Bu iki satırı okumak için size gerekli olan bir kaç saniye içinde yeryüzünde 40 insan ve 700 milyon karınca doğmaktadır.
Kitap Adı: Karıncalar: Olağanüstü Bir Algılama Biçimi
Özgün Adı: Les Fourmis
Kitap Yazarı: Bernard Weber
Çeviren: Radi Başgut
Yayınevi: Arion
Sayfa Sayısı: 288
Baskı Yılı: 2002
Bu kitabı tam 9 günde bitirebildim. Çünkü vize haftamdı ve bir günde sadece minibüsteyken 10 sayfa falan okuyabildim. Cuma günü tam her şey bitti rahatladım derken Pazartesi teslim etmem gereken bir ödev çıktı ve onunla uğraştım. Bir de bu Perşembe bir sunumum var, onu hazırladım, bir sürü çeviri falan yaptım. O yüzden ancak bu yazıyı yazmaya vakit bulabildim :D Aslında kitabı Cuma günü bitirmiştim, ama yazısını şimdi yazabiliyorum.
Karıncalar'ı bana Vikitap'ta önermişlerdi. Güzel bilimkurgular neler, gibi bir başlık açmıştım, onun altında geldi bu öneri. İyi ki de gelmiş. Çevirisi rezalet olsa da kitabı gerçekten çok sevdim. Bence karıncalar başlı başına müthiş bir konuyken buna biraz da bilimkurgu katmak apayrı bir zevk vermiş.
Kitap tahmin edebileceğiniz gibi ana karakterleri insan olmayan kitaplardan. Daha önce bu formatta Kovan'ı okumuştum. O kitapta hep yakındığım şey arıların çok insanlaşmış olmasaydı. Neyse ki Karıncalar'da öyle bir sorun yok. Bildiğiniz karınca bunlar, gerçekten bir karınca nasıl yaşar, ne yapar, bol bol bunları okuyorsunuz. Öyle yataklarda uyuyan, yavrularını beşiklerde sallayan arılar gibi değiller :D
Biraz içerikten bahsedelim. Kitabın büyük çoğunluğunda karınca sitelerini, orada yaşayan karıncaları, bu sitelerin nasıl işlediğini falan okuyorsunuz. Ama ara ara bir evde yaşayan bir aileyi de görüyorsunuz. Jonathan, bu ailenin babası ve ölen dayısından onlara büyükçe bir ev miras kalıyor. Eşi ve çocuğuyla bu eve yerleşiyorlar. Ama ölen dayı Jonathan'a bir mektup bırakıyor:
"HER ŞEYE RAĞMEN ASLA MAHZENE GİTME"
Evlerinin mutfağında bulunan mahzenden bahsediyor tabii ki. Sonra Jonathan mahzene iniyor, günlerce oradan çıkmıyor, bazı inşaat malzemeleri, betonlar falan alıp orada bir şey yapıyor ve sonra bir gün mahzene iniyor ve bir daha asla geri dönmüyor. Bu mahzenin sırrını kitabın sonuna kadar öğrenemedim ve deli oldum :D
Bir de dayıdan kalmış bir bilmece var. Bu da kitabın son kısımlarına kadar çözülmüyor, ona da ayrı deli oldum :D Bilmece şöyle: "Altı kibrit çöpüyle dört eşkenar üçgen nasıl yapılır?" Edmond dayı bu bilmeceyi çözebilmek için bir ipucu da veriyor: "Farklı düşünmek gerek." Bilmeceyi çözebilen olursa yazının altına yorum atsın, bakalım kim çözecek? :D
Edmond Dayı karıncalarla çalışan bir bilim adamı olduğu için onun yazdığı kitaptan ara ara karıncalarla ilgili çok ilginç bilgiler de geçiyor. Kitap gerçekten güzeldi yani, okuduktan sonra karıncalarla ilgili bir kaç belgesel izlemeye karar verdim. Bu arada serinin ikinci kitabı sanırım tükenmiş, elinde olup bana göndermek isteyen olursa gönderebilir yani :D
Özgün konu ve kurgu (%35): 5/5
Karıncalar ve kitabın sonlarına doğru öğrendiğimiz olayla harika bir kitaptı!
Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Hem çeviriden dolayı akıcılığı azalmıştı. Hem de evde olanları çok merak ettiğim için karıncalı kısımlarda birazcık sıkıldım :D
Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 1/5
Hayatımda gördüğüm en berbat çevirilerden biri. Cümleler arasında zaman uyumu yok, geniş zamandan bir anda geçmiş zaman falan geçiyor. Noktalama işaretleri yanlış yerlerde kullanılmış ya da hiç kullanılmamış. Bölüm geçişleri bile belli değil, pat diye insanlardan karıncalara geçiyor :D
Orijinal isim (%10): 5/5
Yaşasın orijinal isimli kitaplar :D
Güzel kapak (%5): 3/5
Kapak güzel ya, fena değil.
Final puanı: 4,25
