İthaki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İthaki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Eylül 2019 Cumartesi

Ben, Kirke

Kitap Adı: Ben, Kirke
Özgün Adı: Circe
Kitap Yazarı: Madeline Miller
Çeviren: Seda Çıngay Mellor
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 408
Baskı Yılı: 2019


Ben, Kirke İthaki'nin bu yılki en iddialı kitaplarından biri. Zaten 2018'de Goodreads'de "Yılın En İyi Fantastik Kitabı" olarak seçildiğinden bütün dünyada oldukça popüler bir kitaptı. Ben de elime geçer geçmez okumaya başladım ama bu aralar o kadar yoğunum ve asla kitap okuyamadığım bir dönemdeyim ki kitabı bitirmek 15 günümü aldı.

Aslında bu kadar uzun sürede okumak bir yandan da hoşuma gitti. Kitapta bir tanrıçanın hayatını okuduğunuz için aslında sonsuzluğu okuyorsunuz. Bu sonsuzluğun içinde, böyle masalsı bir anlatım ile bu kadar uzun süre vakit geçirmek çok hoşuma gitti. Kirke'nin sonsuz hayatının içine gerçekten girebilmişim gibi geldi.


Kirke, Yunan mitolojisinde Helios'un kızı olan bir tanrıça. Büyü gücü olduğu için cadılık sebebiyle Aiaie adasında sonsuz bir sürgünle cezalandırılıyor. Biz de bir anlamda Kirke'nin otobiyografisini okuyoruz bu kitapta. Yunan mitolojisiyle ilgili neredeyse hiç bilgim olmadığı için kim kimin nesiydi falan bende hep çorba oldu. Zaten pek kafamın yerinde olduğu bir dönemde de okumamıştım. Ama kitabı bitirirken fark ettim ki sonuna çok güzel açıklamalar koymuşlar, kim kimdir falan diye. Tabii ben kitabı bitirince gördüğüm için pek bir işime yaramadı :D

Benim huysuz ve talihsiz bir zamanıma denk geldi ama güzel bir kitaptı. O büyülü ve masalsı havayı, yazarın dilini gerçekten sevdim. Kitabın sonu da oldukça etkileyiciydi, hiç oraya gideceğini anlamadım ben :D Şu aralar herkes paylaşıyor, severek okuyor zaten. O yüzden benim tavsiyeme pek ihtiyacı olan bir kitap değil :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Su gibi akıcı olduğunu söyleyemem ama sıkıcı bir kitap da değildi hiç.  

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 3/5
Bizde farklı okunuyormuş tanrıçanın ismi, hiç bilmiyordum :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel :D

Final puanı: 3.95

7 Temmuz 2019 Pazar

Tüm Sistemler Çöktü (The Murderbot Diaries, #1)

Kitap Adı: Tüm Sistemler Çöktü
Özgün Adı: All Systems Red
Kitap Yazarı: Martha Wells
Çeviren: Cihan Karamancı
Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 128
Baskı Yılı: 2019


Tüm Sistemler Çöktü konusu ve kapağıyla çok ilgimi çekmişti ve çok merak etmiştim. Böyle anlatıcının insan olmadığı kitapları okumaya bayılıyorum. Bu kitap aslında bir androidin tuttuğu bir günlük. Uzak bir gezegende, bir görev için bilim adamlarına eşlik eden android, başlarına gelen olayları anlatıyor. Bu arada kendi idari modülünü hacklediği için bilinç kazanmış, indirdiği komedi dizilerini falan izliyor :D


Kitabı gerçekten çok sevdim. Robotlarla ilgili bir şeyler okumayı çok seviyorum ve bu kitaptaki androidi de çok sevdim. Ayrıca o kadar doğru bir zamanda okumuşum ki birkaç gün içinde ikinci kitap geliyormuş. En kısa zamanda onu da okumak istiyorum. Bu türü okumayı seviyorsanız kesinlikle size de tavsiye ederim.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Zaten kısa bir kitap, gayet sürükleyiciydi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviride hiç sorun görmedim, çok güzeldi.

Orijinal isim (%10): 4/5
Yaaaani :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak ilgi çekici. 


Final puanı: 4,85

31 Mayıs 2019 Cuma

Yalan Oyunu

Kitap Adı: Yalan Oyunu
Özgün Adı: The Lying Game
Kitap Yazarı: Ruth Ware
Çeviren: Aslıhan Kuzucan

Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 432
Baskı Yılı: 2019


Böyle entrikalı kitaplar okumayı çok seviyorum biliyorsunuz. Kapağındaki "Eğer biri ölüyorsa buna oyun denmez." cümlesiyle beni hemen yakalamıştı Yalan Oyunu.

Olaylar dört kadının etrafında dönüyor: Kate, Fatima, Thea ve Isa. Biz Isa'nın bakış açısıyla okuyoruz kitabı. Üniversite yıllarında çok sıkı yakın dört arkadaş. Kendi aralarında bir oyun geliştiriyorlar. Birbirleri dışında herkese yalan söyleyerek insanları bu yalanlara inandırmaya çalışıyorlar. Ve hatta bu yalanlarına puanlar verip bir deftere kaydediyorlar. Ancak bir şeyler oluyor ve Kate hariç hepsi okuldan ve kasabadan ayrılıyor.



Yıllar sonra Kate'den gelen "Size ihtiyacım var." mesajı ile hepsi işini gücünü bırakıp Kate'in yanına geri dönüyor. Biz de ara ara geçmiş giderek yıllar önce ne yaşandı ve o zaman olan olaylar bugün başlarına nasıl bir iş açacak diye öğrenmeye başlıyoruz.

Fena bir kitap değildi aslında ama sonu beni pek tatmin etmedi. Hep tetikte okudum ve bir ters köşe bekledim. Gerçekten kurgu buna çok müsaitti ama olmadı. Şu an yazacaklarımın kitabın sonuyla uzaktan yakından alakası olmadığı için rahatlıkla okuyabilirsiniz. Bu kitap şöyle bitseydi, Isa da geçmişte yaşadığı büyük bir travmadan ötürü çoklu kişilik bozukluğ olsaydı ve diğer üç kadın aslında Isa'nın birer kişiliği olsaydı, ve hatta Isa'nın sürekli yanında gezdirdiği bebeği bile gerçek olmasaydı... İşte o zaman hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan biri olarak yerini alabilirdi Yalan Oyunu. Ama bu sonla bana çok kuru geldi :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcı sayılır. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak fena değil. 

Final puanı: 3.75

26 Mayıs 2019 Pazar

Teftiş

Kitap Adı: Teftiş
Özgün Adı: Inspection
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
Baskı Yılı: 2019


Teftiş, Malerman'ın sessiz sedasız çıkan yeni kitabı :D Bu aralar ilham geldi herhalde, üst üste kitapları çıkıyor :D Bu kitapta yine bambaşka bir şey yazmış Malerman, çok ilginç bir deneyi okuyoruz.

Evli bir çift, Richard ve Marlyn zihinleri hiçbir şeyle bulanmamış, olağanüstü zeki ve yetenekli bilim insanları yetiştirmek için bir deney yapıyor. Erkek ve kız çocukları birbirlerinden habersiz olarak yetiştiriyorlar. On ikişer çocuk ormanın içinde iki ayrı kulede bebekliklerinden itibaren büyütülüyor. Yani erkek çocuklar kadın diye bir şeyin varlığından tamamen habersiz. Kızlar da aynı şekilde erkek diye bir kelime bile duymamışlar hayatları boyunca. Deneyi yapanlar karşı cinsin dikkat dağıttığını söylüyor ve bu karşı cinsin varlığı bilinmezse çocukların zihinsel potansiyellerini tam olarak açığa çıkarabileceklerine inanıyor. 


Ancak çocuklar 11-12 yaşına gelmeye başladıklarında ergenlik yavaş yavaş baş gösterdiği için bu döneme "Hassas Yıllar" diyorlar ve bu dönem için endişeliler. Çünkü hormonların da etkisiyle çocukların isyan edebileceklerini düşünüyorlar. Biz de bu süreçte olanları okuyoruz.

Kitabı çok uzun bir sürede okudum, bir anlamda reading slumpa girdim ama bunun kitapla hiç alakası yok. Çünkü gerçekten güzel bir kitaptı. Yazar Carol Gömülmeden ile kaybettiği imajını yeniden toparladı bu kitapla benim için :D Okurken gerçekten merak ettim, acaba bu deney gerçekten yapılabilse nasıl olur diye. Size de okumanızı tavsiye ederim kesinlikle.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcı denilebilir. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak da güzel. 

Final puanı: 4.5

3 Mart 2019 Pazar

Carol Gömülmeden

Kitap Adı: Carol Gömülmeden
Özgün Adı: Unbury Carol
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2019


Carol Gömülmeden Josh Malerman'ın en yeni kitabı. Ve ben ilk kez bir Malerman kitabı için pek de olumlu olmayan bir yorum gireceğim galiba. Hazır mısınız? :D

Önce biraz konudan bahsedeyim. Carol'ın bir problemi var. Bazı zamanlarda bir tür atak geçiriyor. Koma diyorlar buna. O anlarda kalp atışı çok yavaşlıyor, neredeyse hiç nefes almıyor. Yani durumu bilmeyen biri tarafından kolaylıkla öldüğü sanılacak bir halde oluyor. Ve bu koma halindeyken de sonsuz bir düşme yaşıyor. Bu hal bazen günler sürüyor ve Carol sadece düşüyor. Nerede olduğunu, neden düştüğünü falan hiç bilmiyor. 

Carol yine bu komalardan birine girdiğinde kocası önceden planladığı üzere karısının gerçekten öldüğünü ilan ediyor ve Carol tekrar uyanmadan apar topar bir cenaze düzenlemeye çalışıyor. Çünkü Carol öldükten sonra bütün serveti ona kalacak. Carol'ın durumunu kocasından başka bilen tek kişi eski sevgilisi James Moxie. Cenaze haberini alınca da Carol gömülmeden yola koyulup onu kurtarmak istiyor.


Buraya kadar her şey çok güzel. Bence konu çok ilgi çekici. Ama sorun James'in geçtiği yolda aslında. Mesele James'in Carol'a ulaşmasından ibaret ama yolda o kadar çok insan görüyoruz, o kadar çok şey oluyor ki bir türlü sadede gelemiyor kitap. Odağın esas konudan bu kadar fazla kopması benim hiç hoşuma gitmedi. O yüzden okurken gerçekten çok sıkıldım. Malerman neden böyle yapmış bilmiyorum ama adeta konuyu bölercesine sürekli giren yan karakter ve olaylar gerçekten hiç umurumda olamadı :D Onlar yerine, Carol'ın komaya girdiğinde gittiği yeri çok merak ettim mesela. Malerman'ın bu ucu açık bırakma olayını diğer kitaplarında, özellikle Kafes'te çok sevmiş olmama rağmen bu kitapta hoşuma gitmedi. 

Sonuç olarak güzel konu ama oldukça sıkıcı bir kurgu diyorum. Siz okurken benim kadar sıkılır mısınız bilemem. Bir Malerman kitabına karşı önyargı geliştirmenizi de istemiyorum, çünkü kendisini çok severim. O yüzden daha önce söylediğim bir şeyi tekrar hatırlatayım: Son zamanlarda çok huysuzum ve okuduğum her şeye burun kıvırıyorum :D 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Meeeh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Gerçekten sıkıldım. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 1/5
İlk başta ehh idare eder diyordum ama olayları "unbury" ifadesine daha sadık kalınmalıydı bence :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak güzel. 

Final puanı: 2.45

26 Aralık 2018 Çarşamba

Uzaktan Kumandalı Kız

Kitap Adı: Uzaktan Kumandalı Kız
Özgün Adı: The Girl Who was Plugged in
Kitap Yazarı: James Tiptree Jr.
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 72
Baskı Yılı: 2018


İthaki'nin bilimkurgu klasikleri serisini büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Uzaktan Kumandalı Kız da bu serinin yeni çıkanlarından. Kısa olduğu için bir çırpıda okurum diyerek elime almıştım geçenlerde.

Konusu aslında çok güzel. Ürünün nasıl kullanılacağını anlatan basit videolar dışında bir tüketiciyi ürünü almaya teşvik edecek her türlü reklamın yasaklandığı bir dünyayı okuyoruz. Ama şirketler tabii ki bunun için farklı yollar deniyorlar. Kendi yarattıkları ikonik insanların hayatlarına bir anlamda ürün yerleştirme yapıyorlar.

Bu kapsamda da vücudu deforme olmuş P. Burke, kendini Delphi ismindeki bu reklam yüzünün vücudunda buluyor. P. Burke bir kapsüle sokuluyor ve o kapsülün içinden Delphi'yi kontrol ediyor, onun hayatını yaşamaya başlıyor. Ve sonra bir şeyler oluyor işte :D


Dediğim gibi konuyu gerçekten çok sevdim ama yazarın üslubunu sevemedim. Ben böyle okuyucuyla sohbet havasında, araya girip bölen yazım tarzlarını sevmiyorum. O yüzden yazarın dili bu anlamda hoşuma gitmedi. Bir de kitap çok kısa. Bu kadar güzel bir konuyu işlemek için asla yeterli değil sayfa sayısı. O yüzden de pek keyif alamadım okurken.

Kitabın başında Ursula K. Le Guin'in bir giriş yazısı var ve burada yazarın aslında kadın olduğundan ve çeşitli sebepler yüzünden erkek takma adıyla yazdığından bahsediyor. Bunu bilmiyordum ve okuyunca çok şaşırdım. 

Sonuç olarak böyle kısacık bir kitaptı işte. Daha çok sevebilmeyi isterdim ama ortalama oldu benim için :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ortalamaydı :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Kısalığına rağmen çok akıcı değildi benim için. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Üzgünüm :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak fena değil. 

Final puanı: 2.85

22 Aralık 2018 Cumartesi

Kafes

Kitap Adı: Kafes
Özgün Adı: Bird Box
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 330
Baskı Yılı: 2015


Ben Kafes'i aslında bundan 3 yıl önce, ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. Ve çok sevmiştim. Kitap birçok eleştiri alsa da o eleştirdikleri şey kitabı bu kadar güzel yapan şey olmuştu aslında benim için. Şimdi filmi çıkacağı için tekrar okudum ve yine aynı şeyleri düşünüyorum.

Kitap bize bir kıyamet sonrası kurgusu sunuyor diyebiliriz. Başlangıçta her şey yolunda ama sonra dünyanın çeşitli yerlerinden haberler gelmeye başlıyor. İnsanlar bir şey görüyor ve o anda adeta delirerek kendini öldürüyor. Bu vakalar ilerledikçe hayatta kalanlar artık evlerinden bile çıkmıyor. Pencereler kalın yorganlarla, tahtalarla kapatılıyor. 

Malorie'yi de bu olayların patlamasından 4 yıl sonrasına denk gelen bir zamanda görüyoruz. Yanında bir kız ve bir erkek çocuk var. Bir evde tek başlarına yaşıyorlar. Ve bir gün Malorie artık karar veriyor, çocukları da alıp bir kayıkla uzun bir nehri geçecekler. Varacakları yerde önceden kontak kurduğu bir yardım merkezi ve pek çok insan var. Kitap boyunca arada flashbacklerle geriye dönsek de çoğunlukla nehri geçiş süreçlerini okuyoruz. 


Bana göre bu kitabı bu kadar güzel kılan, dışarıdaki o "şey"lerin ne olduğunu asla bilmiyor oluşumuz. Yazar bununla ilgili hiçbir şey söylemiyor, bize onları hiç göstermiyor. Gösterseydi, o şeye bir vücut verseydi çok sıradan bir kurgu olurdu bence. Kitaptaki gerilimi arttıran tam da burnumuzun dibindeki o tehlikeyi göremiyor oluşumuz. Çünkü ne olduğunu bilmediğiniz bir şeyle savaşamazsınız, ona karşı koyamaz ondan kurtulamazsınız.

Bu yazıyı yazdıktan sonra oturup filmi izleyeceğim. Filmle ilgili hem iyi hem de kötü yorumlar gördüm, bakalım bana nasıl gelecek. Ama kitabı muhakkak okumalısınız, Kronik Okur tavsiyesi :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Ben çok beğeniyorum kurguyu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet akıcı bence. İlk kez okuyorsanız daha büyük merakla okunuyor. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Çeviride hassasım biliyorsunuz :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak da güzel ya :D

Final puanı: 4.9

2 Kasım 2018 Cuma

Roverandom

Kitap Adı: Roverandom
Özgün Adı: Roverandom
Kitap Yazarı: J.R.R. Tolkien
Çeviren: Niran Elçi

Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 184
Baskı Yılı: 2017

Tolkien benim pek yakın hissedemediğim yazarlardan biri. Üç dört yıl önce Yüzüklerin Efendisi'ni okuma girişiminde bulunmuş ama çok sıkılıp bırakmıştım. O zamandan beri de başka bir kitabını okumadım. Ama Roverandom'ın Tolkien'in oğluna yazdığı bir masal olduğunu öğrendiğimden beri merak ediyordum. 

Kitap, Rover adındaki bir köpeğin bir sihirbaz tarafından oyuncağa dönüştürülmesi ve sonra başından geçenleri anlatıyor bize. Tolkien'in oğlu oyuncak köpeğini kaybettikten sonra çok üzüldüğü için onu teselli edebilmek adına anlatmaya başlamış bu masalı Tolkien. Sonra birçok kez düzenlemeden geçmiş, geliştirilmiş ve en sonunda yayınlanmış.


Güzel bir hikayeydi evet ama hayran oldum, bayılım da diyemem. Ama kurgudan öte, bir babanın çocuğu için böyle bir şey yapması kesinlikle hayran olunası. Düşünsenize babanız koskoca Tolkien ve sırf siz oyuncağınızı kaybettiniz diye size özel bir hikaye yazıyor! 

Sonuç olarak çocuğunuzu, küçük kardeşinizi falan alıp birkaç akşam uykudan önce birlikte okunabilecek tatlı bir kitap olmuş bence. Bir yetişkin olarak size de okumanız için öneririm tabii :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet akıcıydı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 5/5
E bir zahmet :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak güzel ya :D 

Final puanı: 4,15

1 Temmuz 2018 Pazar

Uykulu Kuytu Söylencesi

Kitap Adı: Uykulu Kuytu Söylencesi
Özgün Adı: Legend of Sleepy Hallow and Selected Stories
Kitap Yazarı: Washington Irving
Çeviren: Nagihan Çakır

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 120
Baskı Yılı: 2018

İthaki Yayınları, bir süre önce Karanlık Kitaplık adında bir kitap dizi çıkarmaya başladı. Ben de görür görmez hayran oldum ve bu diziyi takip etmeye başladım. Uykulu Kuytu Söylencesi de bu dizinin ikinci kitabı sanırım. 

Geçenlerde hızlıca okuyabileceğim bir şey ararken elime aldım kitabı. Yazarla da yeni tanışıyorum, daha önce adını bile duymamıştım doğrusu :D Kitap, kendisine adını veren Uykulu Kuytu Söylencesi'ne ek olarak 6 öykü daha barındırıyor. Ama gelin görün ki 7 öykünün hiçbirinden en ufak bir keyif bile alamadım. Okurken inanılmaz sıkıldım, kitabın vermesi gereken o gerginliği, o gotik havayı falan asla hissedemedim. Öykülerin hiçbiri kılımı bile kıpırdatamadı.



120 sayfalık kısacık bir öykü kitabı, o yüzden söyleyecek daha fazla bir şey bulamıyorum. Ama Karanlık Kitap dizisini inanılmaz bir merakla takip etmeye devam edeceğim. Şu an elimde olmayan bir kitap daha var. Biraz daha çoğaldığında toplu almayı düşünüyorum :D Hem bu kitaba hem de genel olarak seriye bakmanızı tavsiye ederim. Gotik edebiyat seviyorsanız bu kitabı da benden daha fazla sevebilirsiniz belki :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Yazar gotik edebiyatın önemli isimlerinden biri olarak geçiyor, kurgusunu değerlendirmek haddime değil ama okurken hissettiklerime göre puan veriyorum :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 1/5
Sıkıntıdan öldüğüm için düşük vereceğim, üzgünüm :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Selected Stories'den puan kıracak kadar takıntılıyım bu konuda :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak güzel, dizi olarak da harika duracaklar bir arada :D

Final puanı: 2,05

24 Mart 2018 Cumartesi

Ağrı Dağı

Kitap Adı: Ağrı Dağı
Özgün Adı: Ararat
Kitap Yazarı: Christopher Golden
Çeviren: Cihan Karamancı

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 320
Baskı Yılı: 2018

Ağrı Dağı'nı ilk gördüğüm andan beri okumak için gerçekten çok heyecanlıydım. Kitap da bu heyecanımı hiç karşılıksız bırakmadı, çok güzel bir hikaye verdi bana. Bu kitabı görene kadar Nuh'un gemisi ile ilgili bir kurgu okumak aklımın ucundan bile geçmezdi ama kitabı görünce de "evet ya, harika bir konu! Neden daha önce yazılmamış ki?" falan dedim :D

Kitabı bitirdikten sonra Nuh tufanı ile ilgili biraz daha araştırma yaptım. İnternet tonlarca bilgiyle dolu çünkü bu olay insanlık tarihinin paylaştığı en popüler anlatılardan biri olabilir. 3 semavi dinde, 3 kutsal kitapta anlatılmasının yanında Sümerler'e Babiller'e kadar dayanan, Gılgamış Destanı'nda bile kendine yer bulan bir olay.

İşin daha da garibi, Tevrat'ta bu geminin tufan sonrasında Ararat Dağı'na, yani Türkçe'ye Ağrı Dağı olarak çevirdiğimiz yere oturduğu yazıyor. Tabii uzmanlar birçok açıdan bunun bizim Ağrı Dağı olamayacağına kanaat getirmiş sonradan. 



Diğer tarafta bu olayın tamamını sorgulayanlar da var. Yaşanan sel baskınının binlerce fit yüksekliklere çıkmasının imkansız olması, o dönemde böyle bir sele dayanabilecek bir geminin inşası, o kadar yükseğe çıkılsa bile o basınç seviyesinde insanların hayatta kalamayacağı, her canlı türünün gemiye alınması... Bunlar yıllardır süregelen tartışma konularından sadece bazıları.

Bu tartışmaları kitapta da görüyoruz tabii ki. Meryem ve Adam, iki maceraperest tırmanıcı. Ağrı Dağı'nda yaşanan bir çığdan sonra daha önce orada olmayan bir açıklık keşfedildiğini haber alıyor. Bunun Nuh'un Gemisi olabileceğini düşündükleri için dağa tırmanan ilk ekip olmak üzere hemen yola koyuluyorlar. Fakat gemiye ulaştıklarında dehşet verici şeyler olduğu ortaya çıkıyor. Gemide gizemli bir tabut ve diğerlerinden daha az deforme olmuş bir ceset buluyorlar. Üstelik bu ceset tam oalrak insan formunda da değil.

Kitabı okurken gerçekten büyük bir heyecan yaşadım. Neler olduğunu çözebilmek için kendimi kemirdim :D Kitap boyunca  devam eden "binlerce yıllık sırlar bazen hiç açığa çıkmamalıdır." tadında gergin bir hava çok hoşuma gitti. Olaylar Türkiye'de geçtiği için Türk yetkililer falan görmek de ayrı bir keyifti benim için. Her şeyiyle çok güzel bir kitaptı benim için, mutlaka okumalısınız diyorum! :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Konuyu çok beğendim.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Güzeldi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Birkaç şeye takıldım ama bu benim ekstra hassasiyetimden dolayı olabilir :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Ararat!

Güzel kapak (%5): 4/5
Kapak film kapağı gibi değil mi? Bir filmi falan mı var diye baktım hatta :D

Final puanı: 4,5

21 Şubat 2018 Çarşamba

Artemis

Kitap Adı: Artemis
Özgün Adı: Artemis
Kitap Yazarı: Andy Weir
Çeviren: Emre Aygün

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 341
Baskı Yılı: 2018

Sonunda tekrar Andy Weir okuyabiliyoruz! Marslı ile birlikte bu yazara hayran olmayan kaldı mı? :D Bu sefer de Ay'da geçen bir macera okuyoruz. Üstelik karakter Suudi Arabistanlı bir kadın! Yazar neden böyle bir şey yapmış bilmiyorum ama Jasmine Bashara da en az Mark Watney kadar kafa biri :D Yine yazarın o esprileri, argo dili falan bu kitapta da mevcut ve okurken gerçekten çok eğlendim :D

Ayrıca karakter ve babası müslüman olduğu için kitap boyunca müslümanlıkla ilgili ilginç detaylar görüyorsunuz. Bu beni şaşırttı, yazar epey araştırma yapmış diye düşündüm. Zaten kitabın sonunda da bir arkadaşına bunun için teşekkü ediyor :D

Jasmine, ya da Jazz, 6 yaşında babasıyla birlikte Ay'daki Artemis kentine gelmiş. Taşımacılık yapıyor, kurye gibi bir şey. Kazandığı üç kuruş parayla tabut kadar bir odada yaşıyor ve en büyük hayali zengin olmak. Bir gün kendisine büyük bir iş karşılığında inanılmaz bir para teklif ediliyor. İş biraz yasadışı tabii ve çok da tehlikeli. Biz de Jazz'in başından geçenleri okuyoruz büyük bir heyecanla.



Ben Weir'ın kitaplarında Emre Aygün'ün çevirisini epey seviyorum. Argoları falan güzel çeviriyor bence, yazarın o dilini korumayı başarıyor. Ama bu kitapta birkaç şey dikkatimi çekti. Bayağı kelimesinin ısrarla yanlış yazılması ve sondaki teşekkür yazısında "agent" kelimesinin temsilci falan yerine ajan diye çevrilmesi şaşırtıcıydı benim için :D

Ben Andy Weir okumayı gerçekten çok seviyorum. O yüzden okumadıysanız Marslı'yı da Artemis'i de şiddetle öneririm. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok eğlendim okurken :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çeviriyle ilgili yukarıda bahsettim. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Artemis zaten :D

Güzel kapak (%5): 4/5
Güzel, fena değil :D

Final puanı: 4,9

20 Şubat 2018 Salı

Yeryüzü Müzesi

Kitap Adı: Yeryüzü Müzesi
Kitap Yazarı: Bilimkurgu Kulübü
Yayınevi: İthaki 

Sayfa Sayısı: 307
Baskı Yılı: 2018


Yeryüzü Müzesi, bir öykü derlemesi. 18 farklı Türk yazardan 18 bilimkurgu öyküsü. Bu kitabı geldiği andan beri çok merak ediyordum çünkü Türk yazarların elinden çıkmış bilimkurgular okumak inanılmaz heyecan verici! Gerçekten de İstanbul'da, Ankara'da geçen öyküler okudum. Kızılay meydanında falan geçen bir bilimkurgu!

İçlerinden en sevdiğim kesinlikle İsmail Yamanol'un öyküsü İlk Temas oldu. Her zaman derim ya ben ters köşeleri çok seviyorum diye, bu yazar 15 sayfa içinde öyle bir ters köşe yaptı ki ağzım açık kaldı! Böyle bir süre şaşkınlıkla kitaba bakakaldım yani :D



Bunun dışında sevmediğim öyküler de mevcuttu tabii. Ama birçok kurgunun gerçekten geliştirilse çok iyi yerlere geleceğini de düşündüm. Çok güzel kalemler, çok güzel hayal dünyaları gördüm ben bu kitapta. 

Nasıl başardılar bilmiyorum ama kitabın arkasında Ursula K. Le Guin'in ufak bir övgü yazısı da var. Bilimkurgunun devleşmiş ismi, bizim yazarlarımız tarafından oluşturulmuş hikayelere yorum yapmış! Bilimkurgu okumayı seviyorsanız bu kitaba da mutlaka şans vermelisiniz. Okurken çok keyif alacağınıza eminim :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Birçok hikayeden oluştuğu için genel fikrimi oyluyorum :D

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5
Yukarıdakiyle aynı şekilde :D

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapak çok güzel ya, o devre gibi şeylerin kabartmalı olması da çok iyi olmuş :D


Final puanı: 4,1