30 Aralık 2018 Pazar

Bir Skandalın Anatomisi

Kitap Adı: Bir Skandalın Anatomisi
Özgün Adı: Anatomy of a Scandal
Kitap Yazarı: Sarah Vaughan
Çeviren: Güneş Becerik Demirel
Yayınevi: Yabancı
Sayfa Sayısı: 368
Baskı Yılı: 2018


Bir Skandalın Anatomisi Yabancı'nın en yeni kitaplarından biri. Ben bir suç işlendikten sonraki kovuşturma ve dava sürecini okumaya tek kelimeyle bayılıyorum. Ama nedense bu yıl hiç okumadım böyle bir kitap galiba, o yüzden bu kitabı büyük keyifle okudum. 

James bir bakan, galiba İngiltere'de. Ekibindeki kadınlardan biriyle karısını aldatıyor ve bu bir şekilde duyuluyor. Sonra haber olarak patlıyor tabii ama James bir şekilde çok pişman olduğunu, geçici bir heves olduğunu falan söyleyip bu işten yakasını sıyırıyor. Fakat sonra aynı kadın tarafından kendisini tecavüz ettiği iddiasıyla suçlanıyor ve hakkında dava açılıyor. Biz de bu dava sürecini okuyoruz. Olayların çoğunu da madurun avukatı Kate'in gözünden görüyoruz.



Bu kitabı okurken hayatımda en az bir kere jüri olmayı deneyimlemek istediğimi fark ettim. Bildiğiniz gibi birçok ülkede jürilik bir vatandaşlık görevi. Mahkemeye gidip iki tarafın savunmalarını dinliyorsunuz ve taraflar hakkında bir karar veriyorsunuz. Özellikle tecavüz gibi bir suçta üzerinizdeki yük inanılmaz büyük. Ya birinin işlemediği bir suçla ceza almasına sebep olacaksınız ya da tecavüzcüyü suçsuz bularak bu travmayı yaşamış madurun hayatını daha kötü hale getireceksiniz.

Dava sürecini okumak keyifliydi ama kitabın sonu beni pek tatmin etmedi. Hem istediğim gibi bitmedi hem de biraz açık bitti. Öyle ki, kitap bittiğinde sanki yeni başlıyordu. Ortalama bir kitaptı yani, önerebilirim ama çok büyük beklentileriniz de olmasın.


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ehhh.

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Bu da ehh :D 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Olmuş :D

Güzel kapak (%5): 3/5 
Yaaani fena değil :D

Final puanı: 3.3

Münzevi (Solitaire, #1)

Kitap Adı: Münzevi
Özgün Adı: Solitaire
Kitap Yazarı: Alice Oseman
Çeviren: Ayten Emili
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 360
Baskı Yılı: 2018


Hikayelerimden mutlaka görmüşsünüzdür, bir süre önce Nihan sayesinde Heartstopper isimli bir çizgiromanla tanıştım ve çok sevdim. O kadar çok sevince yazarı araştırmaya başladım ve kitapları olduğunu öğrendim. Sonra da bu kitaplardan birinin Pegasus tarafından Türkçeye çevrildiğini de öğrenince hemen o kitabı aldım tabii ki :D Şimdi baktım da kitap çok yeni çıkmış zaten, henüz bir ay bile olmamış.

Kitap güzeldi ama çok kafamı karıştırdı. Yazar neden yapmış, nasıl yapmış bilmiyorum ama çizgiroman ve kitap arasındaki zaman çizgisini karıştırmış. Kontrol ettiğimde kitabın yayım tarihi 2014, çizgiromanın başlama tarihi 2016 olarak görülüyor. Çizgiromanda Nick ve Charlie yeni tanışıyor, ilişkileri başlıyordu. Kitapta ise zaten birlikteler. Dolayısıyla yakın zamanları anlattığını düşünüyor insan doğal olarak. 

Ama karakterler birbirinden dünyalar kadar farklı. Çizgiromanda Charlie gayet mutluydu, güzel ve oldukça destekleyici bir anne babası vardı. Tori çok gözükmese de onunla ilgili de farklı bir durum yoktu. Fakat kitapta herkes derbeder halde. Tori dünyanın en depresif insanı. Charlie'de ne sorun var hiç anlamadım, kendini kesiyor hastanelik oluyor falan. Anne deseniz apayrı bir dünya, çocukları hiç umrunda bile değil ve bunu açıkça söylüyor. Yazarın neden bunu yaptığını gerçekten anlayamadım.


Konuya dönecek olursak, olaylar Tori'nin etrafında dönüyor. Çok mutsuz, hiç arkadaşı yok, hayattan en ufak bir keyif bile almıyor. Ama bir gün okulunda Solitaire diye bir oluşum baş gösteriyor. Okul bilgisayarlarını hackleyip mesajlar falan yayınlıyorlar. Bu grubun kim olduğunu öğrenmeye çalışırken Michael Holden isimli bir çocukla tanışıyor.

Sonra da olaylar gelişiyor işte. Tori'nin hem Solitaire'i keşfetmesini hem de Michael ile ilişkisini okuyoruz. Kitap bu haliyle de güzeldi ama Heartstopper'ın o etrafa mutluluk saçan havasından sonra bu depresiflik beni biraz şoka uğrattı. Bu karakterleri daha çok sevmek istiyorsanız çizgiromanı kesinlikle okumalısınız! Ben telefonumdaki Tapas isimli uygulamadan okuyorum, internette başka yerlerde de var bakabilirsiniz.

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 4/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 4/5
Gayet hızlı ve kolay okunabilir. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim.

Orijinal isim (%10): 3/5
Solitaire-Solitary ilişkisinden ötürü böyle bir çeviri yapmışlar :D 

Güzel kapak (%5): 5/5 
Kapak çok tatlı :D 
Final puanı: 4

26 Aralık 2018 Çarşamba

Uzaktan Kumandalı Kız

Kitap Adı: Uzaktan Kumandalı Kız
Özgün Adı: The Girl Who was Plugged in
Kitap Yazarı: James Tiptree Jr.
Çeviren: Begüm Kovulmaz
Yayınevi: İthaki
Sayfa Sayısı: 72
Baskı Yılı: 2018


İthaki'nin bilimkurgu klasikleri serisini büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Uzaktan Kumandalı Kız da bu serinin yeni çıkanlarından. Kısa olduğu için bir çırpıda okurum diyerek elime almıştım geçenlerde.

Konusu aslında çok güzel. Ürünün nasıl kullanılacağını anlatan basit videolar dışında bir tüketiciyi ürünü almaya teşvik edecek her türlü reklamın yasaklandığı bir dünyayı okuyoruz. Ama şirketler tabii ki bunun için farklı yollar deniyorlar. Kendi yarattıkları ikonik insanların hayatlarına bir anlamda ürün yerleştirme yapıyorlar.

Bu kapsamda da vücudu deforme olmuş P. Burke, kendini Delphi ismindeki bu reklam yüzünün vücudunda buluyor. P. Burke bir kapsüle sokuluyor ve o kapsülün içinden Delphi'yi kontrol ediyor, onun hayatını yaşamaya başlıyor. Ve sonra bir şeyler oluyor işte :D


Dediğim gibi konuyu gerçekten çok sevdim ama yazarın üslubunu sevemedim. Ben böyle okuyucuyla sohbet havasında, araya girip bölen yazım tarzlarını sevmiyorum. O yüzden yazarın dili bu anlamda hoşuma gitmedi. Bir de kitap çok kısa. Bu kadar güzel bir konuyu işlemek için asla yeterli değil sayfa sayısı. O yüzden de pek keyif alamadım okurken.

Kitabın başında Ursula K. Le Guin'in bir giriş yazısı var ve burada yazarın aslında kadın olduğundan ve çeşitli sebepler yüzünden erkek takma adıyla yazdığından bahsediyor. Bunu bilmiyordum ve okuyunca çok şaşırdım. 

Sonuç olarak böyle kısacık bir kitaptı işte. Daha çok sevebilmeyi isterdim ama ortalama oldu benim için :D 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Ortalamaydı :D 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Kısalığına rağmen çok akıcı değildi benim için. 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 0/5
Üzgünüm :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak fena değil. 

Final puanı: 2.85

24 Aralık 2018 Pazartesi

Karanlık Köy

Kitap Adı: Karanlık Köy
Kitap Yazarı: Gürgen Öz
Yayınevi: Yitik Ülke Yayınları

Sayfa Sayısı: 264
Baskı Yılı: 2016

Karanlık Köy'ü Tüyap kitap fuarı zamanında Yitik Ülke'den tanışma kitabım olarak almıştım. Bundan önce Yaprak Öz'ün Berlinli Apartmanı'nı da okumuştum. Bir kıyaslama yapmak gerekirse Karanlık Köy daha güzeldi bence :D

Kitap, Trabzon'da geçiyor. Belgesel filmleri çeken Murat, kameramanı Kerem ile birlikte Sümela Manastırı ile ilgili bir belgesel çekmek üzere Trabzon'a gidiyorlar. Burada onlara rehberlik yapan Serhat, Karanlık Köy'den bahsediyor. Uzun zaman önce bir gecede köyde yaşayan tüm insanlara bir şey olmuş ve çoluk çocuk demeden herkes birbirini öldürmüş. Resmen bir gecede tüm köy katledilmiş. O zamandan beri de köy öyle terkedilmiş şekilde duruyormuş. Belediye bile köye girip düzenleme yapmamış çünkü köyde garip şeyler olduğu söyleniyormuş.

Serhat bunları anlatınca Murat'ın çok ilgisini çektiği için orada da çekim yapmak istiyor. Serhat "ben orada bir şeyler yaşadım, tekrar gitmem." deyince de Murat'ın iyice merakı artıyor. Ve biz de yolculuk öncesini, yolculuğu ve köyde yaşadıklarını okuyoruz kitapta.


Hayatım boyunca seri katiller, kanlı vahşetler, psikolojik gerilimler içeren onlarca kitap okudum ama asla böyle şeylerden korkmam. Kitabı elimde tuttuğum için gerçek olmadığını her zaman hissedebiliyorum ve hiçbir zaman o korku duygusunu yaşamıyorum. 

Ama bu kitapta biraz gerildim. Yani, bize yakın şeyler beni korkutmasa da daha çok geriyor. Bir yanım "saçmalama, sen psikolojik danışmansın böyle şeylere nasıl inanırsın" derken bir yanım "gerçek olabilir mi acaba" diye sormadan edemiyor. Ve bu yüzden de benim kafama silah dayasanız yine de böyle söylentiler olan bir yere gitmem, adımımı bile atmam :D Sonuç olarak, kitabın bana yaşattığı bu gerginlik hissini sevdim. Türk işi korku kurgusu okumak isterseniz size de tavsiye ederim. 

Özgün konu ve güzel bir kurgu (%40): 4/5
Gayet güzeldi. 

Sürükleyici ve akıcı olma (%50): 5/5
Kitap aşırı sürükleyici, neler olacağını çok merak ettim.  

Baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Güzel kapak (%5): 3/5
Ehhh, bir esprisi yok bence :D

Final puanı: 4,5

23 Aralık 2018 Pazar

Pençe (Talon, #1)

Kitap Adı: Pençe
Özgün Adı: Talon
Kitap Yazarı: Julie Kagawa
Çeviren: Tuğçe Kayıtmaz
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 400
Baskı Yılı: 2018


Pençe, Tüyap zamanı kendime liste hazırlarken ilgimi çekmişti. Tabii konu okuma adetim asla olmadığı için adı ve kapağına bakıp listeme eklemiştim. Sonra fuarda standda arkasını okudum ve kitabın ana karakterinin bir ejderha olduğunu öğrendim. İŞTE BANA BUNLARLA GELİN dedim ve kitabı hemen aldım :D

Ejderhalar benim en en en çok sevdiğim fantastik yaratık galiba ve onlarla ilgili bir şey okumayı da çok seviyorum. Bu kitaptaki ejderhalar biraz farklı tabii. Ember ve Dante ejderhalarda çok nadir olan bir durum sonucunda aynı kuluçkada doğmuşlar. Dolayısıyla ikiz sayılıyorlar. Ve tüm ejderhalar gibi insan formuna dönüşerek insanların arasına karışıyorlar. İkisi de bağlı oldukları Pençe isimli örgüt tarafından iki ergen olarak bir tatil beldesine gönderiliyorlar. Bu onların sınavı, sınavı geçerlerse göreve hazır oldukları anlaşılacak ve örgüt içindeki gerçek konumlarını alacaklar. 



Bir yanda da ejderhaları avlayarak tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan silahlı bir özel harekat birimi var. Garrett de bu örgütün bir askeri olarak, iki ejderhanın geldiği haberini aldıkları için bu tatil beldesine gönderiliyor. Biz de Ember ve Garrett'in birbirini keşfetmesini ve yaşadıklarını okuyoruz özete.

Açıkçası okurken biraz sıkıldım. Bana o beklediğim keyfi veremedi. Düşününce bunda biraz ejderhaların insan formunda olması meselesi etkili olabilir. Ben istediğim kadar ejderha göremedim yani :D Ama sonu gerçekten güzel bitti ve devamını merak ettirdi bana. O yüzden yayınevi hızlıca çıkarırsa ben de alır okurum diye düşünüyorum :D


Özgün konu ve güzel bir kurgu (%35): 3/5
Fena değildi. 

Sürükleyici/Akıcı olma (%45): 3/5
Akıcıydı ama öyle harika sürükleyici de değildi :D 

Çeviri ve baskı kalitesi (%5): 5/5
Bir sorun görmedim. 

Orijinal isim (%10): 5/5
Bir sorun yok :D

Güzel kapak (%5): 4/5 
Kapak kendini sattırıyor bence :D

Final puanı: 3.35