Martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2020 Pazar

Ateş Böceklerinin Işığı

Kitap Adı: Ateş Böceklerinin Işığı
Özgün Adı: The Light of the Fireflies
Kitap Yazarı: Paul Pen
Çeviren: Selim Yeniçeri
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 416
Baskı Yılı: 2018


Ateş Böceklerinin Işığı'nı Eda'da görmüştüm, o çok beğendiğini ve sonunda çok şaşırdığını söylemişti. Ben de bunun üzerine çok merak edip almıştım kitabı. Yani beni öyle çok şaşırtamadı, dolayısıyla bir "ters köşe" kitabı olamadı benim için ama gerçekten güzel bir kitaptı.

Küçük bir çocuk, bodrumda ailesiyle birlikte yaşıyor. Orada doğmuş, bodrumun dışarısında başka bir dünya olmadığını düşünüyor. Anne babası, ablası, abisi ve büyükannesiyle birlikte yaşıyorlar. Hiçkimse dışarı çıkmıyor, tamamen izole bir dünya. Hiç güneş ışığı da göremedikleri içn vitamin falan alıyorlar. 


Hikaye böyle başlıyor ve biz de küçük çocukla birlikte sorgulamaya başlıyoruz. Abisi bir garip davranıyor, ablasının suratından maske var ve çocuğun yanında asla çıkarmıyor. Anne babası ve büyükannesinin yüzleri yanmış. Ara sıra olayların öncesine giderek bu ailede neler oldu, neden bu bodrumdalar falan gibi sorulara cevaplar buluyoruz parça parça.

Gerçekten çok ilginç bir hikayeydi. Bazı kısımlar rahatsız ediciydi hatta, ne kadar patolojik bir aile diye düşündüm. Ama okumanızı tavsiye ediyorum, daha önce böyle bir kurgu okumadığınıza emin olabilirsiniz :D

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Çok ilginç bir hikayeydi gerçekten.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet akıcıydı bence. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Kapak fena değil :D

Final puanı: 4.1

24 Şubat 2018 Cumartesi

Çikolata Kalpli Ejderha (Tales from the Chocolate Heart, #1)

Kitap Adı: Çikolata Kalpli Ejderha
Özgün Adı: The Dragon with a Chocolate Heart
Kitap Yazarı: Stephanie Burgis
Çeviren: Çiğdem Köfüncü

Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 256
Baskı Yılı: 2018

Çikolata Kalpli Ejderha'yı dünyanın en tatlı kapağına falan sahip olduğu için almıştım fuardan :D Güzel, tatlı bir çocuk kitabı okuma ümidim vardı. Fakat kitap bana çok daha fazlasını verdi. 

Kitabı okumaya başladığım anda, daha ilk kelimelerde büyük bir şaşkınlık yaşadım. Çünkü kitap bir ejderhanın ağzından! Ergen bir ejderha, kendi hayatını anlatıyor! İlk sayfadan kitaba bayılacağım kesinleşmiş oldu böylece :D

Aventurine, ailesi tarafından pek bir şey yapamaz gözüyle bakılan genç bir ejderha. Henüz kanatları gelişmediği için uçamıyor. Kanatları yumuşak olduğu için ailesi onu avlanmaya falan da götürmüyor. Böyle morali bozukken dolaşmaya çıkıyor bir gün ve bir insanla karşılaşıyor. Ailesi ona her zaman insanların en tehlikeli canavarlar olduğunu öğretmiş.



Fakat karşılaştığı insan, ona bir bardak sıcak çikolata ikram ediyor. Ve ne oluyorsa o sıcak çikolata yüzünden oluyor. Aventurine hayatı boyunca bu kadar lezzetli bir şey tatmadığı düşüncesiyle adeta kendinden geçiyor. Fakat sonra inanılmaz bir şey oluyor, kendini 12 yaşında bir kız çocuğunun bedeninde buluyor. Karşılaştığı insanın bir büyücü olduğunu ve kendisini korumak için onu sıcak çikolata ile böyle insana dönüştürdüğünü öğreniyor. 

Bundan sonra Aventurine hem en büyük tutkusu olan çikolatanın peşinden koşuyor, hem de bir insan olarak hayatını sürdürmeye çalışıyor. Biz de onun başından geçenleri okuyoruz. Gerçekten hayatımda okuduğum en tatlı çocuk kitaplarından biri olabilir. Üstelik öyle bir kitap ki, bence her yaştan insan da inanılmaz bir keyifle okuyabilir. O yüzden kesinlikle tavsiye ediyorum!


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok sevdim :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Tek oturuşluk :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Bir yerde farklı yazı stii kullanılmış ve oradaki Türkçe karakterler çıkmamıştı. Garip bir şekilde kimsenin dikkatini çekmemiş bu :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 5/5
Kapak ÇOK TATLI :D

Final puanı: 4,95

11 Nisan 2017 Salı

Ateşin Şarkısı

Kitap Adı: Ateşin Şarkısı
Özgün Adı: Playing with Fire
Kitap Yazarı: Tess Gerritsen
Çeviren: Cumhur Mısırlıoğlu

Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 302
Baskı Yılı: 2016

Martı Yayınları'nın 1001. kitabı Ateşin Şarkısı. Çok iyi değil mi? 1000 tane kitap basmışlar! :D Yine ne okusam diye dolanırken Tess'in bu yeni kitabını aldım elime. Ve o kadar akıcıydı ki hıphızlı bitirdim. 

Kitapta farklı zamanlarda yaşamış iki kişi anlatılıyor: Julia ve Lorenzo. Julia eşi ve 3 yaşındaki kızıyla normal bir hayat süren, bir kuartette ikinci kemancı olarak çalan bir müzisyen. Bu normal hayatı, İtalya'da bir antikacıdan aldığı bir müzik kitabıyla alt üst oluyor. Kitabın içinden bir sayfa çıkıyor, Incendio adındaki bir valsin elle yazılmış notalarının olduğu bir sayfa. Julia tabii ki müzik aşkına karşı koyamıyor, evde bu valsi çalmaya başlıyor. Ancak müziği çalarken birden bir şeyler oluyor, üç yaşındaki kızı çöpten aldığı cam parçasını bacağına saplıyor. Julia bu müzikte şeytani bir şeyler olduğunu ve kızını saldırganlaştırdığını düşünüyor. Daha sonra başka olaylar da yaşıyor. 

"Her şey o zaman değişti işte. Kabus o zaman başladı. İncendio'yu ilk çaldığım zaman."

Kitapta bir yandan da 1940'larda yaşayan Lorenzo'yu okuyoruz. O da bir müzisyen. Ama o dönemde İtalya'da Yahudi olmak gibi büyük bir şanssızlığa sahip. O dönemlerde Yahudi karşıtı iktidar, 250.000 civarında Yahudi'yi İtalya'dan tecrit etmiş, ölüm kamplarına göndermiş. Lorenzo ve ailesi de bu muameleye maruz kalanlardan. 


Bu iki müzisyenin hayatlarını ve hikayelerinin bir noktada birbirine bağlanmasını okuyoruz. Tess bu kitapta farklı bir şey denemiş ve başarmış. Ben normalde sevdiğim yazarların böyle farklı şeyler denemelerini pek sevmem. Kendi türlerinde kalmalarını isterim. Ama bu kitap bir istisna oldu. Tess yine kitabın içine ufak ufak tıbbi detaylar serpiştirmiş. Çok da güzel olmuş.

Kitapla ilgili beni rahatsız eden tek şey zaman geçişleri oldu. Bazı yerlerde biraz özensizce ve hızlıca yapıldığını düşündüm. 

Bu alıştığımız Tess Gerritsen kitaplarından biri değil. Ama okumanızı tavsiye ediyorum. O kadar sürükleyici ki, başından kalkamayacaksınız! 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.  

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Kitabı bırakmak istemedim resmen :D 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 1/5
Maalesef :D 

Güzel kapak (%5): 3/5 
Eh :D 

Final puanı: 4.15

19 Mart 2017 Pazar

Bu İş Burada Biter

Kitap Adı: Bu İş Burada Biter
Özgün Adı: This is Where It Ends
Kitap Yazarı: Marieke Nijkamp
Çeviren: Eylül Başak Şen
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 302
Baskı Yılı: 2017


Bu İş Burada Biter, enteresan bir kitaptı. Okuyup bitirdikten sonra şöyle düşündüm: "Neden? Yazar neden böyle bir kitap yazmış?"

Kitap, Alabama'da bir kasabada bir lisede geçiyor. Yeni dönem başlıyor, hani şu hepimizin bildiği sıkıcı açılış konuşmaları var ya, okul müdürü de konferans salonunda o konuşmayı yapıyor. Tüm öğrenciler salonda. Sonra konuşma bitiyor, öğrenciler çıkmak üzere kapılara yöneliyor. Ama kapılar kapalı. Sonra silah sesleri geliyor. Kısa bir süre önce okulu bırakmış öğrencilerden biri, tüm öğrencileri içeri kilitleyip ateş açmaya başlıyor.

Kitap böyle gidiyor işte. Okumak şaşırtıcı, biraz dehşet vericiydi. Yani öyle bir ortamda olduğumu düşünmek bile istemedim. Rastgele ateş açılıyor, birileri ölüyor. Enteresandı yani.



Ama dediğim gibi, kitaptaki mesajı anlayamadım. Yani evet, kurgu kitaplar kurgu olmayanlar kadar büyük mesajlar taşımıyorlar ama ben yine de okuduğum her kitaptan bir şey alabiliyorum. Ama bu kitabın neden yazıldığını anlayamadım. Eğer amaç akran zorbalığına dikkat çekmek ise başarılı bir örnek olmamış bence. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ortalama bence. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Çok aşırı akıcı da değil çok sıkıcı da değil. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Çeviri ve baskıda bir problem yoktu.

Orijinal isim (%10): 1/5
Eh :D

Güzel kapak (%5): 2/5 
Tebeşirler ne alaka çok bilemiyorum :D

Final puanı: 3,3

17 Mart 2017 Cuma

Dönüş Yok

Kitap Adı: Dönüş Yok
Kitap Yazarı: Aslıhan Yayla
Yayınevi: Martı Yayınları

Sayfa Sayısı: 266
Baskı Yılı: 2017


Dönüş Yok sevgili Aslı'nın kitabı. Çıkacağı için heyecanlıydım, sonra almak için heyecanlandım, sonra okumak için heyecanlandım :D Kitabı aldıktan sonra bir süre okuyamadım çünkü beğenmemekten korkuyordum. Neyse ki hiç öyle olmadı :D

Kitap ufak bir sahneyle başlıyor. Öykü, erkek kardeşi Deniz'i evlerinde öldürmüş olarak buluyor. Sonra 10 yıl sonrasına gidiyoruz. Öykü, kardeşini öldürmekten suçlu bulunmuş, 10 yıldır hapiste yatıyor ve çıkmasına az bir zaman kalmış.

Öykü 10 yıldır intikam ateşiyle yanıyor, içeride geçirdiği her gün, bu suçu kendi üstüne atanlar için acımasız planlar hazırlamış. Bunu böyle söyleyince abarttığımı sakın düşünmeyin, çünkü Öykü gerçekten MANYAK :D Bu işte parmağı olan insanların her biri için kullandığı yöntemler dehşet verici.

Kitap başlarda bana İntikam'ı hatırlattı. Ama bu çok daha sert bir versiyonu, bunun garantisini verebilirim :D

Kitabı böyle okumaya devam ederken, Öykü planındaki herkesi avlayacak ve kitap bitecek diye düşünüyordum. Ancak hiç öyle olmadı. Bir anda ortalık karıştı, bombalar patladı ve ben ŞOK OLDUM :D Asla böyle bir şey beklemiyordum.



Kitapla ilgili çok ufak birkaç eleştirim var, bunları Aslı'ya da söyledim zaten. İlki olaylar çok hızlı oluyordu, keşke daha detaylı okusaydık. İkincisi de Öykü'nün her şeye erişebilir olmasının ve inanılmaz zenginliğinin altı doldurulmalıydı. Yani kitabı okurken sürekli "BU KADAR PARA NEREDEN GELİYOR?" diye düşündüm :D

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Hani malum kitaplar ve yazarlar için temcit pilavı gibi önümüze konan "Ama bu yazarın ilk kitabı. O yüzden hatalarını görmezden gelmeliyiz" zırvası var ya, ilk kitap öyle olmaz BÖYLE OLUR! :D

Ayrıca Martı'nın bugüne kadar yaptığı en harika sunumlardan birini bir arkadaşımın kitabında görmek de ekstra mutluluk verici. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Daha detaylı olsaydı keşke ama gayet beğendim. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5

Oldukça akıcıydı. 

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Çok ufak birkaç yazım hatası vardı ama dert değil :D

Güzel kapak (%5): 4/5
Kapak güzel olmuş.

Final puanı: 4,05

8 Kasım 2016 Salı

Jane Austen'la Çay Saati

Kitap Adı: Jane Austen'la Çay Saati
Özgün Adı: Tea with Jane Austen
Kitap Yazarı: Kim Wilson
Çeviren: Nihan Çevirgen
Yayınevi: Martı Yayınları
Sayfa Sayısı: 167
Baskı Yılı: 2016


Bu kitabın kategorisinden tam emin olamıyorum. Goodreads'e de baktım orada da nonfiction ve history olarak kategorilendirilmiş. Tam olarak bir biyografi değil, inceleme/araştırma sayabiliriz bence.

Kim Wilson bence çok güzel bir şey yapmış. Dümdüz, sıkıcı bir inceleme yazmaktansa bize Jane Austen'la çey keyfi yapma fırsatı vermiş. Bu nedenle kitabın keyifli bir dili olduğunu söyleyebilirim kesinlikle. Çayın tarihinden, İngiltere'ye gelişinden, Austen'ın eserlerinde çayı kullanışından bahsediyor yazar. Hatt her bölümün sonunda çeşitli yemek tarifleri de veriyor. Tabii bu tarihler 1800'lü yıllarda basılmış bir yemek kitabından olduğumuz için pek alışık olduğumuz tarzda değiller :D

Çayla ilgili çok enteresan şeyler öğrendim o yüzden sizle de paylaşmak istiyorum. Bizim bugün markette dolaşırken yüzüne bile bakmadan onlarca marka arasından rastgele elimizi uzatıp seçtiğimiz çay, 18. yüzyılda çok pahalı ve lüks bir içecekmiş. O kadar ki, yalnızca elit insanların içebildiği çaylar, hizmetçilerin çalma riskine karşı, kilitli kutularda saklanıyormuş.



Çay bu kadar sosyetik bir içecek olunca saklandığı kutular da özel telkari işlemeli, kakmalı kerestelerden oluyormuş tabii. Çay servisi için de yurtdışından özel olarak getirtilen çay fincanları, porselen çaydanlıklar, özel çay sehpaları kullanılıyormuş.

Hatta, çay suyunu basit bir bakır çaydanlıkta kaynatmak adeta bir hakaret olarak görülüyor, Bunun yerine tabii ki özel olarak süslenmiş, gümüş ayaklı çaydanlıklar kullanılıyormuş.

Yazar o zamanlarda en kaliteli çay fiyatının vasıfsız bir işçinin haftalık maaşının iki katına denk geldiğini söylüyor. Eh, bu kadar lüks bir içeceğin sosyal statü simgesi olduğunu tahmin etmek çok zor değil. "Bir kişinin çaydan haberdar olması ve sevmesi onu medeni yaparken, çayı hor görenler ise en hafif tabirle cahil ve kafasız insanlardı" diyor yazar. Çay içebiliyor ve hatta misafirlerine ikram edebiliyor olmak da yüksek bir sosyal statüye sahip olduğunuzu gösteriyordu.

Böyle işte. Bence keyifli bir kitaptı. Çayın tarihinin yanısıra Jane Austen'ın eserlerinde çayı nasıl kullandığına dair de pek çok alıntı vardı. Jane Austen sevdiğiniz bir yazarsa bu kitap daha da fazla keyif verebilir size.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Bu da güzeldi :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 3/5
Saati fazla olmuş biraz :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağı şeker gözüküyor bence :D

Final puanı: 3,95

14 Ekim 2016 Cuma

Son

Kitap Adı: Son
Özgün Adı: The Last One
Kitap Yazarı: Alexandra Oliva
Çeviren: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 414
Baskı Yılı: 2014


Son, müthiş bir sunumla geldiği için kitabı çok merak etmiştim. Zaten konusu da oldukça ilgi çekici. Kitabı okudum ve çok beğendim.

Daha önce hayatta kalma hikayeleri okuduk, ada hikayeleri falan da okuduk. Ama hiç reality şov okumamıştık. Aklınıza Açlık Oyunları gelebilir ama Son'un orjinalliği bize kamera arkasını da göstemesi. Bazı bölümlerde yapımcıların neler düşündüğünü, çekimlerde neler olduğunu, hatta hangi kısımların nasıl kesildiğini, montajlandığını falan bile okuduk.

Kamera arkasını görmek gerçekten çok hoşume gitti ve bence çok orijinal bir fikir. Bunun yanında bir de arada izleyici yorumlarının olduğu bölümler de vardı ve bu da çok güzeldi. 



Hikaye şöyle: Bizdeki Survivor'a benzeyen bir yarışma var. Başlangıçta her şey normal gidiyor. Yarışmacılar çeşitli görevleri yapıyorlar falan. Ama sonra tam da herkesin bireysel olarak ayrıldığı zamanlarda bir hastalık patlak veriyor. Bunu daha en başta size söylüyor zaten kitap. Yapımcılar falan ölüyor. 

Oyunculardan biri, adını söylemeyeceğim çünkü sanki kitap bunu ilerledikçe keşfetmemizi istiyor gibi geldi bana, hala yarışmada olduğunu düşünerek ilerlemeye devam ediyor. Etrafta gerçek cesetler görüyor, hayvan saldırılarına uğruyor. Ancak her şeyi yarışmanın bir parçası sanıyor. Cesetlerin manken olduğunu, hayvanların sanal olduğunu düşünüyor. 

Uzun süre bu şekilde devam ediyor, biz de onun yaşadıklarını ve olanları yavaşça keşfetmeye başlamasını okuyoruz. Cidden çok sevdim kitabı. Relatiy şov konusunu ve bir kıyamet sonrasını birleştirmek bence inanılmaz zekice. Kitabı şiddetle tavsiye ettiğimi söylemeye gerek yok herhalde? :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Fikir çok orijinal geldi bana. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Başta kitaba girmekte biraz zorlandığımı söylemeliyim ama sonra aktı gitti. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Gayet güzeldi. 

Orijinal isim (%10): 3/5
Aslında Son Kişi :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Şu pencereli kapak olayı falan çok güzel olmuş bence.

Final puanı: 4,35

21 Ağustos 2016 Pazar

İmparator

Kitap Adı: İmparator
Kitap Yazarı: Mürşide Toslak
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 319
Baskı Yılı: 2016

İmparator yakın zamanda elime geçmişti. Bu kadar yakın zamanda okumayı planlamıyordum aslında. Ama bu yazar, Eren'in sevdiği yazarlardan ve arka kapak yazısı da oldukça ilginç. Gizli tarikatlar, dünyayı yöneten ama arka planda duran insanlar falan deyince ben hemen mest oluyorum :D

Kitap gerçekten beklediğimden daha iyi başladı. Bence üzerine düşünülmüş, araştırmalar yapılmış konu için. Öyle alelade yazılmış bir şey değil yani. Başlangıcını sevdim ama ortalardan sonra o gizemli kısımlardan uzaklaşıp biraz daha ilişkiler üzerinde durmaya başladı. O yüzden ilk baştaki beğenim bir tık azaldı kitap için.



Ama kitap güzeldi yani. Siz de böyle Dan Brown tarzı, antik tairkatlar, örgütler falan öyle şeyler okumayı seviyorsanız bu kitap sizin de ilginizi çekecektir. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 3/5
Fena değildi. 


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 4/5

Akıcıydı, ben 2 okuyuşta bitirdim :D 

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi, bir sorun yoktu. 

Güzel kapak (%5): 4/5
Kapak da fena değil. 

Final puanı: 3,65

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Anarşi

Kitap Adı: Anarşi
Özgün Adı: Anarchy
Kitap Yazarı: Megan De Vos
Çeviren: Elif Subaş & Tuba Özkat
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 351
Baskı Yılı: 2016


Anarşi için birkaç ay önce bir kesenin içinde puzzle parçaları, ufak bir harita ve bir bileklik geldiğinden beri meraklı bir bekleyiş içindeydim. Çünkü Martı ve inanılmaz sunumları! :D Yakın zamanda kitap da elime geçince daha çok bekletmeden okuyayım dedim.

Öncelikle şunu söylemeliyim, kitap boyunca "Bu kitap başka bir şeylere benziyor." hissi hakimdi. Dünya öyle, karakterler öyle, olaylar öyle. Kitabı özgün kılan hiçbir şey göremedim ben. Her distopyada gördüğümüz klasik ögeler vardı yalnızca.

Sonunda bir bomba yapsa bari dedim ama o da olmadı. Yani düşünüyorum, mantıken seri yazan bir yazarın kitapların sonunu kritik yerlerde bitirmesi gerekmez mi? Biz de heyecanlanalım, çıkması için sabırsızlanalım değil mi? Bu kitap gördüğüm en sıradan, en olaysız sonlardan birine sahipti. Yazarın aklında ne var gerçekten bilmiyorum :D Kitap boyunca olay yoktu zaten, bari sona koysaydı :D



Konuda da hiçbir espri yok. Devletler savaşmış falan, kaynaklar tükenmiş, bir sürü insan ölmüş. Kalanlar kamp halinde falan yaşıyor. Bizim okuduğumuz kamptaki Hayden da kampın lideri işte. Düşman kızına aşık oluyor, ara sıra diğer kamplara baskın yapıyorlar falan filan. Heyecanlandıracak hiçbir şey yok cidden :D

Böyle yani. Okunur mu, okunur. Sıkıcı değil, kolayca okunuyor ve çabuk bitiyor. Belki hiç distopya okumadıysanız çok sevebilirsiniz bile. Ama ben o kadar güzel distopyalar okuduktan sonra bu kitap kendi türü içinde çok zayıf kaldı benim gözümde. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 2/5
Dediğim gibi, özgün hiçbir şey yok. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Akıcıydı kitap, çabuk bitiyor.

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Çeviride birkaç şeye takıldım ya :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Anarşi!

Güzel kapak (%5): 5/5 
Dış kapağı eh ama cildine kitaptan bir alıntı işlemişler ve ben buna bayıldım!

Final puanı: 3,45

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Yörünge

Kitap Adı: Yörünge
Özgün Adı: Gravity
Kitap Yazarı: Tess Gerritsen
Çeviren: Cumhur Mısırlıoğlu
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 511
Baskı Yılı: 2015


Kitaptaki karakterin adı niye Emma Watson, başka isim mi kalmadı diye söylenip duruyordum :D Ama şimdi baktım da, kitabın çıkış tarihi 1990. Emma Watson'ın doğum tarihi de 1990. O yüzden Tess'in bir suçu yokmuş :D

Tess'i genelde tıbbi gerilimlerle tanırız, o yüzden bu kitap farklı bir deneyim oldu. Bir uzay gerilimi! Tess'in o tıbbi detaylarını çok sevdiğim için bu kitapla ilgili endişelerim vardı, beğenmem diye düşünüyordum. Ama Tess tabii ki doktorluğunu bu kitapta da konuşturmuş. Uzay yolculuğu, tıp, dünya dışı yaşam formları. Bu kitapta aradığım her şey var! :D



Emma Watson'ın da içinde bulunduğu astronot ekibi uzaya gidiyor işte. Yanlarında da bir çok devlet ve özel kurumun finanse ettiği deneyler falan var. Fareler, hormon deneyler, bir sürü şey. Bir gün farelerden biri hasta oluyor. Sonra astronotlardan biri hasta oluyor. Sonra gerilim başlıyor :D

Okuması oldukça keyifliydi benim için. Dediğim gibi uzay yolculuklarını okumayı çok severim. Bir de işin içine gerilim girince tadından yenmiyor :D Tess okumayı da özlemişim gerçekten. 


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Olayların arkasındaki şeye bayıldım :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Gayet akıcı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Gravity yerçekimi demek, yörünge ne mana? :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Eh işte.


Final puanı: 4,05

27 Mart 2016 Pazar

Toz (Repossession, #1)

Kitap Adı: Toz
Özgün Adı: Repossession
Kitap Yazarı: Sam Hawksmoor
Çeviren: Eda Aksan
Yayınevi: Martı
Sayfa Sayısı: 480
Baskı Yılı: 2016

Toz yeni çıktığında hemen sıcak sıcak elime ulaşmıştı. İlk gördüğümde kapağına hayran olmuştum. Arka kapaktaki şu yazı da oldukça ilgi çekici: Dönüp baktığında, ondan geriye bir avuç toz kaldığını gördü. Bu bir hayal miydi? Yoksa kabus mu?

Kitabın konusunun hiç böyle bir şey olmasını beklemiyordum. Ne olduğunu söyleyemeyeceğim çünkü arka kapakta yazmıyormuş, o yüzden spoiler olur :D Aslında düşününce o zaman konuyla ilgili hiçbir şey söyleyemeyeceğim. Ama okumayı sevdiğim, kesinlikle ilgilendiğim bir konu var kitabın içinde :D

Kitap 500 sayfa, epey uzun. Ama ben 3 günde bitirdim. Oldukça akıcı bir kitaptı. Okurken bir şeyler hissettim ama ne olduğunu kelimelere dökemiyorum. Hani böyle uzun zamandır bu kitapla birlikteymişim gibi. Ya da ne bileyim sanki film izliyormuşum gibi. Kitabın uzunluğu beni sanki içine aldı ve bir süredir onunla yaşıyormuşum gibi hissettirdi. Bu hissi sevdim. 



Dediğim gibi konuyla ilgili hiçbir şey söyleyemiyorum. Kitabı beğendiğimi söyledim ama sonu benim için bir sonraki kitabı okutturacakmış gibi bitmedi. Mesela Kül'ü bitirdiğimde, baya hemen o an, internete koşmuştum ve ikinci kitabı ebook olarak bulabilir miyim diye bakmıştım. Çünkü gerçekten çok bomba bir yerde bitmişti. Ama nedense bu kitabın sonu o kadar heyecanlandıramadı. 

Kitabın çevirisiydi, satışa sunulmasıydı falan derken muhtemelen bir yerlerde tesadüfen denk gelip alırım. Çıkar çıkmaz hemen okur muyum emin olamıyorum yani. Doğrusu serinin devamı gelir mi onu da bilemiyorum, Martı'ya sormak lazım :D

Bu arada yazar kitabı Kanada'da her yıl kaybolan ve bir daha haber alınamayan 12000 çocuğa ithaf etmiş. Çok hoşuma gitti. Neyse, birkaç güzel alıntı var, onlarla bitireyim:
*
Dokunamayız, seni hissedemem. Rüzgarı ya da yağmuru hissedemeyiz. Hiçbir şeyin kokusunu alamayız. Ve biliyorum, bu aptalca ama bir şeyleri hissedebilmeyi çok özlüyorum. Biz sadece varız. Bunu açıklayamam.
*
İçlerinde şeytanı gören var mıydı? Hayır. Peki ya Rahip Schneider? Bundan gerçekten şüpheliydi. Ama Genie, onların yüzlerinde şeytanı her gün görebiliyordu.
*
Diyelim ki birilerinin elinin altında trilyonlarca atomu saklayabilecek kadar güçlü bilgisayarları var. Yani bir e-posta dosyası gibi ışınlanabilmen için parçalara ayrılma sürecinde aynı zamanda yok olursun. Kasabanın diğer ucundaki yeni sen, sadece bir kopya olur ve her ileri gidişinde başka bir kopya yaratmış olursun. Bir bilgisayar aynı zamanda hafızanı da parçalara ayırıp saklayabilir mi? Hayal gücünü?

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Güzeldi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
500 sayfa 3 gün :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Oldukça güzeldi.

Orijinal isim (%10): 0/5
Yeniden Var Olma falan diye çevrilebilir sanırım :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağına hayranım! Orijinal kapaktan daha güzel. 

Final puanı: 4,15