13 Ocak 2015 Salı

Biz

Kitap Adı: Biz
Özgün Adı: Мы (Mıy)
Kitap Yazarı: Yevgeni Zamyatin
Çeviren: Fatma Arıkan & Serdar Arıkan
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 250
Baskı Yılı: 2012

Kitaptan hiçbir şey anlamadım. Gerçekten anlamadım :D Biz bir distopya. Gelecekte Tek Devler denilen bir yerde geçiyor. İnsanlar adeta bir dokunun, bir vücudun hücreleri gibi. İsimleri bile yok, kodlarla anılıyorlar. Evlerin duvaları camdan. Herkes her şeyi aynı anda yapıyor. Akşam uyku zili çalınca herkes uyumak zorunda, sabah yine uyanma ziliyle herkes uyanıyor. Sonra herkes işe. Günde sadece bir saatlik 'kişisel zaman' var. Sadece onda birlikte hareket etme durumu yok. Sanırım kitabın adı bundan 'Biz', çünkü bu toplumda 'Ben' diye bir şey yok.

Tabii her distopyada olduğu gibi aile, evlilik, çocuk, gibi kavramlar yok olmuş. Herkes herkesin. Dolayısıyla biriyle seks yapmak için onun adına kesilmiş bir bilet alıyorsunuz ve bu bileti büro gibi bir yere gösteriyorsunuz. Sadece bu biletle cam evlerin storları indirilebiliyor. Onun dışında storları indirmek yasak.



Bir de 'integral' var. Tam emin olmamakla birlikte bunun uzay mekiği gibi bir şey olduğunu anladım :D Kitabı da zaten integralin mühendisi D-503'ün notları olarak okuyoruz. D, bu mekik tamamlanınca ilkel insanlara (bizden bahsediyor :D) ulaşılabileceğini düşündüğü için yazıyor bu notları. Kendi devlet sistemlerini, hayatlarını falan anlatıyor. Ama sonra sistem karşıtı bir kadına aşık oluyor. Sonra triplere giriyor işte, depresyon falan. Buradan sonra kitap çoook sıkıcılaştı.  Sadece bitsin diye okudum.

Ama kitapta birkaç tane hoşuma giden yer oldu. Onları alıntı yapıyorum: 

Bu kadın üzerimde denkleme tesadüfen girmiş, bölünemeyen irrasyonel bir sayı gibi hoş olmayan bir etki bırakmıştı.
Pek tabii bu, eski çağlarda yaşayanların düzensiz ve organize olmamış seçimlerine benzemez. Söylemesi komik ama onların seçimlerinde seçimlerin sonuçları bile önceden bilinmezdi. Kesinlikle hesap edilemeyecek tesadüfler üzerine, körlemesine devlet inşa etmek, bundan daha anlamsız ne olabilir ki?
-Tatlım sen matematikçisin. Hatta daha da fazlası, sen bir matematik filozofusun. Şimdi bana en son sayıyı söyle bakalım.
-Yani? Ben... ben neyin sonuncusu olduğunu anlamıyorum.
-Bilirsin işte, sonuncu, en üst, en büyük.
-Ama I, bu çok saçma. Bir kere, sayıların sayısı sonsuzdur, sen hangi sonuncuyu istiyorsun?
-Peki sen hangi son devrimi istiyorsun? Sonuncu diye bir şey yok, devrimler sonsuzdur.

Kitabı gerçekten anlamadım, kitabı okumuş ve beni aydınlatabilecek birilerini heyecanla bekliyorum :D 

Özgün konu ve kurgu (%35): 3/5 
Daha önce okuduğum distopyalarla benzer şeyler taşıyordu bence. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5 
D'nin bunalımlarını okurken ben bunalıma girecektim neredeyse :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride de baskıda da bir problem yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5 
Rusça'dan aynen çevrilmiş.

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kitap ne kadar sarmasa da değişik bir kapağı var. 

Final puanı: 2,90

Keyifli okumalar! 

18 yorum:

  1. kitabın kapağı gerçekten çok hoş.. ama distopyalar genel olarak birbirine benzemesi normal değil mi?? karanlık bir dönemde sıkışıp kalan kahramanın acıları,sürüncemeleri.. benim okuma listemde her ne kadar daha almasam da :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cesur Yeni Dünya, 1984 hatta günümüz genç yetişkin kitaplarına ilham olmuş bir kitap. Onlar yokken bu kitap varmış. Dediğiniz gibi benzemesi doğal hatta bu kitap değil, diğer distopyalar Biz'e benziyor.

      Sil
    2. ben de dediğiniz gibi türünün öncüsü olduğunu duymuştum.. burada-ve daha önce- okuduğum kadar da konusu ilgi çekici-benim için-.. muhtemelen almayı daha fazla geciktirmeyeceğim.. sürü psikolojisini çıldırmış hali gibi duruyor halleri :D

      Sil
    3. Evet tam ifade bu olmalı sanırım: Sürü psikolojisinin çıldırmış hali :D

      Sil
    4. bana öyle geldi..yorumun üzerinden yola çıkarak robotikleşen bir insanlık var.. peki distopyaların olmazsa olmazı yönetici?? yok mu??

      Sil
    5. Evet var, kimsenin hayır demeyi aklından bile geçirmediği bir seçimle gelen yöneticileri var. Üstte alıntısını da paylaşmıştım. Onlara göre seçim dediğin zaten kazananı belli olan bir olaydır, bizim seçimler çok saçma geliyordu D'ye :D

      Sil
    6. baştan sona saçma ve ilkeliz sanırım :D yoksa düşünme eylemi mi ilkel olan..
      alıntıyı biraz hızlı okumuş olabilirim tabi :) çözümleyememişim,pardon..sayılarla olan kısma odaklanmışım daha ziyade..

      Sil
  2. Bir aralar bakmıştım, ama üzerinde araştıramamıştım. İyi ki de almamışım, yoksa sevmezmişim! :/ Bende bana beklerim :)) http://1kitapmeselesi.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ediyorum, geldim bile :)

      Sil
  3. Selamlar,
    Blog keşif etkinliği ile blogunuza geldim ve izlemeye aldım bende beklerim :)
    http://www.mehtapslifestyle.com/

    YanıtlaSil
  4. Cesur Yeni Dünya'yı yeni bitirdim sayılır. Onun arkasında geçen makalede o dönemde geçen olaylar ve o dönemde çıkan bu tür romanlar arasında Biz'de geçiyor. Bende listeye attım. Bu insanlar gerçek hayatın karanlığa gittiği bir dönemde yazmış bu kitaplarını. 1984, Cesur yeni dünya ve Biz hep aynı jenerasyon diyebiliriz. Bende yakın zamanda okur ve anlar isem anlatırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1984'ü henüz okumadım ama George Orwell'in yazarken Biz'den esinlendiğini duymuştum ben de. Umarım o da Biz kadar anlaşılması zor değildir :D Kitabı okuduğunuzda yorumunuzu merak ediyorum

      Sil
  5. Distopya denemelerim olmuştu ama ısınma konusunda problem yaşıyorum. vay bizi gidi ilkel insanlar :)) George Orwell- 1984 güzeldi gerçi ama. Bu arada mimledim seni. Bi bakarsan çok sevinirimm :))
    http://cam-misket.blogspot.com.tr/2015/01/kendi-kitabn-yarat-mimi.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ediyorum, bilgisayarım hala bozuk :( Ama en kısa zamanda yapmaya çalışacağım :)

      Sil
  6. Blogumda seni mimledim :) http://kitapphane.blogspot.com.tr/2015/01/mimlendim.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, eğlenceli bir mime benziyor :) En kısa zamanda yapıyorum! :)

      Sil
  7. Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
    D'nin bunalımlarını okurken ben bunalıma girecektim neredeyse :D

    demişsin de, o zaman aslında bu yazarın başarılı olduğu anlamına gelmez mi? Sonuçta karakter, o bunalımları yaşarken okuyucunun o bıkkınlığı hissedebiliyor olması öyle herkesin yapabileceği bir şey değil. :D

    YanıtlaSil