3 Aralık 2015 Perşembe

Bana Yardım Et

Kitap Adı: Bana Yardım Et
Kitap Yazarı: Aslı E. Perker
Yayınevi: Everest
Sayfa Sayısı: 246
Baskı Yılı: 2015
Ben bu kitabı tesadüfen Facebook'da keşfetmiştim. Önerilen sayfalarda yazarın sayfası çıkmıştı ve oraya girince de kitabı gördüm. İsmi "Bana Yardım Et" olan bir kitabın ilgimi çekmemesi imkansız :D O zamandan beri de okumak istiyordum. Güz Okuma Şenliği'nde bir kadın yazara ihtiyacım olunca da ben de fuara gitmişken alayım dedim ve aldım :D

Konu şu: Aslı adında bir yazar var. Bir süre önce anneannesine kaybetmiş ve o zamandan beri ciddi uyku problemleri yaşıyor. Baya günde 2-3 saat falan uyuyabiliyor. Uluslararası bir yazar programıyla Avusturya'ya gidiyor ve orada bir hemşirenin evinde kalıyor. Bu vasıtayla da yaşlı bir kadınla tanışıyor. Aslı yaptığı tüm hesaplarda bu kadının yaşını 130 buluyor. Ayrıca, evinde kaldığı hemşirenin kedisini anneannesinin reenkarne olmuş hali sanıyor.


Nasıl konu? :D Karakterin adının Aslı olmasını çok sevdim. Böylece kitabın ne kadar gerçek ne kadar kurgu -tabii ki kurgu olduğu aşikar yerler var :D- olduğundan emin olamadım ve bu okumamı keyiflendirdi. 

Kitap büyük sayılabilecek bir puntoyla yazılmış, sayfa kenar boşlukları çok ve diyalog kısımlarında da satır araları daha açık. O yüzden çok kolay okunan bir kitap. Ben yapmadım ama başına otursanız bir günde çok rahat biter. 246 sayfa zaten. 

Bilmiyorum ben Aslı Perker'i keşfettiğim için çok mutluyum. Biraz Alper Canıgüz'ü hatırlattı bana. Onun kitapları da böyle garip, gizemli şeylerle dolu ve böyle keyifli bir şekilde okunabiliyor. Yazarın birkaç kitabı daha varmış. Ama benim en çok ilgimi çeken 22 dile çevrilmiş Sufle oldu. Okuma listeme aldım, kesinlikle okuyacağım. 

Böyle işte. Kitabı tavsiye ederim, pişman olacağınızı hiç sanmıyorum. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Dediğim gibi, tek oturuşta bitirilebilir. 

Basım kalitesi (%5): 5/5
Baskısı güzeldi, kapak içleri gri falan :D

Güzel kapak (%5): 4/5
Kapağını beğendim.

Final puanı: 4.55


29 Kasım 2015 Pazar

İyi Psikolog

Kitap Adı: İyi Psikolog
Özgün Adı: The Good Psychologist
Kitap Yazarı: Noam Shpancer
Çeviren: Nil Karaca
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 269
Baskı Yılı: 2015


İyi psikolog garip bir kitap. Kitapta akan bi olay örgüsü yok. Nasıl anlatsam bunu? Hani sanki kitap hep devam ediyormuş da biz bir kısmından girdik, biraz okuduk ve çıktık gibi :D Sonunda bir şey olmuyor çünkü. 

Kitapta bir psikolog var ama adını bilmiyoruz. Bu psikolog genelde anksiyete hastalarıyla çalışıyor. Bir de üniversitede terapilerle ilgili bir akşam dersi veriyor. Bir gün bir striptizci sahne korkusu yaşadığı için bu psikologa geliyor. Biz de biraz bu terapi seanslarını, biraz derslerini, biraz da psikologun kendi dünyası gibi bir şeyleri görüyoruz. 

Psikologun tarzı da bir garip. Yani benim danışmalarda kullanöayı aklımdan bile geçirmeyeceğim sert bir üslubu var. Sahne korkusu olan hastasına daha ilk oturumda "Ee, dans edemezen ne olmuş?" falan dedi, ben şok :D Zaten kitapta sık sık Freud'a da laflar dokunduruyor :D 



Yazar alt metinde terapistlere öğütler vermeye falan çalışmış galiba. Çünkü pek çok kez "iyi bir psikolog..." diye başlayan cümleler okuyoruz. Ama bilmiyorum, ben çizdiği psikologun terapi tarzını genel olarak beğenmedim. 

Kitaptan çok hoşuma giden bazı yerlerden alıntılar yapmadan geçemeyeceğim: 

"Kendilerini kesen sınır kişilik hastaları bunu belirsiz acılarının yerini belirlemek için yapar."

"Her poker masasında bir enayi vardır. Etrafında baktığında bir enayi göremiyorsan o enayi sensindir."

"Hastanızın karşısında otururken psikoloji biliminin bir insanın kaderini önceden tahmin edemeyeceğini biliyor olmalısınız."

"'Bilardo tamamen geometri işidir, son top hariç.' dedi ve işaret parmağını şakağına götürdü. 'Son top, psikolojidir.'"

"Elbette anlamıyorsun. Hiç kimse, hatta kendileri bile hümanistleri anlayamaz."

"'Peki, neyin normal olduğuna kim karar veriyor?' diye atıldı Eric. 'Ayrıca normal olan neden iyi olmak zorunda? Normal her zaman iyi değildir. Bir zamanlar kölelik normaldi. O zaman köleler kaçmak istediğinde psikologlar onları kalmaya mı ikna edecekti?'"


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Orta. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Kitapta heyecanlı hiçbir şey olmamasına rağmen akıcıydı :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Oooo :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak da kitap gibi bir garip :D

Final puanı: 3,75

27 Kasım 2015 Cuma

Eleanor & Park

Kitap Adı: Eleanor & Park
Kitap Yazarı: Rainbow Rowell
Yayınevi: Orion Books
Sayfa Sayısı: 329
Baskı Yılı: 2012


Pegasus duyurusunu yapınca herkesin çılgına döndüğü, geçenlerde çekilişini yaptığım Eleanor & Park'ın bende ingilizcesi vardı. Ben de artık okuyayım dedim ve okudum :D

Kitap okul otobüsünde arkada oturan, sürekli siyah giyen, biraz asosyal olan Park ve onun yaşadığı yere yeni taşınan, iğrenç bir üvey babası olan ve kötü şartlarda yaşayan Eleanor'u anlatıyor. Daha önce de mutlaka okumuşumdur ama bu kitapta dış anlatıcı olayını hiç sevemedim. Keşke karakterler kendisi anlatsaydı. 


Eleanor çok dikkat çekici bir kız. Çünkü çok kabarık kızıl saçları var, uzun boylu falan. O yüzden genelde Big Red falan diye dalga geçiyorlar. 


Kitap çok güzel. Yani Eleanor çok tatlıydı, Park çok tatlıydı. Birbirlerine duydukları o saf aşk zaten hayran olunasıydı. Böyle okurken içinizi ısıtıyor kitap. Ama sonu üzücü bitti. Keşke mutlu bir son olsaydı. Gerçi yazar çok ucu açık bitirmiş. Yani isterseniz onların mutlu olduğunu da düşünebilirsiniz.


Bu arada İngilizce kitabın sonunda iki buçuk sayfalık bir yazı var ama bu Türkçe baskıda yok. Yazar burada kitabın bitişindeki üç kelimenin (Türkçe'de iki :D) ne olabileceğini, kitabı neden böyle bitirdiğini falan anlatmış. Keşke çevrilseydi. 



Böyle işte. Kitabı çok beğendim, ne diyebilirim bilmiyorum. Çok beğendiğim alıntıları paylaşıp bitireyim o zaman bu yazıyı :D

"I just want to break that song into pieces," she said, "and love them all to death."

He emptied all his handheld video games and Josh's remote-control carsa, and called his grandma to tell her that all he wanted for his birthday in November was double-A batteries.

She tried to remember what kind of animals paralyzed their prey before they ate them...

"I don't think I even breathe when we're not together" she whispered.

"I know" Eleanor said. "I want to eat his face."

His eyes were so green they could turn carbon dioxide into oxygen.

The whole sky was the color of her skin.

There's a place on his chest, just below his throat, that makes me want to let him open doors for me.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 5/5
Bu kadar saf bir aşk okuduğumu hatırlamıyorum. Çok güzeldi ya.

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Akıcılığı da güzeldi.

Basım kalitesi (%5): 4/5
Bu kitaplar niye hep saman kağıdı :D

Güzel kapak (%5): 3/5
Birlikte müzik dinledikleri kapak çok çok çok daha güzel. 

Final puanı: 4.85

24 Kasım 2015 Salı

Kızıl Kraliçe

İnsanların Kana Göre Sınıflara Ayrıldığı, Bir Düzen… İktidar Tehlikeli Bir Oyundur. Peki, Kazanmak İçin Ne Kadar Kan Kaybetmek Gerekir? 

Kitap Adı: Kızıl Kraliçe
Özgün Adı: Red Queen
Kitap Yazarı: Victoria Aveyard
Çeviren: Onur Kınacı Birler
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 392
Baskı Yılı: 2015


Tüyap'ta satılacağı duyurulduğundan beri ortalığı kasıp kavuran, herkesi deliye döndüren kitap: Kızıl Kraliçe :D Ben fuardan almadım, gittiğim gün daha çıkmamıştı zaten. Ama sonra internette önsatışa sunulduğu an (gerçekten o an :D) sipariş verdim. Cumartesi elime geçti ve Pazartesi akşamı itibariyle de bitirdim. 

Biraz konusuna bakalım. Dünyada kan rengi farklı iki insan ırkı var. Kızıllar ve Gümüşler. Kanı kırmızı akanlar -aslında bakınca bu biz oluyoruz- hizmet etmek için doğuyorlar. Hak yok, özgürlük yok, karınlarını bile zor doyuruyorlar. Sadece çalışacaklar. Gümüşler de yönetici tayfa tabii, asiller falan. 

Ama sonra kızıllardan olan Mare, kendini bir anda sarayda buluyor. Ve sonra bir grup tarafından başlatılmış bir isyan. Kızıl bir şafak gibi yükseleceğiz. 



İşte böyle. Bence Kızıl Yükseliş'e benzemiyor. Ve kitap güzeldi. Gümüşlerin sahip olduğu bu iktidar, bu güç beni büyüledi :D Bu arada Gümüşlerin yetenekleri de var. Akıl okuma, bitkileri, ateşi, suyu falan kontrol etme. Bu olay beni Avatar'da da çok heyecanlandırmıştı. Doğrusu ben biraz havacıyım ama ateş... Ateşi kontrol edebilme fikri gerçekten müthiş. Ki şu cümleyi inanılmaz beğendim:

"Ben ne dersem, gerçek odur. Tüm dünyayı ateşe verebilirim ve buna yağmur diyebilirim."

Kitabın cildini falan konuşmaya hiç gerek yok zaten :D Kapağı çok güzel, o gri renk enfes. Kitaplıkta çok güzel duruyor :D Öyle işte yani, tavsiye ederim.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Kan rengi olayı güzeldi bence. Daha önce böyle bir distopya okumamıştık sanırım? 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride hiç sorun görmedim, çok güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Pegasus'ta bunu her zaman göremeyiz :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Çok güzel. 

Final puanı: 4,2





22 Kasım 2015 Pazar

Zaman İpliği

Kitap Adı: Zaman İpliği
Özgün Adı: The Shock of the Fall
Kitap Yazarı: Nathan Filer
Çeviren: Murat Karlıdağ
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2015


Size ne olduğunu anlatacağım çünkü ağabeyimi anlatmanın en iyi yolu bu. Adı Simon. Bence onu seveceksiniz ama birkaç sayfa sonra o ölmüş olacak. Ve bir daha asla eskisi gibi olmayacak.

Zaman İpliği... Garip bir kitaptı. Kitabı Matt'den okuyoruz. Kendi kitabını yazıyor. 9 yaşındayken abisine kaybetmiş ve bunun kendi suçu olduğunu düşünüyor. Bu kitabı da 19 yaşında yazıyor sanırım. Çok kötü bir hayatı var. 

Matt teşhisine sonlara doğru söylediği için spoiler olmasın diye ben de söylemeyeceğim. Ama kitabın gidişatından, Matt'in hikayesini anlatma tarzından bence ne olduğunu anlayabilirsiniz. Kitapla ilgili başka ne söyleyebileceğimi bilmiyorum. Kitap kötü değildi. Ama hayran oldum, çok etkilendim falan da diyemiyorum. 



Değişik bir şeyler okumak istiyorsanız, nasıl anlatayım bunu, dezavantajlı yerlerde yaşayan, kötü durumda olan birisini okumak isterseniz bu kitap tam sizlik. 

Bu arada kitabın formatını söylemeden geçemeyeceğim. Kitapta ara sıra çizimler var. Matt'in bahsettiği bazı şeylerin çizimleri. Bazen yazı stili de değişiyor. Mektup olduğunda ya da Matt'in daktiloyla yazdığı yerlerde farklı fontlar kullanılmış.Şimdi düşününce bunun Matt'in duygudurumuna göre değiştiği fikri geldi aklıma, ne kadar doğru bilemiyorum :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
İlginç bir konuydu gerçekten.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Argolar falan güzel çevrilmiş :D

Orijinal isim (%10): 0/5
Maalesef :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Güzel kapak ya. 

Final puanı: 3,65