de tatmin etmedi. Evet, "Nereden geliyoruz?" sorusuna güzel bir açıklama getirilmiş. Keşke kitapta yapılan şeyi yapabilecek imkanlarımız olsa da bu soruyu biz de gerçekten cevaplayabilsek. 

Kitapta ayrıca "Nereye gidiyoruz?" sorusunun cevabı için ilk sorudan kat kat daha çarpıcı olduğu söylenip duruyordu. Ancak ben hiç şaşırmadım bile diyebilirim. Yani, COME ON! Şöyle bir etrafınıza baktığınızda bahsedilen şeyi görmeniz işten bile değil :D

Bunun dışında kitabın bir tık gereksiz uzun olduğunu düşünüyorum. Aradaki koşuşturma süreci Dan Brown'ın diğer kitapları kadar hareketli ve dolu dolu geçmiyordu bana göre. Dolayısıyla okurken biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Üstüne bir de kitabın sonunda istediğim kadar çarpıcı açıklamalar göremeyince, bir miktar keyfim kaçtı :D

Üzülerek söylüyorum ki, Başlangıç Dan Brown'ın en harika kitabı olmayabilir. Ancak Dan Brown, Dan Brown'dır ve yarın müsvedde kağıda yazdığı alışveriş listesini falan satışa çıkarsa en başta alanlardan biri ben olacağım :D O yüzden okuyun, okutun! :D 

İki tane de hoşuma giden alıntı bırakayım:

"Tarih boyunca... Özellikle de tanrılarının tehdit edildiğini hissettiklerinde dünyanın en tehlikeli insanları din görevlileri olmuştu."

"Bilim ile din rakip değildir. Onlar aynı hikayeyi anlatmaya çalışan farklı dillerdir. Bu dünyada ikisine de yer var."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Fazla uzun, biraz sıkıcı :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Bir çeviri hatası vardı, böyle bir şeyi nasıl yapabilirler dedim ama onun dışında güzeldi :D Doğrusu İspanyolca cümlelerin parantez içinde değil de dipnot olarak verilmesini tercih ederdim. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Bütün kitabın olayı "köken" kelimesi zaten. Böyle bir değişikliğe ne gerek vardı?

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak çok amatör ya :D

Final puanı: 3,5

30 Eylül 2017 Cumartesi

Da Vinci Şifresi (Robert Langdon, #2)

Kitap Adı: Da Vinci Şifresi
Özgün Adı: The Da Vinci Code
Kitap Yazarı: Dan Brown
Çeviren: Petek Demir İncek

Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 384
Baskı Yılı: 2016

Dan Broooooooownn! :D Çok seviyorum ya :D Biliyorsunuz, 3 Ekim'de yeni kitabı satışa çıkıyor. Ben de o bebeği ellerime almadan önce birazcık Dan Brown okuyayım dedim ve Da Vinci Şifresi'ni elime aldım. Bu baskı Altın Kitaplar tarafından "Gençler için uyarlandı" şeklinde çıkarıldı ama bir fark yok, sadece kitabın sonunda kitapta bahsi geçen tablolar ve mekanların fotoğrafları var. 

Yüzlerce yıldır gizli tarikatlar tarafından korunan büyük bir sır. Bu sır ortaya çıkarsa yer yerinden oynayacak. Hristiyan dünyası adeta yıkılacak. Dan Brown'ın burada hristiyanlık tarihi ve İsa ile ilgili hiç lafını esirgemeden söyledikleri de epey ilgi çekici. Okurken "bu adamı nasıl sağ bırakıyorlar" diye düşündüm doğrusu :D Zaten kitap 2003'de Lübnan'da "Hristiyanlığa saldırı" sebebiyle yasaklanmış. Eh, bir zahmet :D



Ünlü sembolbilimci Robert Langdon da bu sırrın içine çekiliyor işte. Fransa'da, Louvre müzesinde ve Leonardo Da Vinci'nin etrafında dönen harika bir kurgu!

Dan Brown'a olan hayranlığımı biliyorsunuzdur zaten. Yazdığı her şeyi okuyorum, her şeyi çok ama çok beğeniyorum. Da Vinci Şifresi de o harikalardan biriydi. Hala Dan Brown ile tanışmadıysanız sizin için çok üzülüyorum, çok şey kaybediyorsunuz :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Bir günde bile bitebilir :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Da Vinci Code!

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kitapta bahsedilen şeyi koymuşlar sanırım ama benim kafamda canlanan böyle bir şey değildi :D

Final puanı: 4,95

16 Ekim 2016 Pazar

Cehhennem (Robert Langdon, #4)

Kitap Adı: Cehennem
Özgün Adı: Inferno
Kitap Yazarı: Dan Brown
Çeviren: Petek Demir & İpek Demir
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 576
Baskı Yılı: 2013


Herhangi bir Dan Brown kitabını daha önce okumamış olmam ihtimal dahilinde değil. O yüzden Cehennem'i tekrar okudum! :D Çünkü Cuma günü filmi vizyona girdi. Ben hala gidemedim ve meraktan çatlıyorum.

Kitap çok güzeldi. Gerçekten çok güzeldi. Cehennem heralde benim en sevdiğim Dan Brown kitaplarında başı zorlayabilir. Konu olarak da bayıldığım bir yapıya sahip :D

Dünya Sağlık Örgütü de dahil olmak üzere birçok otoritenin istatistiklerine göre yakın zaman içinde ciddi sıkıntılar bizi bekliyor. Çünkü inanılmaz bir hızla ürüyoruz. 8 milyar olmamıza ne kaldı? Ancak kaynaklar tükeniyor. Milyonlarca insan bırakın yemeği, temiz suya bile ulaşamıyor. 



İşte kitap da bunu işliyor. Bir grup oluşum bu gidişe dur demek gerektiğini ve bunun için de insan neslinin kontrollü bir şekilde azaltılması gerektiğini savunuyor. Bunun için doktorların hastalıkları tedavi etmeyi bırakması gerektiğini söylüyorlar mesela. Yapılan araştırmalara göre insan türü için en uygun rakam 4 milyar. Yani türümüzün yarısına yakını ölmeli! Yoksa kısa zaman içinde hepimiz yok olacağız. 

Kitap hayranı olduğum, inanılmaz beğendiğim bir ikilem sunuyor bize: Bir düğmeye basıp, yeryüzündeki nüfusun yarısını öldürebilecek olsaydınız, bunu yapar mıydınız? Ve o düğmeye hemen basmazsanız, gelecek yüzyıl içinde insan türünün yok olacağı söylenseydi, türümüzün yok olmasını engellemek için nüfusun yarısını öldürür müydünüz?

 Harika değil mi? Bayılıyorum şöyle felaket senaryolarına :D Ve asıl bomba, kitabın bir kısmı İstanbul'da geçiyor. İSTANBULDA! Kapalı Çarşı, Sultanahmet, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı falan hepsini görüyoruz kitapta.

Çok beğendim cidden. Okurken inanılmaz keyif aldım. Göz açıp kapayınca kadar 200 sayfa falan okumuş buldum kendimi. Ayrıca Dan Brown bu kitapta da Floransa'ya ve İtalyancaya aşık etti beni :D

Unutmadan kitapta bol bol Dante ve onun Cehennem'ine göndermeler var. Gönderme dediysem, bütün olay onun üstüne kurulu bile diyebiliriz :D 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok güzeldii :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
600 sayfa kitap ama su gibi akıyor :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Inferno!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Bayıldığımı söyleyemem ama kitaba tam puan vermek istiyorum :D 

Final puanı: 5

1 Mayıs 2016 Pazar

İlahi Komedya - Cehennem (La Divina Commedia, #1)

Kitap Adı: İlahi Komedya - Cehennem
Özgün Adı: Comedia - Inferno
Kitap Yazarı: Dante Alighieri
Çeviren: Feridun Timur
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 299
Baskı Yılı: 2013


Ben bu kitabı yıllar önce Dan Brown'dan Cehennem'i okuduğumda almıştım. Çünkü Brown, o kitabın sıkça atıflar yapıyordu hem bu esere, hem de bu eseri konu alan tabloya. Ama malum destandır, Dante'dir, bana ağır gelir diye bir türlü elim gitmiyordu. Sonra Arşiv'i okurken oradaki karakter bu kitabı okuyordu. Ben de dedim, hadi bir cesareti okuyayım :D

Kitabın bendeki edisyonunun hem iyi hem de kötü yönleri vardı benim için. Okurken biraz sıkılsam da, iyi yönlerinden biri, kitabın başında Dante'nin hayatı, eserleri ve özellikle bu eseri neden yazdığıyla ilgili yaklaşık 50-60 sayfalık bilgilendirmeler vardı. Ben mesela, bu eseri neden yazdığını bilmiyordum. 

Dante, gençliğinde, kendinden bir yaş küçük birine aşık oluyor: Beatrice. Şu an bu eseri elimizde tutmamıza sebep olan, belki de Dante'yi bu kadar büyük bir yazara dönüştüren kadın. Beatrice genç yaşta ölünce Dante'nin ızdırapları başlıyor ve o kadına yakışır, unutulmayacak bir eser yazacağına söz veriyor.

Böylece bu eser çıkıyor ortaya: Cehennem, Araf ve Cennet. Dante aslında kendi eserine yalnızca Komedya diyor. Comos (köy, kasaba) ve oda (manzume) sözücklerinden oluşan, bir çeşit "halk türküsü" demek Komedya. Ama daha sonra, tanrısal konuları ele aldığı için Boccaccio tarafından İlahi Komedya olarak adlandırılıyor. 

Dante böyle bir ahiret yolculuğuna çıkmaya karar verdiğinde, bunun için dönemin papası tarafından Jübile yılı ilan edilen 1300'ü seçiyor. Cehenneme olan yolculuğu 8 Nisan gecesi başlayıp 9 Nisan gecesi son buluyor. Bu yolculukta ona Latin şairi Vergilius rehberlik ediyor.



Öncelikle biraz Cehennem'in yapısına bakalım. Dante, Cehennem'ini dar ucu aşağı bakan bir huni şeklinde tasvir ediyor. Bu Cehennem'de iç içe 9 daire var. Her bir dairede belirli günahlar var. 

Cehennem'e girmeden de bir avlu var, ki burasını çok sevdim. Çünkü burada "korkaklar" bulunuyor. Hayatları boyunca ne iyiye ne kötüye karışmış oldukları için cehenneme olduğu kadar cennete girme imkanınından da yoksun bırakılmışlar. Yaşarken pasif kaldıkları için, iyi ya da kötü hiçbir görüşü benimsemedikleri için, sonsuza kadar bir bayrağın peşinden koşmakla cezalandırılıyorlar.

Cehennem'in yapısına geri dönelim. İç içe geçmiş 9 dairede çeşitli günahkarlar bulunuyor. Huninin dar ağzına inildikçe, yani daireler daraldıkça, işlenen günahlar ve verilen cezalar büyüyor. 7. daireden itibaren de günahlar alt başlıklara ayrılıyor ve bu dairenin kendilerine ayrılan hendeklerde cezalandırıyorlar.

  1. Daire: Paganlar ve kafirler
  2. Daire: Şehvet Düşkünleri
  3. Daire: Oburlar
  4. Daire: Cimriler ve Savurganlar
  5. Daire: Hiddetliler ve Öfkeliler
  6. Daire: Sapkınlar
  7. Daire: Saldırganlar
  8. Daire: Hileciler
  9. Daire: Hainler
Benim en çok dikkatimi çeken ilk daire oldu. Çünkü buradaki insanların tek suçu Hristiyanlıktan önce yaşamış olmak ya da Hristiyan olsalar da vaftiz olmamış olmak. Bu insanlar bitmeyen bir Tanrı özlemi ile cezalandırılıyorlar.

Kitabın edisyonundan bahsetmiştim, benim için en kötü yanı çok fazla dipnot olması. Bazı sayfalarda sayfanın yarısından fazlası dipnotlardan oluşuyordu. Evet, kitapta açıklanması gereken çok fazla şey var. Ama bu kadar çok dipnot akıcılığı öldürüyordu. İki üç kelimede bir aşağıya git, dipnotu oku şeklindeki rutin insana ne okuduğunu unutturuyor. Belki her sayfa altına değil de en sona konabilirdi, bilemiyorum.

Ama ne kadar dipnot olsa da kitapta çok fazla sembolik anlam var. Zaten eser üzerine yazılan sayısız tezlerden, incelemelerden de bunu anlayabiliriz. Kaldı ki hala bazı kısımlarda Dante'nin aslında ne demek istediği ile ilgili uzlaşma sağlanamamış. Bu eseri hakkıyla okuyabilmek için çok sağlam bir tarih, mitoloji ve İncil bilgisi olması gerektiğine inanıyorum.

İsmi geçen çoğu kişiyi tanımasam da benim de tanıdığım isimler vardı elbet :D Kleopatra'yı, bazı papaları, Sezar'ı öldüren Brutus ve Cassius'u ve Büyük İskender'i çeşitli suçlardan dolayı cehennemde görmek garipti. Kitapta çok iyi tanıdığımız ve adını zikredersem çok büyük tartışmalar doğurabilecek iki isim daha gözüküyor Dante'nin Cehennem'inde ama onlardan bahsetmeyeceğim. Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır bence. 

Sanırım söyleyebileceklerim bu kadar. Elimden geldiğince detaylı bir inceleme yazabilmeye çalıştım. Elbette bu kitabı hakkını vererek okuyamadığımın farkındayım, bunun yanından bile geçememişimdir :D Sonuçta Dante bu! Dün düşündüm de, bana göre zaten destan okumaya, böyle kült eserler okumaya başlama kitabı gibi bir şey de söz konusu değil. Hepsi sembolik anlamlarla dolu, derin, ağır ve baba eserler zaten :D

Ama kitabı okumaktan mutluyum, Dante'nin günahlara bakış açısı, cehennem için seçtiği günahlar, cehenneme koyduğu ünlü insanlar güzeldi. Hakikaten üzerine yüzlerce sayfalık incelemeler yazılacak bir kitap yani bu, ki ben sadece Cehennem'i okudum. Bunun daha Araf ve Cennet'i var :D

Bitirmeden önce bir de Sandro Botticelli'nin La Mappa Dell'Inferno tablosuna bakmanızı öneririm. Tablo, Cehennem'in haritası olarak çizilmiş. Büyüterek inceleyebilirseniz her daireyi ve orada bulunan günahkarları görebilirsiniz.

Son olarak, benim gibi kurgu okumaya alışmış iseniz bu kitap sizi de zorlayacaktır. Dediğim gibi dipnotlar meselesi nedeniyle de eğer farklı baskılarını bulabilirseniz onları tercih etmenizi önerebilirim. Aşağıda gördüğünüz puanın da Dante'ye ve Cehennem'e değil, elimde bulunan baskıya verildiğini hatırlatmak istiyorum :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Burada Dante'yi değerlendirme hadsizliğinde bulunmayacağım tabii ki :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Dipnotlar benim için akıcılığı çok etkiledi gerçekten.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Yazım hataları gördüm. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim. 

Güzel kapak (%5): 3/5 
Ortalama bir kapak.

Final puanı: 3,45

28 Şubat 2016 Pazar

Öldürmeye Değer Kişiler

Kitap Adı: Öldürmeye Değer Kişiler
Özgün Adı: The Kind Worth Killing
Kitap Yazarı: Peter Swanson
Çeviren: Esat Ören
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 295
Baskı Yılı: 2016


Öldürmeye Değer Kişiler hakkındaki duygularımdan emin değilim. Kitabı beğendim, ilginçti ama öyle bayıldım, favorim oldu falan da diyemiyorum.

Lily ve Ted havaalanında uçak beklerken barda tanışırlar. Biraz konuştuktan sonra Ted, karısının kendisini evlerini yapan mühendisle aldattığını anlatır ve her ikisini de öldürmek istediğinden bahseder. Bunun üzerine Lily de Ted'e yardımcı olabileceğini ve bir plan yapmaları gerektiğini söyler.


Hikaye böyle başlıyor. Sonra biraz Lily'nin geçmişine gidiyoruz, bugünkü hikaye baya yılan hikayesine dönüyor :D Gerçekten ilginç bir kitaptı. Kitapta aslında şu fikir işleniyor, kitabın kapağında da bununla ilgili bir söz var: Kötülük yapan insanlar ölmelidir ve bunları öldürürsek aslında pek de kötü bir şey yapmış olmayız.

Dediğim gibi güzel bir kitaptı, konusu ve kurgusu ilginçti. Okuyabilirsiniz ama dediğim gibi favorilerime girecek kadar da iyi değildi.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Özgünlüğüne laf edemem, gerçekten güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Yazım hatası falan gördüğümü hatırlamıyorum, baskı da güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Güzel.

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapakta pek bir şey yok. 

Final puanı: 4,1

16 Ocak 2016 Cumartesi

Melekler ve Şeytanlar (Robert Langdon, #1)

Kitap Adı: Melekler ve Şeytanlar
Özgün Adı: Angels and Demons
Kitap Yazarı: Dan Brown
Çeviren: Petek Demir
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 591
Baskı Yılı: 2015


Dan Brown hayranı olmama rağmen bu kitap blogdaki ilk Dan Brown kitabı olacak. Ne kadar ayıp! Çünkü ben blog açmadan önce okumuştum tüm kitapları ve sonunda birine reread yaptım. SONUNDA!

Melekler ve Şeytanlar o kadar güzeldi ki! Bu kitabı tekrar okumak o kadar güzel ki! Normalde inanılmaz akıcı olduğu için çok daha kısa sürede bitebilecekken beş güne yaydım kitabı, doya doya okuyayım diye. Hiç bitmesin diye. Ama bitti :D

Biraz konudan bahsedeyim. Olay CERN - Vatikan - İlluminati üçlüsü arasında dönüyor. CERN'de bilim insanı bir baba kız büyük hadron çarpıştırıcısında antimadde üretmeyi başarıyor. Hem de öyle böyle değil, o ana kadar görülmemiş bir miktarda. Hani şu "Tanrı parçacığı" olarak tanıdığımız şey. Bence gerçekten de üretildi ama açıklamıyorlar :D Neyse, antimadde çok kararsız olduğu için her şeyle tepkimeye girebiliyor, havayla bile. Bu yüzden güçlü mıknatıslarla boşlukta askıda tutuluyor. Bu aşırı kararsızlık yüzünden de müthiş bir kitle imha silahı olarak kullanılabilir. Hele ki Vittorio ve babasının ürettiği miktar.
Böyle işte. Hikaye bu antimaddenin çalınmasıyla ve Vittorio'nun babasının öldürülerek göğsünün yüzyıllardır kayıp olan İlluminati ambigramıyla dağlanmasıyla başlıyor. Daha sonra İlluminati planının kiliseyi yok etmek olduğunu, papa seçimlerinde favori olan dört ünlü kardinali -preferiti- kaçırdığını ve saat başı birini öldüreceğini açıklıyor.Her birinin ölümü dört elementten birine adanıyor. Hem ölüm şekli, hem de cesedin bırakıldığı yer olarak. Ve hepsinin göğsüne de dağlanmış birer ambigram: Toprak, su, hava, ateş. 

Ambigramlar falan harika. İşin içinde CERN olması harika. Simgebilim uzmanı Robert Langdon'ın kardinalleri bulabilmek için yaptığı takip harika. Vatikan'ın her köşesindeki mükemmel sanat eserlerini görmek harika. İlluminati zaten harika :D

Dan Brown sayesinde bir Vatikan'ı ölesiye merak ediyorum, iki deli gibi Latince öğrenmek istiyorum :D Ben bu adamı gerçekten çok seviyorum ya. Daha önce de söylemişimdir, öldükten sonra beyninin korunması gerektiğini düşünüyorum :D



Sabah oturum filmini de izleyeyim dedim. Filmi duman etmişler ya :D Kitabın sonunda seçilen papadan tutun, dağlamak için kullanılan ambigramlara kadar (en son ambigramı yapmayı beceremediler herhalde :D) her şeyle oynamışlar. Bazı karakterleri çıkarmışlar. Bir sürü şey. 

Bu arada ambigram falan diyorum. Ambigram üstte gördüğünüz yazı şekli. Her kelimeye tersten baktığınızda da okuyabiliyorsunuz. Kusursuz simetri! 

Konu Dan Brown olunca yazı da epey uzuyor haliyle :D Ama gerçekten daha önce hiç Dan Brown okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz. ÇOK ŞEY. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Dan Brown'ın kurgusunu eleştirme terbiyesizliğinde bulunmuyorum tabii ki :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Mükemmeldi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Güzel. 

Final puanı: 5

28 Ekim 2015 Çarşamba

Hayvan Mezarlığı

"Ölülerin ölü kalması herkes için daha iyidir."

Kitap Adı: Hayvan Mezarlığı
Özgün Adı: Pet Cemetery
Kitap Yazarı: Stephen King
Çeviren: Mehmet Harmancı
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 398
Baskı Yılı: 2003


Yıllar sonra okuduğum ilk Stephen King romanı. Bunu defalarca anlatmışımdır, ben King'den sadece Kemik Torbası'nı okudum ve hiç beğenmemiştim. Yaklaşık 5 yıl önce falan okudum ve o zamandan beri bir daha da King kitapları okumadım. Ama bir süre önce okuyasım geldi ve birkaç kitabını almıştım. Hayvan Mezarlığı da bunlardan biri.

Kitap güzeldi. Bu benim ilk korku romanı deneyimim olabilir. King niye bu kadar kötü şeyler yazıyor anlamadım :D Kimin öldüğünü söylemezsem spoiler olmaz herhalde ama birinin ölümünü ve cenazesini okuttu resmen uzun uzun. Çok üzüldüm oraları okurken ya. İnsanın içini karartıyor. Zaten kendisi de kitap içinde spoiler veriyor, daha hiçbir şey olmadan birkaç ay ömrü kalmıştı falan dedi. Hoş değil böyle şeyler :D



Kitabın sonu da ayrı bir dehşet doluydu. Böyle işte, kitabı beğendim. Ama dediğim gibi, insanı çok üzen detayları var. Konuyu da biraz anlatıp bitireyim.

Louis Creed, karısı bir kız ve bir erkek çocuğuyla birlikte Ludlow'da şehir merkezinden uzak bir yerde bir eve taşınıyorlar. Evin önünden otoban gibi bir şey geçiyor ve genelde tırlar falan o yolda oluyor. O yüzden orada yoldan karşıya geçerken çok hayvan ölüyor. O yüzden yakınlarda bir hayvan mezarlığı var. Yıllardır insanlar oraya evcil hayvanlarını gömüyor. Bu mezarlığın biraz daha ilerisinde de bir sır saklı. Bu sır yüzünden ailenin başına gelmeyen kalmıyor.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzel bir konu ve kurguydu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcılığı oldukça iyiydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Bu kapak öncekinden çok daha iyi bence.

Final puanı: 4,2




3 Ekim 2015 Cumartesi

Vitriol: Yeni Çağın Şafağı

Kitap Adı: Vitriol: Yeni Çağın Şafağı
Kitap Yazarı: Arda Öngören & Berk Yüksel
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 302
Baskı Yılı: 2015


Çıktığı ilk zamandan beri oldukça merak ediyordum bu kitabı. Çünkü kapağı ilgi çekici ve kitap bir bilimkurgu! Belki de bu yüzden beklentimi biraz yüksek tutmuş olabilirim.

Kitabın tarzı çok ilginç. Yazardan aynen alıntı yapıyorum: "Romanda altı farklı coğrafya ve zamanda geçen altı farklı hikaye okuyacaksınız, bu altı farklı hikaye aslında yedinci bir hikayeyi oluşturacak şekilde örüldü, kurgulandı. Klasik bir roman yazımından farklı olarak da hikayeler teker teker bir sıra gözetilerek değil, aynı anda ama kendi içinde bir düzen içinde anlatılacak."

Aslında her bölümün başında takip etmeyi kolaylaştırmak için 1-A, 3-C gibi kodlar konmuş. Ama ben yine de takip etmekte zorlandım. Hikayelerin hangi zamanda olduğu da çok açık değildi. O yüzden 6 hikayeyi ve hangi noktalarda kesiştiğini güzelce gösteren bir zaman haritası olsa harika olurdu. 

Yine de olay örgüsünün bu şekilde işlenmesi hoşuma gitti. Ama konu ile ilgili sıkıntılarım var :D Kitapta bilimkurgu malzemesi yapılabilecek bir sürü şey kullanılmış. Solucan delikleri, piramitler, masonlar, Fringe'den tanıdığımız observerlar, insansı robotlar, semboller, göktaşı, robot isyanı... Hepsinden bir parça alınıp ortaya karıştırılmış. Hatta o kadar ki, dünyaya göktaşı çarpması olayı sadece iki sayfada işlenip bitiyor :D

Kitabın konusunun tam olarak ne olduğundan emin değilim :D Ama her şey VITRIOL etrafında dönüyor. Bu kadim bir bilgi: Visita İnteriora Terra Rectificando Invenies Occultum Lapidem. Yani "Toprağın Derinliklerini Ziyaret Et, Arınırken Gizli Taşı Bulacaksın". Bu gizli taş olayında biraz felsefe taşına da giriyorlar. Alın bir bilimkurgu ögesi daha :D



Bir diğer sorunum da diyaloglar. Yazar kitap boyunca bir sürü bilgi vermiş. Gözlemevinde kullanılan teleskopun çapı, bir kelimenin anlamı falan. Ama bu bilgiler diyaloglara yedirilememiş. İki kişi konuşurken birinin öyle laf arasında bunları söylüyor olması gerekirdi ama sanki sözlüye kalkmış öğrenci gibi ezberden okuyor izlenimi yarattı bana :D Hani olaydan bir süre kopuyoruz, araya kamu spotu falan giriyor :D

Observer'lı bölümleri sevdim, ama biraz da garipsedim :D Çünkü Isaac Newton'ın hayatına müdahale ediyorlar. Ailesi çok zor durumdayken para yardımı ile üniversiteye gitmesini, daha sonra da kitabının basılmasını sağlıyorlar. Sonra da bir ara Steve Jobs ve Alan Turing'e bir şeyler yapıyorlar :D

Böyle işte, kitapa bayıldığımı söyleyemem. Ama hem yazarların ilk kitabı hem de bizim edebiyatımızda çok yeni bir tür. O yüzden gayet iyiler. Bu arada kitabı imzalı olarak gönderdiği için Arda Öngören'e teşekkür ediyorum.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 3/5
Kurgu oldukça ilginçti ama üstte de dediğim gibi konuda çok fazla tanıdık ögeler vardı.

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 3/5
Karışık bir kurguya sahip olduğu için çok akıcı değildi benim için.

Basım kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Güzel kapak (%5): 4/5
Fena değil. 

Final puanı: 3.15

25 Ağustos 2015 Salı

Üç (The Tree, #1)

Kitap Adı: Üç
Özgün Adı: The Tree
Kitap Yazarı: Sarah Lotz
Çeviren: Mehmet Gürsel
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 472
Baskı Yılı: 2014


Harika bir konu bu kitapta berbat edilmiş :D Konusu gerçekten güzel ve ilk çıktığı zamandan beri okumak istiyordum. Uçak kazalarından kurtulan çocuklar olduğunu görünce Lost gibi bir şey okuyacağımı sanmıştım. Ama alakası yok. 

Kitaptaki olay şu: 12 Ocak 2012 günü, dünyanın farklı yerlerinde 4 uçak düşüyor. Diğer yolcular kimliği bile belirlenemeyecek kadar korkunç haldeyken, 3 farklı uçaktan 3 farklı çocuk ufak sıyrıklarla kurtuluyor. Ve tabii doğal olarak çocuklara mucize gözüyle bakıyorlar. Çocukların uzaylılar tarafından kurtarıldığını falan söyleyenler var. Bir sürü komplo teorisi üretiliyor.

Bir de kitapta sıkça gördüğümüz Hıristiyan cemaatler var. Çocukların mahşerin dört atlısı tarafından kontrol edildiğini söylüyorlar. İncil'de her bir atlı için bahsedilen renkler ne tesadüftür ki çocukların bulundukları uçakların logolarının rengi :D Bu konu kitapta o kadar çok işlenmiş ki bayıyor yani :D


Neyse işte, kitap aslında kendi içinde bir kitap barındırıyor. Elspeth Martins diye bir kadın çocuklarla ilgili Kazadan Komploya kitabını yazıyor. Bunu yazarken de yüzlerce kişiyle röportaj yapıyor, ses kayıtları falan dinliyor. Siz de bunları okumak zorunda bırakılıyorsunuz :D O kadar çok röportaj var ki, kurtulan çocuklardan birinin sınıf arkadaşının annesiyle bile var yani :D 

Çocuklarla ilgili bir gariplik var, hikayenin burası ilgi çekiyor ama kitapta doğru dürüst bir kurgu bile yoktu bence. Çocuklar kazadan sonra garip davranıyorlar. Kişilikleri falan değişiyor. Çok daha sakin, daha olgun ve garip oluyorlar. Altından bir şey çıkacaksa da ilk kitapta bunu öğrenemiyoruz. 

Sonlara doğru çocuklarla ilgili bir şey olunca kitap biraz hareket kazandı ama yok yani. Kitap benim için büyük hayal kırıklığıydı. Bugün D&R'da ikinci kitap olan Dört'ü inceledim. O böyle röportajlı ilerlemiyor sanki. Okuyan varsa beni de bilgilendirebilir mi? :D

Bu arada Kinle'dan okuduğum için fotoğraf yok. Bu sefer üşengeçlik değil :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Konu güzel ama kurgu kesinlikle olmamış. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Ne akıcı ne değil. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çevirmen uzun süre Benim Küçük Ponny'im diye çevirse de sonunda saçmalığını fark edip My Little Ponny'ye dönmüş :D 

Orijinal isim (%10): 5/5
Bu düzgün bari :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Ben kitabı kindledan okudum ama kitabın kapapı ve tasarımı güzel. Simsiyah olmasını çok beğendim. 

Final puanı: 3.35





16 Kasım 2014 Pazar

Çatı (Dollanganger, #1)

Kitap Adı: Çatı
Özgün Adı: Flowers in the Attic
Kitap Yazarı: V. C. Andrews
Çeviren: Füsun Doruker
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2009

Bencil ve zalim bir anne tarafından yaşadıkları dünyadan kopartılıp bir çatıya kilitlenen dört masum çocuğun yaşadıklarına egemen olan garip, karanlık korkularla dolu tutku ve dehşetin öyküsü...

Başlangıçta bir şeyler oluyor, burayı anlatmayacağım çünkü spoiler olur. Daha sonra ilgili anne dört çocuğuyla birlikte yıllar önce kendisini mirastan reddeden babasının evine geliyor. Babası kesinlikle çocukları kabul etmeyeceği için çocukları çatı katına saklıyor. Büyükbaba çok hasta ve yakında ölecek. Anne de kendisini affettirip mirasın tek varisi olmaya tekrar hak kazanacak. Böylece çocuklar da çatı katından kurtulup oldukça büyük bir evde keyifle yaşamaya başlayacak. İlk gün çocuklara "yalnızca bu gece burada kalacaksınız, ben de durumu büyükbabanıza anlatacağım" diyor anne. Sonra o bir gece bir hafta oluyor, sonra bir ay, sonra iki ay...


Normalde böyle yıpranmış kitapları asla okumam, ya da benim kitaplarım asla bu kadar yıpranmaz ama bunu arkadaşımdan aldım :D

Gerçekten kitabı büyük bir şaşkınlıkla okudum. Birincisi bir anne çocuklarına nasıl bunu yapabilir, ikincisi dört küçük çocuk öyle korkunç bir yerde daha ne kadar yaşayabilir diye. Çok çok etkileyici bir kitap. Hele ki sonunu okuyunca darmadağın oluyorsunuz. Kitabı genelde geceleri okudum ve bir gece rüyamda kitapla alakalı çok korkunç şeyler gördüm, gerçekten etkiliyor yani :D

Kadının tipine bakayım dedim, çok da tatlı bir kadın ya :D Nasıl böyle zalimce şeyler yazabiliyor, inanılacak gibi değil :D Biraz internette dolanınca şunu öğrendim. Andrews hemen her kitabında mutlaka bir ensest ilişkiye yer veriyormuş. Niye böyle bir şeye takılmış bilemiyorum :D 

Aslında bu bir quartet seri. Yani üç kitabı daha var. Okunmayı bekleyen 60 kitap var ama evet en kısa zamanda serinin kalan kitaplarını da alıp okuyacağım :D

İnternette dolanırken keşfettim ki Çatı'nın bir de filmi varmış. Gün içinde onu da izlemeyi planlıyorum. İzledikten sonra belki buraya bir ekleme yapabilirim.

Kitaba puanım: A+

28 Eylül 2014 Pazar

İnsan Sürümü: 0.4 (Point 4, #1)

"Benim adım Kyle Straker ve ben artık yokum!"
Kitap Adı: İnsan Sürümü: 0.4
Özgün Adı: 0.4: It's A Brave New World
Kitap Yazarı: Mike Lancaster
Çeviren: Berna Gülpınar
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 224
Baskı Yılı: 2013

"Benim adım Kyle Straker ve ben artık yokum!" Kyle Straker'ın eski kasetlere okuduğu hikaye böyle başlıyor. Bu kasetlerin düzmece olduğunu düşünebilirsiniz. Ama ya değilse? İnandığınız ya da bildiğiniz şey koca bir yalandan ibaretse?




Spoiler vermeden bu kitap nasıl anlatılır bilemiyorum. Kitap aslında güzel, konusu zaten müthiş. Yine bir bilimkurgunun dibi daha, tam benlik. Ama kısa olduğundan mıdır bilemedim, kitap sarmadı beni. Daha çok çocuk kitabı gibi. Sanki hikaye biraz öyle anlatılmış. Yani çok detaya girmeden, öylece üstten üstten. Ama kitabın ilk sayfasında okuduğum şu metinle dedim ki, "Bu kitap efsane, okuduğum en harika kitaplar listesinin en üstünü zorlayacak." Şöyle ki;

//////// UYARI ////////

BU BİLGİ DEPOLAMA ÜNİTESİ YA DA "KİTAP",
İNSAN BEYNİNİ YENİDEN PROGRAMLAMAK VE 
"OKUMAK" DENİLEN TARİHTE KALMIŞ ÇOK ESKİ BİR
SANATI CANLANDIRMAK İÇİN TASARLANMIŞTIR.
BU SON DERECE BASİT UYGULAMANIN HİÇBİR
OLUMSUZ YA DA ZARARLI ETKİSİ YOKTUR.

ŞU ANDA YAPTIĞINIZ 
EYLEMİN ADI: "OKUMAK"

AÇIKLAMASI

HER SAYFAYA SİLİNMEZ ŞEKİLDE BASILMIŞ OLAN
BİLGİNİN SOLDAN SAĞA VE YUKARIDAN AŞAĞI
DOĞRU GÖZLE TARANMASIDIR.

GÖZ TARAFINDAN ALGILANAN BU BİLGİ
OPTİK SİNİRLER TARAFINDAN DOSDOĞRU
BEYNE İLETİLİR VE HER VERİ GİBİ, DAHA SONRA
KULLANILMAK ÜZERE ORADA DEPOLANIR.

Şu nefis girişe bakar mısınız? Okuduğumda gerçekten çok beğenmiştim. Ama kitabın ilerleyen kısımlarında bu enfes başlangıcın devamı gelmemiş sanki. Hikaye bir söndü, bir basitleşti. Sanırım bu kitabın filmi çekilse benim açımdan çok daha keyifli olur. 

Konuya hiç girmedim, çünkü konu gerçekten içinden detaylar verilmeden anlatılamaz bence (ya da ben anlatamıyorum :D). Ama bilimkurgu severlere tavsiye ederim. Belki ben açılışta beklentiyi çok yüksek tuttuğum için böyle düşünüyorumdur. Kitap bir seri olacak, henüz Türkçe'ye çevrilmese de serinin ikinci kitabı yazılmış ve sanırım yurtdışında satışa da sunulmuş.

Kitabın içinden hoşuma giden bir alıntıyı da paylaştıktan sonra yazımı noktalıyorum:

"Siz şu anda rahat koltuğunuzda, kitap okuduğunuz sanrısını yaşayan bir beyin olabilirsiniz. Ama kusursuz bir sanal gerçeklik programında, kavanozdaki bir beyinden ibaret olup olmadığını nasıl anlar ki insan?"

Bunu bir düşünün...

Kitaba puanım: B+