29 Temmuz 2016 Cuma

Oda

Kitap Adı: Oda
Özgün Adı: Room
Kitap Yazarı: Emma Donoghue
Çeviren: Gül Çağalı Güven
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 291
Baskı Yılı: 2016


Oda oldukça ilginç bir kitaptı. Annesiyle birlikte bir odada hapis tutulan beş yaşındaki Jack'in ağzından okuyoruz kitabı. Jack'e göre oda bütün dünya. Orada doğmuş, orada yaşıyor, bir saniye bile Dışarısı'nı görmemiş. Zaten dışarıda da hiçbir şey yok. Televizyon'da gördüğü her şeyin de sahte olduğuna inanıyor. Tek ve gerçek dünya: Oda. 

Annesi Jack'e böyle öğretmiş her şeyi. Şimdiye kadar fena gitmemiş ama Jack büyüdükçe sorular sormaya başlayınca işler karışmaya başlıyor. 

Cidden ilginç bir kitaptı. Olayları 5 yaşındaki bir çocuğun gözünden görmemiz de oldukça ilginçti. Yaşlı Nick geldiğinde Jack'in yatak gıcırdatma dediği şey çok çarpıcıydı bence. Zaten her şey öyle. Aslında bu bir travma hikayesi. 



Bence bu kitabı mutlaka okumalısınız. Ama baştan söylemeliyim ki okuması zor bir kitap. Hatta bence bu kitabın üzerine makaleler, incelemeler yazılır. Hem annenin hem de Jack'in psikolojisi ile ilgili sayfalarca analizler yapılabilir. Oda bana birazcık Çatı'yı da anımsattı, o da böyle zor, rahatsız edici bir kitaptı.

Filmini izleme fırsatı bulamadım henüz ama onu da çok merak ediyorum. Bu arada kitap New York Times tarafından 2010'un en iyi 10 kitabından biri seçilmiş.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 5/5
Cidden iyiydi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Konu olarak zor olduğu için süper akıcı olduğunu söyleyemem. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Güzeldi.

Orijinal isim (%10): 5/5
Room. 

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapağını sevdim ben.  

Final puanı: 4,5

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Alice Hakkındaki Gerçek

Kitap Adı: Alice Hakkındaki Gerçek
Özgün Adı: The Truth About Alice
Kitap Yazarı: Jennifer Mathieu
Çeviren: Boran Evren
Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 259
Baskı Yılı: 2016


Ben bu kitabı acayip merak ediyordum. Yabancı paylaştığında kapağını da çok sevmiştim, zaten orijinal kapağı kullanmıştır. Ama konu olarak böyle bir şey beklemiyordum, ben biraz daha gerilim korku falan beklemiştim :D


Kitap bir lise öğrencisi olan Alice hakkında. Bir arkadaşının verdiği partide iki farklı erkekle yattığı dedikodusu yayılıyor. Bir de bu erkeklerden biri kısa süre sonra araba kazasında ölüyor ve bundan da Alice sorumlu tutulunca hayatı iyice altüst oluyor.


Biz de dört farklı karakterin Alice hakkındaki düşüncelerini ve olayları öğreniyoruz. Partiyi veren kız, Alice'in en yakın arkadaşı, araba kazasından kurtulan çocuk ve Alice'in "inek tipli" yan komşusu. 



İnanılmaz akıcı bir kitap. Zaten 260 sayfa ama bölüm geçişlerinden dolayı boş sayfalar da var, o yüzden cidden tek oturuşluk kitap :D Hikaye olarak ne denir bilmiyorum, Alice' yapılanlar çok zalimceydi. Akran zorbalığı önemli bir konu, kitabın bunu konu almasını sevdim. Zaten Alice şöyle diyor:

"İnsanlar bir günde adi ve zalim olmuyorlar. Bu, insanın doğasında yok. Ancak onlara yeterli zaman verirseniz sonunda dünyanın en kalp kırıcı şeylerini yaparlar."


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Daha önce hiç bu konuda bir şey okumamıştım sanırım, o yüzden iyiydi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Çok çok akıcı. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Yabancı'nın mükemmel baskıları :D

Orijinal isim (%10): 5/5
Yeey! :D

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapağı çok beğendim ben. 

Final puanı: 4,65


22 Temmuz 2016 Cuma

Yüzleşme (Fairfax, #2)

Kitap Adı: Yüzleşme
Özgün Adı: Unhinge
Kitap Yazarı: Calia Read
Çeviren: Arzu Altınanıt
Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 401
Baskı Yılı: 2016


Bir daha, bir daha söylüyorum. Benim Kördüğüm'e olan hayranlığımı duymayan bilmeyen kaldı mı? :D İşte sonunda serinin ikinci kitabını ellerimde tutuyorum. Tabii ki gelir gelmez okudum. Hemen bir açıklama, bu kitap Kördüğüm'ün devamı değil. Serinin adından da anlaşılabileceği gibi Fairfax kliniğindeki bir başka hastanın hikayesini anlatıyor. Ben pek hatırlayamadım ama ilk kitapta bebekli bir kadın varmış ya, Annecik mi ne, işte onun hikayesi :D

Yüzleşme yine çok heyecanlı ve inanılmaz sürükleyici bir kitaptı. Ama şunu söylemeliyim, bence bebekle ilgili mesele ilk sayfadan itibaren bağırıyordu :D Konuya ve mekana aşina olduğumdan mı bilemiyorum ama bence çok belliydi yani. Okuyan ve böyle düşünen varsa bana yazsın :D



Arka kapakta şöyle çarpıcı bir yazı var:

Adımın Victoria olduğunu söylüyorlar. Yirmi yedi yaşında olduğumu ve altı aydan fazla bir süredir bu akıl hastanesinde olduğumu söylüyorlar. Kocamın öldüğünü söylüyorlar. Ama kocam her gün beni ziyaret ediyor. Onlar istediklerini söylesinler, geçmişin düğümlerini çözüp gerçeği ortaya çıkarmanın zamanı geldi.

Konunun çekiciliğine, beni al beni al diye bağırmasına bakar mısınız? :D İşte böyle Victoria'nın hikayesini okuyoruz. Tıpkı ilk kitaptaki gibi biraz Fairfax günlerini biraz da olayların yaşandığını geçmişinden parçaları okuyoruz. 

Sonunda yine bombalar patladı. Ama ben tam olarak ne olduğunu anlayamadım :D Tam netleştiremediğim kısımları oldu ve ilk kitaptan bir tık daha az şaşırdım. Ama yine de çok güzeldi. Bir kitabı daha var serinin ama henüz yazılmamış sanırım çünkü Goodreads'de adı gözükmüyor.

Bu seriyi kesinlikle okumalısınız!


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Sonunu netleştiremediğim ve biraz daha az şaşırdığım için.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 5/5
Su gibiydi kitap. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 4/5
Birkaç yazım hatası takıldı gözüme. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Maalesef :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Güzel bence. 

Final puanı: 4,05

21 Temmuz 2016 Perşembe

Puslu Kıtalar Atlası

Kitap Adı: Puslu Kıtalar Atlası
Kitap Yazarı: İhsan Oktay Anar
Yayınevi: İletişim
Sayfa Sayısı: 238
Baskı Yılı: 2015


Ben bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum aslında. Ama kitabı artık almamı sağlayan şey Arka Kapak dergisinin Haziran sayısı oldu. Çünkü bu sayıda İhsan Oktay Anar'ı dosya konusu olarak işliyorlar ve hem yazar hem de kitapla ilgili çok güzel yazılar var. 

Ben de işte geçenlerde sahafa gittiğimde aldım bu kitabı ve okudum. Tam olarak ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum. İlginç ve karışık bir kitaptı. Zaten dönem olarak Osmanlı'yı (?) anlattığı için eski bir dile sahip, bir de kitap 1995'te yazılınca bir kat daha eskilik gelmiş :D Dolayısıyla hızlıca okunan bir kitap olmadı benim için. 



Konu olarak da çok anlatılabilir bir içeriğe sahip değil bence. Farklı hikayeleri anlatıyormuş gibi görünse de hepsi bir yerden birbirine bağlanıyor. Ama temel olarak Uzun İhsan Efendi'nin düşüncelerini alabiliriz herhalde. Kendisi bütün dünyanın kendi hayallerinin ürünü olduğunu söylüyor. Çevresindeki her insan o hayal ettiği için var, bir olayın gerçekleşmesini yalnızca hayal ederek sağlayabilir. Şöyle diyor:

"Gördüğün her şey benim düşüncemden ibaret. Bunu sakın unutma. Zihnimle bütün olaylara yön verebilirim. Eğer ister ve düşünürsem, şu gemiyi içindekilerle birlikte yok edebilirim."

Kitabı alırken çok beğenmeyi istemiştim. Öyle olduğunu söyleyemiyorum. Bilmiyorum belki de tam olarak anlayamadım kitabı :D Güzeldi evet ama okuması zordu. Ben her zaman su gibi akıp giden kitaplar okumaya alıştığım için bu garip geldi bana :D

Kitabı içinde biraz anti maddeyle, zaman yolculuğu ile de ilgili şeyler vardı, bunlar güzel detaylar. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi.


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 3/5
Dili itibariyle akıcılığı azaldı benim için.

Basım kalitesi (%5): 5/5
Güzel.  


Güzel kapak (%5): 3/5

Kapak ne mana anlamadım :D

Final puanı: 3,5


18 Temmuz 2016 Pazartesi

Havva'nın Üç Kızı

Kitap Adı: Havva'nın Üç Kızı
Kitap Yazarı: Elif Şafak
Yayınevi: Doğan Kitap
Sayfa Sayısı: 418
Baskı Yılı: 2016


Ben Elif Şafak'tan yıllaaar önce Araf'ı okumuştum yalnızca. 6-7 yıl oluyor belki. O yüzden çok sıkı bir takipçisi değilim yani. Ama bu kitabı ilk çıktığı andan itibaren merak ettim, bir an önce okumak istedim. 

Okuduğum için memnun olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Benim tarzımı biliyorsunuz, bolca fantastik, bilimkurgu, gerilim, polisiye falan okurum. O yüzden ara sıra onlardan uzaklaşıp böyle şeyler okumak bana iyi geliyor. 

Kitapta Peri'nin hayatını okuyoruz. Bugününü, çocukluğunu ve üniversite yıllarını. Peri biraz arada kalmış biri, kendisine "mütereddit" diyor. Çok koyu dindar bir anne ve materyalist bir baba tarafından yetiştirildiği için net fikirleri yok. 

Oxford'da okurken Havva'nın diğer iki kızı olan Şirin ve Mona ile tanışıyor. En yakın arkadaşları. Onların da biri çok dindar, biri inançsız. 



Kitabı günde ortalama 150 sayfa okuyarak 3 günde bitirmeyi planlıyordum. Vardır benim böyle takıntılarım :D Ama Peri'nin üniversite yıllarında bir sır var, oradaki bir hocasıyla bir şeyler olmuş. Bunu çok merak ettiğim için dün geceyarısına kadar falan okuyup bitirdim kitabı. 

Güzeldi gerçekten. Toplumla, kadınla, dinle ilgili çok güzel sorgulama ve çıkarımlar var kitapta bolca. Bir sürü post-it koydum, altlarını çizdim hoşuma giden yerlerin. Okumanızı tavsiye ediyorum bu kitabı. Arka kapakta da şöyle yazıyor:

Havva'nın Üç Kızı Türkiye ile Avrupa, dün ve bugün arasında gidip gelen güncel bir hikâye anlatıyor.Yüzyılımızın en çok tartışılacak konularından birini kışkırtıcı kahramanlar aracılığıyla ele alan, temposu hiç düşmeyen, kolay kolay unutamayacağınız bir roman.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Güzeldi.


Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Akıcıydı.


Basım kalitesi (%5): 5/5
Bu da güzel. 


Güzel kapak (%5): 5/5
Kitabın bir de dikey kesitlere sahip bir kapağı var. İkisi de güzel. 

Final puanı: 4,6