Epub etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Epub etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Aralık 2015 Çarşamba

The Retribution of Mara Dyer (Mara Dyer, #3)

Kitap Adı: The Retrubition of Mara Dyer
Kitap Yazarı: Michelle Hodkin
Yayınevi: 
 Simon & Schuster Books
Sayfa Sayısı: 470
Baskı Yılı: 2014


Mara Dyer serisini bir hız treni olarak düşünebilirsiniz. İlk kitapta yükselmeye başladı. İkinci kitapta resmen zirveye ulaştı. Son kitapta da çöküşe geçti. İkinci kitabı gerçekten çok beğenmiştim, okurken çok heyecanlanmıştım. Ama bu kitabı okurken sıkıldım resmen, bitsin artık diye dün akşam 100 sayfadan fazla okudum. 

İkinci kitabın sonunda demiştim ya, konunun oraya doğru gitmesini istemiyorum diye, tam oraya doğru gitti :D Başladığımız yerden çok uzaklaştık, olaylar karıştı falan. Bilmiyorum ya. Keşke böyle olmasaydı. 

Konuyu falan anlatmak istemiyorum. İlk iki kitaba spoiler olur çünkü. Ama ikinci kitapta geçmişte Hindistan'a giden bölümler var demiştim. Bu kitapta da onlar devam etti. Ama hiç güzel bağlanmadı bence. Tam olarak ne olduğu anlaşılamıyor.



İlk kitapta Benim adım Mara Dyer değil ama avukatım bir isim seçmemi söyledi falan diyor ya, bu kitapta onun da ne olduğunu açıklıyor. Ama o da net değil, çok havada kaldı :D Üzüldüm yani, hiç güzel bir final kitabı değildi bence. 

İki tane alıntım var kitapta, çok hoşuma giden. Onları paylaşıp bitiriyorum :D
*
Sometimes I wonder, if I had chosen a different name for myself, might I have grown into a different person?

*
"I need to hear you," she begs in that voice, and I can't refuse her, not anything, not now, not ever. But the words that come aren't enough for this. For her. So I speak in a language she doesn't know.
Je t'aime. Aujourd'hui. Ce soir. Demain. Por toujours. Si je vivais mille ans, je t'appartiendrais pour tous. Si je vivais mille vies, je te ferais mienne dans chacune d'elles. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 3/5
Dediğim gibi...

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 3/5
Orta.

Basım kalitesi (%5): 5/5
Kindle'den okudum, o yüzden yazım hatası falan var mı diye değerlendiriyorum.

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapaklarını seviyorum bu serinin.

Final puanı: 3,2

1 Eylül 2015 Salı

Amnezi (Altered, #1)

Her şeyi unutmaya zorladılar. Ama asla unutmayacaklar. 

Kitap Adı: Amnezi
Özgün Adı: Altered
Kitap Yazarı: Jennifer Rush
Çeviren: Kübra Bahar
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2015

Amnezi ilk çıktığından beri merak ettiğim ama kapağı kötü olduğu için almak istemediğim bir kitaptı. Kapakları niye böyle yapıyorlar bilmiyorum. Kapağı kötü olan kitapları alıp kütüphaneme koymak istemiyorum :D

Kitapta genetiği değiştirilmiş insanlarla yürütülen bir program var. Anna ve babası bu programı yürütüyor. Aslında daha çok babası ama Anna'da arasıra labaratuara girip çocuklarla sohbet ediyor, kan falan alıyor. Deneyde 4 erkek var: Cas, Nick, Sam ve Trev. Bu deneklerin fiziksel güçleri çok fazla, yaşlanmaları oldukça yavaşlatılmış.


Ben kitabı beğendim. Yani hem hareketli bir kitaptı hem de genetik falan ilginç şeyler var. Kitap ilerledikçe patlayan bombalar da güzeldi :D Aslında üzülmem lazım ama Anna'ya çok üzülemedim :D Kitaplardaki kadın karakterlerin ayran gönüllü olup buldukları her canlıya aşık olabilme potansiyeline uyuz oluyorum :D

Kitabın ismi neden Amnezi olarak seçilmiş bilmiyorum. Amnezi, travma ya da bazı hastalıklar yüzünden kişinin hafıza kaybına uğraması durumudur. Tamam kitapta denekler geçmişiyle ilgili bir şey hatırlamıyor ama Altered yani Değiştirilmiş ismi çok daha uygun. Her kitapta olduğu gibi yazar kendi yazdığı kitaba en uygun ismi seçmiş :D

Kitabı beğendim yani. O yüzden puanlamaya geçelim artık :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Çok üzerinde durulmasa da insan genetiğiyle oynama güzel konu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Kitabı iki günde bitirdim, akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çevirisiyle ilgili bir sorun yaşamadım. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Pegasus orijinal isim kullandığında kırmızı kar falan yağacak :D

Güzel kapak (%5): 1/5 
En başta dediğim gibi kapağı beğenmedim. Çıplak insan vücudu görsel malzeme olmamalı. 

Final puanı: 3.5


29 Ağustos 2015 Cumartesi

Meleğin Düşüşü (Penryn & The End of Days, #1)

Kitap Adı: Meleğin Düşüşü
Özgün Adı: Angelfall
Kitap Yazarı: Susan Ee
Çeviren: Barış Emre Alkım
Yayınevi: Dex
Sayfa Sayısı: 316
Baskı Yılı: 2012

Melekli kitaplar kategorisinde tek bir kitap okudum bugüne kadar. O da 4-5 yıl önce okuduğum Asi Melekler'di. O yüzden canım bir süredir melekli bir şeyler okumak istiyordu. O yüzden Meleğin Düşüşü'nü okudum :D

Öncelikle kitapta çok kısıtlı bir hayal gücü var. Meleklerle ilgili aklınızdaki tüm tasvirleri unutun. Çünkü tamamen bize benziyorlar. Sadece sırtalarında bir çift kanat var. Kanatlar olmadığında bir insandan ayırt edilemiyorlar bile. 

Kitabın bu yönünü hiç sevmedim. Başlarken kesinlikle çizme falan giyen, erkek model tipinde bir melek beklemiyordum. Melek yahu bunlar :D İnsan daha 'insanüstü' bir şeyler bekliyor :D


İkinci olarak, Goodreads'de de yazmıştım; "Bu kız bu meleğe aşık olursa kusarım." diye :D İlk kitapta çok netleşmedi ama belli ki aşık olacak. Yazarlar niye bunu yapıyor anlamıyorum. Niye her kadın karakter karşısındaki canlı her ne olursa olsun aşık oluyorlar? Niye bu kadar ayran gönüllü karakterlerimiz var? :D 

Konuya gelecek olursak melekler dünyayı işgal ediyorlar. Olaylar baş melek Gabriel'in -ya da bizim tanıdığımız haliyle Cebrail- dünyaya inerken vurulmasıyla başlıyor. Sonra işte kaos patlak veriyor ve insanlar bir tür kıyamet sonrası dünyasında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Penryn de kafayı sıyırmış annesi  ve tekerlekli sandalyedeki kardeşiyle yaşıyor. Bir de diğer melekler tarafından kanatları koparılmış Raffe var. 

Kitap ilerlerken Raffe'yle ilgili bir gerçek öğreniyorsunuz. Ben görünce baya şaşırdım. Aslında çok göz önünde ama bakmayınca göremiyorsunuz :D

Öyle yani, kitap ortalamaydı bence. Öyle çerezlik niyetine okunur ama sizi çok heyecanlandıracak, merakta bırakacak bir kitap değil bence. Son olarak Eren serinin final kitabı için ilk kitaplardan daha sönük, finale yakışmamış falan diyor. Ben bunun hakkında ortalama beğeniye sahipsem onu hiç beğenmem sanırım :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Dediğim gibi ortalama bir konu ve kurguydu. Belki biraz daha bile altında. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Bu da ortalama.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı görmedim. Kindle'dan okuduğum için baskı kalitesiyle ilgili yorum yapamam. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Meleğin Düşüşü'nü İngilizce'ye çevirsem Angelfall demezdim ama daha uygun bir şey bulamıyorum :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Önceki kapakta iğrenç bir sırt yarası var :D Bu da güzel ama çok değil. 

Final puanı: 2.95

25 Ağustos 2015 Salı

Üç (The Tree, #1)

Kitap Adı: Üç
Özgün Adı: The Tree
Kitap Yazarı: Sarah Lotz
Çeviren: Mehmet Gürsel
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 472
Baskı Yılı: 2014


Harika bir konu bu kitapta berbat edilmiş :D Konusu gerçekten güzel ve ilk çıktığı zamandan beri okumak istiyordum. Uçak kazalarından kurtulan çocuklar olduğunu görünce Lost gibi bir şey okuyacağımı sanmıştım. Ama alakası yok. 

Kitaptaki olay şu: 12 Ocak 2012 günü, dünyanın farklı yerlerinde 4 uçak düşüyor. Diğer yolcular kimliği bile belirlenemeyecek kadar korkunç haldeyken, 3 farklı uçaktan 3 farklı çocuk ufak sıyrıklarla kurtuluyor. Ve tabii doğal olarak çocuklara mucize gözüyle bakıyorlar. Çocukların uzaylılar tarafından kurtarıldığını falan söyleyenler var. Bir sürü komplo teorisi üretiliyor.

Bir de kitapta sıkça gördüğümüz Hıristiyan cemaatler var. Çocukların mahşerin dört atlısı tarafından kontrol edildiğini söylüyorlar. İncil'de her bir atlı için bahsedilen renkler ne tesadüftür ki çocukların bulundukları uçakların logolarının rengi :D Bu konu kitapta o kadar çok işlenmiş ki bayıyor yani :D


Neyse işte, kitap aslında kendi içinde bir kitap barındırıyor. Elspeth Martins diye bir kadın çocuklarla ilgili Kazadan Komploya kitabını yazıyor. Bunu yazarken de yüzlerce kişiyle röportaj yapıyor, ses kayıtları falan dinliyor. Siz de bunları okumak zorunda bırakılıyorsunuz :D O kadar çok röportaj var ki, kurtulan çocuklardan birinin sınıf arkadaşının annesiyle bile var yani :D 

Çocuklarla ilgili bir gariplik var, hikayenin burası ilgi çekiyor ama kitapta doğru dürüst bir kurgu bile yoktu bence. Çocuklar kazadan sonra garip davranıyorlar. Kişilikleri falan değişiyor. Çok daha sakin, daha olgun ve garip oluyorlar. Altından bir şey çıkacaksa da ilk kitapta bunu öğrenemiyoruz. 

Sonlara doğru çocuklarla ilgili bir şey olunca kitap biraz hareket kazandı ama yok yani. Kitap benim için büyük hayal kırıklığıydı. Bugün D&R'da ikinci kitap olan Dört'ü inceledim. O böyle röportajlı ilerlemiyor sanki. Okuyan varsa beni de bilgilendirebilir mi? :D

Bu arada Kinle'dan okuduğum için fotoğraf yok. Bu sefer üşengeçlik değil :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Konu güzel ama kurgu kesinlikle olmamış. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Ne akıcı ne değil. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çevirmen uzun süre Benim Küçük Ponny'im diye çevirse de sonunda saçmalığını fark edip My Little Ponny'ye dönmüş :D 

Orijinal isim (%10): 5/5
Bu düzgün bari :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Ben kitabı kindledan okudum ama kitabın kapapı ve tasarımı güzel. Simsiyah olmasını çok beğendim. 

Final puanı: 3.35





9 Ağustos 2015 Pazar

Me and Earl and the Dying Girl

Kitap Adı: Me and Earl and the Dying Girl
Kitap Yazarı: Jesse Andrews
Çeviren: -
Yayınevi: ABRAMS
Sayfa Sayısı: 232
Baskı Yılı: 2012


Bu kitap benim ilk İngilizce okuma denemem. Sonunda! Aslınd İngilizce seviyem iyi olmasına ve zaten sınav hazırlıklarında falan bolca okuma yapmama rağmen İngilizce roman okumaktan korkuyordum :D Okumaya başlarım, anlamam ve moralim bozulur diye :D Ama gayet anladım yani :D

Bu kitabı Ecmel'de görmüştüm. O çok beğenmişti ve birkaç vlogunda bahsetmişti. Benim de ilk gördüğümden beri aklımda. Kitabı indirdim, öylece bekliyordu. Artık tamam ben bu kitabı okuyacağım dedim ve başladım. 

Ama şunu da söylemeliyim ki, ilk kez İngilizce roman okuyacaksanız bu kitap doğru tercih olmayabilir. Çünkü kitapta iki ergen erkek var ve tahmin edersiniz ki kötü bir İngilizce konuşuyorlar. Argolar falan havada uçuşuyor :D O yüzden anlaşılması biraz zor gelebilir. Zaten kitabın içindeki karakter, Greg, bu kitabı yazıyor. Kitabı bitirirken de "Bu kitap İngilizce için bir utançtır. Hatta tüm diller için." diyor :D 



Konusuna biraz bakalım. Greg, esas oğlanımız :D Klasik ergen erkek. Okulu falan çok sallamıyor. Okuldaki temel felsefesi, görünmez olmak. Aslında herkesle arkadaş gibi gözüküyor ama hiç kimsenin grubuna girmeyip hiç kimsenin dikkatini çekmemeye çalışıyor. Dolayısıyla hiç gerçek arkadaşı yok, tabii Earl dışında. 

Earl de kötü bir ailede yaşayan, biraz kaybolmuş bir çocuk bence. Greg'le takılıp film izliyorlar ve o filmleri amatör kamerayla tekrar çekmeye falan çalışıyorlar. 5-6 tane filmleri var ve hepsi birbirinden rezalet :D

Bir de Rachel var. Dying Girl kendisi. Greg'le bir ara çıkmışlar gibi bir şey. O yüzden lösemi olduğunu öğrendiklerinde annesi Greg'den Rachel'a arkadaşlık yapıp onu eğlendirmesini istiyor. Kitap da böyle başlıyor işte. Daha önce hiç arkadaşı olmayan Greg, önceden terk ettiği kızla tekrar arkadaşlık yapmaya çalışıyor :D

Kitap çoğunlukla çok komikti. Gerçekten Greg de Earl de komik çocuklar. Ama sonlarında birden hüzünlendi. Greg'e falan baya üzüldüm. Ne güzel gülüp eğleniyorduk, niye böyle oldu dedim. Aşağıya hoşuma giden birkaç alıntı bırakıyorum. Kitap İngilizce olduğu için alıntılar da öyle haliyle :D

Girsl like good-looking guys, and I am not very good-looking. In fact, I sort of like a pudding.

It's somehow worse to draw attention to the fact that there are two boobs. I don't know why this is, but it's true. "You have nice boobs." Bad. "You have two nice boobs." Worse. "Two boobs? Perfect." F minus.

You can't even fart in there. You have to go out into the hall or something to fart. Or you could just never fart, then who knows what would happen. 

When you convert a good book to a film, stupid things happen. 

Kitabı hem kindledan hem de İngilizce olarak okuduğum için puanlamada biraz değişiklik yapmam gerekti. Çeviri ve baskı kalitesi ile orijinal isim puanlarını diğerlerine dağıttım. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%45): 3/5
Öyle vay bee dediğim bir konu ve kurgu yoktu ama okuması keyifli vir kitaptı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Anadilimde okuduğum bir kiTaba göre bir tık daha yavaş ilerledim ama bunun kitapla alakası yok tabii :D

Güzel kapak (%10): 5/5 
Ya kapağı çok güzel. Kesinlikle alıp kitaplığıma dahil edeceğim! :D

Final puanı: 3,65





29 Haziran 2015 Pazartesi

Eksik Parça (Mara Dyer, #1)

Kitap Adı: Eksik Parça
Özgün Adı: The Unbecoming of Mara Dyer
Kitap Yazarı: Michelle Hodkin
Çeviren: Dilan Toplu
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 424
Baskı Yılı: 2015


"Benim adım Mara Dyer değil ama avukatım bir isim seçmek zorunda olduğumu söyledi." diye başlıyor kitap. Daha başlangıçta bir ne olduğunu anlayamıyorsunuz :D Zaten genel olarak kitabın ne olduğunu anlamadım :D

Kitap Mara'nın hikayesini anlatıyor. Mara bir kaza geçiriyor ve en yakın arkadaşlarını kaybediyor, kurtulan tek kişi kendisi. Sonra tabii psikolojisi falan bozuluyor, travma sonrası stres bozukluğu tanısı falan alıyor. Arada ölen arkadaşlarını görünce de delirdiğini düşünüyor. 

Kitap size uzun bir süre Mara'nın gerçekten delirdiğini düşündürüyor. Aslında ben çok daha farklı bir şey düşündüm. Kitabı okurken acaba her şey bir oyun mu diye şüphelendim. Yani bir şeyler olmuş ve birileri Mara'yı delirtip bir şeyler yapmaya çalışıyor falan diye. Ama sonlara doğru kitap o kadar başka bir şeye dönüşüyor ki, kitabın adeta türü değişiyor :D



Kitabın temposu uzun bir süre stabil devam ederken son 150 sayfada falan birden çok hareketlendi ve olaylar tamamen değişti. Sonda bir şeyler oldu ama ben anlayamadım :D Çok havada kaldı bence, ikinci kitabı okutmak için bir taktik olduğunu düşünüyorum :D Ayrıca başta size verilen "Benim adım Mara Dyer değil." olayıyla ilgili de hiçbir şey öğrenemiyorsunuz, çok sinir bozucu :D

Ama kitap güzeldi, kesinlikle farklı bir kitap. Sadece sonunun o kadar karmaşık bitmesini sevmedim. İkincisi ne zaman çıkacak bilmiyorum, yakın zamanda çıkarsa okuruz :D

Özgün konu ve kurgu (%35): 4/5
Aslında gerçek konu kitabın sonlarına doğru çıktığı için ne kadar iyi, henüz bir karar vermek zor.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5 
Çok akıcıydı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Berbat bir ebook edisyonundan okudum ama bunun için yayınevine bir şey diyemem :D Çevirisi güzeldi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Lanet olası uydurma isimler! Niye bu ismin seçildiğiyle ilgili en ufak bir fikrim yok :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak baya güzel.

Final puanı: 4,1


24 Haziran 2015 Çarşamba

Şimşek Hırsızı (Percy Jackson and the Olympians, #1)

Kitap Adı: Şimşek Hırsızı
Özgün Adı: The Lightning Thief

Kitap Yazarı: Rick Riordan
Çeviren: Kadir Yiğit Us
Yayınevi: Doğan Egmont
Sayfa Sayısı: 364
Baskı Yılı: 2009


Video çekmeye üşendiğim ve yüklenmesini beklemekten sıkıldığım için bu incelemeyi yazıyla giriyorum. Ayrıca yazı yazmayı özlemişim :D Bu kitabı 20 Haziran'da bitirmişim ama ancak yazabiliyorum. Bu arada bu benim 100. yazım, belki hediye falan almak istersiniz :P :D

Ben bu seriyi uzun zamandır okumak istiyordum ama bir türlü alamamıştım. Sonra elektronik versiyonunu bulunca Ramazanathon listeme de ekledim ve okudum. Açıkçası kitap beklentilerimi çok karşılayamadı. Bir kere kitabı takip edebilmeniz için temel seviyede Yunan mitolojisi biliyor olmanız lazım. Kitapta bu kadar fazla isim, yer, canlı detayı olması bence akıcılığı engelliyordu. Bu da okurken biraz canımı sıktı benim.



Kitapta olaylar Percy'nin etrafında dönüyor. Percy çok uyumsuz bir çocuk. DEHB tanısı almış ve sürekli okul değiştiriyor. Ve bir melez, yani yarı tanrı yarı insan. Mitoloji hikayelerinden bildiğimiz tanrılar ve tanrıçalar var ya? İşte onların hepsi gerçek ve Amerika'da yaşıyor :D Ve erkeklerinin de çoğu çapkın, insan kadınlarını hamile bırakıp çocukları sahiplenmiyorlar :D

Hikaye böyle işte :D Aslında eğlenceli bir kitap ama bu mitoloji olayına takıldım ben. Çok da heyecanlı bitmedi, o yüzden ikinci kitabı merak edemedim. Belki bir ara alır devam ederim. Filmi de varmış, onu da bir ara izlerim :D


Özgün konu ve kurgu (%35): 4/5
Amerika'da yaşayan Tanrılar falan epey yaratıcı :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5 
Üstte de bahsettiğim gibi, akıcılıkta bir sorun vardı bence.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Yine bir kindle kitabı, o yüzden puan sadece çeviriye.

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın uydurma olmayan isimler! :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel.

Final puanı: 3,7

17 Haziran 2015 Çarşamba

Telepati (Multiversum, #1)

Kitap Adı: Telepati
Özgün Adı: Multiversum

Kitap Yazarı: Leonardo Patrignani
Çeviren: Çiğdem Casagrande
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2014


Merhabaaa,

Yeni vlog yayında. Kanala ve bloga abone olmayı unutmayın! :D 

İyi seyirler!




Özgün konu ve kurgu (%35): 5/5
Telepati, çoklu evrenler falan. Beni nasıl tavlayacağını biliyor :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5 
Gayet sürükleyiciydi

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Kitabı kindledan okuduğum için puan sadece çeviriye gidiyor, bir ya da iki tane yazım hatası gördüm sadece.

Orijinal isim (%10): 0/5
Multiversum'un ne anlama geldiğini çok aradım ama bulamadım. İşin garibi hangi dilde olduğunu da bulamadım. İtalyanca? Latince? Ama telepati demek olmadığını anlamak için çok kasmaya gerek yok herhalde? Muhtemelen çoklu evren demek, çünkü multi falan :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel bence.

Final puanı: 4,4

22 Mayıs 2015 Cuma

Geceyarısı Güneşi (Twilight, #1.5)

Kitap Adı: Geceyarısı Güneşi
Özgün Adı: Midnight Sun

Kitap Yazarı: Stephenie Meyer
Çeviren: olimbera
Yayınevi: --
Sayfa Sayısı: 304
Baskı Yılı: --


Bir çılgınlık yapıp Alacakaranlık serisinin ara kitabı olan Midnight Sun'ı okudum. 2008 yılında Meyer bu kitabı yazmayı sürdürürken, 12 bölümü internete sızdırılmış. Meyer de bunun üzerine yazmayı bırakmış ve hatta "Bu ruh haliyle yazarsam orjinal hikayeye sadık kalamam ve tüm Cullen'lar ölür." demiş :D "Herkes bu olayı unuttuktan sonra yazmaya devam edebilirim." de demiş ama maalesef devam etmedi.

Neyse, e-bookları karıştırırken bu kitabı buldum ve merak edip okudum. Gerçekten bu dünyaya geri dönmüş olmayı çok sevdim. Kitabı okurken acayip keyif aldım ve hatta eğlendim. Bella'nın sakarlıklarını özlemişim :D Alice'i de çok özlemişim :D Ben bu seriyi filmleri çıkmadan ve bu kadar popüler olmadan önce okudum. O yüzden boku çıkmadan okuma fırsatını da yakaladım. Ve gerçekten ergenlerin eline düşmeden önce bu seriyi çok sevmiştim, doğrusu hala da seviyorum. 

Aslında düşününce her kitapta bir grup insanın aşık olduğu bir karakter mutlaka oluyor. Ama sanırım bu Edward'da patladı, öyle böyle değil :D Bir kitap karakterine aşık olmayı, onun için baya ölmeyi falan anlayamıyorum, hiç de anlayamayacağım :D Bir de şunu merak ediyorum, bu ilgi kitaptaki Edward'a mıydı yoksa onu oynayan Robert Pattinson'a mı? 

Bu seri benim düzenli kitap okumaya başladığım ilk zamanlarda okuduğum kitaplardandı ve seriyle ilgili komik bir anım da var :D Alacakaranlık benim ilk seri deneyimimdi. O yüzden baya ilk kitap hangi sahnede bittiyse ikinci kitabın da tam olarak o noktadan başlayacağını düşünmüştüm. İlk kitap yanlış hatırlamıyorsam bir dans sahnesiyle bitiyordu, ikinci kitap da oradan başlamayınca bi şaşırdım, dedim kitap mı eksik falan :D Elimdeki kitap da korsandı zaten, baya şüphelendim. Neyse, çok gülmeyin :D


Biraz da kitaptan bahsedeyim, Geceyarısı Güneşi aslında ilk kitabın Edward versiyonu. Yani bu sefer anlatıcı Bella değil, Edward. Ama Meyer hikayeyi biraz değiştirmiş, niye yapmış anlamadım. Bella'nın vampir olayını öğrendiği sahne komple değişik. Bir de şu yemekhanedeki meşhur elma sahnesi hiç yok. 

Kitap basılmadığı için haliyle elektronik versiyonu var sadece. Okumak istediyseniz, Meritokrasi ağının vasat kitaplar kategorisinde bulabilirsiniz. Bulamazsanız da aşağıya bir yere yazın, ben size mail ile ulaştırırım :D Bu arada bu vasat, içerikle ilgili değil, epub versiyonunda bazı hatalar olduğu için oraya atılmış :D Ama okumayı engelleyecek hiçbir şey yok, merak etmeyin.

Belki oturup filmini de izlerim. Aslında benim favorim 4. filmin ikinci partı. Çünkü savaş sahnesi müthişti benim için, çok iyiydi. Filmde var mıydı hatırlamıyorum ama kitaptan Bella'nın avlanma sahnesine de bayılmıştım. Neyse, ben baya Alacakaranlık fanı çıktım :D

Ya bu kitaba puan vermek çok garip olacak çünkü bir yayınevi tarafından basılmadı :D

Özgün konu ve kurgu (%35): 4/5
Vejetaryen vampirlerle ilk tanışmamız bu seriydi, değil mi? 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5 
Su gibi aktı :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Baskı olmadığı için yalnızca çeviriyi puanlıyorum. O da profesyonel bir çevirmen elinden değil sanırım ama bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Aynen çeviri. 

Güzel kapak (%5): 3/5 
Üstteki fan kapağına veriyorum puanı da :D

Final puanı: 4,55