29 Ağustos 2015 Cumartesi

Meleğin Düşüşü (Penryn & The End of Days, #1)

Kitap Adı: Meleğin Düşüşü
Özgün Adı: Angelfall
Kitap Yazarı: Susan Ee
Çeviren: Barış Emre Alkım
Yayınevi: Dex
Sayfa Sayısı: 316
Baskı Yılı: 2012

Melekli kitaplar kategorisinde tek bir kitap okudum bugüne kadar. O da 4-5 yıl önce okuduğum Asi Melekler'di. O yüzden canım bir süredir melekli bir şeyler okumak istiyordu. O yüzden Meleğin Düşüşü'nü okudum :D

Öncelikle kitapta çok kısıtlı bir hayal gücü var. Meleklerle ilgili aklınızdaki tüm tasvirleri unutun. Çünkü tamamen bize benziyorlar. Sadece sırtalarında bir çift kanat var. Kanatlar olmadığında bir insandan ayırt edilemiyorlar bile. 

Kitabın bu yönünü hiç sevmedim. Başlarken kesinlikle çizme falan giyen, erkek model tipinde bir melek beklemiyordum. Melek yahu bunlar :D İnsan daha 'insanüstü' bir şeyler bekliyor :D


İkinci olarak, Goodreads'de de yazmıştım; "Bu kız bu meleğe aşık olursa kusarım." diye :D İlk kitapta çok netleşmedi ama belli ki aşık olacak. Yazarlar niye bunu yapıyor anlamıyorum. Niye her kadın karakter karşısındaki canlı her ne olursa olsun aşık oluyorlar? Niye bu kadar ayran gönüllü karakterlerimiz var? :D 

Konuya gelecek olursak melekler dünyayı işgal ediyorlar. Olaylar baş melek Gabriel'in -ya da bizim tanıdığımız haliyle Cebrail- dünyaya inerken vurulmasıyla başlıyor. Sonra işte kaos patlak veriyor ve insanlar bir tür kıyamet sonrası dünyasında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Penryn de kafayı sıyırmış annesi  ve tekerlekli sandalyedeki kardeşiyle yaşıyor. Bir de diğer melekler tarafından kanatları koparılmış Raffe var. 

Kitap ilerlerken Raffe'yle ilgili bir gerçek öğreniyorsunuz. Ben görünce baya şaşırdım. Aslında çok göz önünde ama bakmayınca göremiyorsunuz :D

Öyle yani, kitap ortalamaydı bence. Öyle çerezlik niyetine okunur ama sizi çok heyecanlandıracak, merakta bırakacak bir kitap değil bence. Son olarak Eren serinin final kitabı için ilk kitaplardan daha sönük, finale yakışmamış falan diyor. Ben bunun hakkında ortalama beğeniye sahipsem onu hiç beğenmem sanırım :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Dediğim gibi ortalama bir konu ve kurguydu. Belki biraz daha bile altında. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Bu da ortalama.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride bir sıkıntı görmedim. Kindle'dan okuduğum için baskı kalitesiyle ilgili yorum yapamam. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Meleğin Düşüşü'nü İngilizce'ye çevirsem Angelfall demezdim ama daha uygun bir şey bulamıyorum :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Önceki kapakta iğrenç bir sırt yarası var :D Bu da güzel ama çok değil. 

Final puanı: 2.95

25 Ağustos 2015 Salı

Üç (The Tree, #1)

Kitap Adı: Üç
Özgün Adı: The Tree
Kitap Yazarı: Sarah Lotz
Çeviren: Mehmet Gürsel
Yayınevi: Altın Kitaplar
Sayfa Sayısı: 472
Baskı Yılı: 2014


Harika bir konu bu kitapta berbat edilmiş :D Konusu gerçekten güzel ve ilk çıktığı zamandan beri okumak istiyordum. Uçak kazalarından kurtulan çocuklar olduğunu görünce Lost gibi bir şey okuyacağımı sanmıştım. Ama alakası yok. 

Kitaptaki olay şu: 12 Ocak 2012 günü, dünyanın farklı yerlerinde 4 uçak düşüyor. Diğer yolcular kimliği bile belirlenemeyecek kadar korkunç haldeyken, 3 farklı uçaktan 3 farklı çocuk ufak sıyrıklarla kurtuluyor. Ve tabii doğal olarak çocuklara mucize gözüyle bakıyorlar. Çocukların uzaylılar tarafından kurtarıldığını falan söyleyenler var. Bir sürü komplo teorisi üretiliyor.

Bir de kitapta sıkça gördüğümüz Hıristiyan cemaatler var. Çocukların mahşerin dört atlısı tarafından kontrol edildiğini söylüyorlar. İncil'de her bir atlı için bahsedilen renkler ne tesadüftür ki çocukların bulundukları uçakların logolarının rengi :D Bu konu kitapta o kadar çok işlenmiş ki bayıyor yani :D


Neyse işte, kitap aslında kendi içinde bir kitap barındırıyor. Elspeth Martins diye bir kadın çocuklarla ilgili Kazadan Komploya kitabını yazıyor. Bunu yazarken de yüzlerce kişiyle röportaj yapıyor, ses kayıtları falan dinliyor. Siz de bunları okumak zorunda bırakılıyorsunuz :D O kadar çok röportaj var ki, kurtulan çocuklardan birinin sınıf arkadaşının annesiyle bile var yani :D 

Çocuklarla ilgili bir gariplik var, hikayenin burası ilgi çekiyor ama kitapta doğru dürüst bir kurgu bile yoktu bence. Çocuklar kazadan sonra garip davranıyorlar. Kişilikleri falan değişiyor. Çok daha sakin, daha olgun ve garip oluyorlar. Altından bir şey çıkacaksa da ilk kitapta bunu öğrenemiyoruz. 

Sonlara doğru çocuklarla ilgili bir şey olunca kitap biraz hareket kazandı ama yok yani. Kitap benim için büyük hayal kırıklığıydı. Bugün D&R'da ikinci kitap olan Dört'ü inceledim. O böyle röportajlı ilerlemiyor sanki. Okuyan varsa beni de bilgilendirebilir mi? :D

Bu arada Kinle'dan okuduğum için fotoğraf yok. Bu sefer üşengeçlik değil :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Konu güzel ama kurgu kesinlikle olmamış. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Ne akıcı ne değil. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çevirmen uzun süre Benim Küçük Ponny'im diye çevirse de sonunda saçmalığını fark edip My Little Ponny'ye dönmüş :D 

Orijinal isim (%10): 5/5
Bu düzgün bari :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Ben kitabı kindledan okudum ama kitabın kapapı ve tasarımı güzel. Simsiyah olmasını çok beğendim. 

Final puanı: 3.35





21 Ağustos 2015 Cuma

Kafes

Sakın Gözlerini Açma

Kitap Adı: Kafes
Özgün Adı: Bird Box
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 330
Baskı Yılı: 2015


İthaki çıktığı andan itibaren bu kitabın çılgınlarca reklamını yaptı. Okuyan herkes bayıldı. Ben de daha çok dayanamadım ve aldım :D Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Keşke bitmeseydi, daha çok okusaydım dedim. Aslında seri olarak gözükmüyor ama tam seri kitabı gibi bitti bence. Yazar belki sürpriz yapabilir.

Daha önce böyle bir kitap okumadığınıza emin olabilirsiniz. Çünkü şimdiye kadar okuduğumuz her kitapta tehlikenin ne olduğu belliydi. Bir katil, bir canavar, bir uzaylı, bir büyücü. Her neyse. Belki katilin kimliğini bilmiyorduk ama ne olduğunu biliyorduk. Bu kitap öyle değil. Hemen kapının ardında bir şey duruyor, dışarı çıktığınızda etrafınızda dolanıyor. Ama ne olduğunu 'göremiyorsunuz'. O şey bir insan mı, hayvan mı  yoksa yepyeni bir tür mü, bilmiyorsunuz. Büyük mü küçük mü, hiçbir şey bilemiyorsunuz. 

Kitabın türü de beni şaşırttı. Ben öyle kitap alırken tanıtım yazılarını falan çok okumam. O yüzden kitabı bir cinayet romanı sanmıştım. Ama kitap kıyamet sonrası çıktı :D

Kitabın başında normal bir dünyadasınız. Ama dünyanın her yerinden haberler gelmeye başlıyor. İnsanlar 'bir şey' görüyor ve saniyeler içinde deliriyor. Bazen sadece kendilerini öldürüyorlar, bazen de etrafındaki insanlara da vahşice şeyler yapıyorlar. Bu vakalar ilerledikçe artık insanlar evlerinden bile çıkamıyor. Pencerelerini kalın battaniyelerle örtüyorlar.

Malorie'yi bu olaylardan dört yıl sonra yanında bir kız ve bir erkek çocukla birlikte kayıkla bir nehri geçmeye çalışırken görüyoruz. Daha sonra ara ara geçmişe dönerek o dört yılda neler olduğunu ve neden şu an nehirde olduğunu öğreniyoruz. 



Kitabın içinde beni merakta bırakan bazı güzel sorular vardı. Bu şey insanları delirtiyorsa, zaten deli olan insanları nasıl etkiler? Ya da hayvanları? Ve tabii ki bu şey ne? :D

Kitapla ilgili bir şeye takıldım sadece :D Kitabın adı Bird Box olduğu için okurken sürekli kuşlarla ilgili bir şey olmasını bekledim. Sayfaları çeviriyorum, bir yandan da hadi bir şey patlayacak falan dedim hep. Ama olmadı :D Hikayenin içinde gerçekten bir kuş kutusu varken yazar bu isimle metafor yapmayı tercih etmiş sanırım. İnsanlar artık evlerine hapsolduğu için kutuya kapatıldılar falan filan :D

Ama kesinlikle tavsiye ederim. Okuyanlar genelde ürkmüş, ben kitap okurken öyle şeyler yapmam :D Yine de burnunuzun ucunda duran şeyi göremeden okuyor olmak insanı geriyor :D Dizisi falan çekilse mükemmel olur. Gerçekten çok güzel olur. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Kesinlikle çok yaratıcı bir konu ve güzel bir kurgu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Meraktan delirerek okuduğunuz için baya akıyor :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Tam çeviri değil ama oldukça yakın. 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı Trendeki Kız gibi pencereli. Çok güzeel :D

Final puanı: 4.9



20 Ağustos 2015 Perşembe

Kuşatma ve Fırtına (The Grisha, #2)

Kitap Adı: Kuşatma ve Fırtına
Özgün Adı: Siege and Storm
Kitap Yazarı: Leigh Bardugo
Çeviren: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 447
Baskı Yılı: 2014


Bu kitabı normalden daha hızlı bitirdim çünkü Kafes'i almıştım ve bir an önce onu okumaya başlamak istiyorum :D Kuşatma ve Fırtına Grisha serisinin ikinci kitabı. Alina, Karanlıklar Efendisi ile savaşına devam ediyor. Bu kitapta Alina'nın daha da güçlendiğini gördük. Aslında biraz da daha acımasız olduğunu.

İşte bu kitapta Alina, Karanlıklar Efendisi'ni durdurmak için planlar falan yapıyor. Bunun için saraya geri dönüyor. Orada olaylar olaylar :D


Böyle işte, kitapla ilgili yazacak pek bir şey bulamıyorum. Serinin üçüncü kitabı elimde olmadığı için uzun süre sonra okuyacağımı düşünmüştüm ama e-book olarak buldum :D O yüzden yakın zamanda okuyarak seriyi tamamlarım belki.

Yine fotoğraf çekmeye üşendim. Bu aralar üzerimde bir üşengeçlik var :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Bu kitap ilkinden yaklaşık 100 sayfa daha kalın ama yine de hızlı okunuyor.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Çok fazla yazım hatası vardı. İlk kitap böyle değildi, bunu okurken şaşırdım. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yine orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 4/5 
Serinin bütün kitaplarında benzer kapaklar var. Güzel bence. 


Final puanı: 4.05




18 Ağustos 2015 Salı

Gölge ve Kemik (The Grisha, #1)

Kitap Adı: Gölge ve Kemik
Özgün Adı: Shadow and Bone
Kitap Yazarı: Leigh Bardugo
Çeviren: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 382
Baskı Yılı: 2013


"Onu yalnızca geçmişi... Geleceği ise bir tek o kurtarabilir." Şu cümlenin düşüklüğüne, berbatlığına bakar mısınız? Bu cümleyi yazan kişi hayatında hiç anlatım bozukluğu çalışmamış herhalde :D 

Neyse, Grisha serisi bize fantastik bir dünyayı anlatıyor. Bu dünyada Grisha'lar var. Bir çeşit büyücü gibi bir şeyler :D Aslında şimdi düşününce element bükücü de olabilirler gibi geldi :D Havayı, suyu, ışığı falan kontrol edebiliyorlar. 

Alina da bu dünyada yaşayan bir kız. Tabii ki çocukluk arkadaşı Malyen ile birlikte başlarına gelmeyen kalmıyor. Alina kendisini keşfediyor. Aslında her zaman aklının bir köşesinde olan gerçekler sonunda gün yüzüne çıkıyor. Ve böylece olaylar olaylar işte :D


Aslında çoğu zaman fantastik bir şeyler okuyorum ama uzun zamandır böyle büyülü bir fantastik okumamıştım. O yüzden iyi geldi. Kitapların sayfaları mı kalın, yazıları mı büyük nedendir anlamadım çok hızlı okunuyor :D 

Kitap boyunca beni böyle über şaşırtan bir şey olmadı ama temposu yüksek bir kitaptı. Bu yazıyı yazarkan ikinci kitabı yarılamış bulunuyorum ama üçüncü kitap elimde yok. O yüzden ya seriyi tamamlamayı sonraya bırakacağım ya da dayanamayıp üçüncü kitabı sipariş edeceğim. Sanırım her şeyi ikinci kitabın sonu belirleyecek :D

Kitabın güzel bir fotoğrafını çekemedim, sinir oldum. O yüzden internetten bulup koydum fotoğrafını :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Farklı bir dünya, güzel bir kurguydu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Dediğim gibi çok hızlı okunan bir kitap bence :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Serinin tamamında orijinal isimler korunmuş. Yaşasın! 

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapaklar ilginç. Böyle masal kitabı gibi ama tam değil gibi de :D

Final puanı: 4.15