Josh Malerman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Josh Malerman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2019 Pazar

Teftiş

Kitap Adı: Teftiş
Özgün Adı: Inspection
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki Yayınları
Sayfa Sayısı: 440
Baskı Yılı: 2019


Teftiş, Malerman'ın sessiz sedasız çıkan yeni kitabı :D Bu aralar ilham geldi herhalde, üst üste kitapları çıkıyor :D Bu kitapta yine bambaşka bir şey yazmış Malerman, çok ilginç bir deneyi okuyoruz.

Evli bir çift, Richard ve Marlyn zihinleri hiçbir şeyle bulanmamış, olağanüstü zeki ve yetenekli bilim insanları yetiştirmek için bir deney yapıyor. Erkek ve kız çocukları birbirlerinden habersiz olarak yetiştiriyorlar. On ikişer çocuk ormanın içinde iki ayrı kulede bebekliklerinden itibaren büyütülüyor. Yani erkek çocuklar kadın diye bir şeyin varlığından tamamen habersiz. Kızlar da aynı şekilde erkek diye bir kelime bile duymamışlar hayatları boyunca. Deneyi yapanlar karşı cinsin dikkat dağıttığını söylüyor ve bu karşı cinsin varlığı bilinmezse çocukların zihinsel potansiyellerini tam olarak açığa çıkarabileceklerine inanıyor. 


Ancak çocuklar 11-12 yaşına gelmeye başladıklarında ergenlik yavaş yavaş baş gösterdiği için bu döneme "Hassas Yıllar" diyorlar ve bu dönem için endişeliler. Çünkü hormonların da etkisiyle çocukların isyan edebileceklerini düşünüyorlar. Biz de bu süreçte olanları okuyoruz.

Kitabı çok uzun bir sürede okudum, bir anlamda reading slumpa girdim ama bunun kitapla hiç alakası yok. Çünkü gerçekten güzel bir kitaptı. Yazar Carol Gömülmeden ile kaybettiği imajını yeniden toparladı bu kitapla benim için :D Okurken gerçekten merak ettim, acaba bu deney gerçekten yapılabilse nasıl olur diye. Size de okumanızı tavsiye ederim kesinlikle.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcı denilebilir. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak da güzel. 

Final puanı: 4.5

3 Mart 2019 Pazar

Carol Gömülmeden

Kitap Adı: Carol Gömülmeden
Özgün Adı: Unbury Carol
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2019


Carol Gömülmeden Josh Malerman'ın en yeni kitabı. Ve ben ilk kez bir Malerman kitabı için pek de olumlu olmayan bir yorum gireceğim galiba. Hazır mısınız? :D

Önce biraz konudan bahsedeyim. Carol'ın bir problemi var. Bazı zamanlarda bir tür atak geçiriyor. Koma diyorlar buna. O anlarda kalp atışı çok yavaşlıyor, neredeyse hiç nefes almıyor. Yani durumu bilmeyen biri tarafından kolaylıkla öldüğü sanılacak bir halde oluyor. Ve bu koma halindeyken de sonsuz bir düşme yaşıyor. Bu hal bazen günler sürüyor ve Carol sadece düşüyor. Nerede olduğunu, neden düştüğünü falan hiç bilmiyor. 

Carol yine bu komalardan birine girdiğinde kocası önceden planladığı üzere karısının gerçekten öldüğünü ilan ediyor ve Carol tekrar uyanmadan apar topar bir cenaze düzenlemeye çalışıyor. Çünkü Carol öldükten sonra bütün serveti ona kalacak. Carol'ın durumunu kocasından başka bilen tek kişi eski sevgilisi James Moxie. Cenaze haberini alınca da Carol gömülmeden yola koyulup onu kurtarmak istiyor.


Buraya kadar her şey çok güzel. Bence konu çok ilgi çekici. Ama sorun James'in geçtiği yolda aslında. Mesele James'in Carol'a ulaşmasından ibaret ama yolda o kadar çok insan görüyoruz, o kadar çok şey oluyor ki bir türlü sadede gelemiyor kitap. Odağın esas konudan bu kadar fazla kopması benim hiç hoşuma gitmedi. O yüzden okurken gerçekten çok sıkıldım. Malerman neden böyle yapmış bilmiyorum ama adeta konuyu bölercesine sürekli giren yan karakter ve olaylar gerçekten hiç umurumda olamadı :D Onlar yerine, Carol'ın komaya girdiğinde gittiği yeri çok merak ettim mesela. Malerman'ın bu ucu açık bırakma olayını diğer kitaplarında, özellikle Kafes'te çok sevmiş olmama rağmen bu kitapta hoşuma gitmedi. 

Sonuç olarak güzel konu ama oldukça sıkıcı bir kurgu diyorum. Siz okurken benim kadar sıkılır mısınız bilemem. Bir Malerman kitabına karşı önyargı geliştirmenizi de istemiyorum, çünkü kendisini çok severim. O yüzden daha önce söylediğim bir şeyi tekrar hatırlatayım: Son zamanlarda çok huysuzum ve okuduğum her şeye burun kıvırıyorum :D 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Meeeh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Gerçekten sıkıldım. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 1/5
İlk başta ehh idare eder diyordum ama olayları "unbury" ifadesine daha sadık kalınmalıydı bence :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak güzel. 

Final puanı: 2.45

22 Aralık 2018 Cumartesi

Kafes

Kitap Adı: Kafes
Özgün Adı: Bird Box
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 330
Baskı Yılı: 2015


Ben Kafes'i aslında bundan 3 yıl önce, ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. Ve çok sevmiştim. Kitap birçok eleştiri alsa da o eleştirdikleri şey kitabı bu kadar güzel yapan şey olmuştu aslında benim için. Şimdi filmi çıkacağı için tekrar okudum ve yine aynı şeyleri düşünüyorum.

Kitap bize bir kıyamet sonrası kurgusu sunuyor diyebiliriz. Başlangıçta her şey yolunda ama sonra dünyanın çeşitli yerlerinden haberler gelmeye başlıyor. İnsanlar bir şey görüyor ve o anda adeta delirerek kendini öldürüyor. Bu vakalar ilerledikçe hayatta kalanlar artık evlerinden bile çıkmıyor. Pencereler kalın yorganlarla, tahtalarla kapatılıyor. 

Malorie'yi de bu olayların patlamasından 4 yıl sonrasına denk gelen bir zamanda görüyoruz. Yanında bir kız ve bir erkek çocuk var. Bir evde tek başlarına yaşıyorlar. Ve bir gün Malorie artık karar veriyor, çocukları da alıp bir kayıkla uzun bir nehri geçecekler. Varacakları yerde önceden kontak kurduğu bir yardım merkezi ve pek çok insan var. Kitap boyunca arada flashbacklerle geriye dönsek de çoğunlukla nehri geçiş süreçlerini okuyoruz. 


Bana göre bu kitabı bu kadar güzel kılan, dışarıdaki o "şey"lerin ne olduğunu asla bilmiyor oluşumuz. Yazar bununla ilgili hiçbir şey söylemiyor, bize onları hiç göstermiyor. Gösterseydi, o şeye bir vücut verseydi çok sıradan bir kurgu olurdu bence. Kitaptaki gerilimi arttıran tam da burnumuzun dibindeki o tehlikeyi göremiyor oluşumuz. Çünkü ne olduğunu bilmediğiniz bir şeyle savaşamazsınız, ona karşı koyamaz ondan kurtulamazsınız.

Bu yazıyı yazdıktan sonra oturup filmi izleyeceğim. Filmle ilgili hem iyi hem de kötü yorumlar gördüm, bakalım bana nasıl gelecek. Ama kitabı muhakkak okumalısınız, Kronik Okur tavsiyesi :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Ben çok beğeniyorum kurguyu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet akıcı bence. İlk kez okuyorsanız daha büyük merakla okunuyor. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Çeviride hassasım biliyorsunuz :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak da güzel ya :D

Final puanı: 4.9

6 Kasım 2017 Pazartesi

Kırmızı Piyano

Kitap Adı: Kırmızı Piyano
Özgün Adı: Black Mad Wheel
Kitap Yazarı: Kırmızı Piyano
Çeviren: Aslı Dağlı

Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 351
Baskı Yılı: 2017

Josh Malerman'ı çok severim, dolayısıyla yepyeni kitabı Kırmızı Piyano için de çok heyecanlıydım. Kitabın tanıtımında Malerman için "sınır bilmeyen bir türde sınır tanımadan yazan" şeklinde bir ifade var. Josh Malerman'ı ancak bu kadar iyi tanımlayabiliriz herhalde :D

Philip Tonka askerliğini bando olarak yapmış bir müzisyen. Amerikan ordusunun Afrika'da keşfettiği ve büyük bir silah olduğunu düşündüğü gizemli bir sesi tespit etmek üzere müzik grubu Danes ile birlikte bir göreve davet ediliyorlar. Amaçları çöle gidip sesin kaynağını bulmak ve sesi tanımlamak.

"Ne tür bir ses insanı tehlikeye atabilir ki?"


Bu olaya paralel olarak bir de Amerika'da gizli kapaklı bir hastaneyi okuyoruz. Philip akıl almaz bir şekilde yaralanmış. Vücudundaki bütün kemikler kırılmış. Vücudu garip bir şekilde "yassılaşmış". Uyanmasına imkansız gözle bakılan Philip'in tedavisinde rol alan Ellen isimli bir hemşireyi görüyoruz bu kısımda da. Mucizevi bir hızla iyileşen hastasının gizemini çözmeye çalışıyor.

Malerman'ın çok enteresan bir kafası ve inanılmaz geniş bir hayalgücü var bence. Yani, kitapta neler olduğunu anlamakta zorlandım gerçekten. Hatta çevirmeni olan Aslı Dağlı'ya falan da sordum. Sesin kaynağı olarak düşündüğü şey... Çok enteresan. Farklı. Yüz yıl düşünsem aklıma gelmez :D Böyle bir ses düşünsem daha farklı bir şey düşünürdüm ben gerçi. Daha gürültülü, çok ağır metallerin birbirine sürtünmesi falan gibi bir şey olabilirdi :D

Gerçekten güzel bir kitaptı. Şimdi düşününce Kafes'i daha çok sevdiğime karar verdim ama bunun sebebi bu kitabın sonunda beynimin yanması olabilir :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Sıradışıydı. Farklıydı. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Meraktan hızlı hızlı okuyorsunuz resmen :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Aslı Dağlı çevirisi der susarım :D Bir kelime için saatlerce düşündüğüne şahit oldum. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Black Mad Wheel imiş :D

Güzel kapak (%5): 4/5
Şömizden ziyade içine bayıldım ben :D

Final puanı: 4

3 Mart 2017 Cuma

Gölün Dibindeki Ev

Kitap Adı: Gölün Dibindeki Ev
Özgün Adı: A House at the Bottom of a Lake
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 184
Baskı Yılı: 2017


Bu kitabı gördüğümde o kadar heyecanlanmıştım ki anlatamam! Kafes ile birlikte Josh Malerman çok sevdiğim yazarlar arasına dahil olmuştu ve ondan yeni bir kitap okumak gerçekten heyecan verici.

Amelia ve James. İkisi de 17 yaşında. Her şey basit bir çıkma teklifiyle başlıyor. James Amelia'yı ufak bir kanoyla göle götürüyor. Daha sonra bu gölün ilerisinde daha ufak bir göl olduğunu fark ediyorlar ve oraya gidiyorlar. Ve daha sonra... Gölün altında bir ev.

Meraklarına yenilip bu evi incelemek için göle dalıyorlar. Ama doğal olarak bekledikleri şey, her tarafı yosun kaplı, çürümüş, içinde balıkların gezindiği bir harabe bulmak. Ancak hiç de öyle olmuyor. Gölün altındaki ev, dayalı döşeli, iki katlı. Tonlarca suda dimdik duran bir askılık. Salondaki büfenin üzerinde bir cam kase. Cam vitrinin raflarına dizili sıra sıra biblolar. Tavanda bir ampul.

"Sallanmıyor diye düşündü fenerini palto askısının ahşap döşemelere basan ayağına tutarken. Ne sallanıyor, ne yüzüyor, ne de yan yatıyor."

Kitabı gerçekten beğendim. Malerman yine tam kendine özgü bir kitap çıkarmış ortaya. Bunu nasıl anlatayım, Malerman'ın kaleminde bir şey var, bir siyahlık, böyle bir ürperticilik. Tıpkı Kafes'te olduğu gibi Gölün Dibindeki Ev'de de bunu fazlasıyla hissettim.



İki kitabını okuduktan sonra şunu söyleyebileceğini düşünüyorum: "İsimsiz bir kitap okusam bunu Josh Malerman yazmış." diyebilirim. Çünkü kendine özgü, farklı bir tarzı var gerçekten.

Söylemeden geçemeyeceğim, Kafesle ilgili "kitap yarım kalmış, devamı gelsin yea"cılar çok büyük ihtimalle bu kitabı da yarım(!) bulacaklar. Onlara hiç aldırmayın, okuyun :D

Son olarak Aslı Dağlı'nın hakkını vermek lazım. Çevirinin güzelliği bir kenara, benim elimdeki düzeltilmemiş kopya olmasına rağmen hiç yazım yanlışı gördüğümü hatırlamıyorum. Bu kadar da temiz çeviri!

Çok hoşuma giden bir alıntı daha bırakıyorum:

"Kaç yaşında?
Sonsuza dek varmış gibi.
Kaç yaşında?
Ezelden beri yokmuş gibi."


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Bölerek okumama rağmen 2 saatte falan bitti herhalde. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Dediğim gibi düzeltilmemiş kopya olmasına rağmen gayet iyiydi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Güzel! :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı güzel ama "vay be!" kadar da güzel değil açıkçası :D 

Final puanı: 4,5

21 Ağustos 2015 Cuma

Kafes

Sakın Gözlerini Açma

Kitap Adı: Kafes
Özgün Adı: Bird Box
Kitap Yazarı: Josh Malerman
Çeviren: Aslı Dağlı
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 330
Baskı Yılı: 2015


İthaki çıktığı andan itibaren bu kitabın çılgınlarca reklamını yaptı. Okuyan herkes bayıldı. Ben de daha çok dayanamadım ve aldım :D Gerçekten çok güzel bir kitaptı. Keşke bitmeseydi, daha çok okusaydım dedim. Aslında seri olarak gözükmüyor ama tam seri kitabı gibi bitti bence. Yazar belki sürpriz yapabilir.

Daha önce böyle bir kitap okumadığınıza emin olabilirsiniz. Çünkü şimdiye kadar okuduğumuz her kitapta tehlikenin ne olduğu belliydi. Bir katil, bir canavar, bir uzaylı, bir büyücü. Her neyse. Belki katilin kimliğini bilmiyorduk ama ne olduğunu biliyorduk. Bu kitap öyle değil. Hemen kapının ardında bir şey duruyor, dışarı çıktığınızda etrafınızda dolanıyor. Ama ne olduğunu 'göremiyorsunuz'. O şey bir insan mı, hayvan mı  yoksa yepyeni bir tür mü, bilmiyorsunuz. Büyük mü küçük mü, hiçbir şey bilemiyorsunuz. 

Kitabın türü de beni şaşırttı. Ben öyle kitap alırken tanıtım yazılarını falan çok okumam. O yüzden kitabı bir cinayet romanı sanmıştım. Ama kitap kıyamet sonrası çıktı :D

Kitabın başında normal bir dünyadasınız. Ama dünyanın her yerinden haberler gelmeye başlıyor. İnsanlar 'bir şey' görüyor ve saniyeler içinde deliriyor. Bazen sadece kendilerini öldürüyorlar, bazen de etrafındaki insanlara da vahşice şeyler yapıyorlar. Bu vakalar ilerledikçe artık insanlar evlerinden bile çıkamıyor. Pencerelerini kalın battaniyelerle örtüyorlar.

Malorie'yi bu olaylardan dört yıl sonra yanında bir kız ve bir erkek çocukla birlikte kayıkla bir nehri geçmeye çalışırken görüyoruz. Daha sonra ara ara geçmişe dönerek o dört yılda neler olduğunu ve neden şu an nehirde olduğunu öğreniyoruz. 



Kitabın içinde beni merakta bırakan bazı güzel sorular vardı. Bu şey insanları delirtiyorsa, zaten deli olan insanları nasıl etkiler? Ya da hayvanları? Ve tabii ki bu şey ne? :D

Kitapla ilgili bir şeye takıldım sadece :D Kitabın adı Bird Box olduğu için okurken sürekli kuşlarla ilgili bir şey olmasını bekledim. Sayfaları çeviriyorum, bir yandan da hadi bir şey patlayacak falan dedim hep. Ama olmadı :D Hikayenin içinde gerçekten bir kuş kutusu varken yazar bu isimle metafor yapmayı tercih etmiş sanırım. İnsanlar artık evlerine hapsolduğu için kutuya kapatıldılar falan filan :D

Ama kesinlikle tavsiye ederim. Okuyanlar genelde ürkmüş, ben kitap okurken öyle şeyler yapmam :D Yine de burnunuzun ucunda duran şeyi göremeden okuyor olmak insanı geriyor :D Dizisi falan çekilse mükemmel olur. Gerçekten çok güzel olur. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Kesinlikle çok yaratıcı bir konu ve güzel bir kurgu. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Meraktan delirerek okuduğunuz için baya akıyor :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Tam çeviri değil ama oldukça yakın. 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı Trendeki Kız gibi pencereli. Çok güzeel :D

Final puanı: 4.9