Yapı Kredi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yapı Kredi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2019 Çarşamba

Aşkımız Eski Bir Roman

Kitap Adı: Aşkımız Eski Bir Roman
Kitap Yazarı: Ahmet Ümit
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Sayfa Sayısı: 224
Baskı Yılı: 2019


Aşkımız Eski Bir Roman, Ahmet Ümit'in en yeni kitabı. Dikkat ederseniz kitabı diyorum çünkü bu bir roman değil, üç öykü var kitapta. Almadan önce hiç bilmiyordum bunu, aldıktan sonra tesadüfen bir yerlerden öğrenince bir hayal kırıklığı yaşamadım değil :D

Dediğim gibi, kitapta üç kısa öykü var: Kitaba adını veren Aşkımız Eski Bir Roman, Overlokçu Kız ve Sergey Nikolayeviç Jerkovski'ye Ne Oldu? öyküleri. Yine bir yerlerde kitap hakkında şöyle bir eleştiri okumuştum, Ahmet Ümit bitirmeyi başaramadığı kurguları böyle toplayıp yeni kitap diye satıyor diyorlardı. Üzgünüm ama buna katılıyorum, her öyküde olaylar o kadar hızlı çözülüyor ki bir sayfada oldu bittiye getirilmişti resmen. 


Ayrıca ya ben yıllar önce yeni okumaya başladığım zamanlarda fark edemiyordum ya da Ahmet Ümit'in kalemi bozulmaya başladı ama bu kitapta diyaloglar inanılmaz yapay geldi. Asla karakterlerle oturmuyor, inanılmaz eğreti duruyor konuşmalar. Yani yaşlı başlı, aşiret içinde yaşayan, doğu şivesiyle konuşan bir kadın lakin demez mesela değil mi? Bu şekilde kulağımı tırmalayan çok detay oldu kitap boyunca. Ama yine de Başkomiser Nevzat ve ekibini görmek beni mutlu etti, eski dostlarla karşılaşmışız gibi hissettim. 

Ahmet Ümit'i çok seviyorum gerçekten, bugün bu kadar çok kitap okumamın en önemli sebeplerinden biridir kendisi. Ama yazma yeteneğini mi kaybediyor, yoksa sıkıldı ama bu kadar popüler olduğu için sürekli kötünün iyisi bir şeyler mi üretmek zorunda kalıyor bilemiyorum ama son kitaplarında eskisi kadar keyif alamıyorum ben. Nerede o heyecanla okuyup sonunda deliye döndüğüm İstanbul Hatırası ya da Beyoğlu Rapsodisi, nerede bu kitap yani... 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 3/5
Ehh. 

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5
Yani zaten kısa öyküler, ne kadar akıcı olmayabilir ki :D

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Güzel kapak (%5): 3/5
Ehh :D

Final puanı: 3.6

14 Ekim 2015 Çarşamba

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları (Harry Potter, #7)

Kitap Adı: Harry Potter ve Ölüm Yadigarları
Özgün Adı: Harry Potter and the Deathly Hallows
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay & Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 690
Baskı Yılı: 2013

Vay be! Bir aydan fazla süredir içinde olduğum Harry Potter efsanesi bitti. Hogwarts'a giden son trenle birlikte bu dünyaya veda ettim. Son bölümü okurken çok duygulandım. Bize böyle güzel bir dünya sunduğu için yazara ne kadar teşekkür etsek az.

Bu kitapta Harry, Ron ve Hermione ile birlikte hortkulukları aradık. Büyü dünyasının büyük çoğunluğunun 17 yaşında bir çocuğu korumak için nasıl özverilerde bulunduğunu gördük. Melez Prens'in sonunda Snape'in canı cehenneme falan demiştim :D Bu kitapta Snape ile ilgili yepyeni bilgiler öğrendik. Açıkçası etkileyiciydi. Rowling bu efsaneyi sonlandırırken hiçbir karakterine haksızlık etmek istememiş. Percy Weasley için de bunu gördük.


Harry ile Voldemort'un sahnesi çok güzeldi. Elimizde büyümüş, evrimleşmiş Harry'nin kudretinin doruklarını gördük. Her şey çok güzeldi ya! :D Şaşırdığım bir şey var. Filmden falan hatırladığımı sanıyordum, Neville'in bu kitapta öleceğini bekliyordum ama ölmedi. Hogwarts'ta profesör olduğunu okuyunca o kadar mutlu oldum ki anlatamam. Neville karakterini gerçekten çok seviyorum. 

Bir de kitabın başlarında Harry ile Dudley'in bir sahnesi vardı. O sahneyi gerçekten çok beğendim. Bilmiyorum çok etkileyiciydi bence. Keşke kitabın sonunda biraz onları da görseydik. Ayrıca son sahnede Draco Malfoy'u görmek de hoşuma gitti. 

Bu kitapta her bölümün başında, içeriğe uygun ufak bir çizim vardı. Çok hoşuma gitti, keşke her kitapta olsaydı. Daha fazla ne denir bilmiyorum. Bu kitapları okumak, hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biriydi. Belki beş-altı yıl sonra tekrar okurum, bu heyecanı en baştan yaşamak çok güzel olur. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Müthişti! 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Bugün 200 sayfa okuyarak bitirdim kitabı, inanılmazdı! 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Aslında ünvanlar hala çevrilmemiş ama serinin bitişinin şerefine! 

Orijinal isim (%10): 5/5
Harika! 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Bu serinin her şeyi güzel! 

Final puanı: 5



8 Ekim 2015 Perşembe

Harry Potter ve Melez Prens (Harry Potter, #6)

Kitap Adı: Harry Potter ve Melez Prens
Özgün Adı: Harry Potter and the Half-Blood Prince
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay & Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 594
Baskı Yılı: 2013


Melez Prens'i aslında iki gün önce falan bitirdim ama yazısını yazmayı unutmuşum :D Kitap tabii ki çok güzeldi. Snape'i sevmeye başladım falan demiştim ya Snape'in canı cehenneme! :D

Kitabın girişinde Sihir Bakanı ve muggle Başbakan'ın tanışma sahnesi var. O kısmı okumak çok keyifliydi. Voldemort'un verdiği hasarların hepsi muggle başbakanının üzerine yıkılmıştı, ona da baya üzüldüm :D Tanışma sahnesinden bir alıntı yapıyorum:

"Ama öyleyse," demişti başbakan, "niye önceki başbakanlardan biri beni uyarmadı?" Fudge bu soru üzerine resmen gülmüştü. "Sevgili başbakanım, siz kimseye söyleyecek misiniz?"


,

Kitapla ilgili anlatacak çok şey bulamıyorum. Artık bu yazıyı okuyan biri için spoiler olmaz herhalde. Snape'in gerçek yüzünü gördük artık. Ve büyü dünyasında savaş resmen başladı diyebiliriz. Dumbledore arkasında bir sürü soru bırakarak öldü. 

Kitabı bitirince hemen ardından Fantastik Canavarlar Nelerdir Nerede Bulunurlar'ı da okudum. Güzel bir kitaptı. Büyü dünyasında karşılaşabileceğimiz her türlü yaratık tehlike seviyeleriyle birlikte falan anlatılmıştı. Kitapta Harry'nin aldığı ufak notlar falan vardı, onlar da güzeldi.

Böyle işte, puanlamaya geçelim :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Tabii ki güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Aynen devam.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Unvanlar! Ve bu kitabın sayfaları çok inceydi, resmen arka sayfadaki yazılar gözüküyordu.

Orijinal isim (%10): 5/5
Harika!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Hortkuluklarla ilgili sahnenin kapakta olması güzel.

Final puanı: 4.9

27 Eylül 2015 Pazar

Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı (Harry Potter, #5)

Kitap Adı: Harry Potter ve Ateş Kadehi
Özgün Adı: Harry Potter and the Order of the Phoenix
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay & Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 1114
Baskı Yılı: 2013


Ah kitaplar nasıl böyle giderek güzelleşiyor? Bu kitap muh-te-şem-di! Esrar Dairesi'ne girişten sonra okurken yerimde duramadım. İnanılmazdı! Çok uzun bir kitap ama sondaki yaklaşık 200 sayfayı bir buçuk saatte falan okudum. Kitap kendini bıraktırmıyor :D

Bu kitapta Voldemort'un geri dönüşüyle ilgileniyoruz. Sihir Bakanlığı bu geri dönüşü kabul etmek istemediği için Dumbledore ve Hogwarts'a her türlü yaptırımı uyguluyor. Kitap boyunca Dolores Umbridge'e nasıl sinir oldum anlatamam. Başına gelenlerle ilgili çok mutluyum :D

Henüz son iki kitabı okumadım ama bu kitap serinin en güzel kitabı olabilir. Aslında son kitapta muazzam savaş sahneleri var, o yüzden belki ikinci sıraya düşebilir ama yine de harikaydı.

Sirius bu kitapta öldü. Genelde onun ölümüne herkes çok üzüldü. Tamam ben de üzüldüm ama ölümüne en çok üzüldüğüm insan o olmayacak. Son kitapta başka birinin öldüğünü hatırlıyorum, o beni daha çok üzmüştü. Ben Sirius'un ölümünden daha çok o sahnede Harry'ye üzüldüm. Yaşadığı acı gerçekten çok derindi.

Kitapta S.B.D sınavlarıyla ilgili bölüm de epey hoşuma gitti. Büyücü de olsalar orası bir okul ve bir üst düzeye geçebilmek için vermeleri gereken çok zorlu sınavlar var. 



Kitap çok güzel, gerçekten. Bu seride ilerledikçe J.K. Rowling'in evrim geçirdiğini hissediyorsunuz :D Ama bu kitapta felaket takıldığım çeviri detayları oldu: Zihinbend, Zihnefend ve Zihnefendet
Açtım İngilizce kitaptan bu terimlerin orjinaline baktım. Zihinbend için occlumency, zihnefend için legilimency, zihnefendet için legilimens kullanılmış.

Bu kelimeler uydurma, aslında İngilizce'de yoklar. Bizimkiler de uydurmaya çalışmış ama gerçekten olmamış. Bir kere zihinbend kelimesinin yarısı Türkçe yarısı İngilizce. Bunun için de TDK sözlüğüne baktım, acaba bend diye bir kelime var da ben mi bilmiyorum diye. Hayır, bildiğimiz İngilizce bu :D Bükme demek. Zihinbükme yerine niye Zihinbend gerçekten anlayamıyorum :D

Zihnefend ve Zihnefendet apayrı bir olay :D Zihnefend başkasının düşüncelerini ele geçirme gibi bir şey, bu olayın adı yani. Ama "zihin efendiliği" gibi bir şeyden mi kısaltılmış bir türlü çözemedim. Zihnefendet de sanırım "zihnine efendilik et"in kısaltması falan :D Bir de Zihinbendar vardı. Zihinbend'i yapabilen kişi. Onun için de İngilizcedeki -er yapım ekinden yararlanmışlar sanırım :D Gerçekten korkunç :D

Öyle işte, çeviri konusunda yeterince gözü dönmüşlük yaptım sanırım :D Ama ben takılmadan edemiyorum ya gerçekten. Ne güzel yeni baskılar yapıldı, keşke çeviriler de gözden geçirilseydi.

Snape'le ilgili ek bir paragraf talebi geldi, onu da buraya iliştireyim dedim :D Snape'i neden sevmeye başladım? Ya tamam özellikle Harry'ye ve Slytherin olmayan herkese karşı yapmadığı kötülük kalmadı. Ama Snape'de bir şey var. Onu bu hale getirenin geçmişi olduğuna inanıyordum. Zaten bu kitapta öğrencilik yıllarına gittik biraz ve haklı olduğumu gördüm. İçinde bir yerlerde iyilik kırıntıları var bence ama o kadar çok acı veren çocukluk yaşantıları var ki bir türlü gün yüzüne çıkamıyor.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Efsaneydi!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Aksi düşünülemez :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Üstte bahsettiklerim ve serinin klasiği haline gelmiş unvanlar!

Orijinal isim (%10): 5/5
Tam karşılamıyor, di mi? Ama puan kırmak istemiyorum :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Güzeldi.

Final puanı: 4.9

18 Eylül 2015 Cuma

Harry Potter ve Ateş Kadehi (Harry Potter, #4)

Kitap Adı: Harry Potter ve Ateş Kadehi
Özgün Adı: Harry Potter and the Goblet of Fire 
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay & Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 660
Baskı Yılı: 2013


Ateş Kadehi! Bu kitap çok güzeldi. Seri içinde en etkileyici kitaptı ve şu an en sevdiğim kitap oldu. İki üç saat önce instagramda fotoğrafını paylaştım ama az önce fark ettim ki yazısını yayınlamamışım :D

Bu kitap önce Quidditch Dünya Kupası'nda bir olaylar oluyor. Voldemort'un Karanlık İşaret'i falan ortaya çıkıyor. Sonra Harry yeni eğitim yılı için okula geri dönüyor. Okulda uzun zamandır yapılmayan Üçbüyü Turnuvası hazırlıkları yapılıyor. Aslında Gryffindor için bir şampiyon seçilmiş olmasına ve Harry'nin katılmak için yaşının tutmamasına rağmen bir şekilde kendini yarışmanın içinde buluyor.


Uzun bir süre Harry'nin adını kim ve nasıl Ateş Kadehi'ne attı diye düşünerek kitabı okuyorsunuz zaten. Ama o üçüncü görev. Tam yarışma bitti derken olaylar bir anda karışıyor ve müthiş heyecan dolu sayfalar okumaya başlıyoruz. Bu kitap çok güzeldi ya, tarif edemiyorum :D

Bugün Zümrüdüanka Yoldaşlığı'na başladım. Tuğla gibi kitap, 1100 sayfa :D Ama olsun, hiç hız kesmeden Harry Potter efsanesine devam ediyorum.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok çok güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Tabii ki sürükleyiciydi, bu da soru mu? :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Mr. ve Mrs.'leri hala görmekten kusucam :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Bütün seri orijinal isimleriyle ya, çok güzel :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Bu kapağı diğerlerinden daha çok sevdim.

Final puanı: 4.95

13 Eylül 2015 Pazar

Harry Potter ve Azkaban Tutsağı (Harry Potter, #3)

Kitap Adı: Harry Potter ve Azkaban Tutsağı
Özgün Adı: Harry Potter and the Prizonee of Azkaban
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay & Kutlukhan Kutlu
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 395
Baskı Yılı: 2013


Azkaban Tutsağı'nı dün akşam yaklaşık 200 sayfa okuyarak bitirdim. İlk iki kitaptan çok daha hareketliydi. Sürekli bir şeyler oldu ve tempo hiç düşmedi. Sirius Black ile tanıştık, çok heyecanlıydı. Ayrıca sonunda Quidditch Kupası'nı aldık! Sonundaaa! :D

Bu kitapta Sirius Black 12 yıldır tutulduğu Azkaban hapishanesinden kaçıyor. Ve Harru'nin peşinde olduğu düşünülüyor. Harry'nin annesi ve babası öldükten sonra Sirius da muggleların da şahit olduğu büyük bir cinayete bulaşıyor. Onlarca muggle ve bir büyücü ölüyor. Hatta muggle dünyasında "gaz patlaması" olarak haber yapılıyor bu olay.



İşte böyle, Harry okula dönünce okuldaki öğretmenler de Harry'yi korumaya çalışıyorlar. Okul arazisine ruh emiciler getiriliyor. Ama tabii Harry'nin başı beladan kurtulamıyor. 

Dediğim gibi bu kitap ilk ikisinden daha keyifliydi. Daha çok olay oldu, daha çok heyecanlandık. Karakterler de artık daha çok büyüdükleri için büyüler falan da gelişiyor :D Ayrıca bu kitapta "expecto patronum" büyüsünü öğrendik. Bununla ilgili harika bir kupa bardak buldum, aldığımda paylaşacağım. Bence aşık olacaksınız :D

Kitaplar giderek kalınlaşıyor, Eylül ayı içinde tüm seriyi bitirme planım yalan olabilir :D Vitriol geldi, onu da araya sıkıştırıp okumam gerekiyor. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Kitaplarda kurgunun geliştiğini hissediyorsunuz gerçekten 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Oldukça güzeldi. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Hala unvanlar çevrilmemiş ya çıldırıyorum :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Hikayeyle alakalı güzel bir kapak. 



Final puanı: 4.95

10 Eylül 2015 Perşembe

Harry Potter ve Sırlar Odası (Harry Potter, #2)

Kitap Adı: Harry Potter ve Felsefe Taşı
Özgün Adı: Harry Potter and the Chamber of Secrets
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Sevin Okyay
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 314
Baskı Yılı: 2013


Harry Potter okumaları son hızıyla devam ediyor! Sırlar Odası efsanemizin ikinci kitabı. Dün üçüncü kitaba da başladıktan sonra fark ettim ki yazar her kitabın başında size her şeyi en baştan hatırlatıyor. Harry Potter'ın bir büyücü olduğuna varıncaya kadar her şeyi. Sırlar Odası da böyle başladı, biraz geçen sene neler olduğunu falan okuduk. Yani seriyi ardarda okuyan biri olarak bana biraz garip geldi. Ama rastgele bir kitabı alıp okumaya başlarsanız öncesinde neler olduğunu bilerek başlamak oldukça güzel aslında.

Bu kitapta Harry henüz okula dönmeden bir ev cini -Dobby- tarafından okula kesinlikle dönmemesi gerektiği konusunda uyarılıyor. Hatta bir çok yolla da engellenmeye çalışılıyor. Yine de Harry okula dönüyor ama okulda garip şeyler olmaya başlıyor. Ve Harry'miz de varlığından bile emin olunamayan Sırlar Odası'nın peşine düşüyor.



Kitabı okumak tabii ki çok güzeldi. Harry, Ron ve Hermione'nin biraz büyüdüğünü görmek güzel geldi. Profesör Lockhart'a sinir oldum :D Garip bir şekilde Snape'i sevmeye başladım sanırım :D Voldemort'la hafif hafif tanışmaya başlıyoruz, bu da güzel.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Harika tabii ki!

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
İlk kitapta akıcılıkla ilgili hissettiğim o garip duyguyu bu kitapta yaşamadım.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Mr. ve Mrs. unvanları bu kitapta da çevrilmemiş. Gerçekten niye olduğunu anlayamıyorum :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapakları seviyorum. 


Final puanı: 4.95

6 Eylül 2015 Pazar

Harry Potter ve Felsefe Taşı (Harry Potter, #1)

Kitap Adı: Harry Potter ve Felsefe Taşı
Özgün Adı: Harry Potter and the Philosopher's Stone
Kitap Yazarı: J.K. Rowling
Çeviren: Ülkü Tamer
Yayınevi: YKY
Sayfa Sayısı: 274
Baskı Yılı: 2014

Harry Potter dünyasına sonunda girebildiğim için çok mutluyum. Uzun zamandır okumak istiyordum ama sürekli okuyacak başka kitaplar çıkıyordu. Artık yeter dedim ve başladım. 

İlk kitap çok güzeldi. Ron ve Hermione ile tanıştım. İlk kez Hogwarts'a girdim, ilk kez Quidditch oynadım. Her şey çok güzeldi. 

Hikayeyi falan anlatmama gerek yok, sonuçta Harry Potter bu :D Ama kitabı okurken şunu fark ettim, YKY kesinlikle yeni baskı yapmalı. Daha güzel kapakları falan geçtim, çeviri gerçekten çok eski. 15 yıl önce çevrildiği o kadar belli oluyor ki, Ron bir ara "Tevekkeli kimse katlanamıyor bu kıza." diyor :D Tevekkeli diyor, Ron diyor :D Daha böyle göze batan bir sürü kelime var. Yurtdışında birbirinden güzel gözüken baskılar var. Ne olur bizimkiler de yeniden basılsa? Hem çeviri gözden geçirilse hem de o aşık olunası kapaklar kullanılsa? 



Eğer araya çok okumak istediğim başka bir kitap girmezse Eylül ayını Harry Potter ayı olarak geçirmeyi planlıyorum. Okurken gerçekten çok keyif aldım. Kitabın sonunda Gryffindor son puanlarını alırken içim büyük bir coşkuyla doldu. Sanki ben kazandım o puanları :D

İlk kitapta bahsi geçiyor diye Sırlar Odası'na başlamadan Çağlar Boyu Quidditch'i de okudum. O da güzeldi. Aslında hiç var olmayan bir sporla ilgili o kadar çok ve detaylı bilgiler var ki yazarın hayalgücüne hayran olmamak imkansız. Quidditch tarihi, dünya üzerinde oynanan ülkeler, maçlarda yapılan fauller, dünya liginde oynayan takımlar forma amblemlerine kadar anlatılmış.

Sonra o da yetmedi oturup filmini de izledim :D Birkaç şey dışında kitabın hikayesi aynen korunmuş. Bu kısmını çok sevdim. Kitapta okuduğum sahnelerin neredeyse hepsini filmde de buldum. Takıldığım tek nokta altayazarın seeker'ı ısrarla top tutucu diye çevirmesi. Harry Potter top tutucu değil ki, arayıcı :D

Hala okumamış ve izlememiş olma gibi bir ihtimaliniz varsa kesinlikle ertelemeyin. Bir süre her şeyi bir kenara bırakın ve bu dünyaya girin. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Konuya ve kurguya laf söyleyecek densizliğe cüret etmiyorum tabii ki :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Kitabın akıcılığıyla ilgili garip bir şey hissettim. Aslında normal sürede okudum ama sanki kitap ağır ilerliyormuş gibi geldi. Neden böyle oldu anlayamadım. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 3/5
Dediğim gibi çeviri kesinlikle gözden geçirilmeli. Son kitap bile 2007'de çevrilmiş. Ne kadar eski olduklarını siz düşünün :D Ayrıca kitap boyunca Mr. ve Mrs. unvanları çevrilmeden bırakılmış. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın! 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Bunlar da güzel ama yabancı baskıları bir görseniz! 

Final puanı: 4.45

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Kör Baykuş

Öncelikle hepimizin başı sağolsun. Hepsinin mekanlarının cennet olmasını ve #Soma'nın suçlularının bir an önce bulunup yargılanmasını diliyorum.

Ayrıca 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'mız da kutlu olsun. Ülkemizin kurucusu ulu önder #MustafaKemalATATÜRK'ü unutturmaya çalışanların da tarihe gömülüp yok olmasını temenni ediyorum.

Şimdi gelelim yazıya...

Yazımı geciktire geciktire bugün yazıyorum. Aslında kitabı bitireli bir hafta oldu, hatta şu an okuduğum Fahrenheit 451 bile bitmek üzere. Belki akşama doğru da onu yazarım. 

İnstagram'da Kör Baykuş resimlerine bakarken şöyle bir yazı buldum ve çok hoşuma gitti:

"Baykuşların gözleri neredeyse hareketsizdir ve bir yere bakmak isterse kafasını çevirmek zorundadır. Kafalarını yatay olarak 270 derece, yukarı ve aşağı 180 derece döndürebilir. Birçok baykuşta yaklaşık bir göz büyüklüğünde kulak delikleri bulunur. Zifiri karanlıkta da işitme duyularıyla avın yerini tespit ederek yakalarlar. Kulakları, en küçük hışırtıyı işitebilecek  duyarlılıktadır. Başının arkasında belirgin gözleri bulunan taklit bir yüz bulunur. Bu da düşmanlarını caydırır. Bazı türlerde vücut ağırlığının yüzde beşini gözler oluşturur. Eğer bu oran insanlarda da geçerli olsaydı hepimiz greyfurt büyüklüğünde gözlere sahip olurduk." 

(Bu güzel yazı için banu_kryl'e teşekkürlerimi sunuyorum.)

Kitaba gelecek olursak, hiçbir şey anlamadım. Sadık Hidayet için İran edebiyatının Kafka'sı diyorlar, kitabı öve öve bitiremiyorlar. Hatta bu kitap üzerine yazılmış bir makale bile buldum. Sanırım ben bir şeyler kaçırıyorum :D 

Kitabı sıkılmadan okuduğumu söylemek istiyorum. Her ne kadar kendini tekrar eden olaylar olsa da ortada ilgi çekici bir konu var, ama neyin gerçek neyin rüya/hayal olduğunu ayırt etmek çok zor. Zaten ben bu tür kitapları çok okuyan biri değilim, o yüzden de anlamakta zorlanmış olabilirim.

Normalde kitapta bir şeylerin altını çizmeyi hiç ama hiç sevmem. Okuduğum kitapların ilk günkü gibi el değmemiş görünmesini severim ben. Ama bu kitapta dayanamayıp altını çizdiğim bir kaç cümle oldu:

"Çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek."

"Ne de kendisiyle Arapça konuşmamız gerekli tek kudretli, yüce ve mutlak varlık karşısında dürüst ya da hilekar olmak beni etkilemedi."

"Ölüm olayı aslında korkunç bir şey; ya öldüklerini kavrayanların hissettikleri?"

(Güzel cümlelerin altını çizme olayına pek aşina olmadığım için çok edebi şeyler yakalayamamış olabilirim :D Ama okuyunca vaay dediğim bir kaç cümle işte)

Ne desem bilmiyorum ama anlaşılmaz da olsa sanki Sadık Hidayet'in tarzında beni çeken bir şeyler var. Sanırım hem yeni kitaplarını alacağım hem de Kör Baykuş'u bir kez daha okuyup anlamaya çalışacağım.

Herkese keyifli okumalar...