On8 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
On8 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2016 Pazartesi

Abislerin Çağrısı (La triolige des Abîmes, #3)

Kitap Adı: Abislerin Çağrısı
Özgün Adı: L'appel des Abîmes
Kitap Yazarı: Danielle Martinigol
Çeviren: Azade Aslan
Yayınevi: On8
Sayfa Sayısı: 210
Baskı Yılı: 2014

100Dünya serisi bitti. Abis fikrine resmen aşık olduğum ama onun dışındaki dünyaya çok alışamadığım bir seri oldu benim için. Bir de her kitap bir öncekinden 10 yıl falan sonrasını anlattığı için her kitapta yeni karakterler falan, zor oldu :D Ama kitaplar çok kolay okunuyor, hepsi birer günde bitebilecek kitaplardı.

Bu kitapların konularını anlatmakta gerçekten başarısızım, çünkü öyle üç beş cümleyle anlatılacak konuları yok bence :D Bir kere yazar size galaksiler ötesi bir dünya sunuyor, kurgu falan da çok geniş. O yüzden bu inceleme yazıları da çok kısa oluyor :D



Bu kitapta yine Abislerle ilgili yeni şeyler öğrendik ve daha da güzeldi. Yani bu kadar harika bir şey nasıl daha harika olabilir inanamadım ama olmuş işte :D Bilmiyorum ya, artık anlamışsınızdır ben bu fikri çok çok çok beğendim :D

Bu kadar sanırım. Bu seriyi okuduğum için kesinlikle memnunum. Abislerle tanıştığım için çok memnunum. Her zaman aklımın bir köşesinde kalacaklar ve bir gün gerçek olabilmelerini isteyip duracağım :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Kısa oldukları için çok kolay okunabiliyorlar. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
İlk iki isim orijinal değildi ama bu öyle :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Fena değil. 

Final puanı: 4,55


29 Şubat 2016 Pazartesi

Başkadeniz'e Dönüş (La triolige des Abîmes, #2)

Kitap Adı: Başkadeniz'e Dönüş
Özgün Adı: L'envol de l'Abîme
Kitap Yazarı: Danielle Martinigol
Çeviren: Azade Aslan
Yayınevi: On8
Sayfa Sayısı: 192
Baskı Yılı: 2014


Arayı çok açmadan Abislere yeniden kavuştum :D Kitaplar kısacık zaten, bir çırpıda okunuyor. Bu ara kitap olduğu için ne yazabilirim hiç bilmiyorum.

Bu ikinci kitap olduğu için yazıda spoiler olacaktır. Ama bu spoilerları çaktırmadan vermeye çalışacağım :D Kitapları okumadan ne demek istediğimi anlayamayacaksınız yani :D Böyle değişik bir şey deniyorum, hadi bakalım :D



İlk kitapta Abislerin aslında ne olduğunu ve incilerini nasıl seçtiklerini öğrenmiştik. Orada ufak bir osmoz sahnesi görmüştük ama bu kitapta daha güzeli var. Çok etkileyiciydi. Böylesi bir bağlılık, böyle bir sevgi gerçekten çok güzel. Tekrar ediyorum, insanoğlunun günün birinde böyle bir ortaklığa sahip olabilmesini her şeyden çok isterim :D

Ben Abislere hayranlığımdan hikayenin geri kalanına çok odaklanamıyorum ama çok güzel bir dünya da var. Dünya dışında yaşam, uzayda kolonileşme falan, bayılırım ben bu konulara :D Neyse, bu yazı bu kadar olacak sanırım. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Abislerin dünyasına daha yakından bakabildiğim için çok mutluyum. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Bu kitap ilkine göre daha kolay okundu. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Seride nedense gerçek isimler kullanılmamış. Bu kitabın gerçek adı Abisin Uçuşu. 

Güzel kapak (%5): 4/5 
Şu çocuğun yüzü olmasa daha güzel :D

Final puanı: 4,45


21 Şubat 2016 Pazar

100Dünya'nın Gizli Yüzü (La trilogie des Abîmes, #1)

Kitap Adı: 100Dünya'nın Gizli Yüzü
Özgün Adı: Les Abîmes d'Autremer
Kitap Yazarı: Danielle Martinigol
Çeviren: Azade Aslan
Yayınevi: On8
Sayfa Sayısı: 190
Baskı Yılı: 2014


Ben 100Dünya serisini taaa Kasım'da fuardan almıştım ama bir türlü başlamak fırsat olmamıştı. Sonra dün dedim ki başlıyorum artık. Başlarda biraz üzüldüm doğrusu, çünkü kitabı seçmeyecek ve seriye devam etmeyecekmişim gibi geldi. 

Böyle düşünmeme okuyanlar hak verir bence. Çünkü kitaba zaten bir karmaşanın ortasından giriyorsunuz. Çok değişik bir dünya, çok fazla yeni şey var. Doğrusu bitirdiğimde bile hala kurulan evrenle ilgili çok az şey bildiğimi düşünüyorum. 

Ama kitabın ortalarına doğru Abisler ile tanıştım. ABİSLER. O kadar güzel bir fikir ki! Gerçekten hayran oldum. Tam olarak ne olduklarını söyleyemem, hem spoiler olur hem de bunu okuyarak anlamanız çok daha güzel olur. Gerçekten insanoğlunun böyle bir şeye sahip olabilmesini canı gönülden isterim. Çok beğendim be! :D



Tam olarak dünyaya falan hakim olamadığım için konusunu nasıl anlatırım bilmiyorum. O yüzden arka kapak yazısını paylaşayım: 

Uzak gelecekte, uzay-zamanı katlamayı başaran insan ırkı Dünya'yı aşmış, galaksinin dört bir yanına dağılmış; bilindik hırsları, tanıdık emelleri ve benzer siyasi yapılarıyla varlığını sürdürüyor. Birbirinden binlerce ışıkyılı uzaklıktaki gezegenlerin oluşturduğu "100Dünya Konfederasyonu" adlı bu yeni düzende, Dünya'dan da mavi, gizemli bir okyanus-gezegen dikkati çekiyor: Başkadeniz. Konfederasyonun en genç gazetecilerinden, Agoralı Sandiane Ravna objektifini bu ketum gezegenin sırlarına çevirdi bile. Bilmediğiyse, gerçekleri öğrenmekle onları medyada paylaşmak arasında çok hassas bir denge olduğu... 

İnsanın doğa üzerindeki egemenliğine bir sınır çizmek mümkün mü? Buluşlar ve keşiflerle bugünlere gelen insanın "merak" duygusunu esas harekete geçiren nedir? Bilgilenme ve haber alma hakkı yaşam hakkının önüne geçtiğinde, en büyük zararı kim görür? 


Ben kitabı beğendim gerçekten ve devamında neler olacağını da merak ediyorum. Sanırım araya bir kitap alacağım ama seriyi okumaya devam! Bir kitapta bir yerlerde 21. yüzyılın sonlarında Akdeniz'in tamamının yaşanan büyük kuraklık nedeniyle kuruduğunu söylüyorlar. Neden bilemiyorum ama bunu çok beğendim ve etkilendim. Ben böyle teorileri severim :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Abisler bile tek başına yeter bence ama uzay kolonilerini de çok severim :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Ya kitabın akıcılığında bir problem vardı bence. Boyutuna bakıp daha hızlı okunacağını düşünmüştüm ama sanki öyle olmadı.   

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Kitabın gerçek adı Başkadeniz'in Uçurumları gibi bir şey oluyor.  Ya da "Abîmes" Abisler oluyor, emin olamadım. Evet öyle oluyorlar :D O zaman Başkadeniz'in Abisleri. 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapaklar çok güzel, ben beğendim. 

Final puanı: 4,05

7 Haziran 2015 Pazar

İhanet Altını (Predator Cities, #2)

Kitap Adı: İhanet Altını
Özgün Adı: Predator's Gold

Kitap Yazarı: Philip Reeve
Çeviren: Müren Beykan & Fulya Yavuz
Yayınevi: On8
Sayfa Sayısı: 366
Baskı Yılı: 2014


"Hester elini boynuna götürmeye çabaladı; ama ilaç etkisini çok çabuk gösteriyordu, kol ve bacakları artık itaat etmez olmuştu. Bağırmaya uğraştıysa da, baykuş ötüşü gibi bir ses çıkarabildi yalnızca. İleriye doğru bir adım attı, düştü; yüzü, adamın çizmelerinin dört beş santim yakınına geldi. Adamın, "Çok üzgünüm," dediğini duydu; sesi titrek ve uzaktı."

Olaylı seri Yürüyen Kentler'in ikinci kitabıyla karşınızdayım :D Birinci kitabın vlogunun altına bu kitap için video çekmeyeceğimi yazmıştım. Gerek yok gerçekten, kitabı beğenmedim işte. Söyleyecek bir şey yok :D

İlk kitabın sonunda büyük bir olay oluyordu, onunla ilgili bile detay yok ya. Bu adam inanılmaz :D Enfes bir konuyu berbat etti bıraktı :D Doğrusu, bu kitap biterken merak ettirerek bitti. Acaba ne olacak diye düşünmüyor değilim ama onu da yarım yamalak öğrenebilmek için iki kitabı da okumam lazım. Onun için de vakit harcayamam, elimde okunmayı bekleyen harika kitaplar var.



Bu kitapta da kovalamaca falan devam ediyor işte, şehirler birbirini yiyor falan filan :D Acayip sıkıcı ya, baya sıkıcı :D Bu kitap da iki tane ödül almış, ama neye almış inanın bilmiyorum. Kitabı bitireli bir hafta oldu. Seri o kadar sıkıcı ki artık konuyu falan da çok hatırlayamıyorum. Beynim ikinci kitapta okuduklarımı kaydetme zahmetine bile girmemiş :D

Öyle işte, bu kitap bu kadar. Seriyi çok sevenler de var. O yüzden yine de bir şans verin derim. Belki siz de çok sevebilirsiniz.


Özgün konu ve kurgu (%35): 3/5
Kurgu hala olmamış.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5 
Bu kitap daha sıkıcıydı sanki. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çevirisi iyi, en azından onda bir problem yok :D

Orijinal isim (%10): 1/5
Altın'dan yakalamışlar mı biraz? :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapakları seviyorum ben, kapaklara laf yok.

Final puanı: 2,5

5 Haziran 2015 Cuma

Yürüyen Kentler (Predator Cities, #1)

Kitap Adı: Yürüyen Kentler
Özgün Adı: Mortal Engines

Kitap Yazarı: Philip Reeve
Çeviren: Müren Beykan & Fulya Yavuz
Yayınevi: On8
Sayfa Sayısı: 351
Baskı Yılı: 2014


Uzak gelecekte, 60 Dakika Savaşları'nın sonrasında bildiğimiz dünyadan eser kalmamıştı. Tekerlekler üstünde "yürüyen" Londra kenti, eski Kuzey Denizi'nin kurumuş yatağı boyunca, küçük kentleri kovalıyordu. Tarihçiler Loncası'nda Üçüncü Sınıf Çırak Tom, kızına âşık olduğu baştarihçinin canını kurtarmaya çabalarken, kendini suikastçı Hester'la birlikte, mahvedilmiş bir dünyada, acımasız bir düzende var olma savaşının içinde buldu... 

Selam, 

Yeni vlog geldi. Genelde beğenilen ama benim hiç beğenmediğim Yürüyen Kentler hem de :D Videoda yine puanını söylemeyi unuttum, o yüzden aşağıda :D İyi seyirler! 



Özgün konu ve kurgu (%35): 3/5
Konu çok iyi ama kurgu sıkıcı

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5 
Ne akıcı ne değil

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviri falan iyiydi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Orijinal isimden eser yok :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Orijinal kapağa göre bu kapaklar çok iyi.

Final puanı: 2,85

2 Aralık 2014 Salı

Bağlantı

Bağlantı'yı özledim. 
İlk ne zaman yerleştirildiğini bilmiyorum. Belki bundan elli ya da yüz kıl kadar falan öncedir. Ondan önce, insanlar ellerini ve gözlerini kullanmak zorunda kalıyorlarmış. Bilgisayarlar, bedenlerinin dışındaymış. Dışarı çıkarken bilgisayarlarını da yanlarına alıyorlarmış, tıpkı akciğerlerinizi bir çantanın içine koyup da nefes almaları için açık havaya çıkarır gibi.
Kitap Adı: Bağlantı
Özgün Adı: Feed
Kitap Yazarı: M. T. Anderson
Çeviren: Ali Ünal
Yayınevi: On8
Sayfa Sayısı: 286
Baskı Yılı: 2011

Bulutların yok olduğu, onların yerine oksijen üreten fabrikaların aldığı bir gelecek. İnsanlar, beyinlerindeki bilgisayarla yönlendiriliyor, eğitiliyor, kumanda ediliyorlar. Tüm kontrol şirketlerin elinde. Tüm dünya büyük bir alışveriş merkezi. 



Öncelikle kitap beklentimi karşılamadı. Yani kapak görseli ve en üstte de paylaşmış olduğum arka kapak yazısı yüzünden çok çok daha güzel bir kurgu bekliyordum. Bir kere kitap net değil. Ben yeni bir dünyaya girdiğimde o dünyadaki her şeyin açık olmasını isterim. Doğal olarak bunun tek yolu da yazarın hikayeye özgü kullandığı kavramları bir yerlerde açıklaması. Öyle lap diye atıp bırakınca ben bu durumdan hoşlanmıyorum.

Örneğin, hikaye boyunca okul, bulut ve gerçek kelimelerinin üstünde Ticaret Markası ( ) simgesi var. Bunlar nasıl ticarişlemiş ya da ticarileşince ne olmuş bilmiyoruz.  Ya da bir 'arızaya geçme' olayı var, bunun da ne olduğunu tam olarak anlayabilmiş değilim.

Genel olarak hikaye şu: Gelecekte bir zamanda insanların beyinlerine bilgisayarlar yerleştiriliyor. Ve bu bilgisayar tüm vücut sisteminizle, beyninizle bütünleşerek çalışıyor. Siz bir yere baktığınızda o yerin adını söylüyor ya da o şeyle ilgili reklamlar geçmeye başlıyor. Sohbet için artık konuşmaya ihtiyaç yok, çünkü Bağlantı sayesinde herhangi birine sohbet açarak düşünce gücüyle yazışabilirsiniz. Bu o kadar doğal bir şey ki kağıda falan yazmak çok garip karşılanıyor.

"Şey mi yazıyorsun... şey falan?"
"Yok, öykü gibi şeyler değil. Sadece arada bir gördüğüm şeyleri yazıyorum."
"Kağıda."
"Evet."


Kitap aslında güzel bir distopya. Tam benim tarzım bir kitap, ben hep böyle şeyler okurum. Ama dediğim gibi bu hikaye benim için biraz bulanıktı. Ve tabiki kitabın adı Bağlantı falan değil, kitabın adı Feed yani besleme. Kitapların orjinal adları korunana kadar bu savaşı vermeye devam edeceğim :D

Kitaba puanım: B-