7 Aralık 2018 Cuma

Yol (Matched, #2)

Kitap Adı: Yol
Özgün Adı: Crossed
Kitap Yazarı: Ally Condie
Çeviren: Emine Ayhan

Yayınevi: DeliDolu
Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2013

"Bizim oyukta neredeyse hiçkimse seksen yaşını görmez. Sizce buna değer mi? Yani hiç seçim hakkı olmamak ama bu kadar uzun yaşamak?"

Yol, Eşleme serisinin ikinci kitabı. Eşleşme'yi ne kadar sevdiysem Yol'da bi o kadar sıkıldım açıkçası. Distopyaların ikinci kitapları böyle geçiş kitabı oluyor, karakterler sürekli bir yerden bir yere gitmeye çalışıyorlar. Ama gerçekten sıkıcı yani :D

Eşleşme'nin yorumu epey uzun olmuştu ama burada yazacak hiçbir şey bulamıyorum. Zaten böyle ara kitaplarda spoiler olmasın diye konudan hiç bahsetmem. Bir de ek olarak, distopyalarda bu sorunu hep yaşıyorum galiba. İlk kitap giriş kitabı olduğu için kurulan dünyayı tam olarak göremiyoruz. Daha fazla şey öğrenmek istiyorum, etrafa biraz bakmak istiyorum derken de ikinci kitapta isyan başlıyor ve bununla birlikte gelen koşuşturmaca dünyayı iyice geri plana itiyor.


Bu kitabı okurken çok sıkılınca seriden de biraz uzaklaştım. O yüzden üçüncü kitaba başlamak yerine araya başka bir kitap aldım. Açıkçası seri nasıl sonlanacak diye hiç merak da etmiyorum ama bu kitapları unutmaya başlamadan önce son kitabı da okuyarak seriyi tamamlamayı planlıyorum. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ehhhh :D

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 2/5
Çok sıkıldım gerçekten. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 0/5
İlk kitap ehti ama bu kitapta tamamen uzaklaşmışlar :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapakları seviyorum, onlara laf yok :D

Final puanı: 2,45

Eşleşme (Matched, #1)

Kitap Adı: Eşleşme
Özgün Adı: Matched
Kitap Yazarı: Ally Condie
Çeviren: Emine Ayhan

Yayınevi: DeliDolu
Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2013

"Bence herkes kiminle eşleştirileceğini kendisi seçebilmeli", diyorum ikna edici olmayan, zayıf bir ses tonuyla.
"Bunun sonu gelir mi, Cassia?" diyor sabırlı bir sesle, "Bunun peşinden insanların kaç çocuk sahibi olacaklarınıa, nerede yaşayacaklarına veya ne zaman öleceklerine de kendilerinin karar vermesi gerektiğini mi söyleyeceksin?"

Ben Eşleşme'yi 2016'nın başlarında okumuştum aslında. Ama sonra bir şeyler oldu ve seriye devam edemedim. Sonra kitabı da elden çıkarmıştım. Ama bir süre önce Black Mirror'un Hang the DJ bölümünü tekrar izlemiş ve bu seri aklıma gelmişti. Yeniden okumak istediğime karar verip seriyi yeniden satın almıştım :D Sonuç olarak Eşleşme'yi tekrar okudum işte :D

Kitabı zaten çok sevdiğimi hatırlıyordum, şimdi yeniden okurken de yine çok sevdim. Eski yorumumu açıp baktığımda dünyayı çok sevsem de bir distopya için çok hareketsiz, aksiyonsuz ilerlediğimi söylemişim. Bu sefer okurken hiç böyle bir şey hissetmedim. Hatta o kadar ki bir gün içinde okuyup bitirdim kitabı. Su gibi akıp gitti yani.

Eşleşme bize çok güzel bir distopik dünya sunuyor. Bu dünyada her şey Toplum denen yönetim tarafından sunuluyor. Kimle evleneceksiniz, kaç yaşında evlenecek kaç yaşında çocuk yapacaksınız, hangi işte çalışacaksınız ve hatta ne zaman öleceksiniz... Hepsi Toplum tarafından belirleniyor. Daha da ötesinde, Toplum her şeyden iyi yüz tanesini seçmiş. Yüz Resim, Yüz Kitap, Yüz Şiir... Geri kalan her şey yok olup gitmiş. 


17 yaşına gelen gençler bir eşleşme töreninde Toplum tarafından uygun bulunan kişiyle eşleştiriliyor ve flört etmeye başlıyor. 21 yaşına geldiklerinde evleniyorlar. Galiba 27 yaşında da çocuk yapıyorlar. Araştırmalar ölmek için en uygun yaşın 80 olduğunu gösterdiği için de 80 yaşına gelen vatandaşlar ölüyor. Nasıl olduğunu kitapta öğrenirsiniz :D

"İnsanlar eskiden her sabah uyandıklarında kendilerine, "Bugün son günüm mü olacak?" diye sorarlardı ya da gece yatağa yattıklarında karanlığın içinden ertesi sabaha çıkıp çıkamayacaklarını bilmezlerdi. Bugünse, bizim için hangi günün karanlıkla biteceğini ve hangi gecenin bitmek bilmeyen, son gecemiz olacağını biliyoruz artık." 

Gerçekten keyifle okuduğum bir distopya oldu Eşleşme benim için. Hatta belki de o anki ruh halimden kaynaklı, acaba böyle yaşasak daha mı mutlu olurduk diye düşündüm. Bütün hayatınız doğdunuz andan itibaren planlı. Hiçbir şey için düşünmeye, karar vermeye, risk almaya gerek yok. Bilmiyorum, nasıl olurdu acaba? 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Çok sevdim ben. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Aynı gün içinde başlayıp bitirdim :D

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 4/5
Eşleşme değil Eşleşmiş aslında :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Serinin bir bütün olarak kapaklarındaki mesaj çok iyi bence. 

Final puanı: 4,9

2 Aralık 2018 Pazar

Ötediyar (Furthermore, #1)

Kitap Adı: Ötediyar
Özgün Adı: Furthermore
Kitap Yazarı: Tahereh Mafi
Çeviren: Selim Yeniçeri

Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 312
Baskı Yılı: 2018

Ötediyar cıvıl cıvıl kapağıyla elime geçtiğinden beri çok ilgimi çekiyordu. Ama arka kapağını okuyup Alice diye bir karakter görünce Alice Harikalar Diyarı'ndanın yeniden yazımı falan sandığım için uzak duruyordum. Çünkü sevmiyorum böyle yeniden yazımları :D Ama neyse ki öyle çıkmadı bu kitap.

Alice Ferenorman'da yaşayan küçük bir kız. Ferenorman rengarenk ve sihirli bir yer. Her yerde yüzlerce farklı tonda renkler görebiliyorsunuz. Ferenorman halkı sihirlerini topraktan alıyor ve hepsinin farklı yetenekleri var. Ama Alice öyle değil, Alice'in hiç rengi yok. Neden olduğunu kimse bilmiyor. Birkaç yıl önce de babası bir gün evden gitmiş ve hiç dönmemiş.


Çok uzun yıllar önceden tanıdığı Oliver bir gün Alice'e gelerek ona görevinde yardımcı olmasını istiyor. Ve bunun karşılığında babasının yerini bildiğini söyleyerek Alice'i ikna ediyor. Böylece Alice, Oliver ile birlikte hep efsanalerde duyduğu ve gerçekliğini yeni öğrendiği Ötediyar'a geçiyor. 

İnsan bazen tam böyle kitaplara ihtiyaç duyuyor. Özellikle kış aylarında. Yani en azından ben duyuyorum :D Hani böyle beni çok zorlamasın, okumaya başladığım an sarsın ve 2-3 saat keyifli vakit geçirerek bir çırpıda bitireyim kitabı. Bu kitap böyle bir amaç için ideal bence. Çok akıcı, hiç sıkmıyor ve güzel bir dünyası var. O yüzden tavsiye ediyorum! 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Gayet güzeldi.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Çok rahat okunuyordu. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun yoktu. 

Orijinal isim (%10): 5/5
İlginç bir çeviri ama daha iyisini düşünemiyorum :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı cıvıl cıvıl ya harika :D

Final puanı: 4,2

1 Aralık 2018 Cumartesi

Berlinli Apartmanı

Kitap Adı: Berlinli Apartmanı
Kitap Yazarı: Yaprak Öz
Yayınevi: Yitik Ülke Yayınları

Sayfa Sayısı: 239
Baskı Yılı: 2013

Yitik Ülke uzuuun zamandır denemek istediğim bir yayıneviydi ve Tüyap'ta Öz kardeşlerin iki kitabını alarak sonunda bu hedefimi gerçekleştirdim. Bu kitaplardan biri Yaprak Öz'ün Berlinli Apartmanı'ydı ve kendisi hem yayıneviyle hem de yazarla tanışma kitabım oldu.

Cinayet kitapları çeviren Oya, köklü bir apartman olan Berlinli Apartmanı'na taşınıyor. Her şey çok iyi, komşularla çok iyi anlaşıyor. Evi gerçekten çok seviyor. Ama sonra bir şeyler olmaya başlıyor. Apartmanda bazı tuhaflıklarla karşılaşıyor. Cinayet çevirilerinin de getirdiği dedektiflik ruhuyla bu olayları deşmeye başlıyor. 

Öncelikle, Yaprak Öz'ün tarzını çok sevdim. Okumaya devam etmek istiyorum kesinlikle. Ama bu kitap bir korku kitabı değil asla. İnsanlardan bu yönde yorumlar duymuştum, okurken çok korktuklarını çok gerildiklerini söylemişlerdi. O yüzden bir miktar hayal kırıklığı yaşadım.


Aslında kitabın ortalarına doğru gerçekten korku hissetmeye başlamıştım, hatta gerilip kitabı kapatmıştım. Yazar keşke oradan devam etseydi. Vampirler, hayaletler bizim için hiçbir zaman korkutucu değil bence, çünkü bizim kültürümüzden değiller. Ama işin ucunda cinler, Arapça yazılar, dualar falan olunca bu beni her zaman daha çok tedirgin ediyor. Çünkü bunlar çok aşina olduğumuz kavramlar ve insanı ister istemez "acaba" diye sorgulatıyor.

İşte yazar kitabı tam bu kıvama getirmişken yavaş yavaş odağını çevirmeye başladı. Bana ilk kez "bir kitaptan korktum" hissini yaşatacakken birden her şey mantık çerçevesinde açıklanmaya başladı. O kısımdan çok çok uzaklaşıldı ve finalde her şey çözüldü. Dolayısıyla benim gözümde harika bir korku olabilecekken tam bir polisiyeye dönüştü kitap.

Gerçekten güzel bir kitaptı. Oldukça akıcı bir dille yazılmıştı ve merak ederek okudum. Ama dediğim gibi tür olarak aradığımı bulamadım ben. Yine de Yaprak Öz'ün diğer kitaplarına da kesinlikle şans vereceğim. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Kurgu yukarıda bahsettiğim şekilde ilerleseydi mükemmel olacaktı.   

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Çok akıcı ve sürükleyiciydi, ona lafım yok. 

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Güzel kapak (%5): 3/5
Fena değil. 

Final puanı: 4,5