12 Ağustos 2015 Çarşamba

Silber: Rüyalar Kitabı-1 (Silber, #1)

Kitap Adı: Silber
Özgün Adı: Das Erste Buch der Träume
Kitap Yazarı: Kerstin Gier
Çeviren: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 397
Baskı Yılı: 2015


Silber tıpkı Her Gün gibi herkeste görüp okumak için sabırsızlandığım bir kitaptı. O yüzden en son yaptığım kitap alışverişine ekledim ve çok bekletmeden okudum. Ben aslında kitabın türünü ve konusunu bilmiyordum o yüzden kitap fantastiğe dönünce bir şaşırdım :D Ama güzel bir kitaptı. Okurken çok keyif aldım.

Silber Almanca'da gümüş demek. Kitapta da ana karakterimiz Liv'in soyadı olarak geçiyor. Liv, kızkardeşi, annesi ve bakıcılarıyla birlikte göçebe bir hayat sürüyor. Çünkü annesi öğretmen :D Sürekli taşınıp duruyorlar. En son taşındıkları yerde de annesi bir adama aşık olunca onun evine taşınmaya karar veriyorlar. 

Liv, burada üvey abisi Grayson ile tanışıyor ve onların çevirdiği işlere ortak oluyor :D Bu arada rüyalara falan giriyor. Kitapta gerçek hayat kadar rüyalar alemini de okurken buluyoruz kendimizi. Ben bir süre inanamadım. Mutlaka altından bir şey çıkar diye düşünüyordum ama baya rüya içinde buluşup konuşabiliyorlar :D


Öyle işte, kitabı sevdim. Liv'i özellikle sevdim. Acayip komik ve zeki bir kız. Ama ufak bir şeye takıldım okurken. Liv aslında 16 yaşında ama kitabın çoğu yerinde bu bilgiyi unuttum ben. Sanki daha büyük gibiydi ya da bana öyle geldi bilmiyorum :D

Kitap öyle bir yerde bitti ki, gerçekten "aslında her şey yeni başlıyorj" dedirtti. O yüzden ikinci kitabı çok merak ediyorum. Böyle bitmeseydi bile yine devamı merak edecektim çünkü blogu kimin yazdığını da çok fena merak ediyorum. Onu öğrenemeden bu seri biterse olay çıkarırım :D

Bu arada Kerstin Gier, Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisinin yazarıymış. Kitabın sonunda serinin reklamları var. İlk gördüğümde ne alaka falan demiştim, sonradan öğrendim :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Konu hem rüyalar açısından hem de Grayson'ların yaptığı şeyden dolayı çok ilginçti bence :D Kurgusu da güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Goodreads'e de yazmıştım, okuduğum en akıcı kitap olabilir. Bir baktım, bir oturuşta 150 sayfa okumuşum :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Orijinal ismin dibi ya :D Rüyalar Kitabı-1 kısmı bile çevrilmiş :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Ya şömiz çok tatlı, içinde kırmızı cilt olması daha tatlı :D

Final puanı: 5


9 Ağustos 2015 Pazar

Me and Earl and the Dying Girl

Kitap Adı: Me and Earl and the Dying Girl
Kitap Yazarı: Jesse Andrews
Çeviren: -
Yayınevi: ABRAMS
Sayfa Sayısı: 232
Baskı Yılı: 2012


Bu kitap benim ilk İngilizce okuma denemem. Sonunda! Aslınd İngilizce seviyem iyi olmasına ve zaten sınav hazırlıklarında falan bolca okuma yapmama rağmen İngilizce roman okumaktan korkuyordum :D Okumaya başlarım, anlamam ve moralim bozulur diye :D Ama gayet anladım yani :D

Bu kitabı Ecmel'de görmüştüm. O çok beğenmişti ve birkaç vlogunda bahsetmişti. Benim de ilk gördüğümden beri aklımda. Kitabı indirdim, öylece bekliyordu. Artık tamam ben bu kitabı okuyacağım dedim ve başladım. 

Ama şunu da söylemeliyim ki, ilk kez İngilizce roman okuyacaksanız bu kitap doğru tercih olmayabilir. Çünkü kitapta iki ergen erkek var ve tahmin edersiniz ki kötü bir İngilizce konuşuyorlar. Argolar falan havada uçuşuyor :D O yüzden anlaşılması biraz zor gelebilir. Zaten kitabın içindeki karakter, Greg, bu kitabı yazıyor. Kitabı bitirirken de "Bu kitap İngilizce için bir utançtır. Hatta tüm diller için." diyor :D 



Konusuna biraz bakalım. Greg, esas oğlanımız :D Klasik ergen erkek. Okulu falan çok sallamıyor. Okuldaki temel felsefesi, görünmez olmak. Aslında herkesle arkadaş gibi gözüküyor ama hiç kimsenin grubuna girmeyip hiç kimsenin dikkatini çekmemeye çalışıyor. Dolayısıyla hiç gerçek arkadaşı yok, tabii Earl dışında. 

Earl de kötü bir ailede yaşayan, biraz kaybolmuş bir çocuk bence. Greg'le takılıp film izliyorlar ve o filmleri amatör kamerayla tekrar çekmeye falan çalışıyorlar. 5-6 tane filmleri var ve hepsi birbirinden rezalet :D

Bir de Rachel var. Dying Girl kendisi. Greg'le bir ara çıkmışlar gibi bir şey. O yüzden lösemi olduğunu öğrendiklerinde annesi Greg'den Rachel'a arkadaşlık yapıp onu eğlendirmesini istiyor. Kitap da böyle başlıyor işte. Daha önce hiç arkadaşı olmayan Greg, önceden terk ettiği kızla tekrar arkadaşlık yapmaya çalışıyor :D

Kitap çoğunlukla çok komikti. Gerçekten Greg de Earl de komik çocuklar. Ama sonlarında birden hüzünlendi. Greg'e falan baya üzüldüm. Ne güzel gülüp eğleniyorduk, niye böyle oldu dedim. Aşağıya hoşuma giden birkaç alıntı bırakıyorum. Kitap İngilizce olduğu için alıntılar da öyle haliyle :D

Girsl like good-looking guys, and I am not very good-looking. In fact, I sort of like a pudding.

It's somehow worse to draw attention to the fact that there are two boobs. I don't know why this is, but it's true. "You have nice boobs." Bad. "You have two nice boobs." Worse. "Two boobs? Perfect." F minus.

You can't even fart in there. You have to go out into the hall or something to fart. Or you could just never fart, then who knows what would happen. 

When you convert a good book to a film, stupid things happen. 

Kitabı hem kindledan hem de İngilizce olarak okuduğum için puanlamada biraz değişiklik yapmam gerekti. Çeviri ve baskı kalitesi ile orijinal isim puanlarını diğerlerine dağıttım. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%45): 3/5
Öyle vay bee dediğim bir konu ve kurgu yoktu ama okuması keyifli vir kitaptı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Anadilimde okuduğum bir kiTaba göre bir tık daha yavaş ilerledim ama bunun kitapla alakası yok tabii :D

Güzel kapak (%10): 5/5 
Ya kapağı çok güzel. Kesinlikle alıp kitaplığıma dahil edeceğim! :D

Final puanı: 3,65





7 Ağustos 2015 Cuma

Her Gün (Every Day, #1)

Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza aşık.

Kitap Adı: Her Gün
Özgün Adı: Every Day
Kitap Yazarı: David Levithan
Çeviren: Derya İmer Aydınlık
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 331
Baskı Yılı: 2015


A'nın arkadaşı yok. Ebeveyni yok. Ailesi yok. Mülkü yok. Evi bile yok. Çünkü her sabah başka birinin bedeninde uyanıyor. Her sabah farklı bir yatak. Farklı bir oda. Farklı bir ev. Farklı bir hayat. 

Ya bu kitap haaarikaydı. Gerçekten çok beğendim. Okuduğum ikinci David Levithan kitabı. İlkinde olduğu gibi bu da böyle dağıtıp gitti beni. Sayfalar boyunca A'nın sevdiği insana dokunurken, sarılırken, onu öperken aslında bunları gerçekten yapamayışını okudum. Hiçbir zaman da bunları yapamayacak oluşunu. Ama A'yı çok sevdim. Kitap bitene kadar bu kadar fazla insanın hayatına dokunmayı da çok sevdim. 

Kitap gerçekten çok güzel. Sizi üzüyor ama okuması çok keyifli. Kitabı bitirince hikayenin verdiği üzgünlük yetmezmiş gibi bir de bittiği için üzüldüm. Kitap sadece 331 sayfa ve çok az geliyor. Ama sonra bir seri olduğunu ve devam kitabı olduğunu keşfettim. Yaşadığım sevinci tarif edemem, baya çocuk gibi sevindim :D 



Ayrıca bir de ara kitap gibi bir şey var: Six Earlier Days. Elimizdeki kitap 5994. günden başlıyor. Bu ara kitap da A'nın daha önceki altı gününü daha anlatacak bize. Anladığım kadarıyla sadece e-book versiyonu var. Ama internetin altını üstüne getirdiğim halde bulamadım. O yüzden dayanamayıp Amazon'dan alacağım sanırım :D 

David Levithan kitaba çok güzel düşüncelerini serpmiş yine. "Ben hiç cinsiyete aşık olmadım. Bireylere aşık oldum." demiş mesela. Onur Yürüyüşü'nü (Çevirmene not: Gurur yürüşü değil, Onur Yürüyüşü :D) protesto edenler için "Şenlikleri protesto eden birkaç insanın olduğu bir köşeye geldik. Bunu hiç anlamıyorum. Bazı insanların kızıl saçlı olmasını protesto etmek gibi bir şey." diye düşünmüş A.

Aşağıda hoşuma giden birkaç alıntı daha var:

"Protestoculardan birinin pankartı gözüme takıldı. Homoseksüellik şeytanın işidir, yazıyordu. Bir kez daha insanların korktukları her şey için nasıl da şeytanı kullandıkları aklıma geldi. Şeytan kimseye bir şey yaptıramaz. İnsanlar bir şeyler yapar ve sonrasında suçu şeytana atarlar." 

"Çünkü öldüğümüzde yediğimiz her hayvanın da bizi yeme şansı olacağına dayanan bir teorim var. Yani, etobursan ve yediğin tüm hayvanları hesaba katarsan... Eh, Araf'ta çiğnenerek uzunca bir vakit geçireceksin demektir."

"Vejetaryenim çünkü bence diğer bilinçli yaratıkları yemek yanlış."

"Bazı insanlar, zihinsel hastalığın ruh haliyle, kişilikle ilgili olduğunu düşünürler. Depresyonun sadece bir tür hüzün olduğunu, Obsesif Kompülsif Bozukluğun bir tür titizlik olduğunu zannederler. Bedenin değil, ruhun hasta olduğunu düşünürler. Bu konuda seçme şansınız olduğuna inanırlar." 

Kitabı bitirdikten sonra kendimde bir şey fark ettim. İlk kez bir karakter 'acaba şimdi ne yapıyordur?' diye düşündüm. Kitabı baya sevdim yani :D Neyseki Another Day ile A'yı tekrar görebileceğiz. Umarım çok beklemeyiz :D

Özgün konu ve kurgu (%35): 5/5
Nefisti.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Nasıl bittiğini anlamadım.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gurur Yürüyüşü'ne takılmış olsam da bir sorun yoktu :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Pegasus her zaman yapmaz bunu, değerini bilelim :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı aslında harika değil ama kitap tam puanı hakediyor :D

Final puanı: 5

6 Ağustos 2015 Perşembe

Yaz Etkinliği

Selaam,

Uzun zamandır böyle tag falan yapmıyordum. Minerva'dan Notlar beni etiketlemiş. Hemen başlayalım!

1) Klasik bir soruyla başlayalım; senin için 3 kelimeyle yaz mevsimi neyi ifade ediyor?

İğrenç sıcak, ter, sokakta bağıra çağıra oynayan çocuklar :D


2) Yaz aylarında ne sıklıkla kitap okuyorsun?

Her gün yaklaşık iki saat okuyorum.

3) Yaz aylarına daha uygun olduğunu düşündüğün kitap türleri var mı?

Ben böyle zamana göre ayrım yapmam. Zaten okuduğum türler belli, yine onu okurum :D

4) Plajda kitap okuyanlardan mısın? Eğer öyleyse en son hangi kitabı okudun?
Hayır :D



5) Ve son soru; senin için yaz mevsimi hangi renktir?
Ter mavisi :D Hiç sevmiyorum yazı ya :D


Kimler yaptı kimler yapmadı bilmediğim için birilerini etiketlemiyorum. İsteyenler yapabilir! 

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Kızıl Yükseliş (Red Rising, #1)

Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum.

Kitap Adı: Kızıl Yükseliş
Özgün Adı: Red Rising
Kitap Yazarı: Pierce Brown
Çeviren: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 445
Baskı Yılı: 2015


Hiçbir kitap için beklentinizi yüksek tutmayın. Kızıl Yükseliş'te bu hataya düştüm. Kitabı uzun süredir okumak istiyordum ve çok merak ediyordum. O yüzden beklentim uzaya falan çıkmıştı :D İşte bu yüzden, kitap aslında güzel olsa da bir türlü beni heyecanlandıramadı. Belki hayranı olacağım bir kitabı "ee ne olmuş yani" modunda okudum sürekli :D

Kitabın konusu azıcık şöyle: İnsanoğlu yine Mars'a gitmiş. Darrow'da Mars'ta maden kazıcısı olarak görev yapan 16 yaşında bir çocuk. Gezegene gelen öncü grup Mars'ı sonradan gelecek olanlar için yaşamaya hazır hale getirmekle görevli. Acaba? :D



Kitap bana çoğunlukla Açlık Oyunları'nı (özellikle şu ormanın ortasında buldukları ziyafet masası sahnesinde) biraz da Harry Potter'ı (danışamanlar kısmıyla :D) hatırlattı. Ya güzel bir kitap aslında. Konu güzel. Kitap boyunca tempoyu ayakta tutan bir savaş ortamı hakim, o da güzel. Darrow'un evrimi inanılmaz :D Ama nasıl desem, o elektriği alamadım kitaptan :D Okurken gerçekten heyecanlanmadım yani. Bir Ölümcül Kaçış'ı, bir Evrenin Ötesi'ni okurken olduğu gibi sayfaları çılgınca çevirip okumaya devam etmedim yani. 

Ama güzel bir yerde bitti kitap. O yüzden ikinci kitabı merak ediyorum. Darrow biraz iktidar aşkıyla gözü dönmüş ve hedefinden şaşmış gibiydi :D İstediğini yapabilecek mi merak ediyorum. 

Şimdi düşününce şunu fark ettim. Normalde her zaman kitapları filmlerine tercih ederim ama Kızıl Yükseliş için güzel bir film çekilirse bana daha çok keyif verebilir. Bu arada kitapta en sevdiğim karakter Sevro oldu :D 

Özgün konu ve kurgu (%35): 4/5
Mars'ı görünce gözlerim parladı ama çoğu zaman o gezegende olduğumuzu unuttum kitapta. Ama güzel bir konu ver kurgu vardı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Sürükleyiciydi bence sorun yoktu. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Kitapta evlilikÇağı, taramaEkibi, başSözcü gibi birleşik yazılan bir sürü kelime grupları var. Başta yazım hatası sanmıştım ama hikayeye özgü şeylermiş :D Çeviride bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Pegasus gözlerimi yaşartıyor :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Dikkat çekici bir kapak :D

Final puanı: 4,15