20 Aralık 2015 Pazar

Kül (Destined, #1)

Destiny is calling. Will you fight for yours?

Kitap Adı: Kül
Özgün Adı: Ash 
Kitabın Yazarı: Shani Petroff  & Darci Manley
Çeviren: Tuba Özkat
Yayınevi: Novella Dinamik
Sayfa Sayısı: 464
Baskı Yılı: 2015


Öncelikle şunu söylemeliyim. Evet renklere bağlı kast çok orijinal bir fikir değil. Daha önce böyle sınıflandırmalı kitapları okuduk. Ama bu o kadar güzel ayrıntılarla desteklenmiş ki kitabı epey beğendim. 

Özellikle kader olayını çok beğendim ya. Şöyle ki, toplumda bir olay olmuş. Bunu gerçekten "Olay" diye anıyorlar. Bir adam kaderini kabul etmemiş ve yalnızca bir kapıyı kapatması gerekirken kapatmamış. Onun yüzünden dünyada milyarlarca insan ölmüş. İşte o yüzden hemen ardından bu kader sistemi tasarlanmış.

Her bebek doğduğunda, ilk bir saat içinde, kader uzmanları tarafından rengi ve kaderi belirleniyor. En yüksekten en düşüğe renkler şöyle: Mor, Kırmızı, Yeşil, Sarı, Kahverengi, Barut rengi ve Kül rengi. Belirlenen kaderinizi herhangi bir şey olabilir. Bazı kaderlerde zaman etiketi damgası var, bazılarında yok. 

Örneğin kitabın ilk sahnesinde bir kızın kaderi saat 14.03'te bir yoldan karşıya geçmek. Sadece bu. Karşıdan karşıya geçmek. Zaman damgası olmayanların işi daha zor. Örneğin bir başkasının kaderi su vermek. Ama bir zaman damgası olmadığı için bütün hayatı boyunca susayan insanlara su yetiştirmek için koşuşturup duruyor. 

Bir de kaderi olmayanlar var: Renksizler. Doğrusu burada biraz kafa karışıklığı yaşadım, çünkü bazen Kül bazen renksiz diyorlar. Ama anladığım kadarıyla Renksizler Küller'in içinde onlardan da altta bir grup. Onlar için kader tayin edilmiyorlar. O yüzden hayatları boyunca hiçbir şey yapmalarına izin verilmiyor. Boş boş geziyorlar öyle :D Bir de bir renksiz dünyaya getirdikleri için aileleri devlete vergi ödemek zorunda bırakılıyor.

Kaderiniz ne olursa olsun asla reddedemezsiniz. Bırakın bunu fiile dökmeyi, bunun hakkında konuşmak bile büyük cezalar getiriyor. Kaderi inkarın karşılığı ölüm cezası. 



Her kastta olduğu gibi burada da çok katı sınırlar var. Her çember bir altındakini eziyor. Birbirleriyle birlikte yürümeleri bile uygun görülmüyor. Küller çoğu zaman insan gibi bile görülmüyor. Hatta çocuklar arasında şöyle bir tekerleme var:


Mor, kırmızı, yeşil, sarı, kahve, barut, kül
Alt halkalardan birine dokun ve pul pul dökül

(Buraya hemen bir not: Bu tekerlemeyi bu kadar güzel çevirmek çok zor olmalı, çevirmeni tebrik etmek istiyorum.)

Ve işte tahmin edebileceğiniz gibi kader sistemini eleştiren, artık ortadan kaldırılmasını gereken insanlar da var. Daha çok konuyu anlatmayacağım artık :D Böyle işte. Ben kitabı bayağı beğendim. Hemen ikincisini okuyayım falan diye düşündüm hatta ama sanırım ikinci kitabı henüz yazılmamış. Umarım çıkar çıkmaz Novella Dinamik de çevirir de çok beklemeyiz. 

Kitap için Novella Dinamik'e tekrar teşekkür ederim. Okumuş olmaktan çok keyif aldım. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Hem renkler hem de genel olarak kast sistemleri bence artık klişeleşmiş olsa da etrafında örülen dünya gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Oldukça sürükleyici bir kitap. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Baskı çok güzel ya. Kenarları altın sarısı yapmalarına bayıldım. Çeviride de hiçbir sorun görmedim.  

Orijinal isim (%10): 5/5
Ash!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı gerçekten çok güzel. 

Final puanı: 4,65

16 Aralık 2015 Çarşamba

The Retribution of Mara Dyer (Mara Dyer, #3)

Kitap Adı: The Retrubition of Mara Dyer
Kitap Yazarı: Michelle Hodkin
Yayınevi: 
 Simon & Schuster Books
Sayfa Sayısı: 470
Baskı Yılı: 2014


Mara Dyer serisini bir hız treni olarak düşünebilirsiniz. İlk kitapta yükselmeye başladı. İkinci kitapta resmen zirveye ulaştı. Son kitapta da çöküşe geçti. İkinci kitabı gerçekten çok beğenmiştim, okurken çok heyecanlanmıştım. Ama bu kitabı okurken sıkıldım resmen, bitsin artık diye dün akşam 100 sayfadan fazla okudum. 

İkinci kitabın sonunda demiştim ya, konunun oraya doğru gitmesini istemiyorum diye, tam oraya doğru gitti :D Başladığımız yerden çok uzaklaştık, olaylar karıştı falan. Bilmiyorum ya. Keşke böyle olmasaydı. 

Konuyu falan anlatmak istemiyorum. İlk iki kitaba spoiler olur çünkü. Ama ikinci kitapta geçmişte Hindistan'a giden bölümler var demiştim. Bu kitapta da onlar devam etti. Ama hiç güzel bağlanmadı bence. Tam olarak ne olduğu anlaşılamıyor.



İlk kitapta Benim adım Mara Dyer değil ama avukatım bir isim seçmemi söyledi falan diyor ya, bu kitapta onun da ne olduğunu açıklıyor. Ama o da net değil, çok havada kaldı :D Üzüldüm yani, hiç güzel bir final kitabı değildi bence. 

İki tane alıntım var kitapta, çok hoşuma giden. Onları paylaşıp bitiriyorum :D
*
Sometimes I wonder, if I had chosen a different name for myself, might I have grown into a different person?

*
"I need to hear you," she begs in that voice, and I can't refuse her, not anything, not now, not ever. But the words that come aren't enough for this. For her. So I speak in a language she doesn't know.
Je t'aime. Aujourd'hui. Ce soir. Demain. Por toujours. Si je vivais mille ans, je t'appartiendrais pour tous. Si je vivais mille vies, je te ferais mienne dans chacune d'elles. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 3/5
Dediğim gibi...

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 3/5
Orta.

Basım kalitesi (%5): 5/5
Kindle'den okudum, o yüzden yazım hatası falan var mı diye değerlendiriyorum.

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapaklarını seviyorum bu serinin.

Final puanı: 3,2

12 Aralık 2015 Cumartesi

Bıçak Sırtı (Mara Dyer, #2)

Kitap Adı: Bıçak Sırtı
Özgün Adı: The Evolution of Mara Dyer
Kitabın Yazarı: Michelle Hodkin
Çeviren: Dilan Toplu
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 487
Baskı Yılı: 2015


Ah Mara Dyer! Kitap oldukça güzeldi. O kadar akıcı ve sürükleyici ki kesinlikle istediğiniz zamanda başından kalkamıyorsunuz. Bir bölüm daha diye diye bir bakmışsınız 50 sayfa daha okumuşsunuz :D 500 sayfalık kitabı 3 günde bitirdim. Biraz iddialı olacak ama bence iyi bir okuyucuysanız ve boş vaktiniz de varsa bir gün içinde sabahtan akşama biter bu kitap. 

İlk kitabın sonu zaten olaylı bitmişti. Mara, yıkılan binada ölen Jude'u falan görmüştü. Bu kitap yine müthiş bir tempoyla başlayıp hiç temposunu düşürmedi. Mara'yı özlediğimi fark ettim :D Ayrıca 2 kitap okuyup da hala ne olduğunu çözememek sinir bozucu :D 

Gerçi bu kitapta bazı şeyler açığa çıktı. Ama yazar bir şeyi açıklığa kavuşturuyorsa hemen 10 tane başka gizem atıyor ortaya :D Bu kitapta en çok sevdiğim şey belirsiz geçmişe, Hindistan'a dönmelerdi. Hikayeyle bağlantısı henüz ortaya çıkmadı ama böylesine geniş bir kurgu insanı kendisine hayran bırakıyor. 



Ayrıca "genetik hafıza" fikrini çok ama çok sevdim, lütfen o yöne doğru ilerleyelim, lütfen! Ama şunu söylemeliyim ki sonunu sevmedim. Yani kurgu oraya doğru evrilirse işin tadı kaçar gibi geliyor bana. Hayır yani, o olayı istemiyorum :D Ama üçüncü kitaba başladım ve görüyorum ki oraya gidiyoruz :(

Bu arada evet, yazar yine o kadar çok şey bıraktı ki artık neler olduğunu öğrenmeliyim dedim. O yüzden bu sabah üçüncü kitaba başladım biraz. Her şey bu kitapta çözülmezse yıkarım ortalığı! :D Konuya falan girmiyorum, çünkü ne kadarı spoiler olur kestiremedim. Ama sonu hariç ben çok beğendim. 

Yalnız, karakterlerle ilgili şunu söylemeliyim ki hiç gerçekçi değiller. Bir ara Noah bunu hatırlattı ve hay ağzını öpeyim dedim :D Karakterler on yedi yaşında, ON YEDİ! Ama kriz anında müthiş çözümler üretiyorlar, her zaman en doğru kararları alabiliyorlar, insanüstü kontrole sahip ve kusursuzlar. Hayatınızda hiç hem on yedi yaşında hem de bu tanıma uyan bir insan gördünüz mü? Ergen yahu onlar, ergen!


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Dediğim gibi olay Hindistan'a falan bağlanacak gibi duruyor, bu kadar muazzam bir kurgu gerçekten hayran olunası! 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Net bu dünyanın en sürükleyici kitaplarından biri! 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Çok fazla yazım hatasıyla karşılaştım.  

Orijinal isim (%10): 0/5
Mara Dyer'ın Evrimi vs. Bıçak Sırtı :(

Güzel kapak (%5): 5/5 
Ben bu serinin kapaklarını ve özellikle yazı fontunu çok seviyorum ya. Çok şık duruyorlar :D

Final puanı: 4,4

9 Aralık 2015 Çarşamba

Eşekarısı Fabrikası

Kitap Adı: Eşekarısı Fabrikası
Özgün Adı: The Wasp Factory
Kitap Yazarı: Iain Banks
Çeviren: Zübeyde Abat
Yayınevi: Koridor
Sayfa Sayısı: 254
Baskı Yılı: 2015


"Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım.

Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönem geldi ve geçti."


Kitap garip bir kitaptı. Frank daha 16 yaşında. Ama 3 kişiyi öldürmüş. Bunlardan biri öz kardeşi. İnsanları plan yaparak soğukkanlılıkla öldüren, hayvanları yakmaktan, öldürmekten zevk alan, çeşitli hayvan kafatasları biriktiren ağır sosyopat bir çocuk. 

Kitap boyunca Frank'in hayvanları öldürmesini, biriktirdiği kafataslarıyla garip ayin gibi bir şeyler yapmasını okuyoruz. Bir keresinde bir koyun kendisine saldırdı diye onlarca koyunu yakarak öldürdü. Öldürdüğü üç insanı da uzun uzun planlayarak gözünü bile kırpmadan öldürüyor.




Kendisine çöpte bulduğu saat kadranından oldukça komplike bir düzenek yapıp eşekarılarını da öyle öldürüyor. Zaten kitabın adı da bu yüzden Eşekarısı Fabrikası. Bu düzeneğin içine bıraktığı arılar yanarak, bıçaklarla parçalanarak, zehirli reçele bulanarak falan ölüyor. 

Çok şaşırtıcı da bir sonu vardı. Bir anda ne oluyor falan diyemeden bir şok oluverdim :D Ama bir çocuğun bu kadar saf vahşetle dolu olmasını okumak biraz rahatsız edici. Yazar kitabın sonuna eklediği notta şöyle diyor:

"Çocuklara özgü masumiyetin, çoğu insanın hayal ettiği gibi olmadığı -ne şimdi ne de öncesinde- konusuna dikkat çekmeye çalıştım. Çocuklar da muhtemelen yetişkinler kadar şiddet düşüncesine yatkınlar; sadece bunları koyabilecekleri sofistike bir ahlaki çerçeveleri yok o kadar."

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Rahatsız edici ama özgün :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Böyle delikli kapak falan, güzel. 

Final puanı: 4,2



6 Aralık 2015 Pazar

Her Şeyin Başlangıcı

Kitap Adı: Her Şeyin Başlangıcı
Özgün Adı: The Beginning of Everything
Kitap Yazarı: Robyn Schneider
Çeviren: Özge Burçak Aydınalp
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 318
Baskı Yılı: 2015



Altın çocuk Ezra Faulkner hayatta herkesi bekleyen bir trajedi olduğuna inanmaktadır; sonrasında gerçekten önemli şeylerin yaşanacağı bir olay. Onun kişisel trajedisi ise hayatında her şeyi kaybedebileceği bir an gelene dek beklemiştir: Mükemmel bir gecede, sorumsuz bir sürücü Ezra'nın dizini, spor kariyerini ve sosyal hayatını paramparça eder. 

Konu işte böyle. Okulun en popüler çocuklarından biri olan Ezra, bir gün geçirdiği trafik kazasıyla yeni hayatına başlıyor. Çünkü artık bastonla geziyor ve eski arkadaşlarıyla takılmıyor. Bir de okula yeni gelen Cassidy'ye aşık oluyor.

Ben kitabı beğendim. Tatlı bir hikayesi var. Sonu da baya şaşırtıcıydı benim için. Karakterlerin çoğu acayip kafa insanlar ve çok komikler. Arada birkaç tane müthiş ince sözler vardı ki onları çok beğendim :D 



Kitabın kapağında niye eğlence treni olduğunu kitapta anlıyorsunuz. Ezra ve çocukluk arkadaşı Toby bir olay yaşıyor. Ama burada söylemeceyeğim, merak ediyorsanız okuyun :D

Münazara olayına takıldım ben. Münazara yarışmaları hiç de bizim gibi olmuyor :D Biz baya grup haline ve hocaların önceden hazırladığı metinlerle girerdik münazaraya. Ama onlar bireysel olarak giriyor ve konuyu çok kısa süre önceden öğrendikleri için spontane konuşuyorlar. 

Bu kadar işte, başka ne diyebilirim bilmiyorum. Kolay okunan, okurken keyif alacağınız bir young adult arıyorsanız bu kitap iyidir.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Çok özgün bir şey yoktu, klasik young adult :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok kolay okunan bir kitaptı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Ya bu konuda çok sinir oldum. Yanlış yazılan bir sürü kelime, noktalama hataları falan vardı. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Güzel! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak çok tatlı yaa :D

Final puanı: 4,2