21 Ağustos 2015 Cuma

Kafes

Sakın Gözlerini Açma

Kitap Adı: Kafes
Özgün Adı: Bird Box
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 330
Baskı Yılı: 2015


İthaki çıktığı andan itibaren bu kitabın çılgınlarca reklamını yaptı. Okuyan herkes bayıldı. Ben de daha çok dayanamadım ve aldım :D Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Keşke bitmeseydi, daha çok okusaydım dedim. Aslında seri olarak gözükmüyor ama tam seri kitabı gibi bitti bence. Yazar belki sürpriz yapabilir.

Daha önce böyle bir kitap okumadığınıza emin olabilirsiniz. Çünkü şimdiye kadar okuduğumuz her kitapta tehlikenin ne olduğu belliydi. Bir katil, bir canavar, bir uzaylı, bir büyücü. Her neyse. Belki katilin kimliğini bilmiyorduk ama ne olduğunu biliyorduk. Bu kitap öyle değil. Hemen kapının ardında bir şey duruyor, dışarı çıktığınızda etrafınızda dolanıyor. Ama ne olduğunu 'göremiyorsunuz'. O şey bir insan mı, hayvan mı  yoksa yepyeni bir tür mü, bilmiyorsunuz. Büyük mü küçük mü, hiçbir şey bilemiyorsunuz. 

Kitabın türü de beni şaşırttı. Ben öyle kitap alırken tanıtım yazılarını falan çok okumam. O yüzden kitabı bir cinayet romanı sanmıştım. Ama kitap kıyamet sonrası çıktı :D

Kitabın başında normal bir dünyadasınız. Ama dünyanın her yerinden haberler gelmeye başlıyor. İnsanlar 'bir şey' görüyor ve saniyeler içinde deliriyor. Bazen sadece kendilerini öldürüyorlar, bazen de etrafındaki insanlara da vahşice şeyler yapıyorlar. Bu vakalar ilerledikçe artık insanlar evlerinden bile çıkamıyor. Pencerelerini kalın battaniyelerle örtüyorlar.

Malorie'yi bu olaylardan dört yıl sonra yanında bir kız ve bir erkek çocukla birlikte kayıkla bir nehri geçmeye çalışırken görüyoruz. Daha sonra ara ara geçmişe dönerek o dört yılda neler olduğunu ve neden şu an nehirde olduğunu öğreniyoruz. 



Kitabın içinde beni merakta bırakan bazı güzel sorular vardı. Bu şey insanları delirtiyorsa, zaten deli olan insanları nasıl etkiler? Ya da hayvanları? Ve tabii ki bu şey ne? :D

Kitapla ilgili bir şeye takıldım sadece :D Kitabın adı Bird Box olduğu için okurken sürekli kuşlarla ilgili bir şey olmasını bekledim. Sayfaları çeviriyorum, bir yandan da hadi bir şey patlayacak falan dedim hep. Ama olmadı :D Hikayenin içinde gerçekten bir kuş kutusu varken yazar bu isimle metafor yapmayı tercih etmiş sanırım. İnsanlar artık evlerine hapsolduğu için kutuya kapatıldılar falan filan :D

Ama kesinlikle tavsiye ederim. Okuyanlar genelde ürkmüş, ben kitap okurken öyle şeyler yapmam :D Yine de burnunuzun ucunda duran şeyi göremeden okuyor olmak insanı geriyor :D Dizisi falan çekilse mükemmel olur. Gerçekten çok güzel olur. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Kesinlikle çok yaratıcı bir konu ve güzel bir kurgu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Meraktan delirerek okuduğunuz için baya akıyor :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Tam çeviri değil ama oldukça yakın. 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı Trendeki Kız gibi pencereli. Çok güzeel :D

Final puanı: 4.9



20 Ağustos 2015 Perşembe

Kuşatma ve Fırtına (The Grisha, #2)

Kitap Adı: Kuşatma ve Fırtına
Özgün Adı: Siege and Storm
Kitap Yazarı: Leigh Bardugo
Çeviren: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 447
Baskı Yılı: 2014


Bu kitabı normalden daha hızlı bitirdim çünkü Kafes'i almıştım ve bir an önce onu okumaya başlamak istiyorum :D Kuşatma ve Fırtına Grisha serisinin ikinci kitabı. Alina, Karanlıklar Efendisi ile savaşına devam ediyor. Bu kitapta Alina'nın daha da güçlendiğini gördük. Aslında biraz da daha acımasız olduğunu.

İşte bu kitapta Alina, Karanlıklar Efendisi'ni durdurmak için planlar falan yapıyor. Bunun için saraya geri dönüyor. Orada olaylar olaylar :D


Böyle işte, kitapla ilgili yazacak pek bir şey bulamıyorum. Serinin üçüncü kitabı elimde olmadığı için uzun süre sonra okuyacağımı düşünmüştüm ama e-book olarak buldum :D O yüzden yakın zamanda okuyarak seriyi tamamlarım belki.

Yine fotoğraf çekmeye üşendim. Bu aralar üzerimde bir üşengeçlik var :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Bu kitap ilkinden yaklaşık 100 sayfa daha kalın ama yine de hızlı okunuyor.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Çok fazla yazım hatası vardı. İlk kitap böyle değildi, bunu okurken şaşırdım. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yine orijinal isim!

Güzel kapak (%5): 4/5 
Serinin bütün kitaplarında benzer kapaklar var. Güzel bence. 


Final puanı: 4.05




18 Ağustos 2015 Salı

Gölge ve Kemik (The Grisha, #1)

Kitap Adı: Gölge ve Kemik
Özgün Adı: Shadow and Bone
Kitap Yazarı: Leigh Bardugo
Çeviren: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 382
Baskı Yılı: 2013


"Onu yalnızca geçmişi... Geleceği ise bir tek o kurtarabilir." Şu cümlenin düşüklüğüne, berbatlığına bakar mısınız? Bu cümleyi yazan kişi hayatında hiç anlatım bozukluğu çalışmamış herhalde :D 

Neyse, Grisha serisi bize fantastik bir dünyayı anlatıyor. Bu dünyada Grisha'lar var. Bir çeşit büyücü gibi bir şeyler :D Aslında şimdi düşününce element bükücü de olabilirler gibi geldi :D Havayı, suyu, ışığı falan kontrol edebiliyorlar. 

Alina da bu dünyada yaşayan bir kız. Tabii ki çocukluk arkadaşı Malyen ile birlikte başlarına gelmeyen kalmıyor. Alina kendisini keşfediyor. Aslında her zaman aklının bir köşesinde olan gerçekler sonunda gün yüzüne çıkıyor. Ve böylece olaylar olaylar işte :D


Aslında çoğu zaman fantastik bir şeyler okuyorum ama uzun zamandır böyle büyülü bir fantastik okumamıştım. O yüzden iyi geldi. Kitapların sayfaları mı kalın, yazıları mı büyük nedendir anlamadım çok hızlı okunuyor :D 

Kitap boyunca beni böyle über şaşırtan bir şey olmadı ama temposu yüksek bir kitaptı. Bu yazıyı yazarkan ikinci kitabı yarılamış bulunuyorum ama üçüncü kitap elimde yok. O yüzden ya seriyi tamamlamayı sonraya bırakacağım ya da dayanamayıp üçüncü kitabı sipariş edeceğim. Sanırım her şeyi ikinci kitabın sonu belirleyecek :D

Kitabın güzel bir fotoğrafını çekemedim, sinir oldum. O yüzden internetten bulup koydum fotoğrafını :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Farklı bir dünya, güzel bir kurguydu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Dediğim gibi çok hızlı okunan bir kitap bence :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Serinin tamamında orijinal isimler korunmuş. Yaşasın! 

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapaklar ilginç. Böyle masal kitabı gibi ama tam değil gibi de :D

Final puanı: 4.15

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Mid-Year Book Freakout: 2015 Edition

Selaam,

Periodic Library beni bu tage etiketlemiş. Baya beğendim, 2015'in ikinci yarısında hızla ilerlerken şu ana kadar okuduklarımız için güzel bir değerlendirme fırsatı olmuş bence. Kendisine teşekkürler!



Ben şu ana kadar 70 kitap hedefinden 57'sini okuyarak yıllık Book Challenge'ımı %81 oranında tamamladım :D Hadi, sorulara geçelim! (Kitapların üzerine tıklayarak kitap incelemelerini de görebilirsiniz.)

1. Şu ana kadar okuduğun en güzel kitap?
Ya bu yıl çok güzel kitaplar okudum. O yüzden bu soruya cevap vermek çok zor. Ama sanırım Yaşlı Adamın Savaşı diyeceğim.

2.Şu ana kadar okuduğun en iyi devam kitabı?
Bu yıl aslında çok fazla seri okumadığım için çok fazla da devam kitabım yok :D Ama en iyi devam kitabı, en iyi seriden gelen Bir Milyon Güneş.

3.Okumak istediğin ama henüz okuyamadığın yeni çıkan bir kitap?
Kesinlikle Kafes. İthaki çılgınlarca reklamını yapıyor, okumak için ölüyorum :D
4. İkinci yarıda çıkmasını çok beklediğiniz bir kitap? 
Her Gün'ün ikinci kitabı Another Day.
5. Sizi hayal kırıklığına uğratan kitap?
Karanlık Zihinler. Çok merak ediyordum ama bitiremedim bile. Çok sıkıcı :D
6. Sizi şaşırtan bir kitap?(İyi anlamda)
Silber olur mu? Kitap bir anda fantastiğe dönünce şaşırmıştım :D
7.Favori yeni yazarınız?
Kesinlikle David Levithan!
8.En yeni kurgusal aşkınız?
Kitap karakterleriyle böyle şeyler yapmıyorum :D
9.En yeni favori karakteriniz?
Me and Earl and the Dying Girl'den Greg :D
10.Sizi ağlatan kitaplar?
Ben kitap okurken ağlamam ama Her Gün ve Tek İsim Tek Kader ağlamalık kitaplardı bence. Belki Kurucunun Kızı da.
11. Sizi mutlu eden kitap?
Me and Earl and the Dying Girl'de baya gülmüştüm. Silber da çok tatlıydı, o da sayılır bence.
12. En beğendiğiniz kitaptan uyarlanan film? (Bence böyle daha güzel bir çeviri oldu :D)
Bu sene kitaptan uyarlanan film olarak sadece Labirent'i izledim. Onda da bazı değişiklikler vardı, güzel bir uyarlama değildi bence. O yüzden bu soruya cevabım yok :D
13.Bu yıl yazdığın favori kitap yorumun?

Yaşlı Adamın Savaşı herhalde :D

14.Bu yıl satın aldığın en güzel kitap?
Dış güzelliğe bakarak Trendeki Kız diyorum :D Silber'ın cildi de harika ama.

15.Yıl sonuna kadar neleri okumak istiyorsun?
Okunmayı bekleyen kitaplarımı :D Ama yıllık okuma hedefimi tamamlayınca yılın kalan zamanında rereadlerimi yapmayı planlıyorum.

Ben de Athena'nın Güncesi,Kalemşor ve Deniz'den Notlar'ı etiketliyorum. Kolay gelsin! :D


14 Ağustos 2015 Cuma

İçgüdü

Düşman bizdik. Siz ve ben. İnsanlar. İnsanoğlu! 

Kitap Adı: İçgüdü
Özgün Adı: Zoo
Kitap Yazarı: James Patterson & Michael Ledwidge
Çeviren: Mutlusel Reyhan Tuncay
Yayınevi: Nemesis
Sayfa Sayısı: 383
Baskı Yılı: 2014


Bu kez bizi öldürmeye çalışanlar ne robotlar ne de uzaylılar. Bu kez saldırı içeriden geliyor. Çok yakınımızdan! 

Bu kitabı aslında dizisiyle keşfettim. Zoo'yu izlemeye başladıktan sonra kitaptan uyarlandığını öğrendim ve o andan itibaren kitabı okumayı çok istiyordum. Ama kitap ve dizi arasında dağlar kadar fark var :D Dizide tüm bu insan-hayvan çatışması teorisini ortaya atan Oz'un babasıyken, kitapta kendisi. Bir sürü değişiklik var ya. Çıkarılan, değiştirilen ve sonradan eklenen karakterler. Yazarlar diziyi izliyorsa fenalık geçirir :D

Ama konu çok güzel. Şunu sorguluyor: Hayvanlar bir araya geldiklerinde bizim türümüzü çok rahat ortadan kaldırabilecekken, neden yüzyıllardır onları yememize, her türlü işte kullanmamıza ve sırf spor olsun diye öldürmemize izin veriyorlar? İşte kitapta hayvanlar artık "dur!" diyor ve çıldırmış bir şekilde insanları öldürmeye başlıyorlar. 



Ben böyle beni rahatsız eden kitaplar okumayı severim. Aslında vejetaryen olabilecek son insanım, koyu bir etçilim :D Ama neden hayvanları yiyoruz? Taksonomik olarak aynı ailede olduğumuz canlıları yiyoruz. Bunu arada düşünüyorum ve beni rahatsız ediyor. Kitap da size bu rahatsızlığı veriyor. Sadece yeme konusunda da değil. Niye doğada baskın tür biziz? Ayrıca söylemem spoiler olur ama hayvanlarda görülen bu ani davranış değişikliğine neden olan şeyi bulunca bu da rahatsız ediyor insanı. 

Hayvanlardaki davranış değişikliğini açıklayan kısmı da çok severek okudum. Diziyi izlerken hep merak etmiştim, birden ne oldu bu hayvanlara diye. Kitapta çok güzel bir teori var bence. Kitapta bir süre hayvan saldırılarından kurtulmak için topluca onları öldürme fikri konuşuluyordu. Ben de merak ettim, sonucunda ekosistem çökeceği için biz de yok olurduk. Ama yine de kendimizi korumak için böyle kitlesel katliamlar yapar mıydık acaba? 

Takıldığım bir nokta var ama :D Kitap boyunca dünyanın farklı yerlerinden hayvan saldırıları haberleri geliyor ama Türkiye'nin bahsi hiç geçmiyor. Biz insan değil miyiz, hayvanlar bize de saldırmıyor mu? :D

Kitabı çok beğendim ama sonu çok aceleye gelmiş gibiydi. Hani böyle bir sayfa sınırı varmış da onun dışına çıkmamak için üstünkörü yazılmış bir sondu bence. Birkaç alıntıyla bu yazı bitiyor :D

Tüm kıtalarda, tüm türler, aniden tek bir hayvana karşı hiper-agresif tavırlar sergilemeye başlamıştı. Düşman bizdik. Siz ve ben. İnsanlar. İnsanoğlu!

Yalnızca, bundan sonra kafeslere sürgün edilecek olan tür homo sapiens olacak givi görünüyordu.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Dediğim gibi sonu çok olmamıştı ama konu çok ilgi çekici ve özgündü. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcı bir kitaptı. Zaten bölümler çok kısa. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride de baskıda da beni rahatsız eden bir şey olmadı. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Tamamen uydurma :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak ortalama bence. 

Final puanı: 3.6